Anahtar kelimeler: Malen Mücadele Bulunarak Beyanda Kaçakçılıkla Aracının Haberdar Edenin Eşyanın Görüşü

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM
: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaMalen sorumlunun temyiz istemi yönünden; katılma talebinde bulunmayan malen sorumlunun hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Sanık müdafiin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I- Malen Sorumlunun Temyiz İstemi Yönünden;Malen sorumlunun davadan haberdar olduğu halde usulüne uygun düzenlenmiş dilekçeyle veya duruşmada sözlü beyanda bulunarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. ve 238. maddelerine göre katılan sıfatını almadığı, 10.03.2021 tarihli celsedeki beyanında şikâyetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan ettiği cihetle, malen sorumlunun temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,II- Sanık Müdafiin Temyiz İstemi YönündenYargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanığın, ödeme imkanının bulunmadığını beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, sanığın yanıltılmış sayılamayacağı cihetle, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun iadesi yazısı öncesi verilen 26.01.2016 tarihli hükmün katılan vekili ve sanık tarafından temyiz edildiği, ancak katılan vekilinin temyiz isteminin suçta kullanılan nakil aracının müsadere edilmesi gerektiği ile sınırlı olduğu görülmekle aleyhe temyiz isteminin bulunmadığı, bozma öncesi sanık hakkında 3 yıl 6 ay 15 gün hapis ve 30.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu hükmün aleyhe temyiz isteminin bulunmaması sebebiyle sanık lehine cezada kazanılmış hak teşkil edeceğinin gözetilmemesi suretiyle sanığın neticeten 3 yıl 9 ay hapis ve 65.600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.Açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün 9. fıkrasından sonra gelmek üzere "1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereği sanığın cezada kazanılmış hakkı korunarak hükmolunan cezanın 3 yıl 6 ay 15 gün hapis ve 30.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2025 tarihinde karar verildi.