Anahtar kelimeler: Cadb Ersoy Akif Mts Otelde Mehmet Blok Ödemediğini İlamsız Zamanında

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında █████/2023 tarihinde Mehmet Akif Ersoy Mahallesi ... Cad.B Blok Apt.No:..Yenimahalle / Ankara adresinde bulunan otelde kullanılmak üzere Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın ... müşteri nolu, ... sözleşme nolu hesaba ait borcu zamanında ödemediğini, bunun üzere MTS ██████████ sayılı dosya üzerinde ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak davalının yapılan takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının itirazının yalnızca dosya borcunu sürüncemede bırakmak ve zaman kazanmak adına yapıldığını, elektrik enerjisi veya kapasitesi satışına ilişkin bu sözleşmenin 6.maddesi tedarik edilen enerjinin bedeline ilişkin olup, bu maddeye göre müvekkil şirketin sözleşmenin karşı tarafına tedarik edeceği elektrik enerjisi için uygulanacak tarife esasları ve aktif enerji birim fiyatının sözleşmenin eki olan “Ek-2 : Müşteri Bilgileri ve Ticari Şartlar “ başlıkla ifade edildiğini, satış tarifesi birim fiyatının da hangi formül ile hesaplanacağının da belirlendiğini, buna göre birim fiyat olarak; Perakende Satış Tarifesi Birim Fiyatı 5.04000000TK/kWh+... Birim Fiyatı TL/kWh uygulanacağını, “PTF” ve “...” kavramlarının tanımına sözleşmenin devamında yer verildiğini, bu bağlamda PTF; gün öncesi piyasasında saatlik olarak verilmiş olan teklifler sonucu arz ve talebin kesiştiği noktada meydana gelen ve ... tarafından yayınlanan elektrik alım-satımlarındaki referans fiyatı olduğunu, ...’in yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim faaliyeti gösteren üretim sahibi tüzel kişilerin bizzat ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim yapan kişilerin bölgelerinde bulundukları görevli tedarik şirketleri aracılığıyla faydalanabileceği fiyatlar, süreler ve bunlara ilişkin usul ve esasları içeren destekleme mekanizması olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme süresinin 24 ay olup, davalı tarafın sözleşmede belirtilen taahhüt süresi dolmadan başka bir tedarikçiye geçerek haklı sebep olmaksızın █████/2023 tarihinde sözleşmeyi sonlandırdığını, akabinde haklı bir sebep olmaksızın başka bir tedarikçiye geçiş yaptığı için kendisine sözleşmenin 12.6.1 ve 12.6.2 maddesi uyarınca cezai şart bedeli fatura edildiğini, cezai şartın sözleşmenin 12.6.2.maddesinde de ifade edildiği üzere mevcut kullanım yerlerinin son bir yıl içinde en yüksek kullanımın yapıldığı aya ait tüketim miktarına sözleşmede yer alan birim fiyatının uygulanması sonucu bulunan fatura bedelinin iki katı olduğunu, cezanın hesaplanmasında kullanılacak aktif enerji birim fiyatı, sözleşmede düzenlenmiş olması halinde piyasa takas fiyatı, ... vb. unsurlara bağlı hesaplanacak bedeller de eklenerek belirleneceğini, ceza bedeli hesaplamasında, fatura bedeli, aktif enerji bedeline dağıtım bedeli, vergi fon vb.diğer fatura kalemlerinin eklenerek bulunduğunu, █████/2023 belge tarihli taahhüt çıkış bedelini konu alan █████/2023 vade tarihli 4.203.594,46-TL bedelli faturanın ödenmediğini , fatura hesaplamasında cezai şart hesabına konu sözleşmenin tahliye olmadan önce geçerli olan anlaşmalı paketin baz alındığını, ilgili sözleşmede █████/2023-█████/2023 dönem aralığında Y2.1 paketi üzerinden faturalamanın gerçekleştiğini, Y2.1 paketli müşterilerin fatura hesabında anlaşmalı sabit birim fiyatı üzerinden SABİT BİLEŞEN ve ... toplam tutarı üzerinden müşterinin sözleşmesinde geçerli olan %5 oran üzerinden alınan BTV kalemi fatura edildiğini, ayrıca dağıtım birim fiyatı üzerinden dağıtım