Anahtar kelimeler: Vurulup Kafaya Omzuna Çubuğun Başını Vurulması Yaraların Direk Mahsuba Sert

YARGITAY DAİRESİ
: 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: 535-126I. HUKUKÎ SÜREÇKasten öldürme suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Giresun Ağır Ceza Mahkemesince 10.02.2015 tarih ve 44-25 sayı ile kurulan hükmün, sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.02.2018 tarih ve 965-504 sayı ile "...Dosya ve tedavi evraklarının Adli Tıp Kurumuna gönderilerek maktul ...'deki yaraların demir çubuğun direk kafaya vurulması ile mi yoksa bir kısım tanık beyanlarında belirtildiği üzere maktulün omzuna vurulup yere düşmesi sonucu başını sert bir zemine çarpması sonucu mu meydana geldiği hakkında rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi ve bu hususta tanık beyanları arasındaki çelişkinin de giderilmesi gerekirken giderilmeyerek eksik inceleme ile sonucu karar verilmesi,Kabule göre de, maktulün sanığa hakaret etmekten ibaret haksız eylemi karşısında, haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve daha vahim olaylar dikkate alındığında, 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören TCK'nun 29. maddesinin uygulaması sırasında, asgari oranda indirim yapılması yerine, yazılı şekilde 15 yıl hapis cezası tayin edilerek eksik ceza tayini" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya uyan Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince 25.10.2018 tarih ve 83-252 sayı ile sanığın bu kez neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan TCK'nın 87/4, 29, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin kurulan hükmün sanık müdafii, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.10.2019 tarih ve 3020-4377 sayı ile "...Maktül ... ile sanık ... arasında önceye dayalı miras anlaşmazlığı nedeni ile husumet bulunduğu, olay günü tarafların katıldığı düğünde tarafların tartıştığı, tartışma sırasında maktulün sanığa sinkaflı şekilde hakaret ettiği, sanığın bunun üzerine demir çubukla maktule vurması üzerine maktulün yere yığıldığı, orada bulunanlar tarafından maktulün kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü sırada olaydan bir hafta sonra vefat ettiği anlaşılan olayda, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunun anlaşılması karşısında sanığın 5237 sayılı TCK’nin 81, 29. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya direnen Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.02.2020 tarih ve 535-126 sayı ile "...Maktulün başındaki yaralanmanın, sanığın maktulün başına vurması ile mı yoksa omzuna vurduktan sonra maktulün başını zemine çarpması sonucu mu oluştuğunun her türlü şüpheden uzak kesin ve net bir şekilde tespit edilemediği, bu hususun şüpheli olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince bu durumun sanık lehine yorumlanması gerektiği, bu nedenle sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olduğu kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan önceki hükümle aynı şekilde mahkûmiyetine karar verilmiştir.Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2022 tarihli ve 63913 sayılı "Dosyanın Ceza Genel Kuruluna Tevdii" istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.09.2022 tarih ve 6325-7066 sayı ile direnme gerekçesinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; sanığın maktule yönelik eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu yoksa kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;27.10.2013 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; maktulün cesedinin harici muayenesinde baş kısmında sağ frontal (ön) bölgede 1 cm.lik yüzeysel sıyrık ve 2 cm.lik şişlik, sol parietal (üst) bölgede 2 cm.lik kesi, sol frontal bölgeden arkaya uzanan ve geçirdiği operasyondan meydana geldiği değerlendirilen 36 adet sütur izi, oksipital (arka) bölgede 6 adet sütur izi olduğu, her iki gözde ve altta muhtemel darbeye bağlı morluklar ve ekimozlar, her iki kulak arkasında morluklar olduğu, sol kol üst kısımda düşmeye bağlı 5x5 