Anahtar kelimeler: Yaz Müteahhit Firması Eser İli İlçesi İzmir Özetle Yoluyla İstem

ESAS NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N ABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA TARİHİ
: █████/2021KARŞI DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2024DAVA ve KARŞI DAVA
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: 02.04.2026KARARIN YAZ. TARİHİ
: 02.04.2026İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.10.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.İSTEM
:Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı müteahhit ... Firması ... İli ...İlçesi, ....mahalle....Mevkü de yapımına başlanan...s isimli 32 adet villa inşaat projesinin peyzaj işleri için 10.02.2020 tarihli sözleşme imzalandığı, müteahhit firma inşaat alanın peyzaj çalışmaları için uygun hale getiremediği, peyzaj işlerini sağlıklı yürütülebilmesi için alanın hazır hale getirilmesinin gerektiği, aksi takdirde yapılan peyzaj işlerinin sürekli bozulduğu, davalı şirkete izah edildiği, davalı taraf sözleşemeye aykırı olarak sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiği, arz ve izah olunan sebeplerle, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğunun tespitine, proje gereği davalı şirkete teslim edilen 3 adet senede tedbir konulmasına ve müvekkiline iadesine, belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davada yapılacak bilirkişi incelemesi üzerine hesaplanacak değer üzerinden harç tamamlanacak olup, şimdilik, müvekkili tarafından sözleşmenin feshi tarihine kadar yapılan işbu dilekçenin imalat, malzeme işçilik için 5.000,00 TL, dilekçelerinin 3. maddesinde izah edilen ve sözleşmenin haksız feshi için uğranılan kar kaybı için 4.000,00 TL'nin sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen sözleşmeyle teslim edilen taşınmazdan kaynaklı maruz kalınan icra takibi ve taşınma masrafları sebebiyle uğranılan zarar için 1.000,00 TL'nin olmak üzere toplamda 10.000,00 TL zararın faizi ile birlikte davalıdan tazminine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili tarafından verilen cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, yapılan işler için sundukları icmal tabloları, hesaplamaları ve yapılan ödemelerin miktarıyla da rakamın belli olduğu, sözleşme ile işin bedeli götürü usulde 1.239.000,00 TL olarak belirlendiği, fesih itibariyle davacı tarafın tamamladığı işin miktarının % 40 civarında olmadığı delil tespiti bilirkişi raporundan anlaşıldığı, sözleşmenin haksız bir şekilde feshedildiği iddiasının doğru olmadığı, davanın haksız ve kötü niyetli açılmış olduğundan, belirsiz alacak davası olarak açılamayacak davada davacı tarafa davasının belirli hale getirmesi için önel verme ve harcın tamamlanması için muhtıra çıkarılması, gereği yerine getirilmediği takdirde davanın usulden reddine, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği; dava dilekçesine ekli davacı tarafın dayandığı delillerle dahi sabit olup, ödemenin yapıldığı halde hiçbir ödemenin yapılmadığı iddiası dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğundan, davacı tarafın zenginleşme durumda iken bu davayı açtığından, davanın reddi ile vekalet ücreti açısından yasal ücret yerine akdi vekalet ücretine hükmedilmesine, karşı davanın kabulü ile yargılama giderlerinin karşı davalıya tahmiline, yasal vekalet ücreti takdirine, davacı-karşı davalının sahada bıraktığı kepçe üzerinde yasal mevzuat uyarınca hapis hakkı kullandıklarının tespiti ile, bu değerin takdir edilecek tazminat değerinden mahsubuna karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.Davacı-karşı davalı vekili tarafından verilen karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı - karşı davacının iddialarının ve karşı davasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davalı- karşı davacı müteahhit firmanın, müvekkili şirketçe eksik ve hatalı uygulamalar yapıldığını, işin zamanında tamamlanamadığını gerekçe göstererek zarara uğradığını iddia ettiğini, yine davalı-karşı davacı müteahhit firmanın, gecikme tazminatı talep ettiğini, davalı- karşı davacı tarafın işbu taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin ... İnş.'ın peyzaj işlerini alarak yukarıda ve dava dilekçelerinde açıklandıkları gibi büyük zarara uğradığı yetmiyormuş gibi bir de müvekkili şirketin hiç bir kusuru olmadığı halde tazminat talep edildiğini, davalı- karşı davacı müteahhit firmanın tüm kusurlarına rağmen halen tazminat talep edebiliyor olmasının açıkça ne kadar kötü niyetli bir tutum içinde olduklarını gösterdiğini, yukarıda ve dava dilekçelerinde de açıkladıkları üzere; davalı- karşı davacı müteahhit firmanın her ne kadar müvekkili şirketten gecikme tazminatı talep etse de peyzaj uygulamalarının gecikmesinin tek sorumlusunun yine kendileri olduğunu, davalı - karşı davacı müteahhit firma kendi iş planını yetiştiremediğinden inşaat alanını peyzaj çalışmalarına hazır hale getirmediğini, peyzaj çalışmalarının yürütülebilmesi için alan hazır hale getirilmediği gibi davalı tarafın devam inşaat işleri sebebi ile yapılan peyzaj işlerinin sürekli bozulduğunu ve zarar gördüğünü, bu hususun Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ D.İş. sayılı dosyasında da açıkça tespit edildiğini, 22 adet villa bahçesinde ve ortak alanlarda sözleşmede belirtilen peyzaj işlerin yapılması için sahanın elverişli olmadığı değerlendirildiğini, karşı dava konusuna ilişkin tüm açıklamaları, dava dilekçelerinde ve cevaba cevap dilekçelerinde mevcut olup tekrar olmaması için daha fazla açıklamaya lüzum görmediklerini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesinin 22.10.