Anahtar kelimeler: Şantiyelerinde Sonlandırıldığını Yurt Tatili Hiçbir Ulusal Bayram Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.DAVA TARİHİ
: 17.08.2022İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 54. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden işverence haksız şekilde sonlandırıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile dava dışı ... Şirketi arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi düzenlenmiş olup kanuna ve yerleşik içtihatlara göre anlaşma belgesine rağmen dava açılmasının mümkün olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlığa çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Anayasa Mahkemesi tarafından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27. maddesinin 05.11.2024 tarihinde iptal istemiyle incelendiğini, ilgili kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini,b. Davalı tarafın süresinde sunulmayan cevap dilekçesi içeriğinde ve ön inceleme duruşmasında yabancı hukuka dair itirazda bulunmadığını, Türk hukukuna göre karar verilmesi gerektiğini,c. Rus hukukunda zamanaşımı veya hak düşürücü süre kavramları olmadığını,d. Yargıtay içtihat değişikliğini işçinin bilmesinin beklenemeyeceğini, verilen kararın hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu,e. 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmü gereğince hâkimin, bütün durum ve koşulları dikkate alarak daha sıkı ilişkili hukuku belirlemesi gerektiğini,f. Yargılama giderleri ve harçların taraflar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı lehine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca taraflarınca yatırılan harçlarla ilgili hüküm kurulmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, uygulanacak hukuk ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklikle mahkemeye başvuru için zamanaşımı süresi 1 yıl olarak belirlenmiş olup değişiklik öncesi zamanaşımı süresi 3 ay olarak düzenlenmiştir. Davacının iş sözleşmesinin değişiklikten sonra feshedildiği göz önünde bulundurulduğunda, İlk Derece Mahkemesince bu sürenin 3 ay olarak dikkate alınması isabetsiz ise de fesih tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığından ve davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğundan, bu hatalı tespit sonuca etkili görülmemiştir.Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı sürelerinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle ... Federasyonu İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ne var ki söz konusu sürenin İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı olduğu gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmü uyarınca hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.3. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince Yargıtayın daha önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden hukuki güvenlik, hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ilkelerinin ihlaline yol açmamak amacıyla davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Ancak eldeki dava, 17.08.2022 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun’un 3 23... . maddeleri dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup ayrıca bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı tarafın tüm, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan "Davacı tarafından açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE," ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davanın REDDİNE," ibaresinin yazılması,Hüküm fıkrasının (3) ve (5) numaralı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine;"3. Davalı tarafça yapılan 1.105,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,""5. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 106.263,30 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.