Anahtar kelimeler: Nihaî Geçmeyen Atfıyla Kalması Kesinlik Sınırını Sınırının Değeri Tarafça Şartı

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.DAVA TARİHİ
: 02.02.2021İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 23. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... Havalimanı Projesinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, net 473,00 ... dinarı (KWD) ücret aldığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin, yol ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı Şirketin ... Havalimanı inşaatı şantiyesinin bulunmadığını, davacının davalı işyerinde bir çalışması olmadığını, davacının çalışmasının ... Şirketinde gerçekleştiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ... Devleti arasında iş gücü değişimi hakkında anlaşma imzalandığını, işçi işveren arasındaki uyuşmazlıkların ... kanunlarına göre ...'te çözümlenmesinin gerektiğini, davacının özel nedenlerle istifa ettiğinin tespit edildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının beyan ettiği çalışma saatlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, dava dilekçesinde iddia edilen ücretin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zamanaşımına uğrayan alacağın bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığa ... hukukunun uygulandığı, emsal kararlar doğrultusunda davalı tarafça sunulan istifa dilekçesinin hukuken geçerli olmadığı sonucuna varıldığı, davacının ücretinin aylık olarak kararlaştırıldığı ve aylık ödenecek ücretin net 473,00 KWD olduğu, ancak ücret bordrolarında bir ayın gün karşılığı olarak 26 gün belirtildiği ve ücretin gün üzerinden ödendiği, bazı aylarda çalışma gününün 26 günden de eksik olarak bordrolara tahakkuk ettirildiği, bordrolarda bir ay karşılığı olarak 26 gün tahakkuk bulunması nedeni ile davacının çalışma süresi boyunca her ay eksik tahakkuk bulunan 4 günlük ücreti toplamı ücret alacağının hüküm altına alındığı, davacının yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının bulunduğu, bordrolarda hafta tatili tahakkuku bulunduğundan bu talebin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın çözümünde ... hukukunun uygulanması yönündeki Mahkeme değerlendirmesinin yerinde olduğu, davacının çalıştığı projenin ... Havalimanı İnşaatı işi olduğu ve işveren olarak ... olarak gösterilmiş ise de bu Şirket ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunduğu hususunun kesinleştiği, husumet itirazının yerinde olmadığı, emsal kararlarda aynı işte çalışan işçilerle ilgili salgın döneminde iş sözleşmlerinin toplu bir şekilde davalı tarafça feshedildiğinin kabul edildiği dikkate alındığında davalının feshe dair ispat külfetini yerine getiremediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve dosya kapsamına sunulan işyeri kayıtları itibarıyla talep konusu edilen çalışılmayan günlerin ücretlerinin ödendiği hususunun davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, davalı tarafça ispat külfeti yerine getirilmediğinden yıllık izin ücretinin hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davacı tanıklarının anlatımları, davacının yaptığı işin niteliği, emsal dosyalarda işyerinde fazla çalışma yapıldığına, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığına dair verilen kararlar karşısında Mahkemenin kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, ancak Mahkemece tanık beyanları esas alındığı hâlde uygun indirim yapılmamasının hatalı olduğu, ödeme belgesi niteliğindeki delillerin yargılamanın her aşamasında sunulabildiği, davalı tarafından sunulan ve banka kaydıyla desteklenen bordroda "diğer ödeme" adı altında davacıya ödeme yapıldığının sabit olduğu, bu tutarın mahsup edilmemesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, söz konusu tutarın davalının belirttiği gibi yıllık izin alacağından mahsup edildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davacının alacaklarından davalının sorumlu olmadığını,b. Tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, tanıkların beyanlarının sadece ortak çalışma dönemi bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, bütün çalışma dönemi açısından çalışma dönemleri farklı olan tanıkların beyanlarıyla değerlendirme yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu,c. Yıllık izin ve ücret alacağı tespitinde hatalı ve mükerrer dönem hesabı yapılarak fahiş miktarlara hükmedildiğini,d. Payroll isimli bordro belgesinden de görüleceği üzere aylık gün sayısının sadece çalışma yapılan günlerden oluştuğunu, davacı işçinin çalışmasının aylık gün sayısına eşit olduğu dönemlerde davacının ücretinin eksiksiz 473 KWD olarak ödendiğini, davacının ücret alacağı bulunmadığını,e. İş sözleşmesinin istifa ile sona erdiği yazılı delillerle sabit olmasına rağmen istifa dilekçesine itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, ileri sürmüştür.2. Davacı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının alacaklarından davalı Şirketin sorumlu olup olmadığı ile davacının ihbar tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı, ücret alacağının bulunup bulunmadığı ve hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. ... İş Kanunu'nun 55. maddesine göre "Ücret, işçiye temel ücret olarak veya çalışması ve iş sözleşmesi veya işverenin yönergesinde belirtilen unsurların tamamı kapsamında ilave olarak ödenen veya ödenmesi gereken miktar demektir.2000 tarihli ve 19 sayılı Kanun uyarınca kararlaştırılan sosyal yardımlar ve çocuk yardımları saklı kalmak kaydıyla yardımlar, ikramiyeler, bedeller, ödentiler, bağışlar veya nakdi ödemeler gibi periyodik olarak işçiye yapılan tüm ödemeler ücret hesabına girer.