Anahtar kelimeler: Satımdan Satımı Mesnetsiz Firmadan Faturaya Durduğunu Ödemediğini Yazildiği Ayıplı Hemen

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirket, borçlu şirkete iki ayrı faturaya dayalı mal satımı yaptığını, borçlu şirket tarafından faturalara itiraz edilmediğini ve borcunun bir kısmı da ödendiğini, ancak borçlu tarafından dava konusu icra takibine konu borç ödemediğini, bunun üzerine borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu, mesnetsiz borca itirazı ile takibi durduğunu, borçlunun itirazında; "Borçlu Müvekkil, Alacaklı Firmadan satın aldığı ürünler ayıplı olduğundan ve istediği ürünler gönderilmediği için hemen iade etmek üzere Alacaklıya geri gönderilmiştir." cümlesi yer aldığını, bu iddia tamamen gerçek dışı olup hukuken de hiçbir karşılığı olmadığını, öncelikle borçlu şirket tarafından müvekkiline bugüne kadar hiçbir bildirimde bulunulmadığını, kaldı ki malum olduğu üzere borçlu şirket, bir ticaret şirketi olup kanunen ürünü 2 gün içinde muayene etme yükümlülüğü bulunduğunu, borçlu taraf, borcunun bir kısmını ödeyip tüm ürünleri teslim almış olmasına rağmen aylar sonra borca itiraz dilekçesinde ayıplı ürün iddiasında bulunduğunu, bu iddianın hukuken dinlenilmesi mümkün olmadığını, huzurdaki dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını, duruşma ve tebligat yapılmaksızın icra takibine konu alacağa yeter miktarda borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı takibin tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı şirketin haksız itirazı üzerine takip durduğundan %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı Müvekkil, 09.07.2025 Tarihli davacı Taraftan 2.010 MTÜL Miktar SUNİ DERİ ve 1.879 MTÜL Miktar WFA WİPER adlı ürünleri Satın alındığını, ancak ürünü teslim aldığı gün, istediği ürün olmadığını, gramajı farklı ve farklı kalitede ürün olduğunu görmüş Ayıplı olduğu için Aynı gün Davacı tarafı arayarak teslim edilen ürünün AYIPLI ÜRÜN olduğunu, spariş ettiği üründen farklı kalitede ve farklı gramajda ürün kendisine gönderildiğini, gönderilen üründe kusurlar olduğunu bildirerek ürünü geri almasını aynı gün bildirildiğini, davalı müvekkili, ayıplı olduğu için iade ettiği ürünlerin bedelini de ödemediğini, davacı Taraf, davalı müvekkilinin iade talebini kabul ettiğini bildirerek ürünleri müsait zamanda geri alacağını bildirdiğini, davalı müvekkiline ayıplı ürünleri Davacı tarafa kendisi gönderse de Davacı Taraf bahane üreterek iade almaktan kaçındığını ve davalı müvekkilini sürekli oyalayarak ürünleri geri almayı beklttiğini, davalı müvekkili , davacı tarafla sürekli çalışmakta olup aralarında güven ilişkisi ve sürekli bir ticari ilişki olduğundan davalı müvekkili , davacının ürünleri geri alacağını düşünerek noterden ihtar çekme gereği duymadığını, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız ve tüm itiraz sebeplerimiz ve delillerimiz konusundaki haklarımız saklı kalmak kaydı ile davacı tarafından Haksız açılan İstanbul ...... İcra Dairesi : ..... Nolu Takibin dava sonuna kadar durdurulmasına dava sonunda iptaline, Haksız açılan İşbu Davanın ve tüm Haksız Taleplerin reddine, Dava konusu Ayıplı Ürünlerin iadesine, Davacı şirketin haksız takip ve davası nedeni ile %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, işbu dosyadan kaynaklı her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki alım satım ilişkinsinden kaynaklı alacağa yönelik itirazın iptaline, ilişkin olduğu anlaşıldı.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a-Esenyurt Vergi Dairesi'neb-Güngören Vergi Dairesi'ne , müzekkereler yazılmıştır.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğunu, faturaya konu ürünlerin davalıya teslimine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin tamamının ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, davacının ürünleri iade almayı kabul ettiğini bu sebeple davacıya kalan paranın ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafından ürünlerin davalıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının ürünlerin ayıplı olduğu ve davacı tarafından iade alınmayı kabul edildiği savunması noktasında toplanmaktadır.Öncelikle bu kapsamda davalının ayıp iddialarının incelenmesi gerekmektedir. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.İlgili hüküm gözetildiğinde taraflar arasındaki satış sözleşmesi yönünden davalıya teslim edilen malzemelerin ayıplı olduğunu ve yasal süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının ve ürünleri iade ederek sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığının davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.6102 sayılı Kanun'un ticari satış sözleşmesini düzenleyen 23. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi şu şekildedir:"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."İlgili hükümden görülebileceği üzere ticari satış sözleşmelerinde alıcı aldığı ürünü teslimden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde incelemek ve ayıp tespit ederse satıcıya bildirmekle mükelleftir.6098 sayılı Kanun'un 223. Maddesinin 2. Fıkrası ise şu şekildedir:"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."İlgili hükümlerden görülebileceği üzere alıcı satılan malı incelemek ve varsa ayıpları tespit ederek satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde ise satılanı kabul etmiş sayılacak ve satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğu sona erecektir.Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun'un satış sözleşmelerine yönelik hükümleri gereğince ayıptan sorumluluğun söz konusu olabilmesi için ürünler teslim edildikten sonra alıcı tarafından ürünlerin gözden geçirilmesi yönünde alıcının muayene ve ihbar külfeti bulunmaktadır. Muayene ve ihbar külfetini süresi içerisinde yerine getirmeyen taraf ise ayıba karşı sorumluluk hükümlerine başvuramayacaktır. Muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat yükü ise davalı üzerindedir.Bir diğer incelenmesi gereken husus ise ihbarın içeriğinin incelenmesidir. Ayıp bildirimin içeriğinde; malın kabul edilmeme iradesi ile birlikte ilgili ayıplı maldaki bütün ayıpların mümkün olduğu ölçüde somut ve belirli bir şekilde tasvir edilmesi gerekmektedir. Alıcının satıcıya sadece devredilen mal ayıplı sözleşmeye uymuyor demesi yeterli değildir. Bu anlamda, herhangi bir eleştiri bildirim anlamına gelmeyeceği gibi, malın bir uzmana gözden geçirmek için gönderilmesi de bildirim sayılmaz. (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler s.119, Ayıp Bildiriminin İçeriği). Satılanın sözleşmeye uygun olmadığının, satılanda ciddi ayıplar bulunduğunun veya satılanın tatmin edici bulunmadığının bildirilmesi, yani genel ifadelerle salt ayıplı ifadan bahsedilmesi ayıp bildirimi açısından yeterli görülmemektedir.Ayıp ihbarı konu itibarıyla alıcının satılanı ifa olarak kabul etmeme nedenlerini içermelidir. Nihayetinde ayıp ihbarını alan satıcı ihbardan ayıbın niteliğini, kapsamını anlayabiliyor olmalıdır. Alıcının ihbarda satılanın sözleşmeye uygun olamadığı, satılandan memnun kalmadığı gibi içeriği tam olarak belli olmayan genel ifadeler kullanması yetersiz olacaktır. Yani alıcı satılanda ayıplı olarak gördüğü nitelikleri ifade ederek somutlaştırmalıdır.Nitekim davalı tarafından cevap dilekçesinde ürünlerin ayıplı olması nedeniyle davacı tarafından iade alınmasının kabul edildiği bu sebeple paranın davacıya ödenmediği savunmasında bulunulmuş olup, ürünlerin iade edilerek paranın ödenmemesi ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanılması niteliğindedir.6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası şu şekildedir:"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır."İlgili hükümden görülebileceği üzere tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye (rücu) ilişkin ihbar ve ihtarların belirli yollarla yapılması gerekmektedir.Ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme beyanının geçerli bir şekilde yapılabilmesi için; noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi üzerinden gönderilmesi şarttır.6102 sayılı Kanun'a göre bu şekil şartı bir "geçerlilik (sıhhat) şartı" değil, bir "ispat şartı" olarak kabul edilmektedir. Bu durum, dönme beyanının bu şekillerden biriyle yapılmaması halinde işlemin mutlak olarak geçersiz olmayacağı, ancak bir uyuşmazlık durumunda dönme vakıasının sadece bu sayılan yöntemlerle ispat edilebileceği anlamına gelir.Satılanın ayıplı olduğunu bildiren genel ayıp ihbarı (ihbar külfeti) kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir ve her türlü delille ispatlanabilir. Ancak alıcı, ayıbı bildirmekle yetinmeyip sözleşmeden dönme hakkını kullanıyorsa, bu beyanın TTK m. 18/3'teki şekil şartlarına uygun olarak yapılması gerekir.Sonuç olarak tacirler arası ticari satışlarda ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmeye yönelik ürünlerin iade edilerek paranın ödenmemesini sağlayan bu hakkın kullanıldığının ispat edilebilmesi için noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP yollarından birinin kullanılarak ihtarın yapıldığının ispatlanması yasal bir zorunluluktur.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 18/3. Maddesinde, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Anılan hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmamakla birlikte bir ispat şartıdır. Davacı tarafından █████/2017 tarihinde ürünler teslim alındıktan sonra ayıpların cep telefonu ile davalıya bildirildiği ifade edilmiş ise de, davalı tarafın bu yönde bir kabulü bulunmadığı gibi, söz konusu iddiaları ispatlayacak bir delil de dosyaya sunulmamıştır."Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı tarafından; davacının teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğu, davacıya ürünlerin muayene edilerek ayıplı olduğunun bildirildiği davacı tarafından ürünlerin iade alınacağı ve davalı tarafından bedelin ödenmemesi yani sözleşmeden dönmeye yönelik seçimlik hakkın kullanıldığı hususlarının davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Bu kapsamda dosya incelendiğinde; davalı tarafından ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilmesine rağmen ne cevap dilekçesinin içeriğinde ne aşamalarda ürünlerde ne şekilde bir ayıp olduğuna ilişkin herhangi bir somutlaştırma yapılmamıştır. Bu bağlamda ayıp ihbarının içeriğinin somutlaştırılmasına yönelik olarak davalı tarafından ayıp ihbarının somutlaştırılarak usulüne uygun bir ayıp ihbarının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından basit yargılamaya tabi (cevap dilekçesi ile 6100 sayılı Kanun gereğince tüm delillerin sunulması gerekmekte olup) işbu dava kapsamında cevap dilekçesi ile birlikte satın alınan ürünlerin 2 ve 8 günlük hak düşürücü süreler içerisinde muayene edilerek muayene külfetinin yerine getirildiğine dair hiçbir delil sunulmamıştır.Davalı cevap dilekçesinde somut olarak yalnızca sipariş ettiği üründen farklı gramaj ve kalitede ürün gönderildiğini bu sebeple ayıp bulunduğunu iddia etmiş ve gizli ayıp olduğunu belirtmiş ise de gramaj ve kalite farklılığının açık ayıp niteliğinde olduğu, kullanım ile ortaya çıkacak gizli ayıp niteliğinde olmadığı, gramaj ve kalite farklılığı yönünden muayene ve ihbar külfetinin 2 ve 8 günlük süreler içerisinde yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim davacı cevap dilekçesinde ürünlerdeki bu durumun teslim alınan aynı gün tespit edildiğini ve aynı gün davacıya bildirdiğini ikrar etmekte olup bu ikrarın da gizli ayıp iddiaları ile çelişki içerisinde olduğu anlaşılmaktadır.Davalı cevap dilekçesinde ayıp ihbarına yönelik tanıklarının olduğunu bildirmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmeye yönelik ürünlerin iade edilerek paranın ödenmemesi hususundaki seçimlik hakkın kullanılabilmesi için ayıp ihbarına bağlı sözleşmeden dönme ihtarının 6102 sayılı Kanun'un 18/3. Maddesi gereğince kanunda belirtilen şekil ve usulde yapılması ispat şartı olup, davalının bu iddiasını tanık ile ispatlayamayacağı anlaşılmıştır.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:" TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Tacir olan taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2022 tarihli, █████████ E. █████████ K., █████/2020 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih ve ████████ E., ██████████ K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2. maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir.Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde emtianın alıcıya teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık, teslim edilen emtiada ayıp bulunup bulunmadığı ile varsa süresinde ihbar edilip edilmediğine ilişkindir. Davalı tarafından istinaf başvurusunda sözü edilen 15.01.2019 tarihli elektronik postada, açıkça belirtilmiş bir ayıp bulunmamaktadır. Delil listesine ekli yazışmalardan da süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığı görülmektedir. Dava dilekçesinde, ürünün eksiksiz teslim edildiği belirtilmiş ve bedelinin tahsili istenmiştir. Davacı ürününü sağlam ve eksiksiz teslim ettiğini belirterek satım bedelini istediğinden mahkemece ileri sürülmemiş bir hususun dikkate alınarak yargılama yapıldığından söz edilemez. Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması karşısında mahkemece, tarafların alacağın miktarının belirlenmesi için bilirkişi görevlendirilmesi yeterli olup, hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülmesi mümkün olan ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin hukuki konuda bilirkişi incelemesi yapılması yerindedir. Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması karşısında ürünün niteliğinin gıda mühendisi aracılığı ile incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Davalının ticari defterlerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalının takip miktarınca borçlu olduğu, faturaların süresinde alınarak davalının ticari defterlerine işlendiği, süresinde faturaya itiraz edilmediği, süresinden sonra düzenlenen fiyat farkı faturasına itibar edilemeyeceği, takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu ve satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir."Bu bağlamda somut dosyamız değerlendirildiğinde; davalı tarafından cevap dilekçesinde somut olarak belirtilen ayıp niteliğinin farklı gramaj ve kalitede ürün gönderilmesi olarak belirtildiği ve aynı gün tespit edilerek davacıya ihbar edildiğinin cevap dilekçesinde savunma olarak öne sürüldüğü dolayısıyla bu iddiaların davalının cevap dilekçesindeki ikrarı karşısında gizli ayıp olarak kabul edilemeyeceği 6102 sayılı Kanun'un 23. Maddesi gereğince 2 ve 8 günlük süreler içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiğinin ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından cevap dilekçesinde yine davacının ürünleri iade almayı kabul ettiği bu sebeple paranın ödenmediği ve borcun olmadığı iddiasının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme niteliğinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesi gereğince tacirler arasındaki sözleşmeden dönmeye yönelik bildirimin 18. Maddede belirtilen iletişim kanalları ile yapılmasının ispat şartı olduğu gözetildiğinde ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından bu iddianın ve dönme hakkının kullanılması ve ürünlerin iade edilmesinin davacı tarafından kabul edildiği nedenine dayalı bedelin ödenmediğine yönelik savunmanın davalı tarafından ispat şartı gözetilerek 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinde belirtilen yazılı belgeler ile ispatlanması gerektiği, bu nedenle davalının cevap dilekçesindeki tanık beyanına itibar edilmemiş olup, davalı tarafından cevap dilekçesinde açık bir şekilde yazılı ihtar gönderilmediğinin ikrarı ile bedelin ödenmediğine yönelik yine davalının cevap dilekçesindeki ikrarı karşısında; davalı alıcı tarafından ayıp muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği ve süresi içerisinde davacıya ayıp ihbarında bulunulduğu ve sözleşmeden dönerek ürünlerin davacı satıcı tarafından iade alınarak davalının kalan bedeli ödememesi hususunda taraflarca anlaşıldığını ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından ispat edilemediği değerlendirilmiştir.Mahkememizce davalıya yemin delili hususunda beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı tarafından kesin süre içerisinde yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla davalının iddiasını ispat edemediği değerlendirilmiştir.Sonuç olarak davalı tarafından cevap dilekçesinde kalan fatura bedellerinin ödenmediğinin ikrarı karşısında davacının davasının kabulü ile İstanbul ...... İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı takip dosyasında davalının 721.076,21 TL asıl alacak yönünden itirazının iptaline, takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının avans faizi talep ettiği, davalı tarafından daha düşük oranda akdi faiz kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının avans faizi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.Davaya konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu, tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 144.215,24-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,Buna göre; davaya konu İstanbul ...... İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı takip dosyasında davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 144.215,24-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 50.008,12-TL harçtan peşin alınan 8.708,80-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 41.299,32-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan 8.708,80-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 9.324,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan 45,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 114.161,43-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .....e-imzaHakim .....e-imza