Anahtar kelimeler: Saraycık Kargı Devrinden Mevkii Kentsel Dönüşüm Satılması Gazetesinde Devrettiğini Çorum

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu ... davalılardan ... Kentsel Dönüşüm isimli şirketin sahibi iken söz konusu şirketi 11.12.2015 tarihinde davalılardan ...'a devrettiğini, şirket devri ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını ve hukuken tüm hususlar yerine getirildiğini, Müvekkil davacının 11.12.2015 tarihinde devir ettiği davalı ... Kentsel Dönüşüm şirketinin SGK borcu nedeniyle müvekkili adına kayıtlı çorum ili kargı ilçesi saraycık mahallesi köy içi mevkii, 101 ada 210 parsel sayılı taşınmazına haciz konulduğu öğrenildiğini, müvekkili tarafından gerekli araştırmalar yapıldığında söz konusu haczin davalı şirketin sgk borcundan kaynaklandığı ve bu borca ilişkin sosyal güvenlik kurum başkanlığı tarafından 26.05.2016 tarih ... sayılı ödeme emri düzenlendiği ve müvekkili adına kayıtlı taşınmazın kaydına 27.05.2016 tarihinde .... sayılı haciz yazısı ile haciz tatbik edildiğini. netice olarak davalılar sorumlu oldukları borcu müvekkile ödetmekte ve haksız şekilde icra takiplerine itiraz ederek müvekkilini mağdur etmektedirler bu nedenle de kötü niyetli olan davalıların ayrı ayrı %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep ettiklerini, bakırköy ... icra müdürlüğü ... ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... e. sayılı dosyalarına, her iki borçlu tarafından yapılan itirazların ayrı ayrı iptaline ve takibin borçlular yönünden devamına, her iki davalı borçlu yönünden %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine Yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 27.05.2016 tarihinde SGK tarafından aleyhlerine ödeme emri düzenlendiği ve haciz tatbik edildiği iddia edildiğini hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için bu iddia kabul edilse bile, şirketin devir işleminin 2015 tarihli olduğu, söz konusu ödeme emrinin 2016 tarihli olduğu göz önüne alındığında; hisse devrinden doğan borç alacak ilişkisinde zamanaşımı 5 yıl olup dava konusu talepler zamanaşımına uğradığını, şirketi devreden tarafın müşterek müteselsil sorumluluğu 2 yıl olduğunu, davacı, ödemek zorunda olmadığı bir bedeli rücu etme gayreti içerisinde olduğunu, Oysa ki ödeme emrine itiraz suretiyle haciz işlemlerini durdurabileceğini, SGK tarafından gönderilen ödeme emrindeki prim borçlarının muacceliyet dönemleri ███████'den 2015/9'a kadar olduğunu, Vergi Usul Kanunu'nun 333. Maddesi uyarınca devir tarihinden önce muaccel hale gelen kamu alacaklarına karşı müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı taraf devir tarihi itibariyle şirketin pasiflerini gizlediğini, söz konusu ödeme emrine konu borcu müvekkilden gizlediğini, davacı şirketin pasifinde bu borcun da mevcut olduğunu devir tarihinden önce müvekkiline yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, müvekkilinden hile yoluyla gizlenen bu borcun, şirketin pasifinde yer aldığınını davacının, söz konusu kurum borçlarını müvekkilden gizlediğini. Zira devir ücreti ile borç miktarı kıyaslığında bu husus açıkça anlaşıldığını, mahkemece göz önüne alınacak nedenlerden dolayı ; haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Şirkete ait SGK borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasına dayalı olarak açılan rücu talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a-Kağıthane Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davalı şirkete ait bilanço ve beyannameler celp edilerek incelenmiştir.b-İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirket hakkındaki takip dosyası celp edilerek delil olarak incelenmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalı şirketteki hisselerini diğer davalıya devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hisse devrinin tescil edildiğini, hisse devir sözleşmesinde şirket paylarının tüm hak ve borçları ile devredildiğinin açıkça belirtildiğini, buna karşılık davalı ...'nin borçları için SGK tarafından kendisine ödeme emri tebliğ edildiğini ve taşınmazının haczedildiğini ve kendisi tarafından kendisinin ortak olduğu döneme ilişkin borçlara istinaden SGK'ya 322.000,00-TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin davalılardan tahsili için başlatılan icra takiplerine davalıların itiraz ettiğini bu sebeple itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... sunduğu cevap dilekçesinde öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuştur.5510 sayılı Kanun'un SGK prim alacaklarında zamanaşımına ilişkin 93. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:"Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir."Bu bağlamda SGK takip dosyası incelendiğinde; SGK tarafından davalı şirkete 2016 yılında işbu davaya konu davacının ortaklığı döneminden kaynaklanan 2013 - 2014 - 2015 yıllarına ait prim borçları için takip başlatıldığı ve ödeme emri tebliğ edildiği, ödeme emri tebliğinin Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince zamanaşımını kesen işlemlerden olduğu, 2016 yılında kesilen zaman aşımının 10 yıllık süresinin 2026 yılında dolacağı, dolayısıyla davacı tarafından dava dışı ....'ya borcun ödendiği 2025 yılında zaman aşımı süresinin dolmamış olduğu, davacı tarafından dava dışı .....'ya yapılan 28.07.2025 tarihli ödeme sonrasında da davacı tarafından davalılara rücuya ilişkin işbu takip dosyalarının rücu zamanaşımı süresi içerisinde başlatıldığı anlaşılmakla davalının zaman aşımı itirazına itibar edilmemiştir.5510 sayılı Kanun gereğince SGK alacaklarının tahsili 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabidir. 6183 sayılı Kanun'un limited şirketlerin amme borçlarını düzenleyen 35. Maddesi şu şekildedir:"Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.(Ek fıkra
