Anahtar kelimeler: Görünerek Büro Khk Samsun Alımı Kadrosuna Çeşitli Kararname Kararnameye Hükmünde
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Samsun 7. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.06.2012 tarihinde hizmet alımı yolu ile çeşitli yüklenici şirketlerde sigortalı görünerek kesintisiz olarak büro personeli olarak çalıştığını, 01.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde uyarınca 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini ve hâlen çalışmaya devam ettiğini, her ne kadar temizlik ihalesi alımı ile işe girişi yapılmışsa da hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, davacının temizlik ihalesi kapsamında işe alınmasına rağmen büro görevlisi olarak çalıştırıldığını, hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davacının masa başı işi artık işyeri uygulaması hâline gelmiş olup görev tanımının Kurum tarafından büro elemanı olarak belirlendiğini, davacının 12 yıldır fiilen yaptığı vasıflı işten alınarak temizlik işine verilmesinin de işyeri koşullarında esaslı değişiklik teşkil ettiğini, ayrıca davacının ... İş Sendikası üyesi olup aynı zamanda işyeri sendika temsilcisi olduğunu, görevinin ve görev yerinin muvafakati olmaksızın değiştirilemeyeceğini ileri sürerek davalı ile dava dışı yüklenici şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurlarının oluşmaması sebebi ile asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespitini; dava dışı yüklenici şirketler ile davalı Bakanlık arasında kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin müvekkili yönünden şartlarının oluşmaması sebebiyle müvekkilinin işe başladığı 22.06.2012 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olduğunun tespiti ile müvekkilinin işvereninin ... (Bakanlık) olduğuna karar verilmesini, davalı Bakanlığın işlemi usul ve kanuna aykırı olduğundan vasıflı büro personeli olarak görev yapan müvekkilinin temizlik personeli olarak görevlendirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, müvekkilinin görev tanımının vasıflı büro personeli olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davada idari yargının görevli olduğunu, davacının işvereni çalıştığı şirketler olduğundan husumet itirazında bulunduklarını, davacının temizlik ihalesi kapsamında işe alındığını, 01.04.2018 tarihinde 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde uyarınca 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçene kadar hizmet alımı yolu ile çeşitli yüklenici şirketlerde çalıştığını, 22.06.2012-01.04.2018 tarihleri arasında müvekkili Kurumun işçisi olmadığını, ihaleyi alan dava dışı şirketlerle müvekkili Kurum arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu iddia etmenin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava tarihinde sendika temsilcisi olduğu, dinlenen tanık beyanlarından da davacının işe ilk girdiği tarihten itibaren büro görevlisi olarak çalıştığı, sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra da büro personeli olarak çalışmaya devam ettiği, ancak davalı Kurumun son işlemi ile temizlik birimine görevlendirildiği, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının en başından beri davalı Bakanlığın işçisi olduğu, her ne kadar davacı sürekli işçi kadrosuna geçirilmişse de büro personeli olarak görev tespiti talebini doğrudan ilgilendirmesi sebebi ile muvazaa kararı verilmesi talebinde hukuki yararı olduğu, 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde "... Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. ..." şeklinde olsa da somut olayda sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, sözü edilen düzenleme uyarınca sadece kadroya geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilmesi gerektiği hâlde yine büro personeli olarak görevlendirildiği ve yaklaşık 12 yıl boyunca büro personeli olarak çalıştığı, daha sonra temizlik birimine görevlendirilmesi üzerine çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğu, buna göre davacının16.01.2024 tarihinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından temizlik birimine görevlendirilmesi işleminin de hukuka aykırı olduğunun tespitiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. maddenin "... Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. ..." şeklinde olduğu, davacı işçinin, temizlik işleri hizmet alım sözleşmesi kapsamında işe alındığı ve 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde uyarınca temizlik işçisi olarak sürekli işçi kadrosuna geçirildiği, sürekli işçi kadrosuna geçirilme işlemine yönelik bu idari işlemin iptaline yönelik kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığına göre davacının temizlik işçisi olarak değerlendirilmesine ilişkin davaya konu işveren uygulamasının hukuka aykırı olduğu yönünde hüküm tesis edilemeyeceği, sürekli işçi kadrosuna geçirilmeden önce davacıya yönelik hizmet alım sözleşmesinin muvazaaya dayanıp dayanmadığının da varılan bu sonuca etkisi bulunmadığı, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde hükmüne göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin hizmet alım sözleşmeleri konusu dışında başka bir pozisyon ile istihdamının mümkün olmadığı da dikkate alındığında davanın reddi yerine kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin çalışma hayatı boyunca hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, aralıksız bir şekilde büro elemanı olarak görev yaptığını, bu durumun işyeri uygulaması ve çalışma koşulu hâline geldiğini,
2. Bölge Adliye Mahkemesince davalı Bakanlık ile yüklenici şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurlarının oluşmaması sebebi ile asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun ve müvekkilinin işe başladığı 22.06.2012 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olduğunun tespitine karar verilmesine ilişkin talepleri hakkında karar verilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı Bakanlığın davacının temizlik personeli olarak görevlendirilmesine ilişkin işleminin hukuka aykırı olup olmadığı ile görev tanımının vasıflı büro personeli olarak tespiti, bu bağlamda davacı işçi kadroya geçirilmeden önce davalı Bakanlık ile alt işverenler arasında kurulan ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığının ve davacının işe başladığı 22.06.2012 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!