Anahtar kelimeler: Atacağı Kılındığını Seçildiğini Münferiden İmzası Proje İnş Aşnin Ret Başına

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 18. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Yapı Proje İnş. Tur. Ve Tic. A.Ş'nin 26.08.2002 tarihinde aldığı karar ile 3 yıl süre ile yönetim kuruluna ..., ..., ...'nın seçildiğini, ..., ... veya ...'nın herhangi birinin atacağı imzası ile dava dışı şirketi tek başına münferiden yetkili kılındığını, dava dışı şirket ile davalı banka arasında 29.05.2002 tarihli 30.000,00 USD, 05.07.2002 tarihli 50.000.000.000,00 Eski TL , 10.10.2002 tarihli 1.268.000,00 USD bedelli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelerde ..., ... ve ...'in müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzaları bulunduğunu, anılan sözleşmelerin ...şube müdürü olarak görev yapan davalı ..., operasyon müdürü davalı ...... (...) tarafından düzenlendiğini, davalı ... tarafından bankaya verilen icra takibine konu 28.10.2002 tarihli 1.300.000,00 USD tutarlı bonodaki avalist imzalarının kendilerine ait olmadığını, dava dışı şirket yetkilisi davalı ...'in teminat olarak verdiği senette hem şirket müdürü olarak kendisi hem de kendileri adına şahsen imza attığını, davalı banka yetkililerinin senedi düzenleyenlerin imzalarını, kimliklerini tespit etmek kaydıyla huzurda almamaları nedeniyle sorumluluklarının bulunduğunu, davalı banka tarafından başlatılan ve kesinleşen takip nedeniyle taşınmaz haciz ve satış aşamalarına geçildiğini, uğranılan maddi ve manevi zarar nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek oluşan zararları kapsamında her bir müvekkili için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın belirsiz alacak kapsamında davalılardan tahsiline, ayrıca müvekkillerinin ticaretle uğraşan saygın insanlar olmaları, sahte senede dayalı olarak haksız haciz ve icra işlemlerinden dolayı kişilik haklarına ağır şekilde sarsılarak ticari itibarlarının örselendiğinde her bir müvekkili için 150.000,00 TL'den toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan zincirleme olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, teminat mektubunun dava dışı şirketin ortağı olduğu şirket tarafından ..... Yapı Koop.'ne teminat olarak verildiğini, şirketin taahhüt ettiği işin zamanında yapamaması nedeniyle 1.300.000,00 USD bedelli teminat mektubunun ...'tan nakde çevrildiğini ve ... ile ... Yapı A.Ş arasında tanzim edilen 10.10.2002 tarihli 1.268.000,00 USD bedelli, 06.05.20 03... .000,00 USD bedelli ve 17.09.20 02... .000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla atmış oldukları imzaların kendisine ait olduğunu beyan ettiğini, maddi ve manevi tazminat alacağına ilişkin şartların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalılardan ...... vekili cevap dilekçesinde, müvekkillinin diğer davalılardan ... A.Ş. bünyesinde görev yaptığını, icra takiplerinin tarafı olmadığını, bonoların düzenlenmesinde de müvekkilinin bir dahili ya da sorumluluğunun bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.3.Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ... çalışanı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların Kocaeli C. Savcılığındaki şikayetlerinde davacı ...'nın 16.07.2012 tarihli ifadesinde ...'tan alınan teminat mektubunun ortağı olduğu şirket tarafından ..... Yapı Koop.'ne teminat olarak verildiğini, şirketin taahhüt ettiği işin zamanında yapamaması nedeniyle 1.300.000,00 USD bedelli teminat mektubunun ...'tan nakde çevrildiğini ve ... ile ... Yapı A.Ş arasında tanzim edilen 10.10.2002 tarihli 1.268.000,00 USD bedelli, 06.05.20 03... .000,00 USD bedelli ve 17.09.20 02... .000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla atmış oldukları imzaların kendisine ait olduğunu beyan ettiğini, maddi ve manevi tazminat alacağına ilişkin şartların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.4.Davalılardan ... cevap dilekçesinde, davacı ...'nın ...'in dayısı aynı zamanda davalının babasının ortağı, diğer davacı ...'nın ise ...'nın kızı olduğunu, ...'in ... Yapı A.Ş.'nin %50 ortağı olduğunu, şirketin diğer %50 payının ise ..., ..., ... ve...'ya ait olduğunu, ... Yapı'nın yapmış olduğu işlerin dökümünü cevap dilekçesinin 2. sayfasında sıralandığını, ... Yapı'nın bu işleri ihalelerle kati teminat mektupları ve avans teminat mektupları karşılığında aldığını, davaya konu ...Konut Koop.'dan alınmış ihlale için bizzat ...'nın şartlarının daha iyi olması nedeniyle teminat mektubunun ...'tan alınmasını istediğini, ... ...Şubesi yetkililerinin ... Yapı ...A.Ş.'nin ......de bulunan ofisine geldiklerini, sözleşmeyi kendisinin banka yetkilileri önünde imzalandığını, ... ise babası ...'nın imza esnasında olmadığını, onlara gidip imzalattıracağını belirttiğini, açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından senetteki imzalar inkar edilmiş ise de alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle imzaların davacıların eli ürünü olup olmadığı tespit edilemediği, icra hukuk dosyaları değerlendirildiğinde ise davacıların ödeme emrini aldıkları, icra dosyasından haberdar oldukları, taşınmaz satışıyla ilgili yapılan kıymet takdirinden bizzat keşfe katılmak suretiyle haberdar oldukları, taşınmazların satıldığı 15.10.2008, 09.10.2008, 18.04.2008 tarihi itibariyle zararı ve faali öğrendikleri, dava tarihi olan 17.02.2015 tarihi itibariyle zamaaşımı süresinin dolduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunun (Mülga BK) 60. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'n (TBK) 72. maddesine göre "...Her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılı geçmesiyle zamanaşımına uğrar ancak tazminat ceza kanunların daha uzun bir zamanaşımı ön gördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır" hükmü uyarınca, senedin tanzim tarihinin 28.10.2002 olduğu, sahte olduğu iddia edilen senet nedeniyle fiilin işlendiği tarihin ise 28.10.2002 olduğu, uzun zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu'na göre 10 yıl olduğu, resmi evrakta sahtecilik nedeniyle zamanaşımı süresinin Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesince 8 yıl olarak hesaplandığı, uzun zamanaşımı süresi ceza kanunlarında tespit edilen 8 yıllık zamanaşımı süresinden daha fazla olduğu, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yılın geçmesiyle zamanaşımının dolduğu, fiilin işlendiği tarihin 26.10.2002, davanın açıldığı tarihin 17.02.2015 olduğu ve 10 yıldan fazla zaman geçtiğinden zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davalılardan ... A.Ş, ..... ve ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalılardan ... zamanaşımı defini geç ileri sürmüş, davacı taraf ise savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediğinden davalı ... tarafından yapılan zamanaşımı definin değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, imzaların davacıların eli ürün olup olmadığı tespit edilemediği, söz konusu sahte olduğu iddia edilen imzaların daha doğrusu iddia edilen sahtelik işleminin ... tarafından yapıldığına ilişkin hiçbir delil bulunmadığı ve davacılar tarafından açılan icra hukuk dosyalarında "imzalandığında boş olarak teminat amacıyla verildi" denilmesi nedeniyle ... hakkında açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, sahte olduğu iddia edilen bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle davacılara ait taşınmazların haksız olarak ve rayiç değerinin altında satılması dolayasıyla uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.