Anahtar kelimeler: Evvelden Gelmemiş Tatbik Vadesi Şahıs Borçlusu Alacağa Kambiyo İhbarnamesi Tllik

T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi TespitDAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Dairesi' nin 2019/... Esas sayılı icra dosyası ile dosyanın borçlusu ... San. ve Tic. A.Ş. Aleyhinde kambiyo senetlerine özgü icra takibine geçildiğini, takibin müvekkili şirket tarafından kesinleştirilmiş olup borçlu şirketin mal varlığına ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz tatbik edildiğini, borçlu şirketin ... ... Şirketinde henüz vadesi gelmemiş toplam bakiye 3.357.620,28-TL’lik alacağına rastlandığını ve bu alacağa da haciz tatbik edildiğini, ancak ... ... Şirketi tarafından 89/1 haciz ihbarnamesi cevabında daha evvelden tatbik edilen haciz olduğu ilgili icra dosyasına bildirildiğini, .... İcra Dairesi' nin 2019/... E. Sayılı dosyasında sıra cetveli düzenlendiğini ve davalının 1. Sıra alacaklısı olduğunu, .... İcra Dairesi' nin 2019/... E. Sayılı dosyanın 2. Sırada olduğu ve alacaklı olduğu .... İcra Dairesi' nin 2019/... Esas sayılı dosyanın ise 3. Sıra alacaklısı olduğunun tespitinin yapıldığını, düzenlenen sıra cetveline istinaden, icra dosyaları incelediğinde sıra cetvelinde yer alan 1. Sıra alacaklısının, işbu davanın davalısı olan ...Paz. Tur. Tic. ve San. A.Ş. olduğunun tespit edildiğini, dosya borçlusu ile birinci sıra alacaklısı arasında organik bağ bulunmakta olup borç ilişkisinin gerçeğe aykırı olduğunu, dosya borçlusu ile birinci sıra alacaklısının şirket yöneticileri ve yönetim kurulu üyelerinin aynı kişiler olup alacağın muvazaalı olduğunun tespitinin gerektiğini, taraflar arasında gerçek bir alacak ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu takibin 1. Sıra alacaklısı ve borçlu tarafından diğer alacaklıları zarara uğratmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, alacağın gerçek olduğununun ispat yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğunu, düzenlenen sıra cetveline istinaden, icra dosyaları incelediğinde sıra cetvelinde yer alan 1. Sıra alacaklısının, bu davanın davalısı olan ...Paz. Tur. Tic. ve San. A.Ş. olduğunun tespit edildiğini, dosya borçlusu ile birinci sıra alacaklısı arasında organik bağ bulunmakta olup borç ilişkisinin gerçeğe aykırı olduğunu,taraflar arasında gerçek bir alacak ilişkisi bulunmadığını, alacaklının borçludan tahsil edeceği iddia edilen borcun, gerçekte mevcut olmayan bir borç olduğunu, alacaklının yaptığı takibin, diğer alacaklıların sıralamada geri sıraya düşürülmesi amacıyla yapıldığını, bu durumun, dosya kapsamında delillerle ortaya konulacak olup muvazaanın kanıtlanması ile sıra cetvelindeki bu haksız durumun düzeltilmesi gerektiğini, .... İcra Müdürlüğü 2019/... E. sayılı dosyanın alacaklısı ... 'ün de davanın davalısı olan ...Paz. Tur. Tic. ve San. A.Ş.'ye muvazaa sebepli olarak dava ikame ettiğini ve davasının ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiğini, halihazırda derdest olduğunu beyanlarla davalı alacaklı ile borçlu arasındaki muvazaa nedeniyle sıra cetvelinin iptal edilerek yeniden düzenlenmesini, alacağın gerçek alacaklılarına hak ettiği sıraya göre paylaştırılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların hukuki dayanaktan yoksun olup işbu davanın esastan reddinin gerektiğini, davacı tarafından dosya borçlusu şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunduğundan bahisle borç ilişkisinin gerçeğe aykırı olduğunun iddia edildiğini, iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunun aşikar olduğunu, ... San. Tic. A.Ş. ve ...Pazarlama Turizm San. Tic. A.Ş.'nin kendi alanlarında yıllardır faaliyet göstermekte olan şirketler olup, müvekkili şirket ...’ın ... ile herhangi bir bağının bulunmadığını, müvekkili şirket ...’ın kendi tüzel kişiliğinin bulunduğunu, usulüne uygun görevlendirildiğini ve bu suretle işleyen organlarının bulunduğunu, müvekkil şirket ile takip borçlusu dava dışı ...A.Ş.nin yalnızca şirket yetkililerinin aynı olması, iki şirket arasındaki organik bağın tespiti açısından yeterli bir kriter olmayıp, şirketlerin farklı tüzel kişiliklerinin olmasında da herhangi bir etkisi bulunmadığını, müvekkili şirket ile ...arasında uzun yıllara dayanan cari hesap ilişkisi olup, işbu ilişkide herhangi bir muvazaa olmadığı da yapılacak bilirkişi incelemelerinde doğrudan ortaya çıkacağını, tüzel kişilerin kendisini oluşturan gerçek kişilerden mutlak olarak ayrı ve bağımsız bir hukuk süjesi olduğunu ve bu nedenle ayrı bir malvarlığına sahip olduğunu, organik bağ bulunabilmesi için Yargıtay uygulamalarında organik bağın tespiti hakkında çeşitli kriterler arandığını, iki şirketin yetkililerinin aynı olması, tüzel kişiliklerin aynı olduğu anlamından vareste olup, aradaki organik bağa da karine teşkil etmediğini, .... İcra Müdürlüğünce sıra cetvelininn yapıldığını ve işbu sıra cetvelinde de ilk sırada taraflarının alacaklarına yer verildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin takip borçlusu ... A.Ş.'den alacaklı olduğu ve alacaklarının ilk sırada bulunduğu işbu suretle de sabit olduğunu, davacı tarafça celbi talep edilen .... Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/... esas sayılı dosyasında taraflarıncayapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek davanın kabulüne ilişkin verilen kararın kaldırılmasına karar verildiğini, ayrıca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas numaralı ... tarafından açılan bir diğer sıra cetveline itiraz davasında muvazaa sebebi ile sıra cetveline itiraz edildiğini, taraflar arasında organik bağ bulunduğunun iddia edildiğini, başka mahkemelerde de ... tarafından davalar açıldığını, gerek bu davalardan anlaşılacağı üzere gerekse huzurdaki davada ileri sürülen iddiaların hiçbir geçerliliği bulunmadığını, mahkemelerce verilen kararların emsal olarak gözetilmesini talep ettiklerini, davanın, alacaklarının engellenmesi amacı ile ikame edilmiş olup, kötü niyet tazminatı taleplerinin olduğunu, taraflarından dava dışı borçlu ...A.Ş. aleyhine yürütülen icra takibinde yapılan tüm işlemlerin usule ve hukuka uygun olduğunu, davacı yanın iddialarının aksine muvazaalı işlemin söz konusu olmadığını, davanın ikame edilmesindeki tek amacın ise; müvekkili şirketin usule uygun işlemlerinde muvazaa iddiasında bulunarak haklı alacaklarını engellemek ve sıra cetvelindeki yerlerini almak olduğunu, davanın işbu suretle kötü niyetli ikame edildiğini beyanlarla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun 142. maddesi gereğince, davalı alacağının muvazaalı olduğu iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz talebine ilişkindir.Mahkememizin ... sayılı █████/2025 tarihli kararı ile; uyuşmazlığa konu sıra cetvellerinin davacı vekiline tebliğ tarihlerinin █████/2019, █████/2019 ve █████/2020 olduğu, dava tarihinin ise █████/2025 olduğu dikkate alındığında davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşıldığından bahisle davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verildiği, kararın davacı vekilinin █████/2026 tarihli dilekçesi ile İstinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2026 tarihli ilamı ile, "Mahkemece, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde karar verilmesi 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 maddesine aykırı olduğundan, görev hususu HMK'nun 355. maddesi uyarınca re'sen nazara alınarak, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin kararın HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine" dair karar verildiği, dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve ████████ Esas sırasına kaydedildiği anlaşıldı.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kaldırma kararı göz önüne alınarak mahkememizde oluşan nihai kanaate göre;Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı, bu husustaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip, sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağının esasına ve miktarına itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline itiraz davası açması gerekir. Davanın konusu, davalı olarak gösterilen alacaklının hiç veya sıra cetvelinde yazılı miktarda alacağının bulunmadığı veya ona tahsis edilen sıranın ona ait olmamasıdır (Mahmut Coşkun, Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 2.Baskı, s:717).Sıra cetveline itiraz davasının sebebini, davalı alacaklıya tahsis edilen pay değil, davalı alacaklının alacak hakkı oluşturmaktadır. Sıra cetveline yönelik itiraz davasında ileri sürülebilecek başlıca nedenler; 1.Davalı alacağının muvazaalı olduğuna yönelik itiraz... 2.Sıra cetveline alınan alacaklının alacak miktarının sıra cetveline yazıldığı kadar olmadığı, üst sınır ipoteğinde üst sınırından fazla alacağın sıra cetveline yazıldığı iddiası. 3.Davalının sıra cetveline alınan alacağının ödendiği iddiası... 4.İpoteğin yasal dayanağının olmadığı veya ipoteğin hükümsüz kaldığı iddiası. 5.Davalının alacağının muaccel (istenebilir) olmadığına dair itiraz. 6.Davalı alacağının zamanaşımına uğradığı iddiası (s:768, 769)Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak hususundaki anlaşmalara denir. Muvazaanın tanımından da anlaşılacağı üzere, tarafların başkalarını aldatmak amacıyla yaptıkları görünürdeki işlem kural olarak geçersizdir (Deynekli, Adnan/Kısa, Sedat: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, İstanbul 1996, s. 144).Borçlu, hakkında yapılan icra takibinde alacaklısı ile muvazaalı olarak yarattığı borca karşı, ödeme emrinin tebliği üzerine karşı koymamak suretiyle takibin kesinleştirilmesini ve bu suretle diğer alacaklılarının sıra cetvelinde alacaklarını tahsil imkânını kısıtlayabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Mahcuz malın satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması üzerine icra müdürlüğünce düzenlenen sıra cetveline göre, alacağını tamamen veya kısmen alamayan alacaklılar bir başka alacaklının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürebilirler. Bu husus alacağın varlığına yönelik olduğundan dava yoluyla genel mahkemede ileri sürülmesi gerekmektedir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ E. █████████ K. sayılı █████/2020 tarihli ilamı "...İİK'nın 142/1 maddesinde "Cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlen olup bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflas davaları için Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu yolundaki düzenleme gibi açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kabulü gerekmektedir..." şeklinde olup, sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkemesinin asliye hukuk mahkemesi olduğu belirtilmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; mahkememizce davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de usule ilişkin aykırılıklar konusunda öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus mahkemenin görevli olup olmadığı olup diğer usulü itirazların görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yukarıda ifade edildiği üzere başka bir alacaklının alacağının varlığına, muvazaalı olduğuna yönelik açılan sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın 6100 Sayılı H.M.K'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ2-Görevli mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,3-6100 sayılı HMK'nun 20. Maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine,4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,5-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine,Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere dosya üzerinden oy birliğiyle karar verildi. █████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır