Anahtar kelimeler: Eren Geçmeyen Atfıyla Usd Kalması Kesinlik Nihai Sınırını Sınırının Değeri

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.DAVA TARİHİ
: 08.10.2020İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 45. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre iş sözleşmesi 29.05.2019 tarihinde sona eren davacının, kabul edilen ve temyize konu edilen toplam alacak miktarı 9.277,70 USD olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.2017-29.05.2019 tarihleri arasında davalı Şirkette teknik personel olarak 2.300,00 USD ücret ile çalıştığını, ücretin bir kısmının banka bir kısmının elden ödendiğini; çalışmalarının haftada 7 gün 07.00-18.00 saatleri arası ve işin yoğunluğuna göre 23.00'e kadar sürdüğünü, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamınında çalıştığını, ücret haricinde yemek ve barınmanın işveren tarafından karşılandığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücretinin 1.470,00 USD olduğunu, yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığını, kıdem tazminatının ödendiğini, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini, davacının ihbar önelini eksiksiz olarak kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin davalı işveren nezdinde ofis personeli olarak çalışmakta iken davalı tarafından 29.05.2019 tarihinde işten çıkarıldığı, feshin haklı ve geçerli nedene dayandığının davalı tarafça ispat edilemediği, banka kayıtları, imzalı ücret bordroları ve emsal ücret araştırması dikkate alındığında brüt 2,421,05 USD, giydirilmiş brüt 2.571,05 USD ücretle çalışmasının olduğu, davacıya yapılan ödemeler dikkate alındığında davacının ödenmeyen kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı, davacının 3.599,00 USD ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, davacıya yapılan ödemeler ve avans ödemeleri mahsup edildiğinde davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı işçi 20.08.2017- 29.05.2019 tarihleri arasında davalı Şirketin Kamerun ülkesindeki Japoma Spor Kompleksi İnşaatı işinde ofis personeli olarak çalışmış olup iş sözleşmesinin davalı tarafından 18.04.2019 tebellüğ tarihli fesih bildirimi ile 6 hafta ihbar öneli verildiği belirtilerek 29.05.2019 tarihi itibarıyla feshedildiği, taraf tanık anlatımları ile davacının elden ödeme iddiasının tereddütsüz bir şekilde doğrulanmadığı, aksine davacı tanığı A.G’nin ödemelerin banka kanalı ile yapıldığını ifade ettiği ve aylık ücret miktarına ilişkin olarak tanık beyanlarının davacıdan edinilen duyuma veya varsayıma dayalı olduğu, aylık ücret miktarına dair iddianın davacı tarafından ispat edilemediği, bu itibarla imzalı bordrolardaki ücret miktarı ve tahakkuklar gözetilerek hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacak istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı bulunduğu, aylık ücret miktarının kayıtlara dayalı tespitinden hareketle, dosya kapsamındaki ek bilirkişi raporunda yer alan bakiye ücret miktarının hükme esas alınması gerektiği, ileri sürülen istinaf sebepleri nazara alındığında ek bilirkişi raporundaki bordro ücretine göre yapılan hesaba ve bu kapsamda ilgili mahsup yöntemine göre ücret alacağının hüküm altına alınması gerektiği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davacının ücretinin 2.300,00 USD olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün dosya kapsamına uygun olmadığını,b. Davalı tarafından sunulan ücret bordrolarının hileli olduğunu, bordroda yer alan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin davacının temel ücreti olduğunu, bu nedenle bu alacakların reddinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı vekilinin temyiz istemi miktar itibarıyla kesinlik sınırı altında kaldığından, temyiz nedenlerine yer verilmemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının ücret miktarı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplanmasına ilişkindir.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Taraflar arasında davacının aylık ücret miktarı ve fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması uyuşmazlık konusudur.Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir. Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır. Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez. Bu kabulün sonucu ise bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal bayram ve genel tatil ücreti" gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır. Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir. Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti adı altındaki ödemelerin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.Dosya kapsamında bulunan ücret bordroları incelendiğinde; bordrolarda ücretin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkukları ve bunun yanında ek ödeme adı altında ödemelerle, sonuç olarak davacının gerçek ücretine tamamlandığı ve bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal bayram ve genel tatil" adı altındaki tahakkukların gerçekte bu ödemeleri yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Dosya içinde yer alan ve davalı tarafından sunulmuş ödeme makbuzu başlıklı belgeler ile davalı tanığı M.R.K'nın beyanı, davacıya 14 gün yıllık ücretli izin karşılığı yapılan ödeme miktarı ve banka yoluyla yapılan ödemeler dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesince davacının 2.300,00 USD ücret aldığını ispat ettiğinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davacının ücretinin ücret bordrolarındaki miktar olduğunun kabulü hatalı olmuştur. Şu hâlde somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince sunulan ücret bordrolarının hileli olduğu kabul edilerek davacının ücretinin 2.300,00 USD olduğu kabul edilmeli, hesaplamalar belirtilen ücret miktarına göre yeniden yapılmalı, davacının istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan sebeple;A. Davalı Temyizi YönündenDavalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,B. Davacı Temyizi YönündenTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.