Anahtar kelimeler: Bekçi Vasfındaki Ücretli Anadolu Ödenmediğini Tatili Ulusal İşçilik Bayram Kesinlik

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 12. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait orman vasfındaki taşınmazda 1994-31.03.2021 tarihleri arasında bekçi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil Şirketin muhtelif inşaat ve taahhüt işlerinde çalıştığını ve 1994 yılında emekli olduğunu, 1994 yılından sonra çalıştığını iddia ettiği arazinin müvekkili Şirkete ait bir yer olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, dinlenen tanık anlatımları, ihbar olunan Şirket ortaklarından ... beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı Şirkette inşaat işçisi olarak çalışmaya başladığı, daha sonra Şirket ortaklarına ait olarak görünse de aslında Şirket yönetiminin iradesi ile davaya konu arazide çalıştığı, bu arazinin de zaten davalı Şirket ortaklarına ait olmakla davacının iş görme borcunu aslında Şirkete karşı ifa etmeye devam ettiği kanaatine varıldığı, davacının kıdeme esas hizmet süresinin 27... ay olduğu, davacının iş sözleşmesinin işverence haklı bir nedene dayanmaksızın sona erdirildiği, hizmet süresi üzerinden hesaplanan yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, dinlenen tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davacının haftada ortalama 39 saat fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre dinlenen tanık beyanlarına göre işe alım sürecinin davalı Şirket yetkilisi tarafından yapıldığı, ücret ödemelerinin Şirket çalışanı .... ve davalı Şirketin Yönetim Kurulu üyesi olduğunu beyan .... tarafından yapıldığı, davacı vekilinin 08.12.2021 tarihli dilekçesi ekinde sunulan ... yazılı beyanı ile Yönetim Kurulu üyesi ...'nin feshe ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde iş sözleşmesinin kurulması ve devamı sırasında davalı Şirket tarafından Şirketin bir kısım hissedarlarına ait arazide çalıştırılmak ve işçilik alacakları Şirket tarafından karşılanmak üzere istihdamının sağlandığı konusunda söz ve davranışlarla davacı tarafta güven oluşturulduğu, bu itibarla güven teorisi ilkesi gereği davalı Şirketin davacının alacaklarından sorumlu tutulmasının dosya kapsamına uygun olduğu, tanıkların beyanlarına göre iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından feshedildiği, feshin haklı nedene dayandığının ispatlanamadığı, talep edilen tazminatların ve ücretlerin zamanaşımına uğramadığı, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı veya karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanmadığı, davalı tarafın belirtilen hususlara ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak davacının fazla çalışma yaptığı, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalıştığı iddiasının yeterli ve inandırıcı delillerle ispat edilemediği, bu alacak taleplerinin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,b. Dosyadaki deliller incelendiğinde müvekkilinin fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığını,c. Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,b. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,c. Hükmedilen kıdem ve ihbar tazminatının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,d. Emsal ücret araştırması yapılmadan hesapların yapılmasının hatılı olduğunu,e. Yıllık ücretli izin alacağının kabul edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; husumet, zamanaşımı, aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi, davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatlanması, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre hâkim; tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.Dava asıl 04.11.2022 tarihli duruşmada, "Bana aylık maaş öderlerdi. En son ayrıldığımda 3.000 TL alırdım..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyanın davacı tarafı bağlayacağı gözetilmeden fesih tarihindeki ücretin aylık net 4.000,00 TL olduğu kabul edilerek karar verilmesi hatalıdır.3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacı, araziyi koruyarak güvenliğini sağlamak amacıyla bekçi olarak haftanın 7 günü 24 saat çalıştığını, ayrıca tüm ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, bu çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının fazla çalışma yapıp hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını yeterli ve inandırıcı delillerle ispat edemediği gerekçesiyle bu alacak taleplerinin reddine karar verilmiştir.Fazla çalışma yapılıp hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı iddiasının ispatı konusunda dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında dinlenen taraf tanık beyanlarından davacının arazide bekçi olarak çalıştığı, arazinin güvenliğinin sağlanması, çevre düzenlemesinin yapılması ve arazide bulunan hayvanların bakımından sorumlu olduğu anlaşılmakta ise de davacının çalışma düzeni ve saatlerinin somutlaştırılmadığı görülmektedir. Ayrıca, davacı asıl duruşmada, "...Benimle birlikte bir bekçi arkadaş daha vardı. Onunla kalırdık. O halen orada çalışır. 1995 yılından beri sürekli 2 bekçi çalıştık..." şeklinde beyanda bulunmuş olup, söz konusu yerde davacı ve diğer bekçinin aynı anda mı yoksa vardiyalı olarak mı çalıştıkları da dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır.Şu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamında yer alan tanıklar yeniden dinlenerek davacının arazideki fiilî çalışma şeklinin somutlaştırılıp çalışma düzeni ve saatlerinin belirlenmesi, buna göre tüm dosya kapsamı ve yapılan işin niteliği gözetilerek davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Eksik inceme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.