Anahtar kelimeler: Davatalep Araçlı Arkadan Eylemden Tarafsız Çarpması Kazaya Ekspertiz Kasko Kazada

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.09.2022 tarihinde meydana gelen çok araçlı trafik kazasında davalılardan ---- sevk ve idaresindeki aracın arkadan çarpması sonucu zincirleme kazanın gerçekleştiği, bu kazada davacı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı aracın zarar gördüğünü, kazaya ilişkin ekspertiz raporuna istinaden davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya başlangıçta 56.703,60 TL ödeme yapıldığı, daha sonra sigortalının Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurusu üzerine toplam zarar miktarının 62.626,42 TL olarak belirlendiği ve aradaki fark ile birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de ödenmesi nedeniyle davacı şirketin ek ödeme yaptığını, bu kapsamda, tahkim kararı doğrultusunda icra takibi sonucu 17.513,93 TL daha ödeme yapıldığını, davalı araç için zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan-----. tarafından toplamda 56.654,68 TL ödeme yapılmış olmakla birlikte, tahkim kararı sonrasında ortaya çıkan bakiye ödemenin karşılanmadığı, bu nedenle davacı sigorta şirketinin Türk Ticaret Kanunu’nun halefiyet hükümleri uyarınca sigortalısının haklarına geçerek sorumlulara rücu hakkını kullandığını, bu doğrultuda davacı tarafından ----İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalıların haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk sürecinin de anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine işbu davanın açıldığı ifade edilerek, yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, ayrıca alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, bunun yanında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
:Davalı - vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı ----. davacı sigorta şirketinin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öncelikle, davalı şirketin davaya konu zarar bakımından gerekli ödemeleri yapmış olması nedeniyle kendisine yöneltilebilecek bir talep kalmadığını, bu sebeple pasif husumet yokluğu bulunduğunu, davalı, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak sigortalı araç için düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu limit dahilinde hem hasar hem de değer kaybına ilişkin ödemelerin yapıldığını ve hatta Sigorta Tahkim Komisyonu kararı doğrultusunda bakiye değer kaybı dahil tüm ödemelerin tamamlanmasıyla poliçe teminat limitinin tüketildiğini, bu nedenle, sigorta şirketinin artık herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, ayrıca, sigorta hukukunun niteliği gereği sigortacının yalnızca gerçek zarar kadar ve poliçe limiti çerçevesinde sorumlu olduğu, limit üzerindeki kısımlar ile fer’ilerden sorumlu tutulamayacağı vurgulandığını, bu kapsamda davacının rücu talebinin hukuka aykırı olduğu ileri sürüldüğünü, icra inkar tazminatı yönünden ise, davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olduğu, zira borcun bulunmadığı ve poliçe limitinin tüketildiği savunulmakta; bu nedenle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, davalı, öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle, aksi halde poliçe kapsamında sorumluluğun sona ermiş olması sebebiyle davanın esastan reddini, ayrıca icra inkâr tazminatı talebinin de reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini beyan ve talep etmiştir.CEVAP /TALEP
: Davalı gerçek kişilere usulüne uygun olarak tensip zaptı ve dava dilekçesi ekli davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermedikleri, duruşmalara katılmadıkları gibi kendilerini vekille temsil de ettirmemişlerdir.DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ----. İcra Dairesinin ------ Esas Sayılı Dosyası , Nüfus Kayıtyarı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Kaza Fotoğrafları, ------ Birliği Trafik Tescil Kayıtları, İMMS ve ZMMS Sigorta Poliçeleri, Hasar Dosyası ve Ekspertiz Raporu, Banka Dekontları, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararları,---- İcra Dairesinin -----Esas Sayılı dosyası, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR:Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472/1 maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin dava dışı kasko sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigortalısına ödediği hasar onarım tazminatının, sigortalısı araç sürücüsünün kusuruna bağlı olarak 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi ile davalı malik/işleten ve aynı zamanda 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu davalı sürücü tarafından müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi amacıyla rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazlar nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazların iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşvik yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinn beyanına göre tarafların sulh yolunu tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri ve delillerin incelenmesi tamamlanmış, karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. Bu durumda somut olayda davacının aktif dava ehliyetinin ve davada hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m. 1472/1. maddesinde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK'nın █████/2019 tarih ve----- sayılı kararı). Davalı sigorta şirketi, davaya konu icra takibini sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur. ( Yargıtay İBK’nun █████/1944 tarih ve----- sayılı kararı )Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre kasko poliçesi kapsamında sigortalının zararını karşılayan sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve ödediği bu tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden üçüncü kişinin kusur oranına isabet eden bedel nispetinde zarara neden olan ve sigortacısına rücu edebilir. Üçüncü kişinin sorumluluğu kusur esasına dayalıdır. Dolayısıyla davacının ileri sürdüğü zarardan davalının sorumlu tutulabilmesi için davalının kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışının bulunması gerekir.Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. TBK'nin 50.maddesi TTK'nin 1427 vd maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalılar gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay ----- Sayılı ilamları ) Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde ise , "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (----sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; █████/2020 tarihinde saat 20.45 sularında --- ili, --- ilçesi, --- Mahallesinde davacı sigorta şirketine kaza tarihini kapsar şekilde █████/2021-2022 başlangıç bitiş tarihli genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan ----- plakalı hususi otomobile, davalı sigorta şirketine kaza tarihini kapsar şekilde █████/2021-2024 başlanğıç ve bitiş tarihli araç başına 43.000,00 TL (100.000,00 TL) limitli ZMMS poliçeli ----- plakalı hususi otomobilin arkadan çarpması ve sigortalı aracında çarpmanın etkisiyle önündeki araca ve onun da önündeki araca çarpması şeklinde zincirleme olarak maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği dosya kapsamı ve özellikle KTK' nin 81/2 maddesi gereğince sürücüler tarafından düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı gereğince sabit görülmüştür. Davacı şirket kasko sigortalısının aracında meydana gelen hasar onarım bedelini ekspertiz raporu ve uyuşmazlık hakem kararı doğrultusunda dosyaya sunulan ekspertiz raporu ve banka dekontlarından anlaşıldığı üzere sigortalısına/vekiline ödemiş ve davalı sigorta şirketi tarafından ödenen miktar tenzil edilerek davalı sigorta şirketinin sigortalısı araç sürücüsünün kazada kusurlu olduğu iddiası ile davalılardan rücuen tahsili için ----İcra Dairesinin ----- Esas Sayılı Dosyası üzerinden geçerli bir icra takibi başlattığı görülmüştür. Yapılan işbu icra takibine karşı davalı-borçlular tarafından süresi içinde genel ve soyut nitelikte itirazlar ileri sürülmesi üzerine takibin durduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde zararın tazmini için işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin maddi hukuk yönünden meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, hasar ve onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespiti ile hasara havi zararın ortaya çıkarılması halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır. Mahkememizce iddia ve savunma kapsamında mevcut deliler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre öncelikle kaza tespit tutanağına göre davacıya sigortalı aracın hareket halinde olduğu ve davalıya sigortalı davalı araç sürücüsü ----- takip mesafesini koruyamayarak arkadan çarptığı olayda esasen kusuru ilişkin bir itiraz ve veya tartışma bulunmadığı, bu durumun kesin nitelikteki uyuşmalık hakem kararı ile de sabit olduğu gibi mahkememizce de davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada %-100 oranında ( TBK'nin 74, HMK'nin 266/1, 198, Yargıtay ------ Davacıya sigortalı araç için yapılan hasar onarım bedeline gelince; davacının/sigortalının gerçek zararının karşılanması gerektiği ilkesinden hareketle sigortalıya ödenen miktarın esasen ekspertiz raporuna ve hakem kararına dayandığı, sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiş olup, Sigortacılık Kanunu'nun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun █████ fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun █████ fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belge olduğu kabul edilmiştir. Buna göre davanın asıl taraflarının sigorta şirketleri olduğu, sigortacılık mevzuatı ve usul hükümleri birlikte değerlendirildiğinde mevcut veri ve delillerle uyuşmazlığın tam ve kesin olarak aydınlandığı, taraflar arasında esasen çekişmeli bir vakıa bulunmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporu alınması dahil başkaca tahkikat işlemine gerek görülmemiştir. Mamafih, dosyaya mübrez belge, bilgi, kaza yeri ve kazalı araç fotoğrafları, davacıya sigortalı aracın marka ve modeli , delil niteliğindeki ekspertiz raporuna, hakeme kararına ve icra dosyasına göre kazaya bağlı olarak ortaya çıkan hasar onarım bedeline ilişkin zarar miktarının günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre piyasa rayiçlerine uygun ve kadri maruf bulunmuştur. Filhakika, gerçekleşen işbu durumlara göre yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davalı sigorta şirketine sigortalı davalı sürücünün tespit ve tayin olunun kusur durum ve oranı nazarında sorumlu tutulması ilkesi gereğince davacının gerçek zararının ZMMS sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketi, malik-işleten ve sürücü tarafından müteselsil olarak tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Ne var ki yapılan yargılama ve savunmaya göre davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti kadar olduğu ve limitin hakem kararı, icra ve ödeme belgelerine göre tükendiği anlaşılmıştır. Bu veçhile evveliyetle davanın davalı ---- esastan reddine karar verilmesi zorunlu olmuştur. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TTK, 1472/1 gereği TBK,49, 50/1, 74, KTK, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , 90, 91/1 maddeleri, İMMS ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ve HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle, taleple bağlılık ilkesine göre davacının zarar gören sigortalısına yaptığı ödeme tarihi itibarıyla oluşan temerrüt tarihi, işlemiş ve işleyecek faizin türü ve oranı, teminat limiti hususları da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın davalılar ---- ve ---- yönünden ise kabulü ile 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince işbu davalı-borçlu gerçek kişilerin ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin bunlar yönünden aynen devamına karar verilmiştir.2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu olayın temelinin trafik kazası şeklinde vuku bulan haksız fiilden kaynaklanması, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve hüküm sonucuna yapılan yargılama, hasar ve onarım bedeline ilişkin düzenlenen ekspertiz raporu ve hakem kararı gibi bir kısım bilgi ve belgenin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda ulaşılması nedeniyle takipte gösterilen alacağın davalılar yönünden likit/muayyen olmadığı kanaatiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalılar müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur.Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalı gerçek kişilerden alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmiştir. Ancak her ne kadar davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilse de, davalı sigorta şirketinin borca itirazında poliçe limitinin tükendiğini ileri sürmeden genel ve soyut itirazlarla yetinildiğinden davacının sigorta poliçe limitini tükendiğini bilmeden işbu davayı açtığı, buna göre aleyhinde dava açılmasına davalı sigorta şirketinin sebebiyet verdiği anlaşıldığından HMK'nin 327/1 maddesi çerçevesinde davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu giderlerin kendi üzerine terk edilmesi suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)DAVANIN KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,Davanın davalı--- esastan reddine,Davanın davalılar ---- ve ----- yönünden kabulü ile ; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince işbu davalı-borçlu gerçek kişilerin --- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile icra takibinin bunlar yönünden aynen devamına,2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.368,38 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 615,40 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 100,16 TL harcın mahsubuyla bakiye 652,82 TL harcın ---- ve ----- müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin -- ve ----- müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,5-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç ve 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılar ---- ve ------ müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,6-)Davacı tarafından yapılan 527,00 TL posta ücreti yargılama giderinin davalılar -/---- ve ---- müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,7-)Davacı şirket kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 20.031,62 TL nispi vekalet ücretinin davalılar --- ve --- müteselsilen davacıya verilmesine,8-)Davalı ----- tarafından yapılmış yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı gerçek kişilerin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) ve Ek Madde 1 (2) fıkrası gereğince dava tarihi itibarıyla kararın kabul edilen miktar yönünden (20.031,62 TL.< 40.000.00 TL.) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.