Anahtar kelimeler: Vakıfta Vermeden Ona Vakfın Müesseselerde Tediye Gaziantep Ara İşçisi Başladığını
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
DAVA TARİHİ
: 18.09.2015
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004 yılında davalı Vakıfta çalışmaya başladığını ve hiç ara vermeden çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin kamu işçisi olarak çalıştığı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olmasına rağmen 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanun'un 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un (6772 sayılı Kanun) 1. maddesi gereğince ilave tediye alacağı ödenmediğini ileri sürerek ödenmeyen ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2017 tarihli kararıyla; davacının davalı Vakıfta 2004 yılından itibaren çalışmaya başladığı, davacının kamu kurumu olan davalı Vakıfta kamu işçisi statüsü ile çalışması sebebi ile 6772 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince ilave tediye ücretini almaya hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.07.2017 tarihli kararıyla; davalı Kurumun niteliği gözönüne alındığında özel hukuk tüzel kişisi olduğu, nitekim 09.06.2017 tarihinde toplanan İçtihadı Birleştirme Kararında da 30 işçi açısından tüm sosyal yardımlaşma vakıflarının tek işyeri olarak esas alınmadığı dikkate alındığında ilave tediye isteminin reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesinleşen karara karşı davacı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, Anayasa Mahkemesince 13.02.2020 tarihli ve ██████████ Başvuru numaralı kararıyla; incelenen başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı, ancak somut olayda, yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir yol olarak kabul edilemeyeceğinden, başvurucunun manevi tazminat talep etmediği de dikkate alınarak yalnızca ihlalin tespitine karar verilmesi gerektiği, ayrıca benzeri yeni ihlallerin önüne geçilebilmesi için ihlale yol açan bu durumun gözden geçirilmesi konusunda 04.02.1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/2 hükmü uyarınca Yargıtay Birinci Başkanlık Kuruluna bildirimde bulunmak gerektiği, böyle bir durumda aynı yargı koluna dâhil mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıkları içtihadı birleştirme yoluyla ortadan kaldırılarak yeni ihlallere neden olacak uygulamanın önüne geçilmesinin de mümkün olacağı gerekçesi ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması yönünden içtihadı birleştirme kararına gerek bulunup bulunmadığı hususunda bilgi edinmesi ve takdiri için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine ve başvurucunun diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin sözü edilen Anayasa Mahkemesi Kararı uyarınca davanın kabulüne karar verilmesini talep etmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 27.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali kararı verilmesi nedeniyle 18.07.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararın ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 27.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, Anayasa Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve ██████████ Başvuru numaralı kararı ile Anayasa Mahkemesince açıkça somut olayda, yargılamanın iadesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir yol olarak kabul edilemeyeceğinden, başvurucunun manevi tazminat talep etmediği de dikkate alınarak yalnızca ihlalin tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesi kararı yalnızca ihlalin tespitine ilişkin olduğundan Dairece yargılamanın yenilenmesine dair yapılacak bir işlem olmadığı gerekçesiyle dosyanın işlemsiz olarak kapatılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilin davalı Vakıfta 2004 yılında göreve başlamış ve halen aynı Vakıf bünyesinde çalışmakta olduğu, toplam çalışmış olduğu sürenin 11 yılı aştığını, davacıya çalıştığı her yıl için birer aylık istihkakı tutarında ilave tediye ödemesi yapılması gerektiğini,
2. Anayasa Mahkemesince ihlal kararı verildiğini, ihlal kararının (c) bendinde "kararının bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması yönünden içtihadi birleştirme kararına gerek bulunup bulunmadığı hususunda bilgi edinmesi ve takdiri için Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmesine" şeklinde karar verildiğini,
3. Mevzuat ve yerleşik içtihatlara göre Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, aksinin kabulünün gerek açık mevzuat hükümlerinin ve gerekse bireysel başvuru kurumunun işlevsiz kalmasına sebep vereceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine göre bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; Anayasa Mahkemesince davacının bireysel başvurusu üzerine verilen karar nedeniyle yeniden yargılama yapılmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!