Anahtar kelimeler: Porselen Objeler Sofra Takımları Aksesuarları Sürdürdüğü Sınai İbareli Beri Yemek

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1970 yılından beri sürdürdüğü ticari faaliyetleri kapsamında yurt içinde ve yurt dışında müşterilerine porselen yemek takımları, porselen objeler ve sofra tasarım aksesuarları sunduğunu, davalı şirketin ██████████ sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5. maddesi kapsamında düzenlenen mutlak tescil engelleri karşısında dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bu başvuruya itiraz ettiğini, davalı Kurum tarafından müvekkilinin itirazının reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvurunun, marka olarak tescil edilemeyecek bir ibare olduğunu, Türkçe’de "dünyanın porseleni" anlamına gelen bu kelime öbeğinin kullanılacağı emtianın cinsini ve vasfını bildirdiğini, bu ibarenin davalı adına marka olarak tescil edilmesi halinde, ilgili sektörde faaliyet gösteren tüm aktörlerin kullanabileceği bu tamlamanın kullanımının davalının tekeline verilmiş olacağını, bunun da haksız ve hukuka aykırı bir durum yaratacağını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK)2022-M-2195 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu edilen başvurunun, SMK'nın 5/1 (b, c, d) hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvurunun, SMK’nın 5. maddesi anlamında tescil engeli taşıyan bir işaret niteliği taşımadığını, markada geçen "..." ibaresinin "dünyanın porseleni" anlamına gelen bir slogan olduğunu, müvekkilinin "Dünyanın Seramiği" ve "...Dünyanın Porseleni" ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin başvuru üzerinde kazanılmış bir hakkının olduğunu, davacının da "yer gök seramik" ve "milli takım milli seramik" gibi slogan markalarının bulunduğunu, müvekkili başvurusunun hiçbir emtiayı tanımlamadığını, ibarelerin, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir tamlama olmadığını, bu tür sloganların tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvurunun marka olabilecek nitelikte soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, tanımlayıcı/tasviri nitelikte olmadığı, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir işaret niteliği de taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin Türkçe'de "Dünyanın Porseleni" anlamına geldiği, davalı tarafından oluşturulmuş slogan niteliğinde bir marka olduğu, bu hali ile ayırt ediciliği zayıf olmakla birlikte asgari bir ayırt edicilik de taşıdığı, dolayısıyla SMK'nın 5/1-a ve b hükümleri kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığı, yine tanımlayıcı ya da tasviri bir işaret de olmadığı gibi SMK'nın 5/1-d hükmü koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.