Anahtar kelimeler: Davaticari Kasası Etkilediğini Üstlenildiğini Yazılım Çekildiğini İstemli Dağıtılmaksızın Açtığını Ciddi

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:███████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, %51 hissesi ile davalı ...'nin büyük ortağı ve aktif yöneticisi olduğunu, şirketin, teknoloji ve yazılım alanında faaliyette bulunduğunu, ancak diğer ortak ...'ın kusurlu ve hukuka aykırı davranışlarının şirket faaliyetlerini olumsuz etkilediğini, şirkette ciddi zararlara yol açtığını, davalı ... tarafından şirket hesaplarından, kar payı dağıtılmaksızın, müvekkilinin bilgisi dışında, karar defterine işlenmeden yüksek miktarlarda para çekildiğini, vergi beyannameleri ve KDV tahakkukları dahil olmak üzere şirketin mali yükümlülüklerinin tamamının müvekkili tarafından üstlenildiğini, şirketin kasası ve banka hesaplarında meydana gelen usulsüz para hareketlerinin şirkete zarar verdiğini, müvekkilinden gizlenerek şirket kaynaklarının kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanıldığının tespit edildiğini, davalı ...'ın şirket hesabından çekmiş oludğu paralara ilişkin .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu ... tarafından borca itiraz edilmediğini, takibin kesinleştiğini, müvekkilinin, şirketin mali ve idari yükümlülüklerini tek başına üstlendiğini, davalı ...'ın sorumluluklarını ihmal ettiğini, vergi beyannamelerinin, KDV tahakkukları ve detay mizan raporlarının bu durumu ortaya koyduğunu, ...'ın bazı ticari işlerin tesliminde kusurlu davrandığını, projelerin teslimini geciktirdiğini, hukuka aykırı eylemleri neticesinde şirket faaliyetlerini sürdüremez hale geldiğini, şirketin aktif bir faaliyet göstermediğini, müvekkilinin vergi mükellefiyeti altında kaldığını, ... ile hiçbir iletişim kurulamadığını beyan ederek; davalı ... tarafından gerçekleştirilen usulsüz para hareketlerinin devam etme ihtimali bulunduğundan, dava süresince şirket hesapları ve malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne, ...'nin feshine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili ...'ın ortaklıktan çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalılar ... ve ...'ne usulüne uygun olarak tebliğ edildiği fakat davalı taraflarca cevap dilekçesi sunulmamış olduğu anlaşıldı.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; davalı şirketin ... Bankası A.Ş.'deki █████/2022 - █████/2023 tarihlerindeki hesap ekstresinin çıktısını, davalı şirketin ana sözleşmesinin fotokopisini, davalı şirketin █████/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin çıktısını, davalı şirketin █████/2024 - █████/2024 tarihleri arası mizan kayıtlarının, tahakkuk fişlerinin, █████/2023 tarihli Ticaret Sicil Tasdiknamesinin, Faaliyet Belgesinin ve Vergi Levhasının fotokopilerini sunmuş olduğu görüldü.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden çıkartılarak dosyaya alındığı, alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 128.500,00 TL asıl alacak, 19.192,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 147.692,61 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, █████/2024 tarihli tensip tutanağı ile takibin kesinleştirilmesine karar verildiği anlaşıldı.
Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile yargılamanın bulunduğu aşama ve delillerin henüz tam toplanmamış olması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verildiği anlaşıldı.
... Bankası A.Ş.'ye yazılan yazıya verilen cevapta davalı ...'nin hesaplarının 2023 ve 2024 yıllarına ait hesap hareketlerinin gönderilmiş olduğu görüldü.
... Müdürlüğü'nce davalı şirketin tüm sicil dosyasının gönderilmiş olduğu, şirket yetkililerinin ... ve ... olduğu, şirket adresinin ... / İstanbul olduğu görüldü.
Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinde davacı vekiline usulüne uygun düzenlenmiş tanık listesini ve tanıklarını hangi hususta dinleteceğini açıklar dilekçesini sunmak üzere kesin süre verildiği, davalı şirketin tüm vergi beyannamelerinin celbine ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre şirketin mali durumu ve kayıtları incelenerek fesih ya da ortaklıktan çıkma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği anlaşıldı.
