Anahtar kelimeler: Türkmenistanın Vefatına Şantiyesinde Şantiyelerinde Müteveffa Kesinlik Şartı Şirketlerinde Eksiklikleri Sayisi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.DAVA TARİHİ
: 29.04.2021İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 46. İş MahkemesiEK KARAR TARİHİ
: 15.11.2023SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı müteveffa ...'ın ... ve bağlı Şirketlerinde 2012-2015 tarihleri arasında Türkmenistan'ın ... ve ... şantiyelerinde, 2016-2018 arasında ...'nın ...şantiyesinde, 2018-2020 arasında ...'nın ...şantiyesinde, 2012 yılından vefatına kadar mekanik işleri formeni olarak çalıştığını, davacının 20.07.2020 tarihinde işyeri sınırları dâhilinde vefat ettiğini, iş sözleşmesinin davacının vefatı nedeniyle sona ermesinden dolayı kıdem tazminatının işçinin yasal mirasçılarına ödenmesi gerektiğini, sadece son şantiyedeki çalışması nedeniyle kısmi olarak kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, iş sözleşmelerinin haksız olarak feshedildiğini ve davacıya tazminatlarının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin eksik kullandırıldığını, işyeri uygulaması niteliğindeki ölüm yardımının ödenmediğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ölüm yardımı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddia ve taleplerini tekrarlayarak asıl davada istediği alacak kalemlerinin davalı ... Endüstri Tesisleri İnş. San. ve Tic. AŞ'den (...) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalılardan ... İnş. Taah. AŞ (...) ve ... Türkmen İnş. San. ve Tic. AŞ (...) vekilleri asıl davaya cevap dilekçesinde; yurt dışında çalışan işçinin Türkiye'de dava ikame etmesinin ve söz konusu somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, uyuşmazlığa Türkmenistan ve ... kanunlarının uygulanması gerektiğini, yargılamada kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği hizmet süresini kabul etmediklerini, davacı tarafça ihtirazı kayıt olmaksızın imzalanan bordrolardan görüleceği üzere davacının son ücretinin 1.900,00 Amerikan Doları (USD) olduğunu, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, fesih gerçekleşmediğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, davacı fazla çalışma yaptığında, tatil günlerinde çalıştığında karşılığı ücretlerin ücret bordrosuna yansıtılarak ödendiğini, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını, kullanmadığı izinlerinin ücretinin kendisine ödendiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... Şirketi birleşen davaya cevap dilekçesinde; yurt dışında çalışan işçinin Türkiye'de dava ikame etmesinin ve söz konusu somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, uyuşmazlığa ... kanunlarının uygulanması gerektiğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği hizmet süresini kabul etmediklerini, ücret bordrolarına göre davacının son ücretinin 1.900,00 USD olduğunu, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını ve kıdem ile ihbar tazminatına hak kazanmadığını, tüm çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödendiğini, davacıya yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre davalılar arasında hukuki bağ olduğu, Şirketlerin hepsinin ... Holding çatısı altındaki Şirketler olduğu, işçilerin çalıştıkları ülkelere ve projelere göre istihdam edildikleri, somut davada da müteveffaya nerede ihtiyaç varsa grup Şirketin o ülkede yer alan Şirketinde çalıştırıldığı, dolayısıyla müteveffanın grup Şirketlerce birlikte istihdam edildiği görülmekle, alacakların tümünden grup Şirketlerin tamamının sorumlu olduğu, dosyadaki İŞKUR onaylı yurt dışı iş sözleşmeleri incelendiğinde; 20.02.2012-20.08.2012 tarihleri arasında ...Şirketi, 14.02.2017-14.08.2017 arasında ..., 05.09.2018-05.03.2019 arasında ... Şirketleri ile sözleşme imzalandığı, müteveffanın Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 19.02.2012-14.09.2015 tarihleri arasında ...Şirketi nezdinde çalıştığının Kuruma bildirildiği, davacının işten çıkış gerekçesinin Kod (18) (İşin sona ermesi) olarak gösterildiği, yurt dışı giriş çıkış kayıtları incelendiğinde; müteveffanın 19.02.2012-20.07.2020 tarihleri arasında toplam 6 yıl 19 gün çalıştığı, çalışmaların tamamının yurt dışında geçtiği, iş sözleşmeleri ile çalışılan ülke hukukunun uygulanacağının belirlendiği, zamanaşımı def'i de dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde ... hukukunun uygulanması gerektiği, ödenen kıdem tazminatının mahsubundan sonra bakiye kıdem tazminatına hükmedildiği, ihbar tazminatı yönünden her bir dönemin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, buna göre müteveffanın son çalışması vefatı nedeniyle sona erdiğinden son çalışması için ihbar tazminatına hak kazanmadığı, diğer iki dönem çalışması için hesaplanan ihbar tazminatının kabulü gerektiği, karşılığı ödenmeyen yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının kabulü, ispatlanamayan