İşçinin ücreti net kazançtan pay miktarı olarak belirlenmiş ve işyeri hiç kazanç sağlayamamış veya gerçekten çok düşük kar etmişse, işçinin payının yaptığı iş ile orantısız olması hâlinde, işçi için emsal veya mesleki geleneklere göre ya da adaleti sağlayacak şekilde bir ücret belirlenir."Sözü edilen Kanun'un 56. maddesine göre "Ücret aşağıdaki hususlar gözetilerek iş günlerinden birinde ve tedavüldeki para cinsinden ödenir:a- Aylık ücret alması belirlenen işçilere ücretleri, her ay en az bir kere ödenir.b- Diğer işçilerin ücretleri, en az iki haftada bir kez ödenir. Ücretin ödenmesi hak edildiği günden itibaren yedi günden fazla geciktirilemez."... İş Kanunu'nun hafta tatilini düzenleyen 67. maddesi ise şöyledir:"İşçi, her 6 iş gününün sonunda aralıksız 24 saat olarak belirlenen ücretli hafta tatilini hak eder. İşle ilgili koşulların gerektirdiği zorunlu durumlarda işveren hafta tatilinde işçiyi çalıştırabilir. İşçiye asıl ücretine ilave olarak en az % 50 oranında fazla ücret ödenir ve tatil günü başka bir gün ile telafi edilir.Önceki fıkra hükmü işçinin günlük ücret ve izin hakkının hesaplanmasında ihlal edilemez. Bu hakkın hesaplanması, aldığı maaşı ücretli tatil günü olmasına rağmen hafta tatili günleri dışındaki fiili çalışma günlerinin sayısına bölünerek yapılacaktır."Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen ... İş Kanunu ile mülga 1964 tarihli ... İş Kanunu'ndan farklı olarak hafta tatilinin ücretli olduğu, hafta tatilinin ücretli olmasının işçinin günlük ücret belirlemesini etkilemeyeceği, günlük ücretin hafta tatili günleri dışındaki fiili çalışma günlerinin sayısına bölünerek bulunacağı düzenlenmiştir.Uyuşmazlıkların çözümünde, öncelikle işçilerin aylık sabit ücretle mi yoksa günlük ücretle mi çalıştıkları belirlenmelidir. ... İş Kanunu'na göre aylık ücretle çalışan işçilerin günlük ücretinin, aylık ücretin 26'ya bölünmesi suretiyle bulunması gerekir. Bu noktada işçinin fiilî çalışma günlerinin tespitinin ancak imzalı puantaj kaydı gibi bir belge ile mümkün olabileceği gözetilerek, imzasız olarak sunulan "..." başlıklı belgede bulunan çalışma günlerinin, işveren lehine değerlendirme yapılarak hesaplamada dikkate alınamayacağının göz önünde bulundurulması gerekir.Somut uyuşmazlıkta davacı taraf dava dilekçesinde; davacının son ücretinin aylık net 473,00 KWD olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında, çalışılmayan günlerin ücretinin de ödenmesi gerektiğini ancak aylık ücret üzerinden anlaşma yapılmasına rağmen, işçilerin hava olaylarının yaşandığı günler, sağlık raporu olmasına rağmen hastalık nedeniyle çalışamadığı günler veya davalı tarafından iş verilmemesi dolayısıyla çalıştırılmadıkları günlerin ücretlerinin işçilere ödenmediğini, bordrolardaki "çalışılan gün" sütunları incelendiğinde ise ayda ortalama 20-21 günlük ücret ödendiğini ve ücretlerin genellikle eksik ödendiğinin görüleceğini ileri sürerek davacının çalışma süresi boyunca her ay eksik ödenen ücret alacağı miktarlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının bazı aylarda çalışma gününün 26 günden de eksik olarak bordrolarda tahakkuk ettirildiği, ancak eksik gösterilen günlerin önemli bir kısmının davacının Türkiye'de bulunduğu günler olduğu açıklamasıyla Mahkemece ücretin 30 gün üzerinden ödenmesi gerektiğine hükmedilecekse bordrolarda bir ay karşılığı 26 gün tahakkuk bulunması nedeniyle davacının çalışma süresi boyunca her ay eksik tahakkuk bulunan 4 günlük ücreti toplamının net 1.955,06 KWD olduğu sonucuna varılmış ise de bilirkişi raporunda sadece hesaplamanın sonucuna yer verilmiş olup kaç gün üzerinden hesaplama yapıldığı, günlük ücretin ne kadar kabul edildiği anlaşılamadığından bilirkişi raporu denetime elverişli değildir.Davacı taraf dava dilekçesinde; son ücretinin aylık net 473,00 KWD olduğunu açıklamış olup 473,00 KWD ücret miktarı davacının aylık ücret miktarı olarak kabul edilmelidir. Bu durumda, davacının yurda giriş çıkış kayıtlarına göre yurt dışında bulunduğu davalı işyerindeki çalışma süresi boyunca hak kazandığı (aylık ücreti olan 473,00 KWD üzerinden) ücret alacağı toplamından, davacıya aylık ücret için yapılan ödemeler mahsup edilerek eksik ödenen ücret alacağı belirlenmelidir.Davacı talebi, dosya kapsamı ve mevzuat göz önünde bulundurulmadan, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;A. Davacı Temyizi YönündenDavacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,B. Davalı Temyizi YönündenTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.