... Vergi Dairesi'nce davalı şirkete ait vergi beyannamelerinin gönderilmiş olduğu, davacı vekilince tanık listesinin sunulmamış olduğu, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği görüldü.
MM ...'ın █████/2025 tarihli dilekçesi ile dosyada davalı şirketin 2024 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinin bulunmadığını beyan ettiği, mahkememizce ... Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya davalı şirketin 2024 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin beyan edilmediğini, en son beyan edilen 2023 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin gönderildiği anlaşıldı.
MM ... ve Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"1-Dava dosyasında mevcut olan 05.02.2025 tarihli Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre şirketin sermayesinin 50.000 TL, şirket ortaklarının ... % 51, ... % 49, her iki ortağın 12.04.2023 şirket kuruluş tarihinden 12.04.2026 tarihine kadar münferiden imzaya yetkili olduğunun görüldüğü,
2-... Bankası tarafından Sayın Mahkeme adına gönderilen davalı şirket adına kayıtlı ... ... Şubesi .../... nolu hesaptan davalı ...'ın 128.500,00 TL toplam tutarlı parayı kendine aktardığının banka hesap hareketlerinden görüldüğünden, davacının "Şirketin kasası ve banka hesaplarında meydana gelen usulsüz para hareketlerinin şirkete zarar verdiği" iddiasının gerçeği yansıttığının anlaşıldığı,
3-... Bankası ... ... Şubesi .../... nolu hesaptan davalı ...'ın 128.500,00 TL toplam tutarlı çektiği parayla ilgili .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyasında icra işlemi yapıldığı, ... yerinde bulunamaması nedeniyle, 04.10.2024 tarihinde mahalle muhtarının imzasına tebliğ edildiği, 14.10.2024 tarihinde yapılan taleple İcra Müdür Yardımcısı ... tarafından kararın kesinleştiğinin görüldüğü, dolayısıyla şirket ortağı davalı ... şirkete ait 128.500,00 TL'yi kendi hesabına aktardığının anlaşıldığı,
4-Davalı ...Ş.'nin 2023 yılında döner varlıklarının içinde gözüken 389.400,00 TL alacağının gerçekte var olmadığı, şirketin muhasebesi banka ekstrelerini işlemediğinden hem 102 Bankalar Hesabı hem de 120 Alıcılar hesabının gerçeği yansıtmadığı, banka TL hesabının bakiyesinin 567,56 TL olarak gözüktüğü halde 120 Alıcılar Hesabında gözüken 389.400,00 TL bakiyenin şirketin ... Bankası ... Şubesindeki hesabına EFT olarak 129.800,00*3=389.400,00 TL olarak geldiği ve şirkete ait hiçbir duran varlığın var olmadığının görüldüğü,
5-Davalı ...Ş.'nin 2023 yılında Öz Kaynaklarının 2/3 ünden fazlasını kaybettiği, 2024 yılının 2.döneminde 9.220,45 TL borca batık olduğunun görüldüğü, üstelik şirketin ödenecek vergi ve fonlarında 2023 yılına göre 2024 yılında artış meydana geldiği, dolayısıyla davalı şirket vergi sorumluluğu konusunda da üstüne düşen görevi yerine getirmediğinin anlaşıldığı,
6-Davalı ...Ş.'nin gelir tablosu incelendiğinde 2023, 2024 1, 2, 3. döneminde zararda, buda şirketin iyi yönetilmediğinin bir göstergesi olduğu, şirket sadece 2023 yılında bir gelir elde ettiği ve bu elde edilen 330.000.00 TL gelirden bile kar elde edemediğinin görüldüğü,
7-Yukarıdaki mali tespitler doğrultusunda, davalı şirket yönünden gerek TTK.m.529/1-b kapsamında “İşletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi” sebebiyle sona erme (infisah) gerekse TTK.m.531 kapsamında haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğu, fesih yerine davacının şirketten çıkarılmasına karar verilip verilmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı şirketin kayda değer bir ticari faaliyeti ve aktif malvarlığı bulunmadığından, davacının şirketten çıkarılması ihtimali için ayrılma akçesi hesaplanamadığı gibi talep de edilmediği" yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
Mahkememizin █████/2026 tarihli celsesine davalı ... vekili olduğunu beyan eden Av. ...'ın katıldığı, "Biz vekaletnameyi yeni aldık, kısa bir süre verilirse dosyaya karşı beyanda bulunalım" şeklinde beyanda bulunduğu, mahkememiz heyetince Av. ...'a vekaletnamesi ibraz etmek üzere ve dosyaya karşı yazılı beyanda bulunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, süresinde beyanda bulunulmadığı ve vekaletname sunulmadığı taktirde dosyaya vekil olarak kabul edilmeyeceği ve mevcut duruma göre karar verileceği hususunun kendisine ihtar edildiği, Av. ...'ın █████/2026 tarihinde ... adına vekaletname ve █████/2026 tarihli beyan dilekçesi sunduğu, dilekçesinde;
Müvekkilinin, İstanbul'dan taşındığını fakat ikametgah kayıtlarının eski adresinde kalması nedeniyle davadan çok geç haberdar olduğunu, gerekli itirazları sunamadığını, tarafların birlikte bilgisayar oyunu yapmak ve geliştirmek maksadıyla şirketi kurduklarını, şirkete dışarıdan yazılım geliştirme işi geldiğini, müvekkilinin bu süreci yönettiğini, dışarıdan gelen ödemeleri ortakların kendi hesaplarına ödeme çektiklerini, müvekkilinin 1 sene kadar önce muhasebeyi ve defterleri şirket ortağına devrettiğini, devirden sonra ne olduğunu bilmediğini, şirket hesaplarının külli olarak incelenmesi gerektiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; müvekkilinin şirketin 128.500 TL parasını şahsi hesabına aktardığı, başlatılan ve kesinleşen icra dosyasında da tahsil/iade edilmediğinin anlaşıldığı yönündeki görüşünün incelemenin eksik olduğunu gösterdiğini, aynı dönemlerde davacı ortağın da şirketten para çektiğini, ortakların birbirleri ile mutabık kalarak kendi hesaplarına ortaklık payları nispetinde şirket hesabından para çektiklerini, şirketin tüm defter ve kayıtları ile tüm para giriş çıkışları incelenerek; aynı nispette davacının da para çekip çekmediğini tespit ettikten sonra karar verilmesi gerektiğini, ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin sebebinin müvekkilinin itiraz etmemiş olması değil, eski adresinin halen kayıtlı olmasından kaynaklandığını, müvekkilinin icra takibinden de yeni haberdar olduğunu, menfi tespit davası açma hakkının saklı olduğunu beyan ederek; davanın reddine, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; TTK md. 531 uyarınca davalı şirketin feshi koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı diğer ortağın isnat edilen eylemlerde bulunup bulunmadığı ve bu iddiaların haklı sebep teşkil edip etmediği ile terditli olarak ortaklıktan çıkma şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava; TTK'nın 531 maddesi kapsamında davalı ... şirketinin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine, bu talebin kabul görmemesi halinde davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir.
Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır.
Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir.
Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Diğer taraftan, hakim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir.