ölüm yardımı alacağının reddi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2023 tarihli kararı ile; kısa kararda binler basamağı ile yüzler basamağının nokta ile ayrıldığı, yüzler basamağının 3 rakamdan oluşması gerekirken kararda 2 rakamdan oluştuğu, USD cinsinden kabul edilen miktarın karar tarihindeki kur karşılığı TL üzerinden belirlenen vekâlet ücretinin 71.066,11 TL olmasına rağmen yüzler basamağındaki sıfır rakamının sehven kararda yer almadığı, bu durumun açık yazım hatasına dayalı olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesi çerçevesinde düzeltilme imkânı olduğu, kararın henüz taraf vekillerine tebliğ edilmemiş olması nedeniyle taraf vekillerinin dinlenmesine yer olmadan tashihin mümkün olduğu gerekçesiyle, kararın hüküm fıkrasının 6. maddesinin "Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 71.066,11 TL vekâlet ücretinin davalılardan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine" olarak tashihine karar verildiği ayrıca hükmedilen miktarların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesine rağmen hüküm fıkralarında "davalıdan" şeklinde yazıldığı, hüküm fıkrasının 5., 8. ve 10. maddelerinde yer alan "davalıdan" ifadelerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen olarak, 7. maddesindeki "davalıya" ifadesinin davalılara olarak, 9. maddesindeki "davalı" ifadesinin davalılar olarak tashihine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl dava davalılarından ...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;a. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, 2012-2015 tarihi aralığı haricinde davacının müvekkili nezdinde bir çalışması olmadığını,b. Davacının işvereni olan diğer Şirketler ile müvekkili arasında hukuki bağ bulunmadığını,c. Davacının tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, ödenmeyen bir alacağı kalmadığını,d. Türkmenistan hukukunda zamanaşımı süresinin 3 ay olduğunu ve alacakların zamanaşımına uğradığını, ihbar tazminatında zamanaşımı sürelerinin her dönem için ayrı ayrı gözetilmesi gerektiğini, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.2. Asıl dava davalılarından ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;a. Husumet itirazının bulunduğunu, davacının işvereni olan Şirket ile müvekkili arasında hukuki bağ bulunmadığını,b. ... İş Kanunundaki zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dikkate alınmadan sonuca gidildiğini,c. Davacı yurt dışında çalıştığından ücretinin brüte çevrilmesinin hatalı olduğunu,d. Davacının tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, ödenmeyen alacağı kalmadığını, giydirilmiş ücrete itiraz ettiklerini,e. Davacının vefatı üzerine iş ilişkisi sonlandığından ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,f. Davacının yıllık ücretli izin, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının bulunmadığını, çalışırsa bordroda tahakkuk ettirilerek ödendiğini,g. Tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, tanıkların işverene karşı davası bulunduğunu ileri sürmüştür.3. Birleşen dava davalısı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;a. Davalılar arasında organik bağ bulunmadığını, husumet itirazlarının olduğunu,b. Hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,c. Davacıların murisi vefat ettiği ve iş sözleşmesi ölüm sebebi ile sonlandığından, davacıların ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, ilk dönem çalışmasına ilişkin ihbar tazminatının diğer davalı tarafından ödendiğini, davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmadığı her iki çalışma dönemine ilişkin ihbar tazminatının da zamanaşımına uğradığını,d. Davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, diğer taraftan alacağın zamanaşımına uğradığını,e. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda imzalı olmadığı belirtilen bordrolara göre hesaplamalar yapılmış ise de bordroların imzalı olduğunu, imzalı bordrolara göre davacının murisinin işvereninden tahsil etmediği ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunmadığını, kaldı ki bu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımından aksi takdirde esastan reddinin gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeTaraflar arasında uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, zamanaşımı, husumet, hüküm altına alınan alacakların ispatı, hesaplanması, davacının iş sözleşmelerinin tazminata hak kazanacak şekilde son bulup bulmadığı, hizmet süresi ile giydirilmiş ücret miktarı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut olayda; davacı müteveffanın çalışmalarının tamamı yurt dışında geçmiş olup iş sözleşmeleri ile çalışılan ülke hukukunun seçilmesi karşısında uyuşmazlığın çözümünde ... ve Türkmenistan hukukunun uygulanması isabetli ise de asıl dava davalıları tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile ileri sürülen zamanaşımı defi'nin yanlış değerlendirildiği görülmektedir.Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu ve Türkmenistan İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.Diğer yandan belirtmek gerekir ki Türkmenistan İş Kanunu'nun "İş anlaşmazlığının çözülmesi için başvuru süreleri" başlığını taşıyan 382. maddesi;"1. Aşağıda belirtilmiş olan iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için süreler tespit edilmektedir:1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay;2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl;3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay.2. İşbu maddede belirtilmiş olan sürelerin herhangi bir geçerli sebepler ile kaçırılması durumunda, bu süreler çalışanın veya onun yetkilendirmiş olduğu temsilcisinin dilekçesi karşılığında mahkeme ya da iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonu tarafınca yeniden tanınabilir.3. Çalışanın sağlık durumunda verilen zararın tazmin edilmesi ile ilgili anlaşmazlıklarda, mahkemeye başvuru süresi sınırlanmamaktadır." şeklinde düzenlenmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan hukukundaki 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.Davacının Türkmenistan'da çalıştığı 19.02.2012-14.09.2015 tarihleri arasındaki dönem bakımından 29.04.2021 olan asıl dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönem bakımından yıllık ücretli izin ile ihbar tazminatı taleplerinin asıl dava davalıları yönünden zamanaşımı def'i nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.3. ... Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi; “Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir)İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.” şeklindedir.Davacı 23.08.2016-19.01.20 18... .09.2018-20.07.2020 tarihleri arasındaki çalışma dönemlerinde ...'da çalışmış olup davacının ... hukukuna tâbi çalışmalarının sona erdiği tarihte yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır. Buna göre talep edilen alacaklar bakımından 392. madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir.İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmiştir. Bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıl olup her ne kadar Mahkemece zamanaşımı def'inin dikkate alındığı belirtilse de davacının ...'da geçen tüm çalışma dönemi yönünden hesaplama yapılan bilirkişi raporuna göre sonuca gidildiği görülmektedir.Davacının 23.08.2016-19.01.2018 tarihleri arasındaki çalışması ile asıl dava tarihi birlikte değerlendirildiğinde, bu dönemdeki ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin zamanaşımı def'i nedeniyle asıl dava davalıları yönünden reddine karar verilmelidir.Davacının 05.09.2018-20.07.2020 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden de ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık (Covid 19 salgını ve arabuluculukta duran süreler de dikkate alınarak) zamanaşımı süresi gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.4. Birleşen dava davalısı ... Endüstri Şirketi tarafından usulüne uygun olarak zamanaşımı def'i ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. İlâmın (2) ve (3) numaralı paragraflarına göre değerlendirme yapılırken; asıl dava davalıları tarafından usulüne uygun olarak ileri sürülen zamanaşımı def'inin, birleşen davanın davalısı olan Şirkete sirayet etmesi söz konusu olmayacağından, birleşen dava davalısı ...Endüstri Şirketinin zamanaşımı değerlendirmesi kapsamı dışında tutularak, aynı şekilde sorumluluğuna gidilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildiK A R Ş I O YTürk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm, “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir.Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı).Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914).Somut olayda 19.02.2012-14.09.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde, iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler; "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır.Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir.Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261).Somut olayda davacının 19.02.2012-14.09.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi Türkmenistan hukukuna tâbi olup Türk kamu düzenine aykırı olduğu için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı süresinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olanTürkmenistan hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmelidir. Ancak Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır.Açıklanan nedenlerle diğer bozma nedenlerine katılmakla birlikte 19.02.2012-14.09.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin araştırılması, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmesi; ancak Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması görüşünde olduğumuzdan, Türkmenistan hukukunda yer alan 3 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.