Anahtar kelimeler: Barınma Elemanı Günlerinde Projesinde Yemek Usd Ödenmediğini İhtiyaçlarının Net Tatili
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 34. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ...'da bulunan projesinde 24.09.2013-12.01.2020 tarihleri arasında güvenlik elemanı olarak aylık net 1.200,00 USD ücretle çalıştığını, yol, yemek ve barınma ihtiyaçlarının davalıya ait olduğunu, davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, davacının dava dışı... isimli şirkette çalıştığını, bu şirketin ... kanunlarına göre kurulmuş ayrı ve bağımsız bir şirket olduğunu ve uyuşmazlığın çözümünde 4857 sayılı İş Kanunu ve diğer mevzuatların uygulanamayacağını, ... hukukunun uygulanması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ücretinin 475,00 USD olduğunu, çalışma karşılığı tüm ücretlerinin ödendiğini, davacının tüm yasal haklarını alarak Şirketten ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, uyuşmazlığın çözümünde fesih tarihinde geçerli olan ... mevzuatı çerçevesinde sonuca gidildiği, dosyada yer alan ücret bordroları, iş sözleşmesi ve
... hukukuna göre davacının son aylık ücretinin net 475,00 USD
olduğu, iş sözleşmesi davalı tarafından sona erdirilen davacının ... İş Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca ihbar tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatı bulunmadığı, sözleşmede belirtilen haftalık 20 saat fazla çalışmanın ve pazar günü çalışma yapılan haftalarda 10 saat pazar günü çalışması karşılığının davacıya ödendiği, bu durumda davacının haftanın 6 günü çalıştığı haftalarda 23 saat fazla çalışmasının karşılığı olan 20 saat karşılığı ücretin davalı tarafça ödendiği, 3 saat yönünden yapılan değerlendirmede de yapılan ödemelere göre davacının ödenmeyen fazla çalışma ücretinin bulunmadığı, hafta tatili yönünden dosya kapsamına göre davacının günlük 10,5 saat çalışma yaptığı dikkate alındığında, davacının yarım saat pazar çalışması karşılığı ücretleri davalı tarafça ödenmediğinden bu talebin kabul edildiği, yine karşılığı ödenmeyen genel tatil ücretlerinin bulunduğu, davacı tüm yıllık izinlerini kullandığından yıllık ücretli izin alacağı talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının ...'da çalıştığı, bu bağlamda yabancılık unsurunun tarafların kabulünde olduğu, süresinde sunulan cevap dilekçesi ile somut olayda Türk hukukunun uygulanamayacağının savunulduğu, uyuşmazlığın çözümünde ... hukuku uygulanmasının isabetli olduğu, hesaplamalara esas alınan ücrette hata olmadığı, ... hukukunda kıdem tazminatı düzenlemesi bulunmadığı, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, tazminat ve ücret alacağı hesaplamalarının yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Somut olayda davacının kıdem tazminatından tamamen, ihbar tazminatından kısmen de olsa yoksun kalması nedeni ile dürüstlük kuralına aykırı olarak bir genel işlem koşulu ile işçiye zarar verildiğini, ... hukukunda kıdem tazminatı hakkı bulunmadığını, diğer işçilik alacakları hususunda da işçiye tanınan haklar bakımından aleyhe sonuç doğurduğunu,
3. ... hukukunun ücrete ilişkin hükümlerinin Türk hukuku bakımından kamu düzeni müdahalesi gerektirdiğini, bu itibarla yurt dışında çalışan davacının aylık net ücretinin 475,00 USD olarak kabulünün mümkün olmadığını, emsal içtihatlara göre, sözleşmede yer alan 950,00 USD ücretin içinde fazla çalışma ücretinin yer almasının kabul edilemeyeceğini,
4. ... hukukunda kıdem tazminatına dair düzenleme bulunmamasının Türk hukuku bakımından kamu düzeni müdahalesi gerektirdiğini,
5. İhbar tazminatının da Türk hukukuna göre hesaplanması gerektiğini,
6. ... hukukunun fazla çalışma, hafta tatili, genel tatile ilişkin hükümlerinin Türk hukuku bakımından kamu düzeni müdahalesi gerektirdiğini, işçinin aylık ücretine hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin dâhil edilmesi mümkün olmadığından bu kalem alacaklarda Türk hukuku uygulanması gerektiğini,
7. Yabancı hukuk uygulaması doğrultusunda davalı lehine verilen karşı vekâlet ücreti yönünden kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücretin miktarı, dava konusu alacakların hesap yöntemi ve vekâlet ücreti hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dosya içeriğine göre davacının yurt dışında çalıştırılması Türkiye İş Kurumu aracılığı ile gerçekleşmemiştir. Taraflar arasında yapılan son iş sözleşmesinde güvenlik elemanı olarak çalışacak olan davacıya her ay 950,00 USD ödeneceği ancak bunun 475,00 USD kısmının temel ücret, 475,00 USD'lik kısmının ise haftada 20 saat fazla çalışma ve ayda iki hafta tatilinde 10 saatlik çalışma karşılığı olduğu belirtilmiştir. Davacı aylık temel ücretinin 1.200,00 USD olduğunu iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aylık temel ücreti 475,00 USD kabul edilmek suretiyle işçilik alacakları hesaplanmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir.
Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere (Günter Fuss v Halle Şehri (C-██████)) azami çalışma süresi işçi sağlığı ile ilgilidir. Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu’nda günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda İş Kanunu’na tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir.
Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçinin fazla çalışma yapmasa dâhi aynı ücretin ödenmesi ayrıştırma yapılmamasını gerektirmektedir.
Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay 950,00 USD ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlâli hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir.
Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlâl ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 950,00 USD olduğu ve bunun yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır.
Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!