Somut olayda, davacı taraf davalı şirketin feshini, olmadığı taktirde şirketten çıkmasına izin verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili her ne kadar █████/2026 tarihli beyan dilekçesinde müvekkilinin İstanbul'dan taşındığını fakat ikametgah kayıtlarının eski adresinde kalması nedeniyle davadan çok geç haberdar olduğunu, gerekli itirazları sunamadığını, ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyasının da aynı sebeple kesinleştiğini beyan etmiş ise de; mahkememizce davalı ... ...'a dava dilekçesi, tevzi formu, █████/2025 tarihli tensip tutanağı ve █████/2025 tarihli ara kararın "... adresine tebliğe çıkartıldığı, tebligatın bila ikmal iade olduğu, UYAP sisteminden davalının MERNİS sisteminde kayıtlı adresinin aynı adres olduğu, bu nedenle tebligatın aynı adrese TK 21/2 maddesine uygun olarak tebliğe çıkarıldığı ve █████/2025 tarihinde mahalle muhtarlığına tebliğ edildiği anlaşıldı. Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 50/3 maddesinde "Adres bildiriminin, yirmi işgünü içinde yapılması zorunludur.", TTK 21. maddesinde "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdur" hükmü amirdir. Mahkememizce yapılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin ilan edilen ana sözleşmesine göre 50.000 TL sermayeli, 2 ortaklı bir anonim şirket olduğu, davacının %51 davalının %49 pay sahibi oldukları, davacının ve davalının 3 yıl için münferit imza yetkilisi yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, mali inceleme sonuçlarına göre, taahhüt edilen sermayenin yalnızca 6.500 TL'lik kısmının ödendiği, şirketin kayda değer bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, 2023-2024 dönemleri ticari faaliyetlerinin zararla sonuçlandığı, şirketin vergisel yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporundaki tespite göre, davalı ortağın şirketin 128.500 TL parasını şahsi hesabına aktardığı, başlatılan ve kesinleşen icra dosyasında da tahsil/iade edilmediğinin anlaşıldığı yine mali inceleme ile tespit edilmiştir.
TTK.m.332/1 gereğince anonim şirketin 50.000 TL olan asgari sermaye tutarı █████/2023 tarihli ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 250.000 Türk Lirasına yükseltilmiştir. Yine TTK.m.344 gereğince asgari sermayenin 1/4'ünün peşin, bakiye kısmını ise tescilden itibaren 24 ay içinde ödenmesi gerekir. Davalı şirketin gerek kuruluş tarihi itibariyle gerekse dava tarihi itibariyle zorunlu asgari sermayenin miktarı ve ödenmesine yönelik emredici kanun hükümlerine uymadığı görülmektedir.
İcra dosyasında davalıya ulaşılamaması, davalı vekilinin davalının taşındığına ve tebligatların davalının eski adresine gittiği yönündeki beyanı da ; davacının arada iletişim kalmadığına, davalının şirketle ilgilenmediğine dair iddialarını doğrulamaktadır. Aynı sebeplerle, şirket ortağı olan tarafların bir araya gelip şirketin feshi yönünde genel kurul kararı almalarının da mümkün olmadığı görülmektedir. Davacı pay sahibi şirkette %51 çoğunluk hisseye sahip olmakla birlikte, fesih kararı alınabilmesi için TTK.m.529/1-d hükmü ve atıf yapılan TTK.m.421/2-3 gereğince %75 nisap gerektiğinden ve davacının bu miktarda payı bulunmadığından eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı şirkette, şirketin temel unsurlarından ortak çaba unsurunun ortadan kalktığı ve ortaklar arasında bulunması gereken güven unsurunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu hususlar mali tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket yönünden gerek TTK.m.529/1-b anlamında “İşletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi” sebebiyle sona erme (infisah) gerekse TTK.m.531 anlamında haklı sebeple fesih koşullarının şartlarının oluştuğu değerlendirilmekle birlikte davacının davasının kabulü ile ... Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davanın, TTK'nın 531 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin olup, bu talebin şirkete yöneltilebileceği, şirket ortaklarına husumetin yöneltilemeyeceği, anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
Davacının davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile;
1-... Müdürlüğü'nün ...-5 sicil numarasında kayıtlı davalı ...'ne karşı açılan davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine,
2-Davalı ...'a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
3-Şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, Tasfiye memuru için şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre 50.000,00 TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına,
4-Tasfiye masrafları olarak belirlenen 30.000,00 TL'nin ileride davalı şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına,
5-Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine, tasfiye memuru ücreti ve tasfiye masraflarının yatırılmasını müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine tebliğine,
6-Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,
7-Kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının ileride davalı şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin harç olarak yatırılan 615,40 TL'den mahsup edilerek eksik kalan 116,60 TL harcın davalı ...'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Davacı tarafından yapılan; 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 615,40 TL peşin harç, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.470,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 12.788,30 TL yargılama giderinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
12-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!