bedeli fatura edildiğini, müşterinin Y2.1 paketine istinaden son 12 ayın en yüksek tüketimi baz alınarak son periyodik faturalamasının yapıldığı Ağustos 2023 döneminde geçerli olan sabit bileşen birim fiyatı, gerçekleşen ... bedeli birim fiyatı ve tarifesine ilişkin dönemde EPDK tarafından açıklanan dağıtım bedeli birim fiyatı baz alınarak fatura hesabı yapıldığını, davalı şirketin son bir yıl içinde en yüksek kullanım yaptığı dönemin █████/2022-█████/2022 tarihleri olup, bu süre zarfında aktif tüketimin 284.764,380 kWh olduğunu, bu miktarın ile fesih tarihinde yürürlükte olan sözleşme çerçevesinde 5,040 TL çarpıldığında 1.435.212,48-TL sonucunun bulunduğunu, yine hesaplama formülü gereğince EPDK tarafından belirlenen ... birim fiyatı 0,1158018 TL ile 284.764,380 kWh çarpıldığında 32.976,23-TL çıktığını, bu hesaplamaya dağıtım bedeli ve BTV eklenmesi gerektiğini, bu bağlamda dağıtım bedeli birim fiyatı olan 0,7370990 TL ile 284.764,380 kWh çarpıldığında 209.899,54-TL sonucuna ulaşıldığını, BTV miktarı olan73.409,44-TL’nin hesaplamaya eklenmesi gerektiğini, cezai şart için esas alınacak fatura bedelinin tüm bu miktarların toplanması ve %20 KDV dahil edilmesi sonucunda 2.101.797,23-TL olduğunu, esas alınan bu miktarın iki katı olan 4.203.594,46-TL’nin cezai şart bedeli olduğunu, söz konusu bedelden 1.875,13-TL bedel kısmı mahsup edilerek 4.201.719,33-TL üzerinden takibe geçildiğini, ayrıca █████/2023 belge, █████/2023 vade tarihli 120.079,62-TL’lik faturanın 23.505,30-TL’lik bakiyesinin de ödenmediğini, ... nolu faturanın finansal maliyet faturası olup, 95.301,29-TL’nin finansman maliyetinden kaynaklandığını, kalan 24.778,33-TL’nin vergi/fonlar toplamı olduğunu, söz konusu bedelden 96.574,32-TL bedelin mahsup edilerek 23.505,30-TL bedelin icra takibine konu edildiğini, bu alacağın şirket muhasebe kayıtlarında da görüldüğünü, somut olay bakımından davalı ile müvekkil şirket arasında yapılan abonelik sözleşmesinin ticarethane aboneliğine ilişkin olup, uyuşmazlığın ticaret mahkemesi görev ve yetki alanına girdiğini, sözleşmede İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz sebebiyle İİK.67/2.maddesinde hüküm altına alınan “bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu , (…) red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir” maddesi uyarınca alacak likit olduğundan ve diğer mevcut tüm koşullar mevcut bulunduğundan alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle dava konusu edilen ██████████ E.sayılı MTS icra takip dosyasının Ankara Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinde başlatıldığını, daha sonrasında yürütülen arabuluculuk görüşmelerinin de Ankara Arabululuk Bürosu tarafından yapıldığını, yine davalı müvekkilin adresinin Ankara olduğu gibi içeriği kabul edilmeyen fatura adreslerinin de Ankara’da olduğunu, davacının yetki sözleşmesinde belirlenen yer mahkemesi dışında seçimlik hakkını kullanmış ve icra takibini Ankara’da başlatmış olduğundan , artık yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafından düzenlenen taahhüt çıkış bedeli faturasına itiraz ederek iade faturası düzenlediğini, bu itirazın da davacı tarafça kabul edildiğini, davacının açık kabulü sonrası müvekkile aynı konuda daha yüksek bir fatura düzenlemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkil şirket için █████/2023 tarihli ... fatura sıra numaralı 3.440.648,10-TL bedelli son ödeme tarihi █████/2023 olarak belirlenen e-faturanın müvekkile tebliğ edilmiş olup, işbu fatura içeriğinde yer alan taahhüt çıkış bedeli 2.083.994,52-TL ve (+/-) tutar 15.075,70-TL olmak üzere toplam 2.099.070,22-TL’lik