Anahtar kelimeler: Baskıların Baskılar Site Vermeden Psikolojik Maruz Rahatsızlandığını Ayı Emekliliği Başlandığını

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 8. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.12.2005 tarihinde davalı Site Yönetimi nezdinde muhasebeci olarak işe başladığını, 21.02.2012 tarihinde emekliliği hak etmesine rağmen çalışmasına ara vermeden devam ettiğini, 2017 Ocak ayı itibarıyla Site Yönetiminin değişmesi ile birlikte psikolojik baskıların başlandığını, davacının maruz kaldığı baskılar sebebiyle rahatsızlandığını, 26.01.2018-09.02.2018 tarihleri arasında sağlık raporu aldığını, rapor bitiminde işbaşı yapmak için hazırlandığı sırada 26.01.2018 tarihli Yönetim Kurulu toplantı tutanağında, alınan kararların 3. numaralı maddesinde "Muhasebeci ... istifa talebi alındı, tüm kanuni haklarının ödenmesi kaydı ile istifa talebi oy birliği ile kabul edildi." şeklinde bir karar olduğunu ve gerçek dışı kararın site sakinlerine ertesi gün duyurulduğunu öğrendiğini, bunun üzerine davacının alacaklarının tahsili için davalıya 12.02.2018 tarihli ihtarname gönderdiğini, ancak alacaklarının ödenmediğini, davacının son aylık net ücretinin 4.500,00 TL olduğunu, ancak davacı kayıtlarda kapıcı olarak gösterilerek brüt ücretinin olduğundan daha az göründüğünü, davacının çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, hafta tatili günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, ödenmeyen ücret ile asgari geçim indirimi alacaklarının bulunduğunu, yıllık izinlerinin tam olarak kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık ücretli izin, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 21.02.2014 tarihinde emekliliğe hak kazandığı için işten ayrılmak istediğini, bu döneme ait tazminatlarının ödendiğini, 22.02.2014 tarihinden sonraki çalışmalarına ilişkin olarak ise hiçbir alacağının bulunmadığını, iş sözleşmesinin 23.02.2018 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, davacının seçilen yeni yönetimden önce "İstifa ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğunu, bu hususun görüşülmesi için toplanan Yönetim Kurulu tarafından davacının istifa talebine ilişkin karar alındığını ve davacıdan yazılı istifa dilekçesi istendiğini, davacının yazılı dilekçe vermekten imtina ettiğini, davacının istifası ile ilgili işlem yapılamadığını, akabinde davacının rapor aldığını, raporun bitimine denk gelen 12.02.2018, 3.02.20 18... .02.2018 tarihlerinde devamsızlık yaptığını, davacının herhangi bir mazaret belirtmediğini, iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini, ücretinin bordrolarda yer aldığı gibi 4.864,87 TL olduğunu, davacının ücret alacağının bulunmadığını, fazla çalışma yapmadığını, nadiren yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödendiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalıştığı dönem boyunca yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve davacının 26.01.2018-09.02.2018 tarihleri arasındaki işgöremezlik raporuna göre, davacının 26.01.2018 tarihinden itibaren işyerinde çalışması olmadığından hizmet süresinin 03.12.2005- 26.01.2018 tarihleri arasında 12... ay 23 gün olduğu, ücret bordroları doğrultusunda davacının son aylık ücretinin net 4.500,00 TL, brüt 5.843,00 TL olduğu, kıdem tazminatı hesabında tavan tutarın esas alındığı, davalı tarafından feshe neden olan devamsızlıklar nedeniyle tutanak tutularak devamsızlığa ilişkin mazeret bildirmesi için ihtarname gönderilmişse de, devamsızlık tutanaklarında ismi yer alan tutanak mümzilerinin tanık olarak Mahkemede dinletilmediği, davalı tarafça devamsızlık iddiasına ilişkin ispat yükünün yerine getirilmediği, tanık beyanları ve davacı tarafından davalıya gönderilen 12.02.2018 tarihli ihtarnamede geçen "site yönetimi tarafından mobinge uğradığı, işi bıraktırmaya çalışıldığı" şeklindeki beyanı gözetildiğinde davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davacıya ihbar öneli kullandırdığını ya da ücretini ödediğini ispatlayamadığı, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, yıllık ücretli izin, ücret ve asgari geçim indirimi alacakları bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını,2. Müvekkili Site Yönetimi bünyesinde çalışanlara ödenen ücretlerde gelir vergisi kesintisi yapılmadığını, davacının ücretinin gelir vergisi kesildiği kabul edilerek hesaplanmasının hatalı olduğunu,3. Davacı tanığının davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, sunulan puantaj kayıtlarının esas alınmadığını, davacının 45 saati aşan çalışması bulunmadığını, davacının 24.02.2014 tarihinde emekli olup ayrılıp tekrar davalı işyerinde ise başladığını, bu sırada verdiği ibraname uyarınca bu tarih öncesine dair hiçbir alacağı kalmadığını belirttiğinden bu tarih öncesine dair hesaplanan fazla çalışma ücretlerinin kabul edilemeyeceğini,4. Hükme esas bilirkişi raporunda davacının emekli olup tekrar işe başladığı göz ardı edilerek yıllık izin hesabı yapıldığını, oysa davacının emeklilik öncesi hizmetinin tasfiye edildiğini, yeni bir iş sözleşmesi ile çalışmaya devam ettiğini, bu durumda davacının emeklilik sonrası çalıştığı süreçte kazandığı yıllık izin sayısı yıllık 14 gün olup davacının yıllık izni olmadığının ortaya çıktığını ve talebin reddi gerektiğini,5. Müvekkili Site Yönetimi lehine sonuçlanan vergi mahkemesi kararları uyarınca, Site Yönetimi personeline ödenen ücretlerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığını, bu nedenle davacının asgari geçim indirimi alacağına hak kazanamayacağını,6. Davacının hafta tatili ücret alacağı bulunmadığını, nadiren çalıştığında karşılığının ödendiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının ilk dönem çalışmasının tasfiye edilip edilmediği, davalının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, hesaplamaya esas alınan ücretin tespiti, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacakların ispatı ve hesap yöntemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar; 31.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar; 09.02.2022 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.