Anahtar kelimeler: Uzayacağının Davadavacı Aracıyla Teslimat Yakıt Siparişin Sipariş Hakedişin İşini Taşıma

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ------tarihinde imzalanan taşıma ve teslimat sözleşmesi uyarınca müvekkilinin ---- plakalı aracıyla davalının müşterilerine ait ürünleri taşıma işini yaptığını, sözleşmede aylık sabit hakedişin (gün sayısı x 1.375,00 TL) üzerinden ve 900 siparişin üzerindeki her sipariş için 55,00 TL ek ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, yakıt giderlerinin davalı tarafından karşılandığını, sözleşmenin bir yıl süreli olup yazılı bildirim yapılmadıkça aynı şartlarla uzayacağının düzenlendiğini, ancak davalının ---------- tarihinden itibaren müvekkiline ödeme yaptığını ne de iş verdiğini, fesih bildirimi de göndermediğini, bu suretle sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, alacaklarının ödenmemesi ve iş verilmemesi nedeniyle zarara uğradığını, arabuluculuk başvurusunun sonuçsuz kaldığını, davalının TBK 112 uyarınca kusurlu olduğunu beyanla; sözleşme gereğince ödenmeyen hakedişler, mahrum kalınan kazançlar ve aracın iş için tahsis edilip kullanılamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybı yönünden tazminat talep edildiğini, bu çerçevede şimdilik her bir kalem için 100,00 TL olmak üzere sözleşmeden doğan alacak, mahrum kalınan kazanç ve araçtan kaynaklı kazanç kaybı zararlarının arabuluculuk son tutanak tarihi olan 04.04.2025'ten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı ile iddia edildiği gibi herhangi bir sözleşme imzalamadığını, davacının yalnızca taşıma hizmeti sunduğunu ve yaptığı hizmetlerin bedelini eksiksiz olarak i, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından davacının sözleşmeden kaynaklı olarak ileri sürdüğü mahrum kalınan kâr ve kazanç kaybı taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının kendi iradesiyle hizmet vermeyi bıraktığını, bu nedenle herhangi bir alacak hakkının doğmadığını, davanın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli açıldığını beyanla davanın reddiyle birlikte davacı aleyhine kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan taşıma sözleşmesi kapsamında oluşan alacağın tahsili amacı ile açılan alacak davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Dava konusu, davacı ile davalı arasında ---- tarihinde imzalanan taşıma hizmet sözleşmesi uyarınca davacının davalıya ait kargo ve paketlerin taşınması işini yürüttüğü, ancak davalının ---- tarihinden itibaren ödeme yapmadığı ve iş vermeyi bıraktığı, sözleşmeyi usulüne uygun feshetmediği gerekçesiyle sözleşmeden kaynaklanan alacak, mahrum kalınan kazanç ve araç kullanımından doğan kazanç kaybı bedellerinin davalıdan tahsili talebinden ibaret olduğu, davacı ikinci sınıf tacir olup işletme hesabı defteri kullanmakta olup, davacı defteri usulüne uygun şekilde tutulmakla beraber, İşletme Defteri yapısı itibarıyla, gerçek borç, alacak ilişkisini tespite imkan vermez, bunun nedeninin ise bütün giderler ve gelirler peşin ödenmiş ya da tahsil edilmiş gibi deftere kaydedilmesinden kaynaklı olduğu, bu sebepten dolayı taraflar arası herhangi bir cari hesap ilişkisinin varlığını gösteren bir kayıt mevcut bulunmadığı, davacının gelir listesi incelendiğinde, davacı tarafından ---- döneminde ---- unvanlı firmaya toplam 10 adet e-fatura düzenlendiği, bu faturaların tamamının ---- oranı üzerinden kesildiği, genel toplam tutarının --- olduğu, bunun ---- mal/hizmet bedeli, ------ tevkifat tutarı şeklinde ayrıldığı görüldüğü, her bir fatura incelendiğinde, ------ tarihleri arasında her ay düzenli olarak aynı firmaya fatura kesildiği, belge açıklamalarında “Mal Satışı” ibaresinin yer aldığı, stopaj uygulanmadığı ve davacının tüm gelir kaydının tek bir şirkete yapılan bu satışlardan oluştuğu anlaşıldığı, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde, davacının ---- tarihi itibarıyla faaliyete başladığı, ------ nezdinde kayıtlı olduğu, defter ve beyan sistemini