kısmına itiraz edilerek bu bedel için müvekkil şirket tarafından 2.099.070,22-TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, Yenimahalle 6.Noterliğinin █████/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini, davacı tarafından gönderilen yazı ile taahhüt çıkış bedelinin iptal edildiğinin belirtildiğini, basiretli bir tacir konumunda olan davacı şirketin, aynı numaralı sözleşme hesabı için taahhüt çıkış bedelini iptal ettiğini açıkça kabul ve beyan emiş olup, taahhüt çıkış bedeli adı altında yeniden bir alacak talebinde bulunamayacağını, taahhüt bedelini iptal ettiğini bildiren davacının aynı hukuki nedene dayanarak fatura düzenlemesinin TMK.2.maddesi uyarınca dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte taahhüt çıkış bedeli hesaplamasının gerçeği yansıtmadığını, icra takibi yapmakla kötü niyetli olan davacının takip bedeli toplamının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin █████/2023 tarihinde akdedildiğini, ancak kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmenin 12.6.2.maddesi uyarınca uygulanan taahhüt çıkış bedeli belirlenirken sözleşme öncesi bir tarihin baz alındığını, cezaya esas alınan faturanın Eylül 2022 dönemine ait olduğunun dava dilekçesinde de açıkça belirtildiğini, sözleşmedeki cezai şart maddesinin hukuken geçerli olmadığını, sözleşme konusunun müvekkili şirketin kullanmak zorunda olduğu elektrik enerjisinin temini olduğunu, davacı şirketin piyasadaki hakimiyeti ile kendi şartlarını kabul ettirmekte ve sözleşme lafzından da anlaşılacağı üzere aynı veya benzer sözleşmeyi müşterileri ile imzaladığını, bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun izahtan vareste olduğunu, İstanbul BAM 13.HD.nin █████/2021 tarih ve ████████ E.█████████ K.sayılı ilamında da tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu tür sözleşmelerin genel işlem koşulu olduğunun belirtildiğini, TBK.20.maddesinde yer alan “karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının kapsamına girmesi , sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır” hükmü uyarınca davacı tek taraflı olarak hazırladığı sözleşme metnini matbu bir metin olarak kabul ettirdiğini, ayrıca davacı , dava dilekçesi ile elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığını ileri sürmüş ise de, sözleşme altındaki imzanın müvekkil şirket tüzel kişiliğini böyle bir sözleşmede temsil yetkisine sahip kişi tarafından imzalanmadığının görüleceğini, vekilini yetkisinin sadece abonelik bağlatma işlemleri ile sınırlı olduğunu, Ankara 51.Noterliğince tanzim edilen 22/0/2020 tarih ve 1483 yevmiye numaralı vekaletnamede görüleceği üzere , sözleşmeyi imzalayan vekilin müvekkil adına “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi” imzalaması ve cezai şart kabul etme konusunda bir yetkisinin bulunmadığını , gerek doktrin gerekse de yargı içtihatlarının yetkisiz temsilci tarafından imzalanan sözleşmelerin temsil edileni bağlamayacağını ortaya koymakta olduğunu belirterek, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile Mahkemenin yetkisizliğine, Ankara Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna, haksız davanın reddine ve takip konusu alacak bedelinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Uyuşmazlığa konu olan taahhüt çıkış bedeli (cezai şart), tüketicinin sözleşme süresi dolmadan tedarikçiyi değiştirmesi nedeniyle Enerjisa tarafından düzenlenen 08.10.2023 tarihli faturada tahakkuk ettirilen tutardır. Sözleşmenin ilgili maddesi (Madde 12.6.2), taahhütlü sözleşmenin müşteri tarafından haksız feshi halinde uygulanacak cezai şartın hesap yöntemini açıkça tanımlamıştır. Bu maddeye göre cezai şart, mevcut kullanım yerlerinde son bir yıl içinde gerçekleşen en yüksek aylık tüketimin, sözleşmede o an yürürlükte olan birim fiyatlar uygulanarak hesaplanan fatura tutarının iki katı olarak belirlenmiştir. Aktif enerji birim fiyatı sabitse bu değer kullanılır; eğer sözleşme birim fiyatı piyasa endeksli (PTF, ... vb. bağlı) ise ilgili unsurlar da hesaplamaya dahil edilir Ayrıca madde, ceza bedeli hesabına esas faturanın yalnızca enerji bedelini değil, dağıtım bedeli, vergi, fon gibi tüm fatura kalemlerini de içereceğini belirtmektedir. Davacının Ağustos 2023 itibariyle sözleşmeyi sonlandıran davalı müşteriye 23.10.2023 vadeli faturada bu yöntemi uyguladığı, davalının kullanım yerinde son 12 aylık dönem incelendiğinde 01.09.2022 – 30.09.2022 döneminde 284.764,380 kWh ile en yüksek tüketimin gerçekleştiği, belirlenen 284.764,380 kWh’lik tüketim, fesih anında yürürlükte olan sözleşme birim fiyatlarıyla fiyatlandırılmıştır. Fesih tarihi Ağustos 2023 sonu olduğundan, Ağustos 2023 dönemine ait tarife değerleri esas alınmıştır. Sabit enerji birim fiyatı sözleşmedeki 5,040 TL/kWh, ... birim fiyatı Ağustos 2023 için gerçekleşen 0,1158018 TL/kWh, dağıtım birim fiyatı ise Ticarethane abone için EPDK tarafından o dönemde belirlenmiş 0,7370990 TL/kWh olarak alınmıştır. Bu değerlerle 284.764,380 kWh’lik tüketimin fatura tutarı hesaplanmıştır. Hesaplanan enerji bedeli (sabit bileşen + ...) üzerinden %5 BTV eklenmiş, ayrıca bulunan dağıtım bedeline mevcut oranlarda Enerji Fonu (%0,7) ve TRT payı (%0) gibi yasal kesintiler de dahil edilmiştir. İncelenen belgelerde BTV’nin 73.409,44 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Bu tutar, (5,040 TL * kWh + 0,11580 TL * kWh) toplamının %5’idir ve ilgili belediye vergisi mevzuatına uygundur. Dağıtım bedeli üzerinden ayrıca BTV hesaplanmadığı anlaşılmaktadır (BTV, belediyelere elektrik tüketimi üzerinden aktarılan bir vergi olup, dağıtım hizmeti için alınan bedelden muaf tutulmuştur). Bu kalemlerin toplamına yürürlükteki %20 Katma Değer Vergisi uygulanmıştır. Böylece tek bir fatura olarak düşünülmesi gereken tutar bulunmuştur. Sonuç olarak, taahhüt çıkış bedelinin hesaplanmasının teknik olarak tutarlı ve sözleşmeye uygun olduğu, davacının takip tarihi itibariyle 4.225.224,69 TL asıl alacağı, 353.654,48 TLY takip öncesi gecikme zammı, gecikme zammının % 20 KDV bedeli 70.730,90 TL olmak üzere toplam 4.649.610,07 TL davalının takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu belirlenmekle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçeleriyle
1-Davanın kabulü ile; Merkezi Takip Sisteminin ██████████ MTS sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali ile takibin aynın devamına,
Davacının alacağı likit olduğundan 4.594.049,33 TL'nin % 20'si inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kararın eksik inceleme ile verildiğini, gerekçede takibe dayanak faturanın davacıya iade edilmediğini belirtilmişse de 08.10.2025 tarihli faturanın davacıya iade edilmiş olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturaların "temel e-fatura" niteliğinde olduğundan, faturaya GİB sistemi üzerinden itiraz etme seçeneği bulunmadığını, temel e-faturada, satıcı tarafından alıcıya iletilmiş olan faturanın sistem tarafından direkt onaylandığını, dolayısıyla alıcı bir onay verme ya da reddetme süresi olmaksızın ayrıca bir iade faturası kesmek durumunda olduğunu, müvekkili tarafından da her iki fatura için iade faturası kesildiğini, mahkemece davacının, basiretli bir tacir olarak sözleşmeden kaynaklı "taahüt çıkış bedeli"ni iptal ettiğini bildirdikten sonra, bu bedeli yeniden müvekkilinden talep ettiği hususunu hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, davacının iade faturalarından sonra müvekkili şirkete gönderdiği 21.11.2023 tarihli mail ile, ... seri nolu faturada yer alan TÇB (Taahhüt Çıkış Bedeli) iptalinin sağlandığını bildirdiğini, takipten sonra davalı şirket vekili olarak kendisine ayrıca gönderilen ... barkod numaralı yazıda ... numaralı sözleşme hesabı için taahhüt çıkış bedelinin iptal edildiğini bildirmiş olduğunu, dosyaya sundukları uzman görüşünde de bu husussun değerlendirildiğini, dosyada mevcut yazılı ve davacı yetkililerinin imzasını taşıyan tüm belgeler bir arada değerlendirildiğinde, basiretli bir tacir olan davacının sözleşmeden kaynaklı "Taahhüt Çıkış Bedeli" adlı isteminden vazgeçtiği, bu haktan feragat ettiğinin anlaşılmakta olduğunu, bu hususların mahkemece değerlendirilmediğini, mahkemece sözleşmeyi imzalayan vekilin elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalama ve cezai şartı kabul etme yetkisi bulunmadığı hususunun hatalı değerlendirildiğini, imza sahibi vekilin yetkisinin sadece "abonelik bağlatma" işlemleri ile sınırlı olduğunu, vekilin müvekkil adına "elektrik enerjisi satış sözleşmesi" imzalanması ve cezai şart kabul etme konusunda bir yetkisi bulunmadığını, sözleşmedeki cezai şart maddesi genel işlem koşulu mahiyetinde olup, hukuken geçerli olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmenin imzalanması öncesindeki kullanımlar üzerinden hesaplama yapılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin 06.02.2023 tarihinde akdedildiğini, sözleşmenin 12.6.2. maddesi uyarınca uygulanan Taahhüt Çıkış Bedeli belirlenirken taraflar arasındaki sözleşmenin imzalanması öncesindeki bir tarihin baz alındığını, cezaya esas alınan faturanın Eylül 2022 dönemi faturası kullanımı olduğunun dava dilekçesinde belirtildiğini, sundukları uzman görüşünün değerlendirmesi yapılmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemenin yetkili olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce feshi nedeniyle düzenlenen faturanın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşme süresinin 24 ay olup, davalı tarafın sözleşmede belirtilen taahhüt süresi dolmadan başka bir tedarikçiye geçerek haklı sebep olmaksızın █████/2023 tarihinde sözleşmeyi sonlandırdığını, akabinde haklı bir sebep olmaksızın başka bir tedarikçiye geçiş yaptığı için kendisine sözleşmenin 12.6.1 ve 12.6.2 maddesi uyarınca cezai şart bedeli fatura edildiğini ileri sürmektedir.
Davalı ise, davacının MTS icra takip dosyasının Ankara Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinde başlatıldığını, daha sonrasında yürütülen arabuluculuk görüşmelerinin de Ankara Arabululuk Bürosu tarafından yapıldığını, yine davalı müvekkilin adresinin Ankara olduğunu, fatura adreslerinin de Ankara’da olduğunu, davacının yetki sözleşmesinde belirlenen yer mahkemesi dışında seçimlik hakkını kullandığını, yetki sözleşmesinde belirtilen mahkemenin bu durumda yetkili olmadığını, davacı tarafından düzenlenen taahhüt çıkış bedeli faturasına itiraz edilerek iade faturası düzenlediğini, bu itirazın da davacı tarafça kabul edildiğini, davacının açık kabulü sonrası aynı konuda daha yüksek bir fatura düzenlemesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşme öncesi tüketim miktarlarının hesaplamaya esas alındığını savunmuştur.
Taraflar arasında █████/2023 tarih ve ... müşteri no 24 ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, davalı şirket tarafından █████/2023 tarihi itibarıyla perakende satış sözleşmesinin sonlandırıldığı noktasında ihtilaf yoktur.