cm boyutunda ekimoz bulunduğu, kollarda kırık olmadığı, sol bacak orta kısımda 1 cm.lik yüzeysel sıyrık olduğu, başkaca bir bulguya rastlanmadığı ifadelerine yer verildiği,04.12.2013 tarihli otopsi raporunda; maktulün baş kısmında sol temporal (alt-yan) bölgede 7x4 cm.lik kemik defekt alanı olduğunun, kafa kubbe kemiklerinin incelenmesinde her iki ön ve arka çukurlarında lineer kırık hatlarının olduğunun, her iki temporal adale grubunda hematom izlendiğinin, beyin, beyincik yüzey ve kesitlerinde yaygın kontüze alanlar ve pons (beyin sapı) kanaması olduğunun, kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıklarının eşlik ettiği beyin kanaması, beyin doku hasarı ve beyincik harabiyeti ile gelişen komplikasyonlar sonucu gerçekleşmiş olduğunun değerlendirildiği,25.07.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Dairesi raporunda; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, zehirlenerek öldüğüne dair tıbbi bir delil bulunmayan maktulün ense tarafına iki defa vurulduğunun, hayati tehlike arz edecek travma nedeniyle acil operasyona alındığının, 26.10.2013 tarihinde gelişen kardiyak arrest sonucu ölen maktulün ölümüyle künt kafa travmasına bağlı darp yaralanması arasında illiyet bağının bulunduğunun, kişinin maruz kaldığı yaralanmaya bağlı oluşan travmatik değişimlerin lokalizasyonları özellikleri ve ağırlığı dikkate alındığında; ölümüne neden olan künt kafa travmasının, demir bir çubuğun sol koluna vurulması sonrası kontrolsüz bir şekilde düşerek kafasını sert ve künt bir zemine çarpmasıyla oluşabileceği gibi iddia edildiği üzere demir çubuğun direkt kafasına vurulmasıyla da oluşabileceğinin, mevcut bulgularla bu ikisi arasında tıbben ayrım yapılamayacağının, olayın adli tahkikatle aydınlanmasının uygun olduğunun belirtildiği,Anlaşılmaktadır.Katılan ... kollukta; sanığın dayısı olduğunu, aileler arasında husumet bulunduğunu ve konuşmadıklarını, olay günü düğün yerinde sanığı görünce yanına giderek "Babamla sorunun ne? Beni Trabzon'da çalıştığım yerde attıracak mısın?" diye sorduğunu, sanığın kendisine "Sen gel benimle, az daha ileriye, tenhada daha iyi konuşacağız!" dediğini, bunun üzerine kavga çıkacağını anlayınca gitmediğini, düğün alanında itişmeye başladıklarını, sonra tanık ...'in gelip kendilerini ayırdığını, dayısına "Sizin kökünüzden geçeceğim, bir kere affettim, bir daha affetmem!" gibi bir şey demediğini, çenesine vurmadığını, düğün bittikten sonra ise sanıkla teyzesi ...'ın yanından geçerken teyzesinin kendisine "Senin karını senden alıp başkasına vereceğim!" dediğini, kendisinin cevaben "Seninle sıkıntım yok, işine git!" dediğini, sonra Trabzon'a gitmek için babasıyla vedalaşacağı sırada sanığın birden elindeki demir bir çubukla babası maktul ...'in arkasından gelerek başına doğru vurduğunu, babasının yere düştüğünü, çevredeki kalabalığın müdahale ederek sanığın elindeki demirle babasına daha fazla vurmasını engellediklerini, sanığı göğsünden ittirdiğini,Cumhuriyet savcılığında; düğünden sonra kalabalık dağılırken sanık ve yanındaki teyzesiyle atıştıktan hemen sonra sanığa arkası dönük vaziyetteyken birilerinin "Yetişin, adam öldürüyorlar!" diyerek bağırmasıyla geri döndüğünde sanığın elinde büyük bir inşaat demiriyle babasının arkasından kafasına doğru vurduğunu gördüğünü, hemen koşup çevredekilerle ayırmasaydı sanığın ikinci veya üçüncü defa maktule vurabileceğini, kendisinin gördüğü darbenin belki de son darbe olduğunu,Mahkemede; sanığın elindeki demir sopayla maktul babasının kafasının arkasına doğru bir kez vurduğunu gördüğünü, babasının sopa darbesinden sonra eğimli zeminde yere düşüp kafasını yere vurduğunu,Tanık ... Cumhuriyet savcılığında; düğün bitiminde tanık ...'ın yeğeni katılan ...'ya "Neden dayınla kavga ettin?" şeklinde kızarak sorduğunu duyduğunu, sonra maktulün yanlarına geldiğini ve ne olduğunu sorunca sanık için "Benimle uğraşıp duruyor, en son onun a...na koyacağım!" dediğini, bunu uzaktan duyan sanığın elindeki demir sopayla bu kişilerin yanına geldiğini ve maktulün omzuna doğru arkasından iki kere demir çubukla vurduğunu, başına vurduğunu görmediğini, başındaki kanamanın muhtemelen yere düşünce olduğunu, sonra sanığı uzaklaştırmaya çalışırken katılanın sanığa tekme attığını, bunun üzerine sanıkla birlikte yere düştüklerini, sanığın elinden demir çubuğu çekerek kendisinin aldığını, bu sırada katılan ...'nın sanığa yumruk attığını,Mahkemede; düğün dağılınca dolmuşa bir şey vermek için uzaklaştığını, kalabalıktan gürültü gelmesi üzerine dönüp baktığında sanığın elindeki demirle maktulün omuz bölgesine iki defa vurduğunu gördüğünü, ancak kafasına değip değmediğini görmediğini, birinci veya ikinci vuruştan sonra maktulün elini kaldırarak tutmaya çalıştığını gördüğünü, ikinci darbeden sonra maktulün yere sırt üstü düştüğünü, sanığın tekrar vurma gibi bir çabası olmadığını, sanığın ilk kez arkasından omuz bölgesine gelecek şekilde yukarıdan aşağıya doğru vurduğunu, maktul eliyle sopayı tutacak gibi olunca sanığın demiri çekerek ikinci kez vurması üzerine maktulün yere düştüğünü,Bozma üzerine mahkemede; sanığın elindeki demir ile maktule iki defa kafasına doğru sağlı ve sollu olarak vurduğunu net bir şekilde gördüğünü, olayın 5-10 saniye gibi kısa bir sürede gerçekleştiğini, maktulün bu süreçte ayakta iken sendelediğini ve yere düştüğünü, düşerken de kafasını beton zemine vurduğunu,Tanık ... ... mahkemede; düğünden sonra da maktulün ortalığa doğru küfrettiğini duyduğunu, düğün dağıldığı sırada maktul hafifçe adımlarken katılan ...'nın babası maktule gelmemesi yönünde işaret yaptığını, birden maktulün arkasından gelen sanığın elindeki demir sopayla iki defa yukarıdan aşağıya doğru maktulün kafasına doğru vurduğunu gördüğünü, sopanın maktulün kafasına değip değmediğini görmediğini, ikinci kez vurunca maktulün sersemleyerek yere düştüğünü, bu sırada tahminen 6-7 metre uzakta olduğunu,Bozma üzerine mahkemede; kendisinin biraz üst tarafta olduğunu, sanığın maktulün kafasının arka ense kısmına gelecek şekilde iki defa demirle vurduğunu, maktulün sersemlediğini, arkaya doğru gittiğini ve olduğu yere doğru arka üstü düşünce kafasını yere vurduğunu,Tanık ... kollukta; olay günü saat 16.30 civarında köy meydanında bir kalabalık ve bağrışma sesi duymasıyla o tarafa doğru ilerleyip yaklaşık 30 metre uzaktan baktığında, sanığın elinde tuttuğu demiri havaya kaldırıp yol kenarındaki maktule vurduğunu, kendisi yaklaşana kadar maktulün yere düştüğünü ve başından kan geldiğini,Cumhuriyet savcılığında; düğün bittikten sonra dağılan kalabalığın üç yol ağzına doğru yürüdüğü sırada maktulün kendi kendine yüksek sesle "Çocuklarımdan ne istiyorsunuz, sizi tek tek kırayım mı?" diye söylenerek yaklaştığını, sanığın elinde sekizlik denilen bir inşaat demiriyle hızla yaklaşıp bir anda kalabalığın içine dalarak sırtı dönük olan maktulün başının arka kısmına doğru iki defa vurduğunu, maktulün beton yığını gibi yere düştüğünü, sanığı tanık ...'in uzaklaştırdığını, maktulün düştüğü yerin beton zemin olduğunu ve yer yer çakıl taşları olduğunu,Mahkemede; önceki beyanlarından farklı olarak, sanığın maktule bir kez vurduğunu ancak neresine vurduğunu göremediğini, sadece elini havada gördüğünü, ancak başkaca vurup vurmadığını göremediğini, maktulün sırt üstü yere düştüğünü, kafasından kan geldiğini,Bozma üzerine mahkemede; kendisinin olayın meydana geldiği yere yaklaşık 25 metre uzakta olduğunu, sanığın elindeki inşaat demiriyle maktulün arkasından gelerek bir anda ense kökü kısmına bir kez vurduğunu net olarak gördüğünü, maktulün hemen yere düşmediğini, bir iki dakika ayakta donmuş vaziyette durduğunu ve sonra yere yan vaziyette yığıldığını, omzunun üstüne gelecek şekilde düşüp kafasını yere vurduğunu gördüğünü, önceki beyanlarındaki çelişkinin sorulması üzerine şimdiki ifadesinin doğru olduğunu,Tanık ... kollukta; düğün bittikten sonra bindiği köy dolmuşunun içindeyken, önceden tanıdığı sanığın çeşmenin yanından elinde demir bir sopayla geçerken gördüğünü, sanığın hızla kalabalığın içine girdiğini ve kalabalığın aniden dağıldığını, elindeki demir çubukla maktulün sırtından omuz kısmına doğru vurduğunu, hemen araçtan inerek ayırmaya koştuğunu,Cumhuriyet savcılığında; sanığın elindeki yirmilik tabir edilen demir sopayla birden hızlanarak 30-40 kişilik kalabalığın içinde sırtı dönük şekilde ayakta duran maktulün omuz kısmından ensesine doğru bir sefer vurduğunu gördüğünü, hemen araçtan inip koşmaya başladığı için birden fazla vurup vurmadığını göremediğini, minibüsle sanığın olduğu yer arasında yaklaşık 15-20 metre mesafe olduğunu, maktulün yanına geldiğinde yerde yattığını, zeminin beton olduğunu, baş kısmından yoğun bir şekilde kan geldiğini gördüğünü,Mahkemede; ayakta bekleyen kalabalığın içindeki maktulün sırtı dönük olduğundan arkasından sanığın geldiğini görmediğini, sanığın maktulün omzuna elindeki demir çubukla bir kez vurduğunu, sonra maktulün yan dönerek sanığın elindeki sopayı tuttuğunu, arabadan ayırmak amacıyla hemen inip yanlarına gittiğinde maktulün sırt üstü yerde yattığını gördüğünü, sopanın maktulün kafasına veya ensesine değmediğini, sadece omzuna değdiğini,Bozma üzerine mahkemede; önceki beyanlarından farklı olarak sanığın maktulün omuz ile ense arasına demir çubukla bir defa vurduğunu gördüğünü, maktulün demiri tutmak istediği için arkasına döndüğünü, ancak ikinci defa vurup vurmadığını görmediğini,İfade etmişlerdir.Sanık ... kollukta; maktulün eniştesi olduğunu, olay günü katılan ...'nın kendisinin yanına gelerek "Sen ne yapıyorsun kardeşim, senin derdin ne? Seni bir kere affettim, bir daha affetmem!" dediğini, katılan ...'ya "Sen ne demek istiyorsun, senin derdin nedir?" diye cevap verdiğini ve birbirlerine vurmadan itekleştiklerini, düğün bitince ablası ... ve yeğenini tartışırken gördüğünü, tartışma sırasında yeğeni katılan ...'nın ablasına "Sizin kökünüzden geçeceğim!" dediğini, bunun üzerine yanlarına gidip katılan ...'ya "Sen ne yapıyorsun?" diyince ...'nın aniden elini ağzına atıp çenesini ittirdiğini, o anda yerde gördüğü demir çubuğu yerden alıp kendisini korumak için katılan ...'ya vurmak istediğini, ancak babası maktulün aniden araya girmesiyle elindeki çubuğun maktulün omzuna geldiğini, olay yerinde bulunan kişilerin kendilerini ayırdığını, o sırada eniştesi olan maktulün yere düştüğünü, olayın sebebinin tamamen yeğeni katılan ... olduğunu, maktule vurma gibi bir amacının olmadığını, olayın tamamen bir kaza olduğunu,Cumhuriyet savcılığında; saat 15.30 sıralarında düğün bitince katılan ...'nın ablası ...'a "Sizin kökünüzden geçeceğim!" dediğini duyduğunu, yanlarına yaklaştığını ve katılanın uzaklaşıp babası maktulün yanına gittiğini, üç yol ağzına doğru babasıyla yürürken maktulün "Bu si..nin oğlunu öldürseydin de ben cezaevinde yatsaydım!" dediğini duyunca çok sinirlendiğini ve o anda yerde gördüğü bir demir sopayı eline geçirip maktulün arkasından omzuna doğru bir defa vurduğunu, ikinci defa vurmak istediğini hatırlamadığını, olayın heyecanıyla kimin kendisini uzaklaştırdığını da hatırlamadığını, öldürme kastıyla vurmadığını,Sorgusunda; üç yol ağzında durdukları sırada katılan ... ile babası maktulü yan yana dururken gördüğünü, maktulün oğlu katılana "Bu a..na koyduğumunu öldürseydin de cezaevinde ben yatsaydım!" dediğini duyunca gözünün karardığını ve ne yapacağını bilemediğini, yolun kenarındaki demir atölyesi önünde yerde duran bir demir çubuğu alıp maktulün arkasından omzuna bir defa vurduğunu hatırladığını,Mahkemede; aslında düğün sırasında yüzüne vuran katılan ...'nın yeninden kendisine saldıracağından korktuğu için yerden bir demir sopa aldığını, katılan ...'ya doğru salladığını ancak yanlışlıkla maktulün omzuna bir defa değdiğini, sonrasında ne olduğunu hatırlamadığını, maktulün düştüğü yerle kavganın olduğu yer arasında üç metre mesafe olduğunu, maktulün sadece omzuna vurduğunu,Savunmuştur.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna Dair AçıklamalarYargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı; 19.03.2025 tarihli ve 154-130 sayılı; 30.04.2025 tarihli ve 45-189 sayılı kararları başta olmak üzere birçok müstakar kararında da belirtildiği üzere;TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen aynı Kanun'un 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir.Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için;a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi,b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi,c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi,d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması,Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır.İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin öldürme kastıyla mı, yoksa yaralama kastıyla mı icra edildiğinin belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki NitelendirmeSanıkla eniştesi olan maktul arasında olaydan çok uzun süreye dayanan bir husumet nedeniyle küslük bulunduğu, suç tarihinde ailece katıldıkları bir düğün sırasında maktulün oğlu ve sanığın yeğeni olan katılan ...'nın sanığı uzak bir yere çağırarak tartışmaya başladığı ve itekleştikleri sırada tanık ...'in tarafları ayırdığı, düğün bitiminde sanığın kız kardeşi ile alandan ayrılırken karşılaştıkları ve katılan ...'nın dayısı sanıkla tekrar tartıştığı, sonrasında katılanın maktulün yanına gittiği, maktulün katılan ...'ya sanığı kastederek "Sen bu a... koyduğumu öldürseydin de cezaevinde ben yatsaydım!" dediğini duyması üzerine sanığın kalabalığın minibüs beklediği alanda yerde gördüğü demir sopayı eline alarak maktulün arkasından koşup kafasına ve omzuna gelecek şekilde vurduğu, maktulün yere yığıldığı ve kaldırıldığı hastanede yaklaşık bir hafta sonra künt kafa travmasıyla oluşabilir nitelikteki kafatası kemik kırıklarının eşilik ettiği beyin, beyincik harabiyeti ile meydana gelen kanama sonucu hayatını kaybettiği olayda;Sanığın maktulle uzun zamandır aralarında husumet olduğunun ve düğün kalabalığı dağılırken eline geçirdiği, tanıkların beyanlarına göre yirmilik tabir edilen kalınlıkta ve yaklaşık 30 cm uzunluğunda bir inşaat demiriyle sırtı dönük vaziyetteki maktulün kafasının üstünden aşağı doğru; katılan ..., tanık ... ve tanık ...'nin beyanlarına göre bir kez, tanıklar ... ve ...'in beyanlarına göre iki kez vurduğunun sabit olması, ölü muayene ve otopsi raporlarıyla özellikle de otopsi görüntülerinden anlaşılacağı üzere, maktulün sağ omzunda kızarıklık ve kafasının tepe (arka) bölgesinden kesi ve şişliğe, kafatasının sol üst yan köşesinde 7x4 cm.lik oval bir kafatası göçüğüne sebep olacak şiddetle vurulan künt cismin havalesiyle meydana gelen travma sonucu yaralanması, maktulün hayati bölgesine aldığı darbenin etkisiyle meydana gelen ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunduğunun dosyadaki raporlarla tespit edilmesi, sanığın aşamalarda önceden de husumeti olan maktule sinirlenmesi üzerine sadece yaralama kastıyla hareket ettiğini savunmasına rağmen olayı çevredeki kalabalığın ayırması, tanık ...'ın suçta kullanılan sopayı sanığın elinden alması ve katılan ...'nın sanığa vurmasıyla eylemine son verdiğinin anlaşılması karşısında;Sanığın maktule ve ailesine yönelik önceye dayalı husumetinin, düğün günü katılan yeğeninin kendisiyle tartışması ve maktulün kendisine karşı sarf ettiği sözler nedeniyle alevlendiği, bu husumet ve haksız davranışların etkisiyle öfkelenen sanığın, maktulün kafasını hedef alarak birden fazla kez vurmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemini yaralama kastıyla değil öldürme kastıyla işlediği ve kasten öldürme suçundan sorumlu olması gerektiği kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin isabetli olmadığına, sanığın eyleminin haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.V. KARARAçıklanan nedenlerle;Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.02.2020 tarih ve 535-126 sayı ile kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, sanığın eyleminin haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün BOZULMASINA,Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.