: 4/6/2008-5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.(Ek fıkra
: 4/6/2008-5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."İlgili hükümden görülebileceği üzere limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında sorumlu tutulmuş olup, Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.Bu bağlamda 6183 sayılı Kanun'un 35. Maddesi gereğince payını devreden davacı ve devralan davalı ... %100 pay oranına göre davalı şirketle birlikte SGK borçlarının tamamının SGK'ya karşı sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.Bu sebeple davalı ...'ın davacının borçlu olmadığı bir borcu SGK'ya ödediğine yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.Yine davalı ... tarafından Vergi Usul Kanunu gereğince borçtan sorumlu olunmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere 5510 sayılı Kanun kapsamındaki SGK alacaklarının tahsilinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığı, 6183 sayılı Kanun'un 35. Maddesi gereğince davacı ve davalıların birlikte sorumlu oldukları anlaşılmakla davalının aksi yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.6183 sayılı Kanun'un 35. Maddesi gereğince SGK borçlarının ortaklardan tahsiline gidilebilmesi için takibe konu alacağın şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı olduğunun tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.6183 sayılı Kanun'un 3. Maddesinde şu tanımlamalar yapılmıştır:"Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi
:Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi:Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,"Bu kapsamda Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılarak davalı ...'nin takip dosyası celp edilerek incelenmiş olup; SGK tarafından davalı ...'ne ödeme emri tebliğ edildiği, ilgili şirket tarafından ödeme emrine itiraz edilmediği, davalı ...'nin malların araştırıldığı, banka hesaplarına SGK tarafından çeşitli tarihlerde haciz koydurulduğu, davalı ...'nin hacizli banka hesaplarında borcu karşılar nitelikte hiç para bulunmadığı gibi takibin kesinleşmesi sonrasında davalı ...'nin üzerine kayıtlı herhangi bir taşınır, taşınmaz ve araç tespit edilememiştir.Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden davalı ...'nin taşınmaz kayıtları sorgulanmış olup, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında davalı şirket adına kayıtlı aktif veya pasif herhangi bir taşınmaz bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden davalı ...'nin araç kayıtları sorgulanmış olup, davalı ...'nin ödeme emri tebliğinden ve takibin kesinleşmesinden sonra üzerine kayıtlı herhangi bir aracının olmadığı yapılan sorgulamadan anlaşılmıştır.Bu bağlamda davalı ...'nin dava dışı SGK'ya olan borcunu ödeyebilecek taşınır veya taşınmaz mal varlığının olmadığı anlaşılmakla 6183 sayılı Kanun'un 3. Maddesinde tanımlanan şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı tespiti şartının mevcut durumda gerçekleştiği dolayısıyla SGK tarafından ortakların sorumluluğuna gidilebileceği anlaşılmıştır.Davalı tarafından davacının pay devri sırasında ilgili borçları gizlediği bu sebeple ilgili borçlardan sorumlu olunmadığı iddia edilmiştir. Mahkememizce vergi dairesine müzekkere yazılarak davalı ...'nin 2013 ve 2025 yılları arasındaki bilanço ve beyannameleri celp edilerek incelenmiştir. Mahkememizce celp edilen davalı ...'nin bilançoları incelendiğinde SGK borçlarının davalı ...'nin vergi dairesine bildirdiği bilançolarda ödenecek vergi ve diğer yükümlülükler başlığı altında göründüğü, nitekim önceki dönemlerin de bilançoda gösterildiği, bilançoda gösterilen bir borcun davalıdan pay devri sırasında saklanmasının mümkün olamayacağı anlaşılmıştır.Sonuç olarak taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan pay devri sözleşmesi gereğince davalı ...'ın davacıya ait davalı ...'ndeki paylarını kayıtsız ve şartsız olarak tüm hak ve borçları ile devraldığı anlaşılmakta olup ilgili pay devri sözleşmesi gereğince davalı ...'ın davacıya karşı pay devri sözleşmesi kapsamında davacının dış ilişkide SGK'ya yaptığı ödeme nedeniyle rücu sorumlusu olduğu sabit kabul edilmiştir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Davacı, şirketteki payını aktif ve pasifleriyle birlikte devir ederek şirket ortaklığından ayrılmıştır. Sözleşmede açıkça şirket resmi kayıtlarına işlenmemiş ve bilançolarda gözükmeyen borçlar halinde şirket aktif ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçların devir edildiği belirtilmiş olup, belirtilen borcunda sözleşme kapsamında devir edilen pay içerisinde devir alana payla birlikte devir edilmiştir. Şirketin kamu borçları bilançoda görülen borçlardan olup devir anında, uyuşmazlık konusu SGK prim borcunun devir alan tarafından bilindiği ve şirketin kayıtlı borcunun, devir sözleşmesinde gösterilen gizlenmiş borçlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının bu tür bir alacağı rücuen tahsilini talep etmesi için devir sözleşmesinde açık bir hüküm bulunmasına gerek yoktur. Aksine devir sözleşmesinden açıkça vazgeçilmedikçe yukarıda belirtilen mükerrer 35.madde gereğince bu alacağın şirketten tahsili talep edilebilecektir. Mahkemece bu nedenlerle asıl alacağa yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Şirketin kayıtlı borcunun likit olması nedeniyle hükmedilen alacak üzerinden İİK'nın 67.maddesi gereğince takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmelidir. Takip talebinde 47.000 TL asıl alacakla birlikte 4.043,84 TL işlemiş faiz talep edilmiş ve itirazın iptali davası tüm alacak üzerinden açılmıştır. Takip tarihinden önce davalının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt sunulmaması nedeniyle işlemiş faize yönelik talebin reddi gerekir. Bu durumda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir."Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında devralan tarafından devreden kişiye karşı açılan rücu davasında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı, asıl vergi ve cezanın borçlusu dava dışı şirketin ortaklığının büyük bir kısmını davacıya, geriye kalan kısmını ise dava dışı kişiye devir etmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacı ve dava dışı kişiye devir etmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir.Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya rucu hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir."Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dava dışı ... Tıp San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %50 ortağı iken davalı, 27.02.2004 tarihinde payının büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı .....'ya bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle birlikte devir etmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacı ve dava dışı kişiye devir etmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir.Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya rücu hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda davalı, Kartal ... Noterliğinin 06.05.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ..... Lojistik Liman Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde sahibi olduğu %17 payını davacıya devretmiş, geriye kalan kısmını ise dava dışı kişiye devretmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla, aktif ve pasifiyle, mali yükümlülükleri ile birlikte davacı ve dava dışı kişiye devretmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir.Bu durum karşısında, davalının ortaklıktaki hisselerini tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı ortağa devrettiği, her ne kadar davalının ortaklığını devrettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, bu nedenle davacının davalıya rücu hakkı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi yerindedir (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2013 tarihli █████████ E. ██████████ K. sayılı emsal içtihadı)."Bu bağlamda davaya konu somut olayımız değerlendirildiğinde; davacının pay sahibi olduğu döneme ilişkin olarak SGK tarafından davalı ...'ne takip başlatıldığı, haczi kabil malının bulunamadığı gibi banka hesaplarının haczedilmesine rağmen borcu karşılar para bulunmadığı, SGK tarafından payını devreden davacının pay sahibi olduğu döneme ilişkin olarak davacıya takip başlatıldığı, davacı tarafından SGK takip dosyasında 28.07.2025 tarihinde 322.000,00-TL ödeme yapıldığı, davacının %100 payını davalıya 10.12.2015 tarihinde noter sözleşmesi ile devrettiği, TTSG kayıtlarına göre pay devrinin tescil edildiği, dava dilekçesinin ekinde sunulan ve taraflarca uyuşmazlık konusu olmayan Beyoğlu .... Noterliği'nin 10.12.2015 tarihli pay devir sözleşmesinde davacının paylarını tüm hak ve borçları ile davalı ...'a devrettiği, davacının devir tarihinden öncesine ilişkin kamu borçları yönünden ayrıca sorumluluk üstlenmediği bu sebeple taraflar arasındaki pay devri sözleşmesine göre davacının ödediği 322.000,00-TL bedel yönünden davalı ...'a rücu edebileceği, diğer davalı ...'nin ise asıl vergi sorumlusu ve borçlusu olarak borçtan sorumlu olduğu davacının davalı ...'ne de rücu edebileceği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davalılara başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı takip dosyası ve İstanbul ... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı borçluların itirazlarının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davaya konu alacağın likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 64.400,00-TL tazminatın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,Buna göre; davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı takip dosyası ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı borçluların itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 64.400,00-TL tazminatın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 21.995,82-TL harçtan peşin alınan 3.888,96-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 18.106,86-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 3.888,96-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.504,36-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalılardan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan 450,00-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 51.520,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı ..... vekili'nin yüzüne karşı davalı şirketin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...e-imzaHakim ...e-imza