Anahtar kelimeler: Seyahat Kurulda Turizm Yatırımcılık Haiz Aşnin Usulsüz Başına Borçlandırma Ortakları

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Davanın kısmen kabulüİlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalının,... Turizm Yatırımcılık Seyahat ve Ticaret A.Ş.'nin (... A.Ş.) ortakları olduğunu, şirket idaresinin usulsüz işlemlerle 30.04.2009 tarihinde davalı tarafından ele geçirildiğini, davalının 24.03.2014 tarihine kadar tek başına temsil ile borçlandırma yetkisine haiz olarak şirketi idare ettiğini, 24.03.2014 tarihli genel kurulda davalının temsil yetkisine son verildiğini ve ibra edilmediğini,... A.Ş.'nin ... ili,... ilçesi, ...köyü ...mevkii 1326 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazın maliki olduğu, davalı tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre şirkete 29 adet bağımsız bölüm ve bir adet dükkan kaldığını, şirkete düşen dairelerin davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığını ancak bedellerin şirket hesabına aktarılmadığını, taşınmazların gerçek değerlerinin tapu değerleri üzerinde olduğunu, davalının kendi menfaatlerini dikkate alarak şirketi yönettiğini şirket malvarlığını haksız ve hukuka aykırı olarak kendi uhdesine geçirdiğini, yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalının kendi tuttuğu defterlerde şirkete satış bedellerinin ödenmediğinin görüldüğünü ileri sürerek davalının sebep olduğu zarardan şimdilik 1.370.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsili ile davacıların ortak oldukları... A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 5.693.500,00 TL dava değeri üzerinden harç tamamlanmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 560. maddesine göre davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin iki yıl olduğunu, kat karşılığı sözleşmenin 2007 yılında yapılması, şirket idaresinin 2009 yılında alınması, satış sözleşmelerinin 2011 tarihli olmasına göre, davanın zamanaşımına uğradığını, gayrimenkullerin değerinin belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacılardan ...’nun 2010 yılına kadar şirket yönetiminde yer aldığını ve tüm icraatlara müdahale etme erkinin bulunduğunu, davaya konu gayrimenkullerin inşaatlarının... A.Ş. tarafından bitirildiğini, şirketin 750.000,00 TL harcadığını, 2010-2013 tarihleri arasında inşaatların bitirilmesi için bir kısım imalatlar yapıldığını, davacıların bu giderleri yok sayarak talepte bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece bozma ilamına uyularak, dava dışı şirket lehine konulan ipotek var ise bu bedel hariç olmak üzere bu kişiler ve üçüncü kişiler için konulan ipotek bedellerinin taşınmazların satışına etkisi olmadığı gözetilerek bu bedeller hesaba katılmaksızın ve yine dava dışı şirketin taraf olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre ruhsat alınarak bitirilmiş haliyle teslim öngörüldüğünden, inşaattaki eksikliklerin dava dışı müteahhidin sorumluluğunda olduğu, taşınmazın etkilemeyeceği gözetilerek emsal taşınmazlar da değerlendirilmek suretiyle bilirkişilerce bozma ilamına uygun olarak taşınmazların satış tarihi itibariyle piyasa rayiç değerlerinin hesaplandığı, raporun hükme ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 3.648.784,00 TL'nin, her bir taşınmazın rayiç değeri yönünden taşınmazların satış tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tazmini istemine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçe1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, daha önce İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli, 2019/7 E., ████████ K. sayılı kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi neticesinde, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 07.04.2023 tarih, █████████ E., ████████ K. sayılı kararının yalnız davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.07.2024 tarihli, █████████ E. ve █████████ K. sayılı ilamı ile; "...Mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dava dışı şirket lehine konulan ipotek var ise bu bedel hariç olmak üzere, 3. kişiler ve davalı borçları için konulmuş olan ipotek bedellerinin taşınmazların satışına etkisi olmadığı gözetilerek bu bedeller hesaba katılmaksızın ve yine dava dışı şirketin taraf olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre ruhsat alınarak bitirilmiş haliyle teslim öngörüldüğünden, inşaattaki eksikliklerin dava dışı müteahhidin sorumluluğunda olduğu, taşınmazın satışına etkisi olmayacağı gözetilerek emsal taşınmazlarda değerlendirilmek suretiyle taşınmazların satış tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına..." karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince de işbu bozma ilamına uyulmuştur.Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargısal içtihatlarla gelişmiştir. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu 09.05.1960 tarihli ve ███████ E., 1960/9 K. sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2023 tarihli, ███████-796 E., ████████ K. sayılı emsal ilamı).Somut uyuşmazlıkta da Mahkemece, Dairemizin 10.07.2024 tarihli, █████████ E. ve █████████ K. sayılı sayılı bozma ilamına uyulmakla davacılar yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Ne var ki, Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı sonrasında alınan 07.03.2025 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, daha önce hüküm altına alınan bedelden daha düşük tutar olan 3.648.784,00 TL bedele hükmedilmiştir. Oysa ki, İlk Derece Mahkemesinin önceki kararı yalnız davacı tarafça temyiz edilmekle, önceki karar ile hüküm altına alınan bedelden daha azına hükmedilemeyeceği ve Mahkemece, uyulan Dairemizin 10.07.2024 tarihli, █████████ E. ve █████████ K. sayılı bozma ilamı çerçevesinde davacı lehine oluşan müktesep hak da gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.V. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.