Anahtar kelimeler: Saatte Gününün Olmadı Geldi Davetiye Gaziantep Sözlü Dinlenildikten Kesinlik Şartı
4. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ........ geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.12.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine ZMSS ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın 10.12.2018 tarihinde karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve geçici-sürekli olacak şekilde iş-güçten kaldığını, ayrıca bakıma muhtaç hale geldiğini, kazanın sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleştiğini, zararın karşılanması için davalıya müracaat edilmiş ise de sonuç alınamadığını beyanla, gerçek zarar belirlendiğinde dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25,00 TL geçici ve 50,00 TL sürekli iş göremezlik ile 25,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 100,00 TL'nin davalıya müracaat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bedel arttırım dilekçesiyle talebini 233.888.24 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya usulünce yapılmış bir başvuru bulunmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini, sorumluluğun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ile bakıcı gideri zararının teminat kapsamında bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 233.888,24 TL'nin 11.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; kararın davacı yönünden kesin olduğu yasada açıkça belirtilen bu karara karşı davacı tarafça istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulamayacağından 6100 sayılı HMK'nın 346. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, davalı tarafın istinaf itirazlarının incelenmesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, usuli işlemlerin kanuna uygun şekilde yapılarak, hükme esas alınan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve devre başı ödemeli belirli süreli rant hesaplama yöntemi ile 1,8 teknik faiz kullanılarak yapıldığı, her ne kadar Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatlarında hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanması gerektiği belirtilmekte ise de davalı tarafın istinaf itirazları ve istinaf edenin sıfatına göre aleyhe kaldırma yapılamayacağından davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği ancak kabule göre ise; davacı vekili tarafından dava tarihinden önce davalı ... şirketine başvuruda bulunduğu ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığı, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru şartı bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre somut olayda davacının, dava konusu uyuşmazlık dava şartı olan arabuluculuk kapsamında kalmadığı halde arabulucuk bürosuna başvuru yaptığı ve zorunlu arabuluculuk dosyası açılarak arabuluculuk dosyasında arabuluculuk ücretinin suç üstü ödeneğinden karşılanarak arabulucuya ödenmiş olduğu da anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeni ile kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca kamu düzeni ilkesi yönünden kaldırılmasına, toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden kesinleşen hususlar infazda tereddüt hasıl olmaması açısından aynen belirtilmek suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 hükmü uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK m. 3 52... gereğince reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355 maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeni ile Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.03.2020 tarih ve ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde kesinleşen hususlar infazda tereddüt hasıl olmaması açısından aynen belirtilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre; davanın kabulü ile 233.888,24 TL'nin 11.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece alınan maluliyet raporunun gerçeklikten uzak olup eldeki verilerle rapordaki oranın elde edilmesinin mümkün olmayacağının müvekkili şirketçe tespit edildiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kusur raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, teminat kapsamında olmayan geçici iş göremezlik tazminatının reddedilmesi gerektiğini, bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, yeni Genel Şartlar, ilgili mevzuat ve yönetmelik değişiklikleri uyarınca sigorta şirketelerinin bakıcı giderlerinden sorumlu tutulabilmesinin ancak ve ancak maluliyet oranının %70 üzeri olduğunun tespit edildiği durumlarda mümkün olabileceğini, davacı iddia edildiği gibi bakıcıya ihtiyaç duyacaksa tedavisinin tamamlanıp maluliyet oranının %70 üzeri olduğu belirlendikten sonra bakıcıya ihtiyacı olduğu yönünde ATK’dan rapor alındığı taktirde söz konusu ücretin tedavi gideri olarak değerlendirilmesi de mümkün olmayıp ölüm sakatlık teminatından karşılanacağını, davalının temerrüde düşmediğini, faize hatalı olarak hükmedildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; alınan tüm raporlara itiraz ettiklerini, arabuluculuk ücretinin taraflara yükletilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan 15.11.2019 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %15 oranında olduğu kabul edilmiştir. Söz konusu maluliyet raporunun yetkili sağlık kuruluşu tarafından hazırlanmadığı görülmüş olup bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip, maluliyetine ilişkin güncel film ve grafileri çekilip muayenesi de yapılarak değerlendirmek üzere Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde ortopedi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının yerleşim yerine en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınarak, davacının maluliyeti bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
3. Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!