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davacının yüklenici, davalının işveren olduğu yazılı eser sözleşmesinin ekinde yer alan birim fiyat esasına dayalı sözleşmede, yüklenicinin eseri ilk belirlenen tarihte ve akabinde taraflarca imzalanıp itiraza uğramayan █████/2020 tarihli son iş planında belirtilen tarihte ayıpsız ve eksiksiz olarak teslim etmediği bu hali ile işveren tarafından yapılan feshin haklı olduğu, yüklenicinin yapılan işe karşılık 128.870,16 TL ücrete hak kazandığı ve işveren tarafından 96.900,00 TL ödemenin yapıldığı görüldüğünden davacı-karşı davalının bakiye 31.970,16 TL alacağının bulunduğu ancak ıslaha başvurulmadığından talep ile bağlı kalınarak bakiye ücret yönünden asıl davanın kabulüne, karşı dava yönünden ise eserde ayıp ve eksik işler mevcut ise de işverenin makul süre içerisinde yaptığı 2. Sözleşmeye göre davanın tarafları arasındaki sözleşme bedelinden daha az fiyat üzerinden anlaşmanın sağlandığı ve davacı/yüklenicinin yapması gereken işlerin 2. Sözleşme ile 3. Bir şirkete yaptırıldığı bu hali ile karşı davacının zararının bulunmadığı anlaşıldığından karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davada davacının bir diğer talebi olan taşınmaz sebebiyle başlatılar icra takibi ve taşınma masraflarına ilişkin zarar kalemleri incelendiğinde; talebin dayanağını taraflar arasındaki sözleşmenin 13. maddesi oluşturmaktadır. Madde metni incelendiğinde: "Sözleşme bedeline karşılık 900.000 TL tutarındaki, .... ili,... ilçesi,... Mah.... Ada ..Parsel ... Projesi ... Blok, 4 numaralı bağımsız bölüm kesin kabul sonrası alt yükleniciye verilecektir. Alım, satım masrafları alt yükleniciye aittir." şeklinde düzenlendiği görülmektedir. Sözleşme maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere gayrimenkulün devrinin kesin kabul sonrası olacağının kararlaştırıldığı buna karşılık taşınmanın yaşandığı kaldı ki devrin davacı şirkete yapılacağı öngörülmesine karşılık şirket dışında 3. Kişinin tasarruf sağladığı ve zarar gördüğü anlaşıldığından iş bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Kepçe bedeline yönelik talep değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde bahse konu edilen mini kepçenin davalı-karşı davacı uhdesinde kaldığı süre içerinde dava dışı 3. Şirketin mülkiyetinde bulunduğu, davacı-karşı davalının █████/2024 tarihli dilekçesi ile sabit olmakla, kepçeye ilişkin zarar ve diğer bedellerin tahsilini istem hakkının 3. Firmada bulunduğu, davacının yargılama aşamalarında iş bu zarara yönelik malike ödeme yapıldığını bu sebeple halef olduğuna yönelik bir iddiası da bulunmadığına göre iş bu talep yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davada iadesi talep edilen bonolara ilişkin mahkememizce █████/2023 tarihli celse eksik harcın yatırılması için asıl davada davacı vekiline gelecek celseye kadar kesin mehil verilmiş olmasına karşılık harç tamamlanmadığından iş bu talep yönünden dosya işlemden kaldırılmış, devam eden celselerde de harç ikmal edilmediğinden iadesi talep edilen bonolar yönünden davanın açılmamış sayılmasına'' dair karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:1-Davalı-karşı davacı ... İnş.. vekili tarafından verilen 23.11.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;Asıl davada;-Davanın, belirsiz alacak davası olarak açılabilecek bir dava olmadığı halde, bu konuda itirazlarına rağmen, bu hususun göz ardı edildiğini,-Davacı tarafın yaptırdığı delil tespiti raporuna karşı itirazlarının olduğunu, sahaya sevk edilen bitki ve ağaçların sözleşmedeki miktar ve sayıdan düşük olduğu, bu durumda davacı tarafın peyzaj için sevk ettiği ağaç ve bitkilerin sayısını ve sahaya sevk edildiği olgusunu yazılı delille, sevk irsaliyeleri ile ispatlamak yükümlülüğünde olduğu itirazlarının irdelenmediğini, sevk edilen iddia olunan bitki ve ağaçlar için davacı tarafça delil sunulmadığının gözetilmediğini,-Davacı tarafın fesih tarihine kadar yaptığı iş bedelinin ödemesinin sadece nakit para ile gerçekleştirilmiş olmayıp, ayrıca hak kazanamadığının açıkça tespit olunan barter usulü verilmesinin öngörüldüğünü, taşınmazda kira bedeli, aidat bedelleri, davacının tahliyesi için yapılan icra takibi gibi kazandırılmış edinimlerin miktarı, icra takip dosyası kapsamı, icra hukuk mahkemesi dosyası, yargılama giderleri, aidatlar, kira bedellerinin hesaplamada dikkate alınmadığını,-Oysa, bu bedellerden sadece kira bedeli kısmı 22.000,00 TL olarak bilirkişi raporlarıyla hesaplandığı halde, bunun dahi dikkate alınmadığını, davacı yerine, müvekkili ... şirketince karşılanmak zorunda kalınan giderler, ... firmasına yapılan ödemelerin hesaba katılmadığını, bu konuda takas/mahsup taleplerinin gözetilmediğini,Birleşen davada;-İşin kalemlerinin sadece inşaat mühendisliği kalemleri olmadığının dikkate alınmadığını, işin, bir kül halinde peyzaj işleri olduğunu, bu işin bitki, ağaç vs bölümlerinin de bulunduğu gözetilmeden, bilirkişi heyetinin sadece inşaat mühendisliği açısından bölümünü hesaplamaya alması, diğer kalemleri gözetmemiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,-Gerek bilirkişi kök raporuna gerek bilirkişi ek raporuna yaptıkları itiraz dilekçelerinde yazılı ve ayrıntılı olarak açıkladıkları, gerekse duruşmalarda defaeten sözlü olarak belirttikleri üzere; sözleşmesinin feshedilmesinde haklı bulundukları işin, makul bir süre içinde ikinci bir firma olan mevsele ihale edildiğini, bu ikinci ihale bedelinin, en yakın ikinci teklif olan Mevsel firmasına, ... firması ile anlaşılan bedelden düşük değil, aksine çok daha yüksek olduğunu,-Mahkemece, hükme esas alınan kök raporun, işin gerçekte yaptırıldığı Mevsel firmasına yapılan ödemelerin hesabında dahi çok daha yüksek bir rakama ulaşırken, Mevsel firmasının teklifini tek bir sayfadan ibaret olmayıp, işin farklı kalemlerden oluştuğundan üç ayrı sayfadan oluştuğu, inşaat mühendisi tarafından sadece kendisiyle ilgili bölüm olan tek bir sayfanın dikkate alındığı göz ardı edildiğini, oysa, bu hususun defalarca ısrarla mahkemeye gerek yazılı gerek sözlü olarak açıklandığını, teklifin üç sayfadan oluşup, sadece inşaat mühendisliği kalemlerini içermediği, işin bir başka firmaya yaptırılmadığı gerçek bedel finansal olarak incelendiği, hatta raporlara dahi yansıdığı halde, işin gerçekte yaptırıldığı bedel yerine, inşaat mühendisinin domine ettiği şekilde afaki olarak inşaat mühendisliği açısından yaptırılmış olduğu varsayılan bir değer üzerinden hüküm tesisinin anlaşılamadığını,-...’a verilen aynı işin, sözleşmenin haklı nedenle feshinden sonra bir başka firmaya yaptırıldığı bedel faturalar ile, ticari defter kayıtlarıyla, yapılan ödemelerle, banka havaleleriyle, ve dahi arada cari açık gibi görünen kısmın barter usulü uyarınca mülkiyeti devredilecek flora sitesindeki dairenin bedelinden kaynaklı olduğu, o kısmın nakden değil, malen ödenmesinin kararlaştığı açıklandığı, ve yargılama sırasında bu dairenin bedelinin dahi ödendiği, dekontuyla, yazılı belgesiyle ortaya konulduğu hususunun da dikkate alınmadığını, rapora itirazların yerinde olup olmadığını, bilirkişilerin maddi gerçeğe uygun görüş bildirip bildirmediğinin, hesaplamalarının denetime elverişli olup olmadığını denetlemenin mahkemenin görevi olduğunu,-Mahkemenin, işbu davanın tarafları arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmakla, fesih halinde sadece menfi zararın değil, aynı zamanda