Anahtar kelimeler: Tramer Tamirat Neredeyse Aracına Eylemden Görmesi Onarım İşleyen Yazildiği Gelmesinde

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ye ait ... plakalı aracın, müvekkilinin oğlu olan ....'nin sevk ve idaresindeyken, davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 21.09.2024 tarihi arasında trafik kazası meydana geldiğini, işbu trafik kazasında davalı ...'in kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkili ...'ye ait aracın 6 ay onarım işlemi gördüğünü ve 299.838,00-TL tutarında tamirat işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin aracına işleyen tramer bilgisi ve aracın neredeyse her yerinin onarım görmesi sebebiyle araçta değer kaybı meydana geldiğini, kendilerince değer kaybının ödenmesi amacıyla davalı aracın sigorta şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, ancak davalının kasko poliçesinde İMM klozunda değer kaybı teminat dışı bırakıldığını, iş bu başvuruda Sigorta Tahkim Komisyonu 2025.E... sayılı dosyasında dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişi tarafından 150.000 TL'lik değer kaybı tespit edildiğini, kendilerince bu tutardan çok daha fazla bir değer kaybı meydana geldiğini, bu sebeple bilirkişi incelemesi yaptırılarak, aracın uğradığı reel değer kaybının hesaplanması gerektiğini, bu nedenlerle Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibine, davalılar tarafından yapılan haksız itirazın iptaliyle takibin devamına, alacağın bilirkişi raporu ile likit olması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ileri sürülen alacağın likit, belirli, tartışmasız ve hesaplanabilir nitelikte olmadığını, davalı taraf olarak arabuluculuk sürecine katıldığını, davacı tarafın öncelikle icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildikten sonra arabulucuya başvurulduğunu, davacı tarafın kendisini %100 kusurlu göstermesinin yanlış olduğunu, hasar gören aracın onarım sürecinin 7 gün olduğunu, davacının belirtmiş olduğu 6 ay onarım sürecinin imkansız olduğunu, davacı tarafın değer kaybı talebinde bulunduğunu, aracın uzman bilirkişilerce inceleme yapıldığı taktirde değer kaybının belirlenebileceğini, alacağın likit alacak olmadığından icra takibine yapılan itirazın icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, icraya itirazda borcun varlığı, miktarı ve faiz hesabının kabul edilmediğini, diğer tüm nedenlerle davanın reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, araç mahrumiyet bedeli talebinin reddine, değer kaybı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulmamasını, davacı tarafından sigorta kapsamında tahsil edilmiş veya mahsup edilmesi gereken bedellerin araştırılarak mükerrer tahsilatların önlenmesine, kasko poliçesindeki plaka farklılığının ilgili kurumlardan soruşturularak açıklığa kavuşturulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesi bulunmamaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, meydana gelen trafik kazası nedeniyle meydana gelen araç değer kaybının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...'nin İTO kaydının bulunmadığı, gelir getirici bir kazancı ve mükellefiyetinin olmadığı, tacir olmadığı görülmüştür. Davacının tacir olmadığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.█████/2026
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!