Anahtar kelimeler: Faile Kyb Zincirleme Nasıl Artırım Verilip Görüşü Failin Benzer Suçlar
2. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇ
: Hırsızlık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.11.2025 tarihli ve KYB-███████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin █████/2024 tarihli ve ██████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmında yer alan, "...Zincirleme suç hükümlerinin nasıl uygulanacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve ███████-1543 Esas, ████████ Karar ve 15.03.2016 tarihli, ████████ Esas, 2016128 Karar sayılı kararında belirtilmiştir. Buna göre; "Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü halinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hali ise burada ceza bu basit veya nitelikli hal üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise, nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır. Dosya içeriğine göre, sanık ve suça sürüklenen çocuğun, 08.02.2015 tarihinde gündüz vakti marketten bir adet tableti çaldığı, devamında aynı gün gece vaktinden sayılan saat: 20.40 sıralarında tekrar aynı markete girip bir adet viski şişesini alıp çıktıkları esnada yakalanmaları şeklinde gerçekleşen olayda, ilk eylemlerinin TCK'nın 142/2-h. maddesi kapsamında kalan hırsızlık suçunu; ikinci eylemlerinin ise TCK'nın 142/2-h, 143., 35. maddeleri kapsamında kalan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetildiğinde; zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınacak suçun daha fazla cezayı gerektiren halinin, her bir suç ile ilgili ayrı ayrı uygulama yapılıp sonuçlarının karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve buna göre tayin olunacak cezadan TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin tek bir suçu oluşturduğunun kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması..." şeklindeki ve
Aynı Dairenin █████/2019 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmında yer alan " ... 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK'nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, "...daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma" görüşünün, TCK'nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK'nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır ..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre;
1-Müştekinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanığın █████/2019 tarihli eylemini akşam saatlerine doğru gerçekleştirdiğini kamera kayıtlarından tespit ettiğini, █████/2019 tarihli eylemini ise saat 18.00 sıralarında gerçekleştirdiğini beyan etmesi, sanığın Mahkemesince alınan savunmasında her iki eylemi de gece vakti gerçekleştirdiğini beyan etmesi, dosya arasında bulunan █████/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ikinci eylemin kamera görüntüleri üzerinden yapılan incelemede, görüntülerde tarih ve zaman bulunmadığı, şubat-mart aylarında havanın erken kararması göz önüne alındığında eylem saatinin 18.00-19.00 saatleri arasında olabileceği hususlarının belirtildiği, kolluk tarafından hazırlanan görüntü izleme tutanağında da eylem saatlerine ilişkin bir tespit bulunmadığı, her ne kadar sanık tarafından iki eylemin de gece vakti işlenmiş olduğu belirtilmiş olsa da ilk eyleme ilişkin kamera görüntüsü bulunmaması ve müşteki tarafından bu eylem zamanının tam olarak belirtilmemiş olması, ikinci eylem yönünden ise suç tarihinde gece vaktinin 19.00'da başladığının anlaşılması karşısında, her iki eylemin de gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
2-Sanığın █████/2019 tarihinde 1 kg kaşar peyniri çaldığı, bu eylemin tamamlanmış suç niteliğinde olduğu, daha sonra █████/2019 tarihinde 4 adet 1 kg ağırlığında kaşar peyniri ve 1 adet 2 litrelik zeytinyağını çalarak marketten çıkmak üzereyken market görevlileri tarafından yakalandığı, bu nedenle sonraki eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı ve her iki eylemin de nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilerek sanık hakkında sadece tamamlanmış suçtan hüküm kurulması gerekirken, zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
3-Somut olayda müştekinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanığın ilk eylem tarihinde 22,45 Türk lirası değerinde olan 1 kg kaşar peyniri çaldığını, sonraki eylem tarihinde ise 4 adet 1 kg ağırlığında kaşar peynir ve 1 adet 2 litrelik zeytinyağı çaldığını beyan ettiği gözetilerek, hırsızlık konusu ürünler yönünden değer tespiti yaptırılarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinde,
4-5237 sayılı Kanun'un "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, "(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)65 suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.... (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Sanığın suçun işlenmesi nedeniyle oluşan zararı gidermek isteyip istemediğinin tespit edilmesi, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında anılan Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında; 11.01.20 19... .03.2019 olan suç tarihlerinin, 02.02.2019 tarihi olarak yanlış yazılmasının, mahâllinde mahkemesince düzeltilmesi mümkün maddi hata olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
A) 3 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma; kesinleşmiş hâkimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolu ile kanunların aynı (tek) biçimde uygulanması, Yargıtay/istinaf denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
2-Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve █████ sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık hâlleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usûl hatalarından ibarettir.
3-Kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz/istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi mümkün olup, kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi gerektiğinden, hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması yanında, maddi meseleye ilişkin kanıtların takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı gibi hâkimin takdir yetkisi kapsamına giren hususlar ile takdirin hatalı kullanılması ile ilgili hukuka aykırılıklar yönünden de kanun yararına bozma yasa yoluna gidilmesi olanaklı bulunmamaktadır. Yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hâkimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, sadece olağan denetim yolu olan temyiz/istinaf incelemeleri sırasında dikkate alınabilecektir.
4-İnceleme konusunu oluşturan davada olduğu gibi kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesinin tartışılması gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmadığından (3) numaralı kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
B) 1, 2 ve 4 No.lu kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesinde;
1-Hükümlü, mahkemedeki savunmasında her ne kadar iki eylemin de gece vakti işlenmiş olduğunu belirtmiş olsa da; şikâyetçinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, hükümlünün 11.01.2019 tarihli eylemini akşam saatlerine doğru gerçekleştirdiğini, 01.03.2019 tarihli eylemini ise saat 18.00 sıralarında gerçekleştirdiğini beyan etmesi, dosya arasında bulunan 09.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ikinci eylemin kamera görüntüleri üzerinden yapılan incelemede, görüntülerde tarih ve zaman bilgisinin bulunmadığının, şubat-mart aylarında havanın erken kararması göz önüne alındığında eylem saatinin 18.00-19.00 saatleri arasında olabileceği hususunun belirtilmesi, kolluk tarafından hazırlanan görüntü izleme tutanağında da eylem saatlerine ilişkin bir tespitin bulunmaması ve ilk suç tarihinde -yaz saati uygulaması da dikkate alındığında- suç yerinde güneşin batış saatinin 18.00 olduğu, ikinci suç tarihinde ise yine -yaz saati uygulaması da dikkate alındığında- suç yerinde güneşin batış saatinin 19.00 olduğu, buna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin güneşin batış saatinden bir saat sonra yani ilk eylemde saat 19.00'da ve ikinci eylemde saat 20.00'da başladığının anlaşılması karşısında, her iki eylemin de gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden hükümlü hakkında suçun gece vakti işlendiği belirtilerek 5237 sayılı Kanun’un 143/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2-Hükümlünün 20.11.20 19... .12.2019 tarihli celselerde, zararı gidermek için süre istediğinin, bu suretle şikâyetçinin zararını gidermek hususunda etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun, ancak kovuşturma aşamasında mahkemece şikâyetçiye ulaşılamadığının anlaşılması karşısında; gerekirse ödeme yeri belirlenip hükümlüye zararı giderme imkânı tanınarak sonucuna göre hükümlü hakkında tamamlanmış suç kapsamındaki ilk eylemi ile ilgili olarak kurulacak hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması durumunda, cezanın nasıl belirlenmesi gerektiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve ███████-1543 Esas, ████████ Karar sayılı ve 15.03.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında, "Bir suçun zincirleme biçimde işlendiğinin kabulü hâlinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hâli ise burada ceza bu basit veya nitelikli hâl üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hâli ise, nitelikli hâl daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hâl suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit hâlini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli hâlini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır." şeklinde açıklanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında ve yukarıda belirtilen bozma sebepleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gereken somut olayda; hükümlünün, ... isimli zincir marketin İstanbul İli ... İlçesinde bulunan ve şikâyetçinin sorumlusu olduğu ... Mahallesi ... Caddesi No:11/A adresinde faaliyet gösteren şubesinden, 11.01.2019 tarihinde, 22,45 TL değerinde olan 1 kg kaşar peyniri çaldığı, ardından 01.03.2019 tarihinde aynı yerden bu kez 4 adet 1 kg ağırlığında kaşar peyniri ve 1 adet 2 litrelik zeytinyağını çalmak isterken, iş yerinden çıkamadan şikâyetçi tarafından yakalandığı ve ikinci eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı nazara alınarak; yukarıda açıklanan şekilde aynı şikâyetçiye karşı farklı tarihlerde işlenen suçlardan dolayı ayrı ayrı uygulamalar yapılarak sonucuna göre daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek cezanın da teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmaması gerektiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, eylemlerin gündüz vakti gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği gözetilmeden ve ilk eylemle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1. maddeleri uyarınca belirlenen ceza üzerinden aynı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 3 No.lu kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1, 2 ve 4 No.lu kanun yararına bozma istemlerinin gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle KABULÜNE, İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!