Anahtar kelimeler: Zamların Kadrolu Yardımlarının Ücrete Adana Üyesi Üniversiteye Ödenmediğini Hastanede Kesinlik

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.DAVA TARİHİ
: 13.04.2020İLK DERECE MAHKEMESİ
: Adana 3. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Üniversiteye bağlı hastanede 03.08.2019 tarihinden itibaren iş sözleşmesi ile kadrolu işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin ... Sendikası üyesi olduğunu, ücrete bağlı hakları ile sosyal yardımlarının ödenmediğini, işyerinde 01.07.2019-30.06.2021 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesindeki zamların müvekkiline uygulanmadığını ileri sürerek toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan ücret zammı, ikramiye, sosyal yardım, taşıt yardımı, görev tazminatı, ek ödeme alacakları ile ilave tediye ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Üniversiteye bağlı hastanede engelli kadrosunda işçi olarak çalıştığını, 10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 8. maddesi uyarınca davacının İşkolları Yönetmeliği'nin 17 No.lu sağlık ve sosyal hizmetler işkolu kapsamında olmadığını, davacının 10 sıra No.lu ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkoluna tescilinin yapıldığını, davacının mali ve sosyal haklarının 03.12.2019 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının geçmişe dönük herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Üniversiteye bağlı hastanede 03.08.2019 tarihinden itibaren kadrolu temizlik işçisi olarak çalıştığı, 17.12.2019 tarihinde ... Sendikası üyesi olduğu, üyeliğin 20.12.2019 tarihinde işverene bildirildiği, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 39. maddesine göre davacının üyesi olduğu Sendika ile davalının üyesi olduğu kamu işveren sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiği kanaatine varılmakla, buna uygun hesaplama yapan bilirkişi raporunda hesaplanan tutarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının, İşkolları Yönetmeliği'nin 10 sıra No.lu ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolunda tescilinin yapıldığını,2. 17 sıra No.lu sağlık ve sosyal hizmetler işkolu kapsamında yer almadığını, bu nedenle toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanamayacağını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacı işçinin dava konusu toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağına ve buna göre dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .2. Somut dosyada davacının, hastane hizmetlisi olarak hastane işyerinde çalıştığının anlaşılmasına göre toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ne var ki toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin hükmünün uygulanmasında hata yapıldığı görülmektedir. Şöyle ki davacı, davalı işyerinde 03.08.2019 tarihinde çalışmaya başlamış olup toplu iş sözleşmesinin tarafı olan Sendikaya 17.12.2019 tarihinde üye olmuştur. Davacının sendika üyeliği ise davalı işverene 20.12.2019 tarihinde bildirilmiştir.İşyerinde uygulanan 03.12.2019 imza tarihli ve 01.07.2019-30.06.2021 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin 37. maddesinde "01.07.2019 tarihi itibarıyla çalışan işçilerden ücretleri 01.07.2019 tarihi itibarıyla 116,67 TL'nin altında kalan işçilerin ücretlerine, 116,67 TL'yi geçmemek üzere gündeliklerine 5,00 TL iyileştirme zammı uygulandıktan sonra, 01.07.2019 tarihinde almakta oldukları ücretlerine %8, 01.01.2020 tarihinde almakta oldukları ücretlerine %4 zam uygulanacağı" düzenlenmiştir. Toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin bu maddesinde, 01.07.2019 tarihinde yapılacak olan iyileştirme ve zammın 01.07.2019 tarihi itibarıyla çalışan işçi ücretlerine uygulanacağı açıkça ifade edilmiştir. 01.07.2019 tarihinde davalı işyerinde çalışması bulunmayan davacının bu iyileştirme ve zamdan yararlanması mümkün değildir. Bu durumda davacının sendika üyeliğinin işverene bildirildiği 20.12.2019 tarihi ile 31.12.2019 tarihi arasındaki dönem bakımından toplu iş sözleşmesinin ücret zammı dışındaki diğer hükümlerinden, toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartlarını taşımak kaydıyla yararlanabileceğini; ancak toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete ilişkin zam oranından yararlanamayacağını kabul etmek gerekir. Başka bir deyişle; davacının 20.12.2019 tarihinden sonra toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan diğer alacaklara hak kazanması mümkün ise de bu alacakların hesabında işe giriş tarihi itibarıyla hak edilen ücret miktarı aynen korunmalıdır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının mevcut ücretine 20.12.2019 tarihi itibarıyla iyileştirme ve %8 toplu iş sözleşmesi zammı uygulanması isabetsiz olduğu gibi ücretin tespitinde yapılan hesaplamalar da hatalı olup denetlenememektedir.Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaların 12.04.2020 tarihine kadar yapıldığı, davacının ise ıslahını dava tarihine kadar olan hesaplamaları dikkate alarak yaptığı anlaşılmaktadır. Ne var ki dava dosyasındaki arabuluculuk son tutanağı 08.04.2020 tarihli olup bu tarihten sonraki dönem için muaccel olan alacaklar bakımından arabuluculuk dava şartının gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceği dikkate alındığında, yapılacak hesaplamada hem son tutanak tarihinin hem de alacakların muaccel olduğu tarihin göz önünde bulundurulması gerekir.Belirtilen yönler gözetilmeden hatalı hesap ve tespitler içeren bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.