Anahtar kelimeler: Atmnin Esayili Yazim Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş Şti Üye Birleşen

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 07.07.2023
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
BİRLEŞEN İZMİR 3.ATM'NİN ████████ E.SAYILI DOSYASINDA;
DAVANIN KONUSU
: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ
: 01.04.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 04.04.2026
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.07.2023 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalılar ... Şti. vekili, davalı ....A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve davalı ....A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
DAVA
:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların murisi ...’nun davalılardan . . .. . Şti.’de çalışmakta iken, █████/2014 günü saat 17:00 sıralarında ... Mahallesi mevkiinde davalılardan...’ın kullandığı .... plakalı araçta müteveffanın kendisi de aynı araçta seyir halindeyken aracın davalılardan ... tarafından yol kenarına ... plakalı traktörü hatalı olarak park etmiş olması nedeniyle kamyonun sağ ön köşesi ile römorkun sol arka köşesine çarpması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazada müvekkillerinin murisi ....nun ağır yara alması nedeniyle █████/2014 tarihinde vefat ettiğini, ... Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı’nın düzenlediği █████/2014 tarihli kaza tespit tutanağında; kazanın oluşumunda ... plakalı traktör sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 64. maddesinin 3. bendinde belirtilen kural ile Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği’nin 126. maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiğinin ve .... plakalı kamyon sürücüsünün de aynı kanunun 51. maddesini ve yönetmeliğin 52. maddesini ihlal ettiğinin belirlendiğini, bu tutanaktaki aleyhe hususları ve tespitleri kabul etmediklerini, yine aleyhe hususları ve tespitleri kabul etmemekle birlikte Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan raporda... plakalı traktör sürücüsü davalı ... tarafından raporda belirtilen sebepler yanında 2918 sayılı kanunun 3, 36, 62, 64 ve 64/A maddelerinin ve yönetmeliğin 3, 124, 126 ve 127. maddelerindeki kuralları ihlal edildiğinden kusurlu olduğunun belirlendiğini, aynı raporda....plakalı kamyon sürücüsü ...’ın 2918 sayılı KTK’nın 52 ve 101. maddelerindeki kuralları ihlal etmesi sebebiyle kusurlu olduğunun belirtildiğini, araç sürücülerinin tamamen kusurlu olduğunun, maktulün kazada kusursuz olduğunun açık olduğunu; müvekkillerinden ...’in, eşini kaybettiğini, diğer müvekkilleri olan çocukların ise babasız kaldıklarını, müvekkillerinin maddi ve manevi yıkıma uğradıklarını, murisin maddi ve manevi desteğinden, himayesinden ve dayanışmasından yoksun kaldıklarını, olayla ilgili Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın █████████ sayılı soruşturma dosyasında başlatılan soruşturma sonucunda Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ████████ Esas sayılı davanın açıldığını ve derdest olduğunu, eldeki bu davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek,... ve .... plakalı araçların trafik kayıtları üzerine dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şerhinin verilmesine, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinden ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL ve ... için 30.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu sadece maddi tazminat ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere; yine müvekkillerinden ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL ve ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketleri hariç) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Asıl davada ve birleşen davada davalılar ... . Şti. ve ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkili ...’ın kazanın oluşunda kusurunun bulunmadığını, diğer davalı sürücü ...’in tam kusurlu olduğunu, müvekkili .. .’ın hızının normal ve yasal sınırlar içerisinde olduğunu, ceza davasında yapılan keşif sonucunda bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2016 tarihli raporda müvekkilinin tali kusurlu, diğer davalı sürücü...’in ise asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, dava dosyasının kusur incelemesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildiğini, kaza ile ilgili olarak Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkili ...’