Taraflar arsındaki uyuşmazlık davacı tarafça Ankara icra dairelerinde takip başlatıldıktan sonra sözleşmedeki yetki düzenlemesine dayalı mahkemede dava açılıp açılamayacağı ve taahhüt çıkış bedeli faturası talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
30.05.2025 tarihli mali müşavir ve elektrik bilirkişisi raporlarında "Davacı şirketin 25.01.2024 icra takip tarihi itibariyle, davalı şirketten 4.225.224,69 TL asıl alacak ile 353.654,48 TL takip öncesi gecikme zammı, gecikme zammının% 20 kdv bedeli olarak 70.730,90 TL olmak üzere toplam 4.649.610,07 TL tutarlı alacağını talep edebileceği" yönünde görüş bildirmişlerdir. Raporda iade faturalarının incelenmediği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça sunulan uzman görüşünde " Bilirkişiler tarafından raporun 10. sayfasındaki nottan anlaşılacağı üzere cezai şartın hesabında sözleşme öncesi bir döneme ait tüketimin kıstas alınmasının hukuki değerlendirmeyi gerektirdiği, bunun için seçenekli şekilde hesap yapılarak mahkemeye rapor sunulması gerektiği, bu yüzden de sözleşmenin akdedildiği andan sona erdiği ana kadarki dönemlerin incelenerek en fazla tüketimin olduğu dönemin buna göre belirlenip, bu tüketim değerinin kıstas alınarak da cezai şart hesaplaması yapılması gerektiği, Taahhüt Çıkış Bedelinin sözleşmede genel işlem koşulu olarak düzenlenmiş olduğunun davacı tarafından da kabul edildiği, sözleşme ekinde davalıya yönelik bir bilgilendirme formunun da bulunduğu tespit edilmekle birlikte, bu bilgilendirme formunda cezai şarta dair açıklayıcı bir ifade yer almadığının da görüldüğü, özellikle sözleşme öncesi tüketim dönemlerinin dahi cezai şartın hesabında kıstas alınabileceğine dair bir bilgilendirme yapılmaması karşısında, davalının tacir sıfatının TBK m. 21'de öngörülen yaptırımın uygulanmasına engel olmayacağı, Taahhüt çıkış bedeli davacı tarafından iptal edilmiş olduğundan hem ilk faturaya dayalı olarak hem de ikinci faturaya dayalı olarak farklı bedeller üzerinden 06.02.2023 tarihli Sözleşmenin 12.6.1 ve 12.6.2 maddeleri uyarınca bir cezai şart alacağının artık mevcut olmaması sebebiyle, davalı tarafın 25.01.2024 tarihli icra takibine konu bir borcunun bulunmadığı" görüşlerine yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 293 üncü maddesinde düzenlenen uzman görüşü; tarafların, uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi, iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak tarif edilmiş olup, uygulamada bu müesseseye özel bilirkişilik adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını, doğru ve adil bir karar verilmesini sağlamak amacıyla uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle teknik ve özel bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı Kanun'un 27 nci, Anayasa'nın 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesinde
düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmiş olabilecektir.
Tüm bunlara göre, davacı tarafça dava ve takibe konu faturaların tahsili talebiyle ilk olarak Ankara Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinde (MTS takibi) başlatıldığı, arabuluculuk görüşmelerinin Ankara Arabuluculuk Bürosu tarafından yapıldığı, davalının yerleşim yerinin Ankara olduğu, davacının seçimlik hakkını bu haliyle kullanmış olduğu, itirazın iptali davasının da takibin başlatıldığı yerde açılması gerekirken başlangıçta kullanılmayarak sözleşmede belirlenen yetkili yerde açılmasının usule aykırı olduğu, mahkemesince davalının yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, kabule göre de sunulan uzman görüşü ile hükme esas bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeksizin ve iade faturaları ile davacının taahhüt çıkış bedelinin iptal edildiğine yönelik bildirimleri değerlendirilmesizin, sözleşme öncesi döneme ait tutarların da esas alındığına ilişkin itirazlar karşılanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yetkisizlik kararı verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!