Anahtar kelimeler: Özetlemüvekkil İkisinin Lisanssız Fiilden Görenin Bütünlük Yazildiği Ttk Tamamı Katip

ESAS NO
: 2025/KARAR NO
: 2026/HAKİM
:KATİP
:DAVACILAR
:1-2-3-4-5-6-VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Müvekkil şirketlerin ... ili olup, HMK m. 16 uyarınca haksız fiilden doğan davalarda, zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkili olduğunu, tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması (TTK m. 4) sebebiyle dava Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığını, davacı şirketlerin tamamı aynı ekonomik bütünlük içerisinde faaliyet göstermekte olup, lisanssız elektrik üretimi yapan ... tesisleri aynı coğrafi alanda (...-...) bulunmakta olduğunu, zarar doğurucu eylem (davalının emisyon salınımı) tektir ve tüm müvekkilleri aynı anda etkilediğini, usul ekonomisi gereği talepler birlikte sunulduğunu, müvekkil şirketler, 5346 sayılı Kanun kapsamında ... ili ... ilçesinde güneş enerjisi santrali işletmekte olup, davalı ...’a ait çimento fabrikası ise müvekkil tesislere komşu parselde faaliyet göstermekte olduğunu, davalı işletmenin klinker ve çimento üretimi sırasında atmosfere kontrolsüz ve yoğun şekilde saldığı toz ve partikül maddeler (PM), rüzgarın etkisiyle müvekkillere ait ... panellerinin yüzeyine yapışmakta, bu tozlar, higroskopik ve alkali yapıda olup, sabah çiği ve nem ile birleşerek paneller üzerinde "çimentolaşma" tabir edilen sert bir katman oluşturduğunu, bu katman standart temizlik yöntemleriyle giderilememekte, panellerin ışık geçirgenliğini azaltarak enerji üretimini düşürmekte, panel yüzeylerinde korozyona ve kalıcı hasara (hotspot vb.) neden olmakta olduğunu, nitekim ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2025/ D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte, paneller üzerinde yoğun gri katman olduğu ve bunun üretimi düşürdüğü bilirkişi marifetiyle belirlendiğini, davalı şirketin sorumluluğu hem kusur sorumluluğuna, hem de Türk Medeni Kanunu'nun Komşuluk Hukuku hükümleri (TMK m. 737) hem de Çevre Kanunu m. 28 ve TBK m. 71 (Tehlike Sorumluluğu) kapsamında "Kusursuz Sorumluluk" ilkesine dayanmakta olduğunu, Çevre Kanunu ve tehlike sorumluluğu kapsamında kusursuz sorumluluk davalı işletme, faaliyeti gereği önemli ölçüde tehlike arz eden ve çevre kirliliği yaratma potansiyeli yüksek bir tesis olduğunu, ... Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılan delil tespitinde, panellerin zarara uğradığı ve ...'lerin üretim kaybına uğradığı açıkça tespit edildiğini, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E. 2020/ sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, "Panel yüzeylerinin yeteri kadar temiz olmadığı... tüm bunların üretimde verimi etkileyen unsurlardan olduğu" teknik bir gerçek olduğunu, müvekkil santrallerindeki kirlilik, doğal tozlanma değil, davalının endüstriyel atığı olan klinker/çimento tozu olduğunu, bu nedenle de davalı şirket aleyhine iş bu tazminat davası açıldığını belirterek izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; davanın kabulüne, davalı şirketin haksız fiili ve tehlike sorumluluğu kapsamında, müvekkil şirketlere ait ... tesislerinde meydana getirdiği geçici ve kalıcı hasar ile elektrik üretim (verim) kaybından kaynaklanan zararlarımızın tazmini amacıyla; HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davamızda, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; her bir davacı şirket için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL maddi tazminatın, zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı şirketlere ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP, Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Sayın davacı taraf her ne kadar davasını “haksız fiil sorumluluğu” olarak nitelendirerek Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame etmişse de, ekte yer alan muhtelif yargı kararlarında ve dava dilekçesindeki davacı anlatımlarından da görüleceği üzere bu dava “komşuluk hukukuna aykırılık” iddiasına dayanmakta olup, bilindiği üzere komşuluk hukukundan doğan uyuşmazlıklardan kaynaklı davalarda ise görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bu nedenle açıkça görev itirazında bulunduklarını, alıntı yapılan ... ve ... kararlarında da görüleceği üzere huzurdaki dava, tarafların ticari faaliyetlerinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığını, aksine, davanın konusunu, komşuluk hukuku oluşturmakta olduğunu, komşuluk hukukundan doğan davalarda yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, bu nedenle ... Mahkemeleri yetkisiz olup ... mahkemeleri yetkili olduğunu, bir an için komşuluk hukukundan doğan davalarda özel bir yetki şartı öngörülmediği kabul edilse dahi bu kez de Müvekkil Şirketin adresi ... ilçesi sınırları içinde yer aldığından yine ... Mahkemeleri yetkisiz olup ... mahkemeleri yetkili olduğunu, Bu açından da yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafın arabuluculuk başvurusu, arabuluculuk son tutanağından da görüleceği üzere “Ticari Dava Şartı” kapsamında bir arabuluculuk olduğunu, davacı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir arabuluculuk başvurusunda bahsedilmesine olanak bulunmadığından bu bağlamda, 6325 Sayılı Kanun’un 18/A maddesinin 2. bendi ve diğer ilgili hükümler uyarınca davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacılar arasında mecburi ya da ihtiyari bir dava arkadaşlığı söz konusu olmadığından, davanın reddine, aksi halde davaların tefrik ile ayrılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararları olmadığından davanın bu yönden reddini talep ettiklerini, davacı tarafa hangi sorumluluk türüne dayandığının açıklattırılması gerektiğini, müvekkil Şirket, ... Beldesi ... Mahallesi ... Bulvarı No:... ...