ın büyük olasılıkla beraat edeceğini, bu nedenle ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, istenen manevi tazminat miktarının hayli yüksek olduğunu, bu nedenle kabul etmediklerini, murisin çalışmakta olduğu müvekkili şirketteki işinden elde ettiği ücretten başka gelirinin bulunmadığını, sağlığında ek iş yaparak elde ettiği herhangi bir ek gelirinin bulunmadığını, bu hususun maddi tazminatın hesaplanmasında göz önüne alınması gerektiğini belirterek, ceza davasının bekletici mesele yapılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada ve birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili nezdinde █████/2014 başlangıç ve █████/2015 bitiş tarihli 211935201/0 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ayrıca manevi tazminat ve tedavi isteklerinin teminat dahilinde olmadığını, kusur durumuna ilişkin adli tıp kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı hesabını yapacak olan bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı olması gerektiğini, yine SGK tarafından yapılmış ödeme varsa bunun tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla maddi tazminat belirlenirken bilinen veya belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, ölenin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri kullanmaması halinin müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektireceğini, soruşturma dosyasındaki bilgilerin eldeki dava yönünden önem taşıyacağını, davacı tarafın dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz istemesinin yasal dayanağının bulunmadığını, zira müvekkili yönünden temerrüdün gerçekleşmediğini, müvekkilinin faiz ve yargılama gideri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, istenebilecek faizin yasal faiz olabileceğini belirterek, davanın reddine, emniyet kemeri takılmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar .... A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki iddiaların dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin sahibi olduğu sigortalı aracın diğer müvekkili ... yönetiminde iken █████/2014 tarihinde çift taraflı, ölümlü-yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazanın sigortalı ... plakalı traktörün ... yolunda yolun sağ kenarındaki emniyet şeridinde park halindeyken traktörün arkasında bulunan römorkun sol yan tarafına ... yönünden... yönüne seyir halinde olan davalı... yönetimindeki ... plakalı ticari kamyonun sağ ön tarafı ile kontrolsüz ve hızlı bir şekilde çarpması sonucu oluştuğunu, müvekkili ... yönetimindeki aracın hareket halinde olmadığını, bu durumun ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, kazanın oluşunda müvekkili ...’in ve müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazaya davalı sürücü ...’ın sebebiyet verdiğini, müvekkillerinin sorumluluğunun KTK’ya göre tehlike esasına değil, kusurlu sorumluluk esasına dayandığını, müvekkillerinin kusuru olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte zarar ile müvekkililinin eylemi arasındaki uygun illiyet bağının diğer davalı....’ın ağır kusurlu eylemiyle kesildiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zarar miktarının fahiş olduğunu, zararın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davayı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dava dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi nedeniyle açtıklarını, bu nedenle usul ekonomisi dikkate alınarak davaların birleştirilmesini istediklerini, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını belirterek davaya konu █████/2014 tarihli kazada .....’nun vefat etmiş olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinden .... için 218.628,59 TL, .... için 5.081,62 TL ve .... için 13.709,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu sadece maddi tazminat ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere; yine (İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasındaki manevi tazminat isteklerini tekrarla ve mükerrer olmamak üzere) müvekkillerinden ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL ve ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketleri hariç) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
: Asıl davada ve birleşen davada davalılar .... Şti. ve ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkili ...’ın kazanın oluşunda kusurunun bulunmadığını, diğer davalı sürücü ...’in tam kusurlu olduğunu, müvekkili....’ın hızının normal ve yasal sınırlar içerisinde olduğunu, ceza davasında yapılan keşif sonucunda bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2016 tarihli raporda müvekkilinin tali kusurlu, diğer davalı sürücü ...’in ise asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, dava dosyasının kusur incelemesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildiğini, kaza ile ilgili olarak Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkili...’