gecikme tazminatının da istenebileceği düzenlemesine göre hak kazandıklarını ileri sürdükleri ve istedikleri tazminat toplamı içinde bir kalem olarak bunu da belirttikleri halde gecikme tazminatına yönelik kısım hakkında hüküm kurulmadığını,-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bedeli belli olan sözleşme bedeli üzerinden hesaplanmadığını, vekalet ücreti hesabının eksik olduğunu,Asıl dava açısından;-Davada, feshedilen sözleşme bedeli belli olup, davacı tarafın belirsiz alacak davası açma hakkının bulunmadığını, davacı tarafın, talep ettiği delil tespiti akabinde alınan bilirkişi tespit raporuna sadece taraflarınca itiraz edildiğini, davacının kendilerine tebliğ edilen delil tespiti raporuna itirazı olmadığını, bu nedenle, delil tespiti raporunun davacı taraf açısından kesinleştiğini, bunun aksine, yargılamada rapor/hesaplama yapılamayacağını,-Delil tespiti raporu ile birlikte, en geç tespit raporunun tebliğinden itibaren itiraz etme süresi sonu tarihi itibariyle, davacı tarafın varsa zararının, eksik ödemenin miktarını bilecek/belirleyebilecek durumda olduğunu, belirsiz alacak davası açamayacağını,-Davacının tespit tarihine dek sahaya getirdiği ağaç miktarının sayılmadığını, sözleşmedeki miktarın sahaya sevk edilmiş olduğu varsayılarak delil tespiti raporu düzenlendiğini, bu hususun taraflarınca süresinde itiraz edildiğini, delil tespiti raporuna karşı itirazlarınca açıkça sahaya sözleşmede belirtilen miktarda ağaç ve bitkinin sevk edilmemiş olduğunu ileri sürdüklerinden, bu konudaki ispat yükünün “sevk irsaliyesi” ile ispatlanmak üzere davacı ... Şirketine ait olduğu halde, ticari defter ve kayıtlarını sunmayan, sevk irsaliyesi ibraz etmeyen davacı tarafın, “fesih” hatta “tespit” tarihine dek ne miktarda malzeme, bitki, ağaç sevk etmiş olduğunu ispatlayamamış durumda olduğundan (tespitte de bilirkişi bunları tek tek saymadığından - varsaydığından), fesih/tespit tarihine dek yaptığı iş miktarının bu şekilde hesaplanması, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun ise, delil tespiti raporuna itirazlarının sahanın durumuyla örtüştüğü tespiti yapılmasına rağmen, delil tespitinde sevk edildiği varsayılan malzeme, bitki ve ağacın gerçekten sevk edilmiş olduğunu ispatlamaya yönelik delil/sevk irsaliyesi sunulmamış olmasına rağmen, fesih tarihine dek yapılmış iş bedelinin delil tespiti raporunda belirtilen değer üzerinden oran/orantı kurularak hesaplanmasının yanlış olduğunu,-Her hal ve şartta, “sahaya sözleşmede yazılı miktarda ağaç/bitki/malzeme sevk edilmediği” itirazlarının gerek tespit aşamasında gerekse yargılama aşamasında incelenmediğini, cevapsız bırakıldığını, asıl davada, davacı tarafın hak kazanacağı iş bedeli kısmının hesaplanmasının en başta bu nedenle yanlış olduğunu,-Fesih tarihine dek davacı tarafın yaptığı işin karşılığında müvekkili ... şirketinin yaptığı ödeme ve edindirdiği kazandırmaların hesaplamasının hatalı ve eksik olduğunu, müvekkili şirketin fesih tarihine dek davacı tarafın yaptığı nakden yaptığı ödeme miktarının belli olduğunu, ancak, asıl sözleşme sadece nakdi kazandırma içermeyip, barter usulü ile bir ev mülkiyeti + kira bedeli belirlendiği halde kira ödemeden kullanma hakkını da içerdiği, bir kısım ödemenin bu şekilde yapılacağının göz ardı edildiğini, davacı tarafa kazandırılan ekonomik değer miktarının buna göre hesaplanmadığını,-Feshedilen sözleşme nedeniyle, artık fesih tarihi itibariyle oturma hakkı/kulkanma hakkı bulunmamasına rağmen, mülkiyeti halen Musa Çiçek firmasında olan ve aralarındaki barter usulü iş nedeniyle yararlanma hakkı protokol uyarınca müvekkili davalı-karşı davacı ... Şirketine ait bu daireyi tahliye etmediğini, davacı-karşı davalının fesih sonrası daireyi derhal tahliye etmemesi üzerine, hakkında icra takibi yapılmasına sebebiyet verdiğini, itirazları sonrası İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararı ile tahliye ettiğini, Tüm bunlara rağmen, tahliye etmediği dönemde Kira Bedeli + Ödenmemiş Aidat Bedelleri ve mülkiyet hakkı kendisinde bulunan Musa Çiçek İnşaat Firmasınca yapılmak zorunda kalınan icra yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, raporda sadece kira bedellerinin 22.000-TL olarak hesaplandığını ve takdirin mahkemeye bırakıldığını, fakat bu hususta mahkemece de bir takdir, bir değerlendirme yapılmadığını, oysa, bu daireden/kira bedellerinden yararlanma hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu gösterir protokolün taraflarınca dosyaya sunulduğunu, yargılama giderleri, aidat vs katlanılan külfet için Musa Çiçek İnşaat Firmasına, İsmail Özkan yerine bu ödemeleri müvekkili ... Şirketinin yaptığını gösterir ödeme belgelerinin de dosyaya sunulduğunu, sözleşmenin sadece nakdi ödemeyi öngörmediği, barter usulü ve mecurdan yararlandırma hakkını da öngördüğü dikkate alınarak, davacı tarafa fesih tarihine dek ... Şirketi tarafından yapılan tüm kazandırmaların hesaplamaya dahil edilmesi ve dahi İsmail Özkan’ın sözleşmenin feshi itibariyle tahliye etmesi gereken sözleşmeye konu evi tahliye etmemesi, kira bedelini ödememesi, aidatlarını ödememesi ve hakkında başlatılan icra takibi/itirazı kaldırılması işlemleri nedeniyle yargılama giderleri alacağı doğan müvekkili şirketin muaccel başka alacaklarının da bulunduğunun dikkate alınması gerekirken, eksik değerlendirme yapıldığını, takas/mahsup hususunun değerlendirilmediğini,Karşı dava açısından;-Müvvekilinin sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği hususu gerek delil tespiti raporu gerek yargılamada alınan kök rapor gerekse ek rapor ile saptanmış somut bulgu olduğunu, feshin haklı sebebe dayandığının mahkemece de kabul gördüğünü, ne var ki, fesih haklı bulunduğu halde, işin yaptırıldığı ikinci firmaya yapılan toplam ödemelerin hesaplamada dikkate alınmadığını, mahkemenin, bilirkişi kök raporunda alıntılayarak, bir cümleyle değerlendiği karşı davaları için gerekçesinin, işin ikinci firmaya daha düşük bedelle yaptırıldığı zannı olduğunu, bu kanının yanlışlığının, bilirkişi kök raporuna yaptıkları itirazla ortaya konulduğunu, aslında, itirazlarına da gerek olmaksızın, işin bir başka firmaya (Mevsel şirketine) yaptırılış bedeli, kök raporda mali müşavir incelemesiyle, ticari defter kayıtları ile kabul gördüğünü, itiraz edildiğini, fatura bedelleriyle ortaya konulduğunu, bu konuda bilirkişi heyetinin net saptamasını yapmasına rağmen, kök rapor kendi içinde çelişkiye düşerek, işin ikinci firmaya yaptırılış bedeli üzerinde hatalı değerlendirme/hesaplama