-... adresinde yer alan ... Çimento Fabrikası’nın sahibi ve işletmecisidir. İlgili fabrika, belirtilen adrese 1973 yılında kurulmuş ve o tarihten beri de kesintisiz olarak faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, müvekkil Şirket Fabrikasına ait olan hava emisyon izni konusu da kapsayan “Çevre İzin ve Lisans Belgesi” bu konudaki yasal uyumun başlangıç noktası olduğu, müvekkil şirket, ; ... Bakanlığı ... tarafından düzenlenmiş olan ... sayılı, 15.03.2023 başlangıç tarihli ve 15.03.2028 tarihine kadar geçerli olan ... sahip olduğu, belge metninden görüleceği ve bir önceki cümlede de ifade edildiği üzere ilgili belge 15.03.2028 tarihine kadar geçerli olduğu, bu belgenin kapsamı özetle “Hava Emisyon, Atıksu Deşarjı ve Atık Yakma ve Beraber Yakma” konularında Müvekkil Şirkete yetki verilmesi olduğu, müvekkil Şirket tesisi de bu kapsamda gerekli ölçüm ve denetlemeleri en son 2024 yılında yaptırdığını, ayrıca yine 2024 yılında; ... Bakanlığı tarafından 25.06.2024-25.06.2024 tarihleri arasında bir denetim gerçekleştirildiğini, ek-5’te yer alan, 08.08.2024 tarihli hava emisyonu ölçüm özet raporu ve emisyon ölçüm raporu’nun ... Göre Değerlendirilmesi” başlıklı bölümünde, (ilgili raporun kendi numaralandırlmasına göre 75-88 Sayfalar arası) yer alan ölçüm ve değerlendirmeler, dava konusunu teşkil eden toz konusuna ilişkin olduğunu, bu başlık tesis etki alanını ve bu alandaki çöken toz ve pm10 miktarlarını değerlendirmekte olduğunu, uzun vadeli sınır değer ve kısa vadeli sınır değer olarak değerlendirme yapılmış ve her iki başlıkta da sınır değerlerin aşılmadığı ve yönetmelikte istenen şartların sağlandığı belirlendiğini, ayrıca bu konuda elde edilen veriler aynı raporun ek 9’unda modelleme ile gösterildiğini, tüm bu bilgi ve belgelerin ortak sonucu, müvekkil şirketin davacıya ait tesise ya da başkaca komşularına iddia edildiği şekilde zarar vermesinin mümkün olmadığı, davacı taraf, tesisinin niteliği gereği Serbestçe seçebileceği bir bölgeye bir kısım güneş panelleri yerleştirdiği, eminiz ki yer seçimini yaparken bölgenin güneşlenme oranları, verimliliği, panel büyüklüğü, satış koşulları gibi unsurları değerlenirildiği, ancak değerlendirmediği ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği bir kısım noktalar bulunmakta olduğunu, herhangi bir emisyon vb. iddiasını kabul anlamına gelmemek üzere, davacı ticari işletmesini kurarken orada (2017 yılına kadar) 44 yıldır bir çimento fabrikası olduğunu, bu fabrikanın faal olarak çalıştığını, bunun kendisine tesirini araştırmakla mükellef olduğunu, davacının tesisinin de yer aldığı ... İlçesi ... Mahallesi, ... bölgesinin hemen hemen tam ortasında, kurak karasal iklimin hakim olduğu ve gece-gündüz arası sıcaklık makasının aralığının çok açık olduğu bir coğrafyada yer aldığını, toz salınımı, rüzgarlar, gece-gündüz sıcaklıkları farkı, tarımsal faaliyetler nedeniyle oluştuğu gibi kuvvetli rüzgarlar ile özellikle komşu ülkelerden taşınan çöl tozlarından da kaynaklanmakta olduğu, güneş paneli ile üretim işine girilmeden evvel değerlendirilmesi gereken kriterlerin başında panellerin hangi değişkenlere başlı olarak kirlenebileceğinin tespiti ile bunların başlangıçta bertaraf edilmesi için yer seçimine özen gösterilmesi olduğu, davacıların herhangi bir iddiasını kabul anlamına gelmemek üzere uygun illiyet bağının da araştırılması gerektiği, açıklanan nedenerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE;Davacı taraf, davalı tarafın üretim tesisinden saçılan toz, partikül ve kimyasal emisyonların şirketlerine ait Güneş Enerji Santrallerinde kirlenme, korozyon, hasar ve üretim/verimlilik kaybına yol açtığını iddia ederek eldeki tazminat davasını açmıştır. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre ise, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.HMK'nin 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir. Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi HMK'nin 2. maddesinde belirlenmiş olup 2/1. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir; 2/(2) maddesine göre de bu Kanun ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Başka bir deyişle Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemedir.Somut olayda; dava, tarafların ticari faaliyetinden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olmayıp TMK’nın 737. maddesinden kaynaklanan komşuluk hukukuna ilişkin olup, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;.1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026KatipE-imzalıdırHakimE-imzalıdır