ın büyük olasılıkla beraat edeceğini, bu nedenle ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, istenen manevi tazminat miktarının hayli yüksek olduğunu, bu nedenle kabul etmediklerini, murisin çalışmakta olduğu müvekkili şirketteki işinden elde ettiği ücretten başka gelirinin bulunmadığını, sağlığında ek iş yaparak elde ettiği herhangi bir ek gelirinin bulunmadığını, bu hususun maddi tazminatın hesaplanmasında göz önüne alınması gerektiğini belirterek, ceza davasının bekletici mesele yapılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada ve birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan .... plakalı aracın müvekkili nezdinde █████/2014 başlangıç ve █████/2015 bitiş tarihli 211935201/0 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ayrıca manevi tazminat ve tedavi isteklerinin teminat dahilinde olmadığını, kusur durumuna ilişkin adli tıp kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı hesabını yapacak olan bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı olması gerektiğini, yine SGK tarafından yapılmış ödeme varsa bunun tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla maddi tazminat belirlenirken bilinen veya belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, ölenin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece belirlenmesi gerektiğini, müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri kullanmaması halinin müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektireceğini, soruşturma dosyasındaki bilgilerin eldeki dava yönünden önem taşıyacağını, davacı tarafın dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz istemesinin yasal dayanağının bulunmadığını, zira müvekkili yönünden temerrüdün gerçekleşmediğini, müvekkilinin faiz ve yargılama gideri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, istenebilecek faizin yasal faiz olabileceğini belirterek, davanın reddine, emniyet kemeri takılmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ....A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki iddiaların dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin sahibi olduğu sigortalı aracın diğer müvekkili ... yönetiminde iken █████/2014 tarihinde çift taraflı, ölümlü-yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kazanın sigortalı... plakalı traktörün ...yolunda yolun sağ kenarındaki emniyet şeridinde park halindeyken traktörün arkasında bulunan römorkun sol yan tarafına ... yönünden ...yönüne seyir halinde olan davalı... yönetimindeki ... plakalı ticari kamyonun sağ ön tarafı ile kontrolsüz ve hızlı bir şekilde çarpması sonucu oluştuğunu, müvekkili ...yönetimindeki aracın hareket halinde olmadığını, bu durumun ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, kazanın oluşunda müvekkili....’in ve müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazaya davalı sürücü ....’ın sebebiyet verdiğini, müvekkillerinin sorumluluğunun KTK’ya göre tehlike esasına değil, kusurlu sorumluluk esasına dayandığını, müvekkillerinin kusuru olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte zarar ile müvekkililinin eylemi arasındaki uygun illiyet bağının diğer davalı...’ın ağır kusurlu eylemiyle kesildiğini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zarar miktarının fahiş olduğunu, zararın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, █████/2014 tarihinde davalı.....’ın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halindeyken davalı ... tarafından yol kenarına hatalı şekilde park edilmiş traktöre çarpılması sonucu araçta yolcu olarak bulunan ...’nun hayatını kaybettiği, kazanın oluşumunda her iki davalı sürücünün eşit derecede kusurlu olduğu ve muris ....’na atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, davacı ....’nun murisin eşi, diğer davacıların ise çocukları olduğu, destek ilişkisi yönünden eş ve çocukların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları, murisin emniyet kemerinin takılı olmadığı yönündeki iddianın ispatlanamadığı ve bu nedenle müterafik kusur indirimi uygulanamayacağı, destekten yoksun kalma tazminatının TRH-2010 yaşam tablosu ile yıllık %10 artırım ve %10 iskonto yöntemi uygulanarak hesaplanmasının gerçek zararı yansıtacağı, hesap bilirkişisi raporunda davacı eş .... için 1.102.529,70 TL, davacı ... için 79.585,34 TL ve davacı ... için 123.167,86 TL destek tazminatı belirlendiği, davalı .... A.Ş. tarafından yapılan 65.955,49 TL ödemenin poliçe limitinden mahsup edildiği ve kalan poliçe limitlerinin davacılar arasında garameten paylaştırılması sonucu .... A.Ş. ile... A.Ş.’nin belirlenen kısımlar yönünden sorumlu oldukları, TBK m.61 uyarınca davalıların zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği, ayrıca TBK m.56 kapsamında olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik halleri ile paranın alım gücü dikkate alınarak her bir davacı lehine 25.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olduğu, sigorta şirketlerine başvuru sırasında gerekli belgelerin sunulmamış olması nedeniyle usulüne uygun başvuru gerçekleşmediğinden sigorta şirketleri bakımından temerrüt tarihinin asıl dava tarihi olan █████/2016, diğer davalılar bakımından ise kaza tarihi olan █████/2014 olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili, davalılar .... Şti. vekili, davalı .....A.Ş. Vekili, davalı ... A.Ş. Vekili, davalı ... A.Ş. Vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi .... ..’nun 24.12.2014 tarihinde davalılardan .... Şti. bünyesinde çalıştığı sırada ... Karayolu...mevkiinde davalı ...’ın kullandığı ... plakalı aracın davalı ... tarafından yol kenarına hatalı şekilde park edilen ... plakalı traktör römorkuna çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanarak 25.12.2014 tarihinde vefat ettiği, ceza dosyasında yapılan kusur incelemesinde murisin kusurunun bulunmadığının kesinleştiği ve davalıların sorumluluğunun sabit olduğu, buna rağmen davalıların istinaf itirazlarının yerinde olmadığını, davacılar tarafından sigorta şirketlerine başvuru yapıldığı ve bu kapsamda 65.955,49 TL ödeme alındığının dosya kapsamında sabit olduğunu, bu nedenle sigortaya müracaat edilmediği yönündeki davalı iddialarının yerinde olmadığını, ödeme yapılmış olmasının dava şartının yerine getirildiğini gösterdiğini, zamanaşımı itirazlarının 6098 sayılı TBK m.72 ile 5237 sayılı TCK m.66 ve ilgili maddeler gereği yerinde olmadığını, olayın ceza zamanaşımına tabi bulunduğunun ve Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████-529 Esas-Karar sayılı kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 04.03.2021 tarihli kararıyla kesinleştiğini, davanın kısmi dava olduğu ve zamanaşımının dolduğu yönündeki iddiaların dosya kapsamı ile örtüşmediğini, ıslah talebine yönelik itirazların yerinde olmadığını ve davanın uzamasının davacıdan kaynaklanmadığını, dosyada aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda TRH2010 mortalite tablosunun esas alınması gerektiğinin Yargıtay içtihatlarıyla da kabul edildiğini, desteğin aktif çalışma süresinin 60 yaş ile sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, çocuklar ... ve.... bakımından destek süresinin yalnızca 18 yaş ile sınırlandırılmasının hatalı olup öğrenim durumları dikkate alınarak en az 20 yaş hatta yüksek öğrenim halinde 25 yaşa kadar destek hesabı yapılması gerektiğini, dul eş ... yönünden AYİM tablosuna göre evlenme ihtimali indirimi yapılmasının sosyal ve ekonomik koşullar ile Yargıtay içtihatları dikkate alınmadan uygulanmasının hatalı olduğunu, murisin anne ve babasına pay ayrılmasının talepleri bulunmadığından doğru olmadığını, davalıların müterafik kusur iddialarının kesinleşmiş ceza kararı ve dosya kapsamıyla bağdaşmadığını, müteveffanın kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalıların kusur oranı, hesaplama yöntemi ve tazminat miktarına yönelik itirazlarının dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarıyla örtüşmediğini, sigorta şirketlerinin 65.955,49 TL ödeme yapılmasına rağmen bu ödemenin hesaplamaya dahil edilmediği yönündeki iddialarının doğru olmadığını ve söz konusu ödemenin bilirkişi raporunda dikkate alındığını, .... tarafından ileri sürülen ibra iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalıların manevi tazminatın fahiş olduğu yönündeki iddialarının da yerinde olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, bilirkişi raporları doğrultusunda ıslah ve tamamlama harçlarının yatırıldığı ve davalıların davanın kısmi dava olduğuna ilişkin istinaf iddialarının dosya kapsamı ile örtüşmediğinin ileri sürüldüğünü istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı .... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporda çocukların destek süresinin erkek çocuklar için 18 yaş, kız çocuklar için 22 yaş olması gerekirken 20 yaşa kadar hesaplandığı ve müteveffanın annesinin destek süresinin de eksik belirlendiğini, bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda tazminat tutarının kaza tarihi itibariyle 268.000,00 TL olan poliçe teminat limitini aştığını, bu nedenle tazminatın teminat limiti kapsamında garame edilmesi ve dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile artırdığı tazminat miktarının Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi içinde talep edilmediği gerekçesiyle zamanaşımına uğradığını, tazminat hesaplamasında TRH2010 yaşam tablosu ile %1,8 teknik faiz oranının uygulanması ve hesaplamanın aktüeryal yöntemlere göre yapılması gerekirken bu esaslara uyulmadığını, bu durumun gerçek zarar ilkesine aykırı şekilde davacı lehine sebepsiz zenginleşme doğurduğunu, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılmadığı ve bu hususun müterafik kusur bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının hatalı olduğu ve dosya kapsamında alınan kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ..... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararı ile davacı ..., ... ve ... lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, davanın dayanağının 24.12.2014 tarihinde davacıların murisi ...’nun yolcu olarak bulunduğu ve davalı şirket çalışanı ... tarafından kullanılan kamyonun, davalı ... tarafından yol kenarına hatalı şekilde park edilen traktöre çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası olduğunu, ancak yerel mahkemece müterafik kusur araştırması yapılmadan hüküm kurulduğunu, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılmadığını ve bu hususun tazminat miktarını etkileyecek nitelikte olduğunu, bu nedenle eksik inceleme ile karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve tarafların kusur oranlarının doğru şekilde belirlenmediğini, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporunun ceza dosyasında yalnızca sürücüler yönünden değerlendirme içerdiğini ve müteveffanın kusurunun incelenmediğini, Torbalı Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda traktör sürücüsü ....’in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen davalı şirket aleyhine kusursuz sorumluluk esasına dayalı şekilde hesaplama yapıldığını, oysa işveren sorumluluğu için zararlı sonuç ile işverenin alması gereken önlemler arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, hükme esas alınan hesaplamada müteveffanın gelirinin SGK tarafından açılan rücu davasındaki bilirkişi raporuna göre belirlendiğini ancak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında ölen kişinin yaptığı iş karşılığı alınması gereken ücretin esas alınması gerektiğini, çocuklar .... ve ... için destek süresinin hatalı şekilde 20 yaşa kadar hesaplandığını, erkek çocuklar için destek süresinin kural olarak 18 yaş ile sınırlı olması gerektiğini, üniversite eğitimine devam edip etmeyeceklerinin belirsiz olduğunu, bu nedenle destek süresinin fazla belirlendiğini, murisin anne ve babasına SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığını ve bağlanmış ise peşin değerinin tazminattan düşülmesi gerektiğini, murisin bakiye ömür süresi belirlenirken kronik rahatsızlık veya bağımlılık durumuna ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığını, bunun da hesaplamayı hatalı hale getirdiğini, ayrıca yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminatın herhangi bir somut gerekçe gösterilmeksizin ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları değerlendirilmeden belirlendiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı halde fahiş miktarda hükmedildiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davada davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verildiğinin, ancak davacı tarafın gerek asıl davayı gerekse birleşen ek davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığının ve bu nedenle davanın belirsiz alacak davası değil kısmi dava niteliğinde olduğunun, buna rağmen yerel mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilerek karar verildiğinin, davacı tarafından 24.03.2016 tarihinde 90.000 TL üzerinden açılan kısmi davanın ardından 12.02.2018 tarihinde İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 237.419,74 TL tutarında ek dava açıldığının ve sonrasında 09.03.2023 tarihinde 1.215.282,90 TL yönünden ıslah yapıldığının, ancak davacının zararı 12.01.2018 tarihli bilirkişi raporu ile öğrendiğinin ve bu tarihten itibaren başlayan iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra ıslah yapıldığından ıslah ile artırılan miktarın zamanaşımına uğradığının, bu nedenle yerel mahkemece ıslah edilen tutar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunun, ayrıca yerel mahkeme davayı belirsiz alacak davası olarak kabul etmiş ise aynı alacak hakkında ek dava açılmasının mümkün olmayacağı ve birleşen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğinin, buna rağmen asıl ve birleşen davanın birlikte kabul edilmesinin usule aykırı olduğunun, davacı tarafından ıslah ile artırılan tutar yönünden faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken müvekkil şirket yönünden kaza tarihi olan 24.12.2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunun, ayrıca yerel mahkemece müterafik kusur araştırması yapılmadan hüküm kurulduğunun ve müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılmadığının, dosyada alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik olduğunu, SGK tarafından yapılan 145.802,20 TL ödemenin tazminattan eksik mahsup edildiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporlarının İzmir 1. İş Mahkemesinin ████████ E., ███████ K. sayılı ve henüz kesinleşmemiş olan kararına dayanılarak düzenlendiğini ve kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, ayrıca davaya konu kazada müvekkil şirkete kusur atfedilemeyeceğini ve olay ile zarar arasında uygun illiyet bağının diğer davalı ....’ın ağır kusurlu eylemi nedeniyle kesildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ....A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 26.04.2019 ve 06.05.2022 tarihli raporlarda müvekkil şirket tarafından hasar aşamasında davacılara 16.02.2016 tarihinde 65.955,49 TL ödeme yapıldığının belirtilmesine rağmen hükme esas alınan 29.12.2022 tarihli raporda bu ödemenin sonuç hesaplamasında dikkate alınmadığının ve bu nedenle poliçe limitinin üzerinde tazminata hükmedildiğinin, ayrıca İzmir 1. İş Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında SGK tarafından yapılan PSD ödemesi nedeniyle müvekkil şirkete rücu edildiğinin ve bu dosyada müvekkil şirket aleyhine 72.074,67 TL tazminata hükmedildiğinin, bu ödemeler dikkate alındığında toplam 65.955,49 TL ödeme ile iş mahkemesinde hükmedilen 72.074,67 TL tutarın mahsup edilmesi gerektiğinin, buna rağmen mahkemece poliçe limiti olan 268.000 TL üzerinden hüküm kurulduğunun, oysa yapılan ödeme sonrasında poliçe limitinin 202.044,51 TL ile sınırlı kaldığının ve bu nedenle hükmedilen tazminatın poliçe limitini aştığının, ayrıca davacılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle müvekkil şirket ibra edilmiş olmasına rağmen bunun dikkate alınmadığının, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesaplamasında TRH2010 yaşam tablosu ile teknik faiz uygulanması gerektiğinin ve hesaplamanın %0 teknik faiz esas alınarak progresif rant yöntemi ile yapılmasının doğru olmadığının, Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde 7327 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında hesaplamalarda genel şartlarda belirlenen iskonto oranının uygulanması gerektiğinin, bu kapsamda %1,65 teknik faiz kullanılması gerektiğinin, ayrıca sigortacının sorumluluğunun doğabilmesi için sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edilmesi gerektiğinin ve kusur tespiti yapılmadan sigortacıya sorumluluk yüklenemeyeceğinin, bu nedenle dosya kapsamındaki tüm belgeler ve ceza dosyası incelenerek trafik ve teknik alanında uzman bilirkişilerden ayrıntılı kusur raporu alınması gerektiğinin, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminata hükmedilmesi halinde müvekkil şirket tarafından yapılan 65.955,49 TL ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, trafik kazası sonucu vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD' nın █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatını haiz araç maliki ile araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur.
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-████████ K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ve (Kapatılan)17.Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte yukarıda belirtilen yaşlara kadar çocukların gelir getirici sigortalı bir işte çalışmaya başlamaları halinde işe başlama tarihine kadar destek zararı hesaplaması yapılabilecektir.(Bkz:Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 14.10.2019 tarih ██████████ Esas █████████ Karar saylı ilamı, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 16.09.2024 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 03.01.2022 tarih ve █████████ Esas - █████████ Karar, 17. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2021 tarih ve █████████ Esas. - █████████ Karar sayılı ilamları) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2021 tarih ve █████████ Esas ██████████ Karar)
Somut uyuşmazlıkta davacı .... ve ... için yapılan hesaplamadan davacı çocukların 20 yaşa kadar destek görecekleri varsayımıyla hesaplama yapılmış ise de yukarıda açıklandığı üzere Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre erkek çocuklarda 18 yaşın tamamlanmasıyla desteğin sona ereceği, mecburi eğitimi devam edeceği anlaşılan yaşa kadar yine hesaplama yapılabilmesi mümkün ise de yapılan hesaplamada 12 yıllık eğitimin tamamlanması sonrasındaki dönemi de kapsar şekilde destek hesaplaması yapılması hatalı olmuştur. Davalı taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir.
6098 sayılı TBK.'nın 61 ve 62. maddeleri ile müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, TBK.'nın 162. ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Bu nedenle her ne kadar davalılar kusur oranlarına bakılmaksızın zarar görene karşı zararın tamamından sorumlular ise de iç ilişkide birbirlerine karşı kendilerine düşen kusur oranından fazla yaptıkları ödemelerle ilgili olarak rücu hakları bulunduğundan kusur dağılımının belirlenmesi önem arz etmektedir.
Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince davalı sürücüler ... ve ... eşit kusurlu bulunmuş ise de dosya kapsamının incelenmesinde bilirkişi raporu alınmadığı ve ceza yargılamasının gerçekleştirildiği Torbalı 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarına atıfla her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu olduklarının kabul edildiği görülmüştür. Oysa Torbalı 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Esas sayılı dava dosyasında verilen kararda "Dolayısıyla sanık....'ın meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu, sanık ....'in ise belirtilen kusur nedenlerinden dolayı asli kusurlu olduğu anlaşılmıştır. " denilmek suretiyle davalı ....'ın tali, davalı ....'in ise asli kusurlu olduğunun kabul edildiği, yargılama sırasında tarafların eşit kusurlu olduklarına dair düzenlenen ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna itibar edilmediği anlaşılmıştır. Her ne kadar hukuk mahkemesi hakimi, ceza hakiminin kusura ilişkin değerlendirmesiyle bağlı değil ise de ceza mahkemesinde kabul edilen kusur dağılımıyla farklı bir kusur dağılımı benimsenecek ise bunun kabul edilebilir ve makul bir gerekçe ve değerlendirmeye dayanması gerekmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince kusur oranlarına ilişkin bir rapor alınmadığı gibi ceza mahkemesince itibar edilmediği anlaşılan eşit kusur kabulü içeren kusur raporuna ne sebeple itibar edildiğinin de karar gerekçesinde yeterince tartışılmadığı, ceza mahkemesinin kabulünde olan kusur dağılımıyla çelişki oluşturacak nitelikte bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle kusur dağılımının belirlenmesi gerekirken ceza mahkemesince itibar edilmeyen bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması hatalı olduğundan davalı taraf vekillerinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4 üncü fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5 inci fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre uyuşmazlık konusu kazanın iş kazası olarak kabul edildiği sabit olup davacılara iş kazası nedeniyle gelir bağlandığı, bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin sorumlulara rücu hususunda İzmir 1.İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı davasının açıldığı ve bu davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Bu durumda; ilk derece mahkemesince davaya konu kazadan dolayı davalılara SGK tarafından rücu edilen tazminat miktarına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi değerlendirilerek tazminatın ve davalıların sorumlulukları gerekirse sigorta şirketleri yönünden garame hesaplaması yapılması suretiyle belirlenmesi gerekirken bu hususta eksik incelemeyle hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2023 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar 25.03.2023 tarih ve ████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamları )
Kabule göre de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 26.04.2017 tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)
Mahkemece; açıklanan bu yasal düzenleme gereğince davaların birleştirilmiş olması nedeniyle birleşen dava yönünden asıl dosyadan ayrı ve birleşen dava dosyası yönünden hüküm altına alınan miktarların açıkça gösterildiği bir hüküm kurulması gerekirken asıl ve birleşen davaya ilişkin hüküm altına alınan dava değerinin tek bir hüküm fıkrası içerisinde ve ayrıştırılmadan kurulmuş olması da hatalı olmuştur.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekili, davalılar ... Şti. vekili, davalı .....A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.07.2023 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!