aktif olarak kullandığı, ticari faaliyetinin esasen --- hizmet sunumuna dayandığı, ---yılına ait gelirlerinin tamamının bu firmaya kesilen düzenli aylık faturalarla belgelendiği, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, ---- yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının ---- yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı ----- ----yılında E- Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde ---- başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ------ yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların ve karşılığı yapılan ödemelerin ---- hesap kodu (Özel Maliyetler) altında kaydedildiği, ------ döneminde her ay düzenli olarak alış faturası ve bu faturaların karşılığında banka havalesi kayıtlarının işlendiği gi , toplam 10 adet faturanın yer aldığı hesapta, ---- borç ve aynı tutarda alacak kaydı bulunduğu, dönem sonunda hesabın bakiyesiz kapandığı anlaşıldığı, bu durum, davacı ile davalı arasında -------- boyunca düzenli hizmet ilişkisi bulunduğunu,---- sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle ----- tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin ----- formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple------formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının, davacı ve davalı yanın yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edildiği, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının ----- Araç Hizmet Bedeli” ne ilişkin olduğu, Neticeten; Tarafların incelenen ticari defterlerinde ---- yılı Mart dönemi ile Aralık dönemi arası bir çalışmanın mevcut olduğu, davacı tarafından bu dönemlerde davalı adına 10 adet fatura düzenlenmiş olmakla bu faturalar hem davacı hem davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmekle fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmiş olduğu görülmekle davacının cari hesap boyutunda davalıdan bir alacağının bulunmadığı, diğer yandan, davacı dilekçesinde; “taraflar arasında bir yıl süreli olarak akdedilen taşıma ve teslimat sözleşmesinin yazılı bildirim yapılmadıkça aynı şartlarla uzayacağı, ancak davalının ----- tarihinden itibaren davacıya ne ödeme yaptığı ne de iş verdiği, ayrıca herhangi bir fesih bildirimi göndermediği yönünde iddialarda bulunduğu görülmüş, dosya kapsamı incelendiğinde, davalı tarafından davacıya yönelik bir fesih bildirimine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı görüldüğü, davacının kar mahrumiyeti alacaklı olup/olmadığı hususunda takdir mahkemenize ait olmak üzere, davacının kar mahrumiyeti alacaklı olması durumunda, dosyaya sunulan sözleşme, çizelgeler ve ------ tarihleri arasındaki on adet hizmet faturası incelendiğinde, davacının bu dönemde ---- gelir elde ettiği, bu tutarın on aylık fiili hizmet karşılığı olduğu anlaşılmış; davacının aylık ortalama net gelirinin ------ olduğu tespit edilmiş, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin------ yılı sonunda davalı tarafından sonlandırılması ve ------yılında davacıya iş verilmemesi nedeniyle davacının sözleşmeden doğan hakediş alacakları ile gelir kaybı yönünden mahrumiyet oluştuğu kanaati edinildiği, altı aylık makul dönem esas alınarak yapılan hesaplamada, davacının ----- yılı için mahrum kaldığı net gelir tutarı 367.303,20 TL olarak hesap edilmiş, sözleşme gereğince davacının sipariş sayısına bağlı ek hakediş alacağı bulunmakta ise de, bu kalemin bağımsız biçimde hesaplanmasına elverişli çizelge ve kayıtlar dosyaya sunulmadığından mevcut verilerle ayrıca bir hesap yapılamamış, araç işletilememesi nedeniyle talep edilen kazanç kaybının ise hizmet gelirine bağlı olduğu, bu nedenle altı aylık gelir kaybı hesabına dahil olduğu, sonuç olarak; davacının sözleşmeden kaynaklanan alacak, mahrum kalınan gelir ve kazanç kaybı yönünden toplam 367.303,20 TL tutarında zarara uğradığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Takdir Mahkemenize aittir." şekline rapor sunulmuştur. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1). Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Kural olarak taraflara arasındaki paket ve kargo taşınmasına ilişkin sözleşmesinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. Somut olayda, davacı yan, davalı ile aralarına ------ tarihinde paket ve kargoların taşınmasına yönelik sözşleşme akdedildiğini ve sözleşme süresi olan 1 yılın sona erme tarihinden 15 gün önce sona erme talebinin taşıyıcıya iletilmemesi halinde sözleşmenin birer yıllık sürelerle aynı şartlarda uzadığı ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfeti davacı taraftadır.Bu kapsamda, davacının dosyaya sunduğu delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu dolayısıyla bir taşıma ilişkisinin bulunduğu sabit hale gelmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan ve dava konusu ticari ilişkinin dayandığını iddia ettiği sözleşme incelendiğinde sözleşmede tarafların imzasının ve kaşesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda ispat yükü üzerinde olan davacı taraf davalı ile aralarındaki taşıma sözleşme süresinin bir yıl olduğu, sözleşme süresi olan 1 yılın sona erme tarihinden 15 gün önce sona erme talebinin taşıyıcıya iletilmemesi halinde sözleşmenin birer yıllık sürelerle aynı şartlarda uzadığı, bu sebeple de aylık sabit hakedişlerinin ödenmediği, dava dilekçesindeki maddi tazminat ve mahrum kalınan karları hakettiğini ispat etmelidir.6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğincen davacı taraf iddiasını senetle ispat etmek zorundadır.Davacı tarafça dosyaya bu iddiayı ispatlayacak yazılı ve tarafların imzalarını içeren bir belge sunulamadığı gibi, tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge de dosya kapsamında bulunmamaktadır. HMK'nın 200/2. maddesi hükmü uyarınca karşı tarafın açık onayı bulunmadıkça ve aynı Kanun'un 202. maddesi gereğince "yazılı delil başlangıcı" niteliğinde bir belgeye dayanılmış olmadıkça akdî ilişkinin kurulmuş olduğu ve şartları tanık delili ile kanıtlanamaz. Hal böyle olunca davacı tarafça sözleşme süresi olan 1 yılın sona erme tarihinden 15 gün önce sona erme talebinin taşıyıcıya iletilmemesi halinde sözleşmenin birer yıllık sürelerle aynı şartlarda uzadığı ve sözleşmenin uzaması sebebiyle doğan zararlarını ve mahrum kaldığı karlarını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddi yolunda karar vermek gerekmiştir.HUAK md. 18/A-11 hükmünün önceki haline göre arabuluculuk ilk oturumuna mazeretsiz şekilde katılmayan taraf davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamını ödeyecek ve lehine vekalet ücretine hükmedilemeyecektir. Bu düzenlemeye yönelik olarak Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve Mahkeme düzenlemenin orantılılık ilkesine aykırı olması sebebiyle iptal kararı vermiştir. İptal kararı üzerine 2024 yılında 7531 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile ilk oturuma mazeretsiz şekilde katılmayan tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısına mahkûm edileceği ve vekalet ücretinin de yarısına hak kazanacağı düzenlenmiştir. Değişiklik dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin yarısına hükmedilmiş ve davacı üzerinde bırakılacak yargılama giderinin yarısı davalı üzerinde bırakılmıştır.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça yatırılan peşin harç ve ıslah harcı toplamı 6.886,32-TL harcın mahsubu ile artan 6.154,32-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-Davacı tarafından yapılan 82,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.582,50-TL yargılama giderinin 1/2 oranında 3.791,25- TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 29.400,24-TL (1/2 oranında) nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 4.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin 1/2 oranında 2.300,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 2.300,00 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydı yapılmasına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026