Anahtar kelimeler: Nihaî Geçmeyen Atfıyla Kalması Kesinlik Anadolu Sınırını Sınırının Değeri Tarafça

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.DAVA TARİHİ
: 17.04.2018İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 2. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 378.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait Kuzey Irak'ta bulunan şantiyede 29.06.2007-06.08.2013 tarihleri arasında kalıpçı ustası olarak çalıştığını, son aldığı ücretin net 1.650,00 USD olduğunu, ücretin asgari kısmının bankaya yatırıldığını, kalanının elden ödendiğini, davalı tarafından iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, işçilik alacaklarının davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, işyerinde çalıştığı süre boyunca tüm çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödendiğini savunarak haksız davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf dilekçesinden sonra sunduğu dilekçelerde yabancılık unsuru içeren anlaşmazlıkta, işin görüldüğü yer olan Irak Devleti hukukunun uygulanması gerektiğini savunduğu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabileceği, yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerektiği, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının davalının fazla çalışma ücretine dair istinaf itirazı dışında yerinde olduğu, davalının süresinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, kaldırma kararından sonra davacının hizmet süresinin denetime esas biçimde tespit edildiği üzere iş sözleşmesinin 20.09.2011 tarihinde feshedildiği, fazla çalışma ücretinde zamanaşımı süresi 5 yıl olduğundan, dava tarihine göre fazla çalışma ücretinin zamanaşımına uğradığı ve reddi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde
:a. Bilirkişi raporuna itirazlarının gözetilmediğini, hesaplamaların hatalı olduğunu,b. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, davacının çalışma süreleri kesintili olarak kabul edilecekse de, yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarının esas alınması yerine sadece sigortalı olunan sürelerin esas alınmasının isabetsiz olduğunu,c. Ret vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet süresi, davacının hak kazandığı işçilik alacaklarının hesap yöntemi ve vekâlet ücretine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;A. Davalı Temyizi YönündenDavalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,B. Davacı Temyizi YönündenTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.