yapıldığını,Bilirkişi raporundaki “Dava dosyasında yer alan Mevsel Firmasının Teklifi ve Sevk İrsaliyelerine göre bakiye kalan işin tamamlanan bedeli KDV dahil 836.443,12 TL dir.” tespitin tamamen hatalı, maddi gerçeğe, finansal verilere aykırı olduğunu, bilirkişi heyet raporunun bu saptamasının maddi verilere, finansal kayıtlara, ticari defter kayıtlarına ve dahi Mevsel firmasının üç ayrı sayfadan oluşan (farklı kalemler için farklı sayfalarda teklif verilmiş olup, heyet bunlardan sadece bir sayfayı dikkate aldığını) teklif metnine açıkça aykırı olduğunu, bırakın kendi iddialarının, bu tespit heyetin kök raporunda mali açıdan değerlendirmelere dahi aykırı olup, onlarla dahi çelişki içinde olduğunu, kendi içinde çelişki içeren bir rapora göre hüküm tesis edilemeyeceğini, bu hususta Mahkemeye, bilirkişi heyetinin düştüğü basit bir maddi hata, yazılı ve sözlü olarak defaten anlatıldığı halde, bu basit maddi hatanın düzeltilmeden hüküm tesisinin anlaşılamadığını,-Kök rapora itiraz dilekçelerinde ve ek rapora itiraz dilekçelerinde ayrıntısıyla anlattıkları için, bir kez daha aynı ayrıntılara yer vermeden, bu açıdan 25.09.2022 tarihli kök rapora itiraz ve 04.09.2023 tarihli ek rapora karşı itiraz dilekçelerindeki açıklamalara aynen atıfta bulunduklarını, heyetçe doğru ve gerçek anlamda cevaplanmadığını, mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, istinaf talepleri kapsamında değerlendirilmesini talep ettiklerini, açık olan maddi vakıanın; aynı iş müvekkili şirketçe ikinci bir firmaya feshedilen sözleşmedeki bedelden daha düşük bir miktara değil, çok daha yüksek bir miktara yaptırıldığını,Her şeyden önce; haklı nedenle feshettikleri hususu kabul gören ... firmasının Teklifi: KDV hariç 1.047.031,52 TL iken; ikinci firma olan Mevsel firmasının teklifi (3 ayrı sayfadan oluşan teklif toplamı): KDV Hariç 1.262.828,52 TL olduğunu, dolayısıyla, Mevsel Firmasının teklifinin 836.443,12 TL olmadığı açıkça ortadayken, bu hususta basit bir maddi hata yapıldığını ne bilirkişi heyetine ne de mahkemenin aynı hatayı tekrarda ısrarlı olmaları, müvekkiline ve işbu yargılamaya para ve zaman kaybettirmiş olmalarını anlamadıklarını,-Oysa; kök raporda mali müşavirce düzenlenen bölümde dahi, “Mevsel imalat/malzeme net bedelinin KDV hariç 1.262.828,52 TL olduğu tespit edilmiştir.” denildikten hemen sonra “Ancak, İnşaat Mühendisliği yönünden yapılan teknik değerlendirmede yapılan imalat bedeli 836.443,12 TL olarak belirlenmiştir” ibaresi eklendiğini, bariz yanlış olan bu saptamayı anlamanın, anlamlandırmanın mümkün olamadığını, çünkü; her şeyden evvel, proje/iş sadece inşaat mühendisliği unsurları kapsayan bir iş değil, bunun yanı sıra ziraat mühendisliği unsurları + ağaç ve bitkilerin kendilerini de içeren bir siteye peyzaj ve bahçe yapımı işi olduğunu, dolayısıyla, heyetin sadece inşaat mühendisliği açısından yapılan saptamayı işin tamamını kapsarmış gibi hesaplama yapmasının yanlış olduğunu, peki, yanlış uygulama, nebati toprak koymadan bitki dikim, kuruyan bitkiler ve sair nedenlere zirai açıdan yapılmak/yaptırılmak zorunda kalınan işin bedelinin ne olacağını anlamadıklarını, finansal veriler ve teklif metni açık olduğu halde, inşaat mühendisi tarafından verilen görüşün ve yapılan hesaplamanın dayanağının ne olduğunu anlamadıklarıın, böyle bir saptamanın denetime elverişli olup olmadığını anlamadıklarını, ikinci teklifin KDV hariç 1.262.828,52 TL iken, müvekkili şirket tarafından işin ihale edildiği ikinci teklifi sahibi Mevsel firmasına 31.12.2021 tarihine dek yapılan ödeme miktarının bilirkişi heyetinin raporunun kabulüne göre de 1.270.000,00 TL olduğunun bizzat raporda yazılı olduğu halde, kime göre, neye göre, neden 836.443,12 TL olduğunu anlamadıklarını, ki raporda cari hesapta 634.490,33 TL'nin açık görüldüğü belirtilmiş ise de, bu kısmın Flora sitesindeki dairenin barter usulü verilmesinden kaynaklı olduğunun göz ardı edildiğini, itirazlarında açıklandığı ve hatta yargılama halen devam ettiğinden mülkiyeti geçirilmeyen dairenin değeri için bu bedelin Mevsel firmasına, kök rapor sonrasında nakden ödendiği gerçeği ve buna dair ödeme belgelerinin ek raporda dikkate alınmadığını,-Dikkat çekmek istedikleri bir diğer hususunda; aslında bu hesaplamanın sadece inşaat mühendisliği açısından olup, işin diğer uzmanlık alanlarındaki bedelini kapsamadığını, daha da önemlisi, bu bedelin, Mevsel firmasının 3 parça halinde sunulan teklifinin (ikinci en iyi teklif) sadece tek bir sayfasını dikkate alarak yapıldığını, eksik hesaplamadan kaynaklı olduğunu, ki ne heyet ne de mahkemenin bu kadar basit bir gözden kaçma/maddi hatayı düzeltmediğini ve hatayı devam ettirmekte ısrarcı olduğunu, bu konunun ayrıntıları için, kök rapora itiraz ve ek rapora itiraz dilekçeleri ve duruşma beyanlarını aynen tekrar ettiklerini, bu itirazlarına cevap verilmesi gereğine işaret ettiklerini,-Davacı ... Firmasıyla müvekkili şirket arasındaki sözleşmeyi feshleri haklı bulunduğu halde, menfi zararlarının hesabının Yargıtay İçtihatlarının belirlediği kriterlere uygun bir şekilde “kaçırılan fırsat” esasına göre hesaplanmadığını, bu konuda, 25.09.2022 tarihli kök rapora itiraz dilekçelerindeki açıklamaları ve o dilekçelerine ekledikleri Yargıtay içtihatlarını aynen tekrar ettiklerini,-Karşı davada açıklamaları kısmında, talep ettikleri zarar kalemleri arasında “gecikme tazminatı” da talep edildiği halde, bu konuda hüküm kurulmamış olması, gerekçelendirilmemiş olmasının bir eksiklik olduğunu, haklı fesih nedeniyle istenecek tazminatın sözleşmede ayrıca bir açık hüküm bulunmaması halinde sadece menfi zarar ise de taraflar arasındaki sözleşmede, açıkça haklı fesih alinde gecikme tazminatı da istenebileceğini öngören hüküm bulunduğundan, gecikme tazminatı taleplerinin de dikkate alınmasının gerektiğini, her hal ve şartta, talep ettikleri tazminat bedelinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açılan davada, birden fazla kalemden oluştuğu gözetilmesi, sadece maddi hataya dayalı işin bir başka firmaya daha düşük bedelle yaptırıldığı yanılgısına düşülmüş olsa dahi, en azından gecikme tazminatına hak kazanıp kazanamayacakları ve bedelinin hesabı yapılmalıyken, eksik incelemeyle hüküm tesisin hatalı olduğunu,Yukarıda açıklanan nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulü ile; Belirsiz alacak davası olarak açılamayacak asıl davada delil tespitine yaptıkları itirazları değerlendirmeden ve sahaya sevk edilen ağaç-bitki miktarını ispatlamaya elverişli