Anahtar kelimeler: İlamına Kesinlik İdaresi Şartı Eksiklikleri Uyularak Sayisi Adliye Esastan Hazırlanan

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sonucu, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi köyiçi mevkinde kain 474 parsel sayılı 2.434,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi vasfı ile Hazine adına 21.05.1986 tarihinde tespit ve tescil edildikten sonra, satış yoluyla davalı ... adına intikal etmiştir.Davacı ... İdaresi 10.11.2016 havale tarihli dava dilekçesi ile; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi köyiçi mevkinde kain 474 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğunu ve kesinleşen orman sınırı içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı ... İdaresi vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dava değerinin istinaf sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf isteminin kesin olarak reddine karar verilmiş; anılan kararın, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 20.10.2021 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizin bozma ilamında özetle; "Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşın şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğinin kabul edilmesi" gereğine değinilerek, davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında sunulan 16.03.2018 tarihli orman mühendisi bilirkişi raporu ile, taşınmazın (B) harfiyle gösterilen 1905,00 m²lik kısmının dava konusu olduğu ve bu kısmın ... ilçesi ... Mahallesinde yapılarak 1981 yılında kesinleşen Orman Kadastro çalışmaları sonucunda orman tahdit alanı sınırları içerisinde kaldığının belirlendiği; dolayısıyla davanın davacı ... İdaresi tarafından ispatlandığı; kesinleşmiş orman tahdidinin doğru yapılıp yapılmadığı inceleme konusu yapılamayacağı halde, İlk Derece Mahkemesince, kesinleşmiş olan ve dava konusu olmayan orman tahdidinin doğru olup olmadığı incelemesi yapılarak, "taşınmazın ormanla alakası kalmamıştır, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kadimden beri tarım ya da iskan olduğu haritalarda görülmektedir." şeklindeki orman mühendisi bilirkişi görüşüne ve ayrıca taşınmaz üzerinde yetiştirilen ağaçlar nedeniyle vatandaşın emeğinin boşa gideceği ve ayrıca bu ülkenin orman ağaçları kadar tarıma ihtiyacının bulunduğu şeklindeki hukuki değerlendirmeden uzak ve davanın konusu ve kapsamıyla ilgisi bulunmayan görüşlerine itibar edilmesi sonucunda kesinleşmiş orman tahdit çalışması yok kabul edilerek dava konusu taşınmazın orman olduğu veya orman sayılan yerlerden olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olmakla birlikte, istinaf aşamasında dosyaya getirtilen belge ve tutanak örneğine göre, dava konusu parsel üzerinde yargılama sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılarak 29.07.2020-27.08.2020 tarihleri arasında yapılan askı ilanı sonucunda dava açılmadığından 08.08.2020 tarihinde kesinleşen uygulama kadastrosu çalışması sonucunda dava konusu 474 parsel sayılı taşınmazın 2424,00 m² olan yüzölçümünün 2.584,89 m² olarak düzeltilerek 2 35... parsel sayısıyla tapu kütüğüne aktarıldığı ve eldeki davanın uygulama kadastrosu çalışmasına itiraza dönüşecek davalardan olmaması nedeniyle yargılama sırasında yapılarak kesinleşmiş bulunan bu çalışma sonucunda, öncesinde kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde bulunan dava konusu (B) bölümünün de orman tahdit sınırları dışında kalması sonucunda parselin tamamının tahdit sınırları dışarısında kaldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının sonuç itibariyle doğru hale geldiği gerekçesi ile, davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak raporu hazırlayan bilirkişilerce, yörede 19 81... yıllarında yapılan orman kadastro çalışmalarına ait haritalar ile kadastro pafta örneği ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilmek ve ayrı ayrı gösterilmek suretiyle taşınmazın orman kadastro çalışmalarındaki konumu ayrı ayrı belirlenmemiş; yine İlk Derece Mahkemesince yöredeki orman kadastrosu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2 açalışmalarına ilişkin tutanaklar ve orijinal renkli orman tahdit haritaları dosyaya getirtilmediği gibi bilirkişilerce hazırlanan raporda da kesinleşen orman kadastrosu çalışmaları ile 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan çalışma arasında uyumsuzluk bulunup bulunmadığı, uyumsuzluk var ise, uyumsuzluğun nedenleri ile 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a çalışmalarının kanun ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığı denetime olanak verecek şekilde açıklanmamış, bundan başka dava konusu taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktaları zeminde tespit edilmemiş, uzman bilirkişiler tarafından zeminde orman sınır noktaları bulunmuşsa dahi bu husus da keşif tutanağına yansıtılmamış, ayrıca orman kadastro tutanakları, orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulanarak orman kadastro tutanakları da bu yolla desteklenmemiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma, inceleme ve uygulama belirtilen bu yönler itibariyle eksik ve yetersizdir. Bilirkişilerin yetersiz ve yargı denetimine olanak vermeyen raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle yörede yapılan bütün orman tahdit, aplikasyon ve varsa 2. madde ile 2/B madde çalışmalarına ilişkin, işe başlama, işi bitirme, çalışma tutanakları ile askı ilân tutanaklarının ve orman tahdit haritaları ile aplikasyon ve 2/B madde haritalarının orjinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneklerinin, yine yörede yapılan Orman Kadastro çalışmalarında kullanılan hava fotoğrafları ile memleket haritalarının orijinal renkli onaylı örnekleri ile 3402 sayılı Kanun'un 22-/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalara ilişkin tutanak, belge ve haritalar ile aynı orman sınır hattı üzerinde benzer iddiayla açılmış derdest veya kesinleşmiş davalar varsa bu dava dosyaları da, ilgili yerlerden temin edilerek dosya arasına konulduktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve iki harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen, dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler yardımıyla yeniden yapılacak keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan orman kadastrosu çalışmaları ile 3402 sayılı Kanun'un 22-/2-a madde çalışması ile oluşturulan pafta bilgisayar ortamında aynı ölçeğe çevrilerek (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) dava konusu taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde ve 3402 sayılı Kanun'un 22-/2-a madde çalışması haritalarına göre konumu tapulama paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde ve 3402 sayılı Kanun'un 22-/2-a madde çalışması ile yapılan harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, uyumsuzluk varsa doğru hattın hangisi olduğu tereddütsüz bir şekilde belirlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a madde çalışmasıyla kesinleşmiş orman kadastrosu sınırlarının değiştirilemeyeceği gözetilerek, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olup olmadığı tereddütsüz ve denetime olanak verecek şekilde açıklayacak, yine önceki rapor ve ek rapor ile sunacakları rapor arasında çelişki doğması hâlinde, bu çelişkilerin nedenlerinin de tartışılıp değerlendirecek şekilde rapor alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.S O N U Ç
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.