Anahtar kelimeler: Dizel Tamircisi Ustası Makinaları Holding Motor Şantiyelerinde Haftada Bünyesinde Dönem

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.DAVA TARİHİ
: 17.10.2016İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 34. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., 2024/3 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin holding bünyesinde davalı Şirketlerin ...'da bulunan şantiyelerinde 30.05.2006-16.04.20 10... .04.2012- 29.08.2014 tarihleri arasında iş makinaları ustası ve dizel motor tamircisi olarak çalıştığını, her iki dönem çalışmasının da işverence haksız olarak feshedildiğini, iki haftada bir gün izin kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, davacının işine son verildiği hâlde kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini beyan ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde husumet itirazında bulunduklarını, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının Şirket ile bir ilgisinin olmadığını, yurt dışında hangi ülkelerde ve hangi şirketlerde çalıştığının belli olmadığını, davacının talep konusu alacaklarının çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile uyuşmazlıkta Türk hukuku uygulanmak suretiyle bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.10.2022 tarihli kararı ile dosyaya sunulan taraflarca imzalanmış yurt dışı iş sözleşmelerinin incelenmesinde, tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlüklerine ilişkin fesih, yıllık izin, çalışma süresi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına dair maddelerinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının belirtildiği ve bu hususlardaki ihtilafların çözümünde öncelikle çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı ifade edildiğinden davacının imzaladığı yurt dışı iş sözleşmeleri uyarınca ilgili dönemde iş sözleşmesi ile seçilen hukukun uygulanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ...'da çalıştığı, mutad işyerinin de ... olduğu uyuşmazlıkta ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinin uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin 29.08.2014 tarihinde sona erdiği, buna göre 29.08.2014 tarihinden 2 yıl 1 ay 18 gün sonra açıldığı, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir nedenin de bulunmadığı, yukarıda yer verilen ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen Mahkemeye başvurma sürelerinin hak düşürücü süre niteliğinde olup resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, içtihat değişikliği nedeniyle davanın reddi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme gerekçesinde söz konusu sürenin hak düşürücü süre olduğunun kabulü hatalı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, bazı mahkemelerce kabul kararı bazılarının ise ret kararı vermesinin hukuk güvenliği zedelediğini,2. Mutat işyerinin Türkiye olduğu gibi ücretlerin tamamının Türkiye'de bulunan banka hesabına ödendiğini, sıkı ilişkili hukukun da Türk hukuku olduğunu,3. Yargıtayın içtihadından döndüğü tarihten önce açılan tüm davalarda haklı nedenin bulunduğunu, 3 aylık, 1 yıllık sürelerin de Yargıtayın içtihat değişikliği yaptığı tarihten başlatılması gerektiğini,4. Davalı tarafça gerek çalışma koşulları ve gerekse fesih bildirimine ilişkin belgenin davacıya verilmediğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanması gereken hukuka ilişkindir.1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında açıklanmıştır.Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığa ... hukuku uygulanmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise söz konusu sürenin hak düşürücü süre olduğunun kabulü hatalı olduğundan İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında geçerli hukuk seçimi anlaşması bulunduğu belirlenen 30.05.2006-23.04.2008 tarihleri arasındaki dönem bakımından uyuşmazlığa ... hukuku uygulanarak sonuca gidilmesi yerindedir.Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre somut olay değerlendirildiğinde; hukuk seçimi bulunmayan 06.08.2008-17.03.2010, 30.03.2012-26.07.2012, 22.11.2012-03.11.20 13... .02.2014-26.07.2014 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin Türkiye'de ödendiği ve işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 06.08.2008-17.03.2010, 30.03.2012-26.07.2012, 22.11.2012-03.11.20 13... .02.2014-26.07.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemelerce bu yön gözetilmeksizin tüm çalışma dönemi bakımından Rus hukuku uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.