sevk irsaliyesi sunmayan ve dahi ticari defterlerini dahi ibraz etmeyen davacının fesih tarihine dek yapmış olduğu işin bedeli yanlış hesaplanarak, müvekkili şirketin davacıya yaptığı kazandırmaların sadece nakdi ödemelerden ibaret olmayıp, aylık kirası belirli barter usulü devri öngörülen dairede kira bedeli vermeksizin oturması ve fesih akabinde tahliyesi istendiği halde tahliye etmeyerek kira bedellerini ve aidatlarını mülk sahibine ödemeyen ve dahi hakkında yargıya başvurulmak zorunda kalınan davacı firmanın sahibi İsmail Özkan’ın evden tahliyesi ve ödenmemiş kira bedelleri ve yargılama giderlerinin hesaplamaya dahil edilmediğini, takasa/mahsup durumunun değerlendirilmemesi nedeniyle asıl davada kurulan hükmün ve karşı davada basit bir maddi hatadan dönülmeyerek, işi ikinci bir firmaya daha yüksek bedelle yaptırdıkları dosyaya sunulan teklif (Mevsel firmasının teklifi 3 ayrı sayfadan oluşurken, sadece 1 sayfasının dikkate alındığını) metinleri, irsaliye belgeleri, ödenmiş faturalar, cari hesap açığı gibi görünen bölümün barter usulü ile verilecek olan dairenin bedelinin kaynaklandığı Musa Çiçek Firması ile ... Firması arasındaki protokol ve yine Mevsel Firması ile ... arasındaki protokol ve sözleşme ile sabit maddi vakıa, ve hatta kök rapor sonrasında bu evin bedelinin de Mevsel’e nakden ödendiği gerçeğini, müvekkilinin ikinci sözleşmeyi, feshedilen sözleşmeden daha yüksek bir bedelle akdetmiş olduğu ve daha yüksek bedel ödemiş olduğu göz ardı edilerek, maddi hatası açık ve denetime elverişli olmayan bir inşaat mühendisi görüşüne göre tesis edilen hükmün ve toplam zarar bedeline dahil edilmiş gecikme tazminatı kalemleri hakkında hüküm fıkrası kurmayan gerekçeli kararın kaldırılarak, yeniden yargılamayı gerektirmediği mevcut raporlarla dahi belli olan, asıl davanın reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açılan karşı davanın taleple bağlı kalınarak kabulü gerektiği dosyada mübrez rapor ve belgelerle sabit olduğundan, vekalet ücreti hesabı da dava değeri açık olacağına göre hesaplanarak hüküm tesisini, aksi kanaat ise, eksik ve hatalı incelemenin giderilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı-karşı davalıya tahmile karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.2-Davacı-karşı davalı ... Peyzaj ..vekili tarafından verilen 26.11.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;-Taraflar arasında imzalanan sözleşmeyle müvekkili şirketin, "BW 730 PLUS" isimli 32 adet villa inşaat projesinin peyzaj işlerini bitirip teslim etmesinin kararlaştırıldığını, ancak müteahhit firmanın bir türlü inşaat alanını peyzaj çalışmaları için hazır ve uygun hale getiremediğini, davalı tarafından binaların tamamlanmadığını, inşaat, boya, fayans, kış bahçesi, alt yapı çalışmalarının tamamlanmadığını, alana su deposu ve motor sistemi kurulmadığını, peyzaj yapılacak alanlardaki çöp ve inşaat kalıntılarının bir türlü kaldırılmadığını, bunun için yapılan tüm sözlü ve yazılı uyarıların sonuçsuz kaldığını,-Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ D. İş. sayılı dosyasında da açıkça bu hususun ifade edildiğini, peyzaj mimarı ve inşaat mühendisi uzman bilirkişi heyetince 26.8.2020 tarihli bilirkişi raporunda; "22 adet villa bahçesinde villaların yapımında seramik, boya , kış bahçesi yapımı gibi imalatların devam etmesi, villa duvar diplerinde kazı yapılarak yalıtım uygulamasının devam etmesi, yapımına devam edilen imalatlar için gerekli inşaat malzemelerinin villa bahçelerinde bulunması ve temizlenmemiş olması sebebiyle 22 adet villa bahçesinde ve ortak alanlarda sözleşmede belirtilen peyzaj işlerin yapılması için sahanın elverişli olmadığı değerlendirilmiştir." denilerek açıkça 22 adet villanın ve ortak alanların peyzaj yapmaya uygun olamadığı tespit edildiğini, davalı müteahhit firmanın kendi iş planını yetiştiremediğinden inşaat alanını peyzaj çalışmalarına hazır hale getirmediğini, peyzaj çalışmalarının yürütülebilmesi için alan hazır hale getirilmediği gibi davalı tarafın devam eden inşaat işleri sebebi ile yapılan peyzaj işleri de sürekli bozulmuş ve zarar gördüğünü, ancak davalı şirketin kendinden kaynaklanan hatanın sorumluluğunu üzerine almadığı gibi, kusurunun sorumlusu olarak müvekkili şirketi gördüğünü ve çalışmalar devam ederken müvekkili şirket çalışanlarını 14.7.2020 tarihinden itibaren çalışma sahasına alınmadığını,-Yerel mahkemece, müvekkili şirketin yapmış olduğu imalatlar ve peyzaj işleri bedeline ilişkin gerekçeli kararda; "yüklenicinin yapılan işe karşılık 128.870,16 TL ücrete hak kazandığı ve işveren tarafından 96.900,00 TL ödemenin yapıldığı görüldüğünden davacı-karşı davalının bakiye 31.970,16 TL alacağının bulunduğu" na hükmedildiğini, ancak; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların, itirazlarında da belirttikleri gibi hatalarla dolu olduğunu, davalının proje koordinatörünün, tek taraflı olarak hazırladığı tespit raporu dikkat alınarak, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hazırlandığını, oysa ki; kusur durumu ve eksik imalat gibi hayati derecede önemli konularda taraflardan herhangi birisinin tek taraflı olarak hazırladığı belgelere itibar edilemeyeceğini, çünkü bu tür belgelerin her zaman keyfi olarak düzenlenebilir çalışmalar olduğunu, itibar edilecek tek raporun, Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ D. İş. sayılı dosyasınca yapılan bilirkişi raporu olduğunu,-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 113.584,48-TL'lik iş yapıldığı hesaplandığını, bunun da toplam işin %10,40'a tekabül ettiğini ifade edildiğini ve yerel mahkemece de yapılan bu hesaplamaya göre karar verildiğini, oysa ki; bu hesaplama baştan sona yanlış bir mantığa ve matematiğe dayandığını, Şöyle ki; Leylandi bitkisinin 2200 adet olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1200 tanesinin kuruduğu gerekçesi ile yalnızca 1000 tane üzerinden hesaplama yapıldığını, (Aşağıda sulama ve bitkilerin kuruması ile ilgili kusur durumu ayrıntılı izah edilecektir.) müvekkilinin kurduğu sulama sisteminin maliyetinin işçilik hariç 46.637-TL olduğunu, sulama sistemine ilişkin hesaplamanın da yanlış yapıldığını, sulamaya ilişkin faturaların dosyada mevcut olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bazı malzemeler için (Taşlar için) işçilik hesaplandı ise de diğer malzemeler için işçilik hesaplamadığını, örneğin 2200 adet leylandi bitkisi ve 32 adet palmiye kendiliğinden mi dikildiğini, sulama sistemleri ve borular kendiliğinden mi döşendiğini, bunlar yapılırken hiçbir işçi ya da iş makinesi çalışmadığını, sulama sistemi için kanal kazma işinin hesaplanmadığını, kazı ve dolgu işinin yapılmadığı mı, aksine en az 1 adet peyzaj mimarı, 1 adet ustabaşı ve 4 adet işçi ve 2 adet kepçe 5 ay süre ile bilfiil alanda çalıştığını, tüm bu listelerin dava dilekçeleri ekinde dosyaya sunulduğunu (bkz. Dava Dilekçesi eki 11-12). her bir günle ilgili çalışanlar davalı şirkete günlük mail atıldığını, müvekkilin sadece işçilik maliyetinin 180.000-TL olduğunu, bu tür peyzaj işlerinde asıl önemli ve ağır olan iş işin başındaki iskeletin oluşturulması olduğunu, buna kaba inşaatın tamamlanması da denebileceğini, müvekkili tarafından, hem saha dışına ve hem de saha içerisinde 150-200 kamyon toprağın yeri değiştirildiğini, hafriyat çalışmaları, kazı dolgu çalışmaları, düzleştirme ve denkleştirme çalışmaları yapıldığını, 360 metre site kenar çevre yoluna 24 tır (648 ton) bypas ve mıcır serilerek tesviyesi yapıldığını, sadece bunların zaten işin %25'ini oluşturduğunu, geriye kalan yalnızca ince işçilik ve makyaj olarak tabir edilecek kısım olduğunu, ancak işin bu altyapı kısmı hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirmeye dahi alınmadığını, bu sayılanlar doğru bir şekilde hesaplanmış olsaydı müvekkili tarafından işin en az yüzde 50'sinin bitirildiği sonucuna varılacak ve hükmün de buna göre tesis edileceğini, zaten davalı tarafın ikrarına göre bile işin yüzde %20'sinin bittiğini, davalı tarafça keşide edilen 17.6.2020 tarihli ihtarnamede açıkça işin %20 sinin bittiğinin kabul ve ikrar edildiğini, akabinde 16.7.2020 tarihli ihtarnamede de yine işin %80'lik kısmının kaldığı tekraren kabul ve ikrar edildiğini, davalı tarafın da bu yönde açık bir ikrarının bulunmadığını, yine bakiye iş için üçüncü kişiye ödenen rakam esas alınırsa işin en az %32.5'inin bittiğini, 1.239.000-TL değerindeki bir işten bakiye kalan işin, üçüncü bir kişiye 846.443,12 TL'ye tamamlatılıyor ise, demekki müvekkili tarafından tamamlanmış işin en az %32,5 olduğunu, hal böyle iken, hem değer hesabında hem de yüzde hesabında hatalı düzenlenen bilirkişi raporuna göre yerel mahkemece hüküm oluşturulduğunu,-Yine yerel mahkemenin gerekçeli kararında; " davacının yüklenici, davalının işveren olduğu yazılı eser sözleşmesinin ekinde yer alan birim fiyat esasına dayalı sözleşmede, yüklenicinin eseri ilk belirlenen tarihte ve akabinde taraflarca imzalanıp itiraza uğramayan █████/2020 tarihli son iş planında belirtilen tarihte ayıpsız ve eksiksiz olarak teslim etmediği bu hali ile işveren tarafından yapılan feshin haklı olduğu" hükmedilerek müvekkilinin haksız feshi için uğranılan kar kaybı taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin tüm sermayesini, ekibini, malzeme ve ekipmanı davalı şirketin yürütmekte olduğu projeye yönelttiğini, peyzaj ve bahçe düzenleme işlerinin bahar-yaz aylarında yapılan sezonluk işler olduğunu, davalı tarafça haksız fesih edildiğinde yeni iş almak için sezonun da geçtiğini, müvekkili şirketin aylarca çalıştıktan sonra haksız yere sözleşmesinin feshedildiğini, diğer fırsatlarını da kaçırdığını, bunun da ayrıca müvekkili için hesaplanması gerekmekte iken bu yöndeki taleplerinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup ortadan kaldırılmasının gerektiğini,-Davalı tarafın inşaat, boya, fayans, kış bahçesi, altyapı ve binaların izolasyon çalışmalarını tamamlayamadığını, inşaat malzemeleri artıklarını bir türlü peyzaj alanından kaldıramadığını, peyzaj çalışması yapılan alanlara sonradan inşaat malzemesi artıklarını atmaya devam ettiklerini, öte yandan sürekli bir proje değişikliği yaptıklarını, yapılan işlerin de bozulduğunu, müvekkilinin işe bir türlü başlayamadığını, müvekkilinin 10 adet villa ile işe başladıysa da, bu 10 adet villada bina kenarlarının izolasyon sebebiyle tekrardan kazıldığını ve inşaat işlerine maruz kaldığını ve müvekkilinin yaptığı işlerin tekrar bozulduğunu, müvekkili davalının kusuru sebebiyle her yaptığı işe baştan başlamak zorunda kaldığını, bu konuda tanık anlatımlarının da açık olduğunu,-Sulh Hukuk Mahkemesi tespit raporuna göre 32 adet villanın bulunduğu bir sitede "ortak alanlar" ve "22 adet villa bahçesi" peyzaj çalışmasına uygun olmadığını, yani alanın müvekkiline teslim edilmediğini, bu tespitin yapıldığı keşif tarihinin 7.8.2020 olduğunu, (bkz: tespit raporun 2. sayfasının 1. paragrafı: bilirkişiler alana detaylı çalışma için ikinci kez gitmişlerdir). müvekkilinin ise alana sokulmadığı tarihin ise 14.7.2020 olduğunu, arada 24 gün bulunduğunu, bu 24 günde de davalı işveren şirketin bir aşama kaydettiğini ve bahsi geçen 10 adet villayı hazır hale getirdiğini, başka bir deyişle, keşif tarihinde yalnızca 10 adet villa peyzaj çalışmasına hazırsa keşiften 24 gün önce aslında hiçbir villanın peyzaj çalışmasına müsait olmadığı sonucuna varılacağını, aksi halde davalı tarafın 24 gün boyunca hiçbir faaliyet yapmadığı anlamı çıkacağını, 7.8.2020 tarihli mahkeme keşfi sırasında bile alan peyzaj işine hazır değil iken, yerel mahkemece işin süresinde bitirilememiş olması gerekçesiyle müvekkilinin kusurlu olduğuna karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini,-Bir diğer önemli hususun "su" sorunu olduğunu, botanik ve peyzaj işlerinde suyun ne kadar önemli bir yer tutacağının izahtan vareste olduğunu, su kaynağı, su deposu ve su motoru tahsis ve temin etmenin davalı yüklenicinin yükümlülüğünde olduğunu, ancak sözleşmenin feshedildiği tarihte bile davalının bunu yerine getirmediğini, su kaynağı, su deposu, su motoru olmadan peyzaj çalışmalarının ilerlemesi nasıl mümkün olacağını, müvekkilinin kendi imkanlarıyla küçük yağmur havuzlarında ince borularla sulama yapmak zorunda bırakıldığını, 2200 adet leylandi bitkisinden 1200 tanesinin bu yüzden kuruduğunu, bunların kuruduğu tespiti yapılırken bunun kaynağı ve kusurun kimde olduğunun hiç değerlendirilmediğini, oysa ki tanık anlatımlarında suya ilişkin olarak sorumluluk ve kusur durumunun açıkça ispat edildiğini,-Yine sözleşme gereği 2500 adet şev taşı ve uygulamasına karar verildiyse de, davalı tarafından buna ilaveten 5.000 adet daha şev taşı uygulamasına karar verildiğini, bu ilave malzemenin davalı tarafından temin edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak sözleşmeye ilave şev taşlarının sahaya getirtilmediğini, bu sebeple de müvekkilinin işlemlerine devam edemediğini, davalının ilave şev taşları için anlaştığı firmanın günde 200 adet üretim yapabildiğinden şev taşlarıyla ilgili ayrıca bir gecikme yaşandığını, bu konuda müvekkilinin davalıya gönderdiği mailin dosyada mevcut olduğunu,-Yine davalı tarafın, "sözleşmenin feshi" başlıklı 21. Maddesine göre, yazılı bir uyarıyla 7 günlük süre vermek zorunda olmasına rağmen davalı şirketçe buna riayet edilmediğini, aynı maddenin devamına göre sözleşmeyi fesih halinde, o güne kadar yapılmış işlerin bedelini de ödemesi gerekirken yapılan işleri karşılayacak herhangi bir ödeme de yapılmadığını, bu maddenin varlığına rağmen davalı tarafın fesihinin haklı bulunmasının anlaşılır gibi olmadığını, ayrıca; davalı tarafça yapılan fesih işlemi ister haklı fesih olsun isterse haksız fesih olsun, yukarıda sayılan iş ve işlemlerin bedelinin ödenmesinin gerektiğini, buna ilişkin olarak Yargıtay 15. HD █████████ E. - ████████ K. 22.01.2018 tarihli kararına değinildiğini, davalı şirketin haksız feshi sebebiyle müvekkili şirketin çok büyük zarara uğradığını, müvekkili için uğranılan kar kaybı taleplerinin reddine ilişkin kararın açıklanan sebeplerle ortadan kaldırılmasının gerektiğini,-Taşınmaz sebebiyle başlatılan icra takibi ve taşınma masraflarına ilişkin zarar kalemleri yönünden taleplerinin de yerel mahkemece reddedilmesinin yukarıda açıklanan tüm sebeplerle usul ve yasaya aykırı olup ortadan kaldırılmasının gerektiğini,-Yine davalı - karşı davacı tarafından hapis hakkı gerekçesi ile el konulan 2016 model, Terex marka, TC 16 Canopy tipi, 35-00-21-0825 plakalı mini ekskavatör kepçe için yerel mahkeme gerekçeli kararda; "Kepçe bedeline yönelik talep değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde bahse konu edilen mini kepçenin davalı-karşı davacı uhdesinde kaldığı süre içerinde dava dışı 3. Şirketin mülkiyetinde bulunduğu, davacı-karşı davalının █████/2024 tarihli dilekçesi ile sabit olmakla, kepçeye ilişkin zarar ve diğer bedellerin tahsilini istem hakkının 3. Firmada bulunduğu, davacının yargılama aşamalarında iş bu zarara yönelik malike ödeme yapıldığını bu sebeple halef olduğuna yönelik bir iddiası da bulunmadığına göre iş bu talep yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm kurulduğunu, ancak; davalı - karşı davacının davasının reddine karar verildiğini ve davalı tarafın hiç bir alacağı bulunmadığına hükmedilmiş olmasına rağmen hapis hakkı gerekçesi ile davalı taraf uhdesinde bulunan kepçe için gerekçeli kararda yeterli bir açıklama yapılmadığını, oysa ki; hapis hakkının doğumu için, alacaklının zilyetliğinin borçlunun muvafakati ile kurulması, alacağın muaccel olması (yargılamayı gerektirmemesi ve alacağın vadesinin gelmiş olması), alacaklının zilyetliğindeki taşınır veya kıymetli evrak ile alacak arasında doğal bir bağlantı olmasının gerektiğini, hapis hakkının ancak kanunun öngördüğü şartlar ve alacaklıya verdiği imkanlar dahilinde kullanılabileceğini, dolayısıyla yukarıda belirtilen şartlar oluşmaksızın ve hapis hakkının alacaklıya verdiği imkanları aşacak şekilde bu hakkın kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, bununla beraber hapis hakkı iddia edilen kepçenin, 3. kişiye ait olduğunu, yani hapis hakkının, 3. kişinin mülkiyet hakkını zedelediğini, yerel mahkemece kepçenin ilgilisine iade edilmesine yönelik açık bir karar oluşturulmamış olmasının da usul ve yasaya aykırı olup ortadan kaldırılmasının gerektiğini,Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle; öncelikle tehiri icra kararı verilmesine, yerel mahkemenin asıl dava yönünden kararının ortadan kaldırılarak davanın müvekkili yönünden kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.3-Davacı- karşı davalı ... Peyzaj ..vekili tarafından verilen 17.02.2026 tarihli dilekçe ile özetle; " ..davalı - karşı davacının davasının reddine karar verilmiş ve davalı tarafın hiç bir alacağı bulunmadığına hükmedilmiş olmasına rağmen hapis hakkı gerekçesi ile davalı taraf uhdesinde bulunan kepçe için gerekçeli kararda yeterli bir açıklama yapılmamıştır. Bununla beraber hapis hakkı iddia edilen kepçe, 3. kişiye aittir. Yani hapis hakkı, 3. kişinin mülkiyet hakkını zedelemektedir. Yerel Mahkemece kepçenin ilgilisine iade edilmesine yönelik açık bir karar da oluşturulmamış ve kepçe halen davalı tarafta bulunmaktadır. Açıklanan sebeplerle; el konulan 2016 model, Terex marka, TC 16 Canopy tipi, 35-00-21-0825 plakalı mini ekskavatör kepçenin müvekkil şirkete iadesi hususunda ki talebimizden müvekkil adına feragat ediyoruz. Dava konusundaki kısmı feragatimiz ile ilgili gereğinin yapılmasını vekaleten talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,Asıl dava, eser sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinden bahisle verilen senetlerin iadesi, imalat bedelinin ve kâr kaybının tahsili ile sözleşmeyle teslim edilen taşınmaz nedeniyle maruz kalınan icra takibi ve taşınma masrafları sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Karşı dava ise, eser sözleşmesinin haklı nedenle feshi nedeniyle sözleşmenin ifa edilmemesi ve başka firmaya aynı işin daha yüksek maliyetle yaptırılmış olması nedeniyle uğranılan zararın, kusurlu işlerin düzeltilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini, yoksun kalınan kâr ve gecikme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verildiği; verilen kararın asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.Davacı-karşı davalı yüklenici ile davalı-karşı davacı iş sahibi arasında 10.02.2020 tarihi eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmeye göre işin 1.239.000,00TL (KDV dahil) birim fiyatlı götürü bedelli olduğu, sözleşmenin 13. maddesine göre sözleşme bedelinin 900.000,00TL tutarındaki kısmının İzmir ili, Gaziemir ilçesi Çay mahallesi 2198 ada 2 parsel 232 Flora Projesi A blok 4 numaralı bağımsız bölümün kesin kabul sonrası yükleniciye verileceği; kalan bakiye olan 339.000,00 TL'nin ise işlerin gerçekleşme seviyesine göre yapılacak hak edişler ile belirlenerek vadeli çeklerle ödeneceğinin kararlaştırıldığı; sözleşmenin iş sahibi tarafından 16.07.2020 tarihinde tek taraflı feshedildiği anlaşılmıştır.Yüklenici vekili tarafından açılan asıl davada; iş sahibinin taraflar arasında yapılan eser sözleşmesini haksız olarak feshettiği belirtilerek iş sahibine verilen 900.000,00 TL,170.000,00 TL ve 169.000,00 TL bedelli senetlerin iadesi, yüklenici tarafından yapılan imalat bedelinin tahsili, sözleşmenin iş sahibi tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle uğranılan kâr kaybının tahsili ile sözleşmeyle teslim edilen taşınmaz nedeniyle maruz kalınan icra takibi ve taşınma masrafları sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemiyle şimdilik 10.000,00TL'nin belirsiz alacak davası olarak tahsili istemiyle dava açılmıştır.İş sahibi vekili tarafından açılan karşı davada ise; iş sahibinin taraflar arasında yapılan eser sözleşmesini haklı nedenle feshettiği belirtilerek sözleşmenin ifa edilmemesi ve başka firmaya aynı işin daha yüksek maliyetle yaptırılmış olması nedeniyle uğranılan zararın, kusurlu işlerin düzeltilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini, yoksun kalınan kâr ve gecikme tazminatının tahsili istemiyle kısmi dava olarak şimdilik 250.000,00TL'nin tahsili istemiyle dava açılmıştır.HMK'nın, Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi başlıklı 31. maddesinde: “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” düzenlemesi mevcuttur. HMK 119/ğ maddesinde de talep sonucunun açık bir şekilde yazılması gerektiğine değinilmiştir.Karşı davada hakim tarafından öncelikle karşı davacıya kısmi davaya konu edilen 250.000,00TL bedelin miktar olarak karşı davaya konu talepler yönünden kalem kalem açıklanarak somutlaştırılması için açıklattırma yaptırılıp bu eksiklik giderildikten sonra talep edilen her bir alacak kalemi yönünden hükmün gerekçesinde açıklama yapılarak hüküm kurulmaması usule ve yasaya aykırı olmuştur.Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2022 tarihli ve ███████-397 Esas, ████████ Karar sayılı kararı). Bu kapsamda asıl davada eser sözleşmesinin iş sahibi tarafından feshedildiği tarihe kadar yapılan işin bedeli, yüklenicinin uğradığını iddia ettiği zararın ve kar kaybının olup olmadığının yargılama aşamasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesine bağlı olduğundan asıl davada davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden asıl davada davacının HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunduğundan bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Uyuşmazlık tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 480.maddesi uyarınca götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmesidir. Bu türden sözleşmelerde, iş tamamen bitirilmeden sözleşmenin taraflardan biri tarafından feshedilmesi halinde, ekonomik değerinin bulunması şartıyla, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı işin bedelini alacaktır. Götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmelerinde, fesih halinde, yüklenicinin yaptığı işin bedelinin hesaplanmasında öncelikle, yüklenicinin işin bütününe oranla ne kadarlık kısmı tamamladığı bulunmalıdır. Bulunan bu orana "İşin Fiziki Gerçekleşme Oranı" denir. İşin fiziki gerçekleşme oranının, sözleşme ile kabul edilen götürü bedele uygulanması yüklenicinin hakettiği bedeli ortaya çıkarır. İş bedelinin hesaplanmasında, sözleşmenin feshi nedeniyle hangi tarafın kusurlu olduğunun önemi yoktur. (Yargıtay 15.HD'nin 16.06.2015 tarih ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı)Somut olayda yüklenicinin işi zamanında bitirmemesi nedeniyle ve Kemalpaşa 2. Noterliği'nin 17.06.2020 gün 04806 yevmiye nolu ihtarnamesi ile süre verilmesine rağmen işin tamamlanmadığı ileri sürülerek sözleşme iş sahibi tarafından aynı noterliğin 16.07.2020 gün 6073 yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedilmiştir. Dosya kapsamındaki deliller ve keşfe bağlı olarak alınan bilirkişi raporuna göre de işin bir kısmının yapılmadığı anlaşılmaktadır.Sözleşme götürü bedelli olduğundan 6098 sayılı TBK'nın 480 ve devamı maddelerine göre götürü bedelli işlerde yüklenici işi kararlaştırılan bedelle yapmak zorunda olduğundan Yargıtay'ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında, hakedilen ve ödenmeyen bedelini hesaplanması ya da fazla ödeme olup olmadığının tespiti için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınıp düşülmek suretiyle işin bütününe göre fiziki oranının tespit, bu oranın götürü bedele uygulanarak hakedilen bedelin bulunması ve kanıtlanan ödemelerle mukayese edilmek suretiyle yapılacağı kabul edilmektedir.İş sahibinin keşide ettiği ihtarnameler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yüklenicinin işi zamanında tamamlayıp teslim etmediğinden yüklenicinin temerrüdü ve bilirkişi raporuna göre işin sözleşmeye ve eklerine uygun olarak yapılmamış olması nedenleriyle iş sahibinin yaptığı 16.07.2020 tarihli feshin haklı olduğu anlaşılmaktadır. İş sahibinin eser sözleşmesini haklı olarak feshetmesi halinde 6098 sayılı TBK'nın 125/III maddesi gereğince " kaçırılan fırsat" olarak adlandırılan menfi zararını da talep etmesi mümkündür. Bu halde menfi zararın yüklenicinin eser sözleşmesi ile üstlendiği halde yapmadığı sözleşmenin feshi anında kalan imalat için işin sözleşme tarihinde sözleşmesi feshedilen yükleniciye en yakın teklifi veren kişiye verilmesi halinde ödenecek bedel ile kalan işin fesih tarihinden itibaren aynı koşullarda makul süre içerisinde yapılacak ihale ile yeni bir yükleniciye verilmesi halindeki ihale bedeli arasındaki farkın olacağı ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiği kabul edilmektedir.( Yargıtay 15. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmı).Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde yüklenicinin işi zamanında bitirmemesi halinde her gün için 2.000,00 TL geçikme cezası ödeyeceği kararlaştırılmıştır. İşin zamanında bitirilememesi halinde kararlaştırılan bu ceza TBK'nın 179/II. maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezadır. Sözleşmede fesih halinde dahi bu cezanın isteneceğine dair hüküm bulunduğundan ifaya ekli cezanın istenmesi mümkündür.Bu durumda mahkemece alanında uzman bilirkişi heyetinden fesih tarihi itibariyle yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtın eksik ve kusurları dikkate alınmak ve düşülmek suretiyle işin tamamına göre fiziki oranı ve bu oranın KDV dahil 1.239.000,00 TL götürü bedele uygulayarak hakettiği bedel, kanıtlanan ödemeler ile yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının tespit edilmesi; iş sahibi sözleşmeyi fesihte haklı olduğundan, fesih tarihi itibariyle yapılmamış olan-kalan imalâtın sözleşmenin imzalandığı tarihte yükleniciyle değil ona en yakın teklif veren başka bir yükleniciye verilmiş olsaydı ödenecek miktar (kaçırılan fırsat) ile fesihten sonra makul süre içerisinde kalan imalâtın aynı koşullarda başka bir yükleniciye verilmiş olması halinde ödenecek miktar ile bu iki miktar arasındaki farktan ibaret menfi zarar konusunda; ayrıca sözleşmenin 10.maddesine göre iş sahibinin 15 günlük gecikme sonrