Anahtar kelimeler: İnandığını Katlandığını Güvendiğini Müzakere İmtina İşbirliği Mutabakat İmzalamaktan Danışmanlık Surette

T.C.
İSTANBUL9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2019KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TALEP
: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı şirket ve ortaklarının beyan ve taahhütlerine inandığını ve güvendiğini, yapılacak ticari işbirliği konusundaki taraflar arasındaki ön mutabakat doğrultusunda sözleşme müzakere sürecinde birçok maliyete katlandığını, tüm bu müzakere sürecinde müvekkilinin, davalı ve ortaklarının beyan ve taahhütlerinin teminatı mahiyetindeki cezai şart ve bazı hususlardaki tedbirli ve makul taleplerinden vazgeçmediğinin davalı tarafından mutlak surette anlaşılması üzerine, davalı ve ortakları "Ticari Danışmanlık Sözleşmesi"ni imzalamaktan imtina ettiklerini, davalı ve ortaklarının bu tutumu, daha en baştan itibaren hiçbir zaman yerine getiremeyecekleri beyan ve taahhütlerde bulunduklarının ispatı olduğunu, aksi halde sözleşme imzasından kaçınmalarını gerektirecek hiçbir neden bulunmadığını, müvekkili, üzerine düşen yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, tüm müzakere sürecinde iyi niyetli ve müspet yaklaşımı ile "Ticari Danışmanlık Sözleşmesi"nin imzalanması için elinden gelen tüm gayreti gösterdiğini, diğer bir ifade ile müvekkili, sözleşmenin imzalanacağı inancı ile birçok yatırım ve harcama maliyetlerine katlandığını, sözleşmenin imzalanması için gösterdiği tüm iyi niyetli ve müspet yaklaşımlardan sonuç alamayarak elde edeceği kazançtan da mahrum kaldığını, işbu dava ile talep edilen, müvekkilinin, davalı ile ticari işbirliği görüşmelerine başlama tarihinden itibaren katlanmak zorunda kaldığı maliyetlere ilişkin şirket bilanço ve tablolarında görünen masraflar ile ticari danışmanlık sözleşmesi imzalanmamış olması nedeni ile mahrum kaldığı kazançlar olduğunu, bu hususta dava şartı olması sebebi ile tarafımızca ticari arabuluculuk yoluna gidilmiş olduğunu, anlaşma sağlanamadığından işbu davayı ikame etme zarureti doğduğunu, müvekkili şirketin fazlaya, işlemiş ve işleyecek faize ve ticari itibar kaybından doğmuş ve doğacak her türlü zararlarma ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının kusuru nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararların, katlanmak zorunda kaldığı tüm maliyetlerin ve mahrum kaldığı kazançların, HMK 107. maddesi kapsamında Belirsiz Alacak Davası mahiyetinde olmak üzere şimdilik 100.000-TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava, masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davacı, zararını yapmış olduğu masraflar olarak açıklandığını, davacının yaptığı masrafları bilmemesi ve tutarını belirleyememesi ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının, dava dilekçesinin 29. paragrafında 4.000.000-TL tutarında masraf yaptığını belirttiğini, davacının bu ifadesinden zararını belirleyebileceğinin ortaya çıkacağını, bu nedenle davacının 4.000.000-TL tutar üzerinden başvuru harcı yatırması gerektiğini, öte yandan huzurdaki davada ve taraflar arasındaki birçok davada müvekkili ile arasında ticari bir ilişki kurulmadığı savını tekrar eden davacının bu davada kurulacak bir ticari ilişki için yaptığı masrafları talep etmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, davacının, kurulan ticari ilişki için yaptığı masrafları talep ediyorsa dahi bu durumda da kendi iradesi ile girdiği bu işbirliğinin sorumluluğunu müvekkiline atmaya çalışmakta olduğunu, bu ilişki sebebiyle kazandığı iş, para ve know-how dan dava dilekçesinde bahsetmeyerek sayın mahkemeyi yanıltmakta olduğunu, davacının, zararını ispat edemediğini, davacının masrafını zarar olarak tanımlayarak tazminat talep etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının olayları eksik ve hatalı açıklayarak huzurdaki davayı kaybetme pahasına taraflar arasında devam eden diğer davalarda kullanmak üzere sayın mahkemenin ret kararında taraflar arasında ticari ilişki kurulmadığı yönünde yan bir tespit yapmasını amaçlamakta olduğunu, davacının aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşmenin hiçbir zaman kurulamamış olması nedeniyle mahrum kaldığı zararı talep ettiğini, davacı tarafından iddia edilen sözde zararı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının iddiasının aksine taraflar arasındaki sözleşme kurulmuş olup, müvekkili şirket tarafından yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davacının dilekçesinin 9 numaralı paragrafında ikrar ettiği üzere müvekkili ekibinin davacı nezdinde istihdam ettirdiğini, böylelikle ...kapsamında, aralarında ... ve ...'da bulunduğu tümü FM yönetim, satış ve operasyonu alanında uzman 86 çalışan Temmuz 2017 tarihinde davacı şirket ile iş sözleşmesi imzalayarak çalışmaya başladığını ve bunu takiben aktif 1.800 müşterinin hızlıca davacı şirketin portföyüne eklendiğini, sözleşmenin davacının haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli eylemleri nedeniyle imzalanmamış olmasına rağmen taraflar tarafından ifa edilmeye başlandığını ve yine davacı şirketin haksız ve hukuka aykırı tutumu nedeniyle feshedildiğini, müvekkili şirket tarafından davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini ifa etmemesi nedeniyle davacı aleyhine açılmış tazminat davasının halihazırda derdest olup, müvekkil şirketin zararının tazminine ilişkin taleplerin ... 1. ... Ticaret Mahkemesinin ... E. numaralı dosyası kapsamında değerlendirilmekte olduğunu, ayrıca davacı tarafın müvekkili şirketin ortağı ...'a gönderdiği 27.12.2017 tarihli ihtarname ile taraflar arasında ticari ilişkinin kurulduğunu ikrar ettiğini, hal böyleyken davacının sanki bu davalar devam etmiyormuşçasına huzurdaki davayı eksik bilgi ve yanlış yönlendirmelerle açmış olmasının davacının farklı bir niyette olduğunu düşündürdüğünü, davacının işbu davayı kötü niyetle ve haksız olarak açmış olduğunun tespiti ile müvekkilinin bu dava sebebiyle yapmak zorunda kaldığı vekalet ücreti harcamasının tamamını ödemeye mahkum edilmesi ve en yüksek hadden disiplin para cezasına çarptırılması gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak olmadığına karar verilerek, davacıya, harcın talep etmiş olduğu 4.000.000-TL üzerinden hesaplanarak tamamlaması için süre verilmesine, sayın Mahkemenin huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olduğu kanaatinde olması halinde ise davacının asgari talep miktarını 4.000.000-TL'ye arttırması ve buna bağlı olarak eksik ödenen harcın 4.000.000-TL üzerinden hesaplanarak tamamlaması için süre verilmesine, davacının harcı tamamlamaması durumunda 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi kapsamında işbu davanın işlemden kaldırılmasına, davanın esastan reddine, davacının HMK 329/1 maddesi uyarınca müvekkili ile vekili olarak aralarında işbu dava için akdedilmiş olan vekalet sözleşmesi tutarı olan 250.000-TL'nin tamamını ödemeye mahkum edilmesine, davacının HMK 329/2 maddesi uyarınca en yüksek hadden disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Dava, sözleşmenin kurulmasından önceki safhada güven ilişkisine aykırı davranıldığı ve sözleşmenin kurulamadığı ileri sürülerek yapılan masrafların ve mahrum kalınan karın tazmini istemine ilişkindir.Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda ilk olarak █████/2021 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.Mahkememiz kararının istinaf edilmesi sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi █████/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı karar ilamı ve "...Davacı; davalının güven ilişkisine aykırı davranması nedeniyle taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulamadığını ileri sürerek sözleşmenin imzalanacağı inancıyla yaptığı masraflar ile sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle mahrum kaldığı karın tazminini talep etmiştir. Davalı ise yazılı bir sözleşme imzalanmamışsa da, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ve edimlerini yerine getirdiğini savunmuştur. Bunun yanında davadan önce davalı tarafından; sözleşme ilişkisi kurulduğu, ancak davalı tarafın akde aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla müspet zararların tazmini için davacı aleyhine ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı ve söz konusu dosyanın sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı hususunda ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilecek kararın, eldeki davayı etkileyeceği açıktır. 6100 Sayılı HMK. 165. maddesi; (1) "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir" hükmünü içermektedir. Her ne kadar HMK'nın 165. maddesi uyarınca bir davanın bekletici mesele yapılması hakimin takdirine bırakılmış ise de bu husus hakime keyfiyet derecesinde takdir yetkisi bahşetmez. Zira, yargılama süreci sonrasında mahkemenin kabulünün aksi bir neticenin ortaya çıkması durumunda karar gerekçesinde dayanılan vakıaların ve buna bağlı olarak varılan hukuki sonucun bir önemi kalmayacak, dava dayanağı tümden geçersiz hale gelecektir. Yine HMK'nın 166 maddesinde; davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, aralarında bağlantı bulunacağının varsayılacağı, davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirmenin ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebileceği belirtilmiştir. Buna göre çelişkili kararların verilmesinin de engellenmesi için Mahkemece ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında verilecek kararın eldeki dosyanın sonucunu etkileyeceği gözetilerek, anılan dosyanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi veya her iki dosyanın aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilerek görülmesi gerektiği düşünülmeden, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince kararın kaldırılmasına..." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar vermiştir.Mahkememizce kaldırma kararı sonrası yargılamaya devam edilmiş, ...1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenilmiştir. Bu mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş ve sözleşmenin kurulduğunun ispat edilemediği tespit edilmiştir. Eldeki davada; davacının davalı ile sözleşme görüşmelerine başlama tarihinden itibaren katlanmak zorunda kaldığı maliyetlere ilişkin şirket bilanço ve tablolarında görünen masraflar ve sözleşmenin imzalanmamış olması nedeniyle mahrum kalınan karın talep edildiği, müspet zarar sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararları oluştururken, menfi zararın sözleşme hiç yapılmasaydı doğmayacak olan zararları oluşturduğu, davacının davalı ile sözleşme görüşmelerine başlama tarihinden itibaren katlanmak zorunda kaldığı maliyetlere ilişkin şirket bilanço ve tablolarında görünen masrafların menfi zarar kalemi olduğu, kaldırma kararından önce ticari defter ve kayıtların bilirkişiler marifetiyle incelendiği, bilirkişi raporları dahil tarafların sunduğu tüm delil ve belgelerin mahkememizce incelendiği, sunulan belgelerde davacının sözleşme görüşmelerine başlamasından itibaren katlanmak zorunda kaldığı masrafları gösterir herhangi bir delilin dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmakla, davacının menfi zararına ilişkin talebi ispat edilemediğinden reddedilmiş, mahrum kalınan kar talebi ise bir müspet zarar kalemi olup, sözleşmenin kurulmadığı tespit edildiğinden davacının bu müspet zararını talep edemeyeceği gözetilerek reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın reddine,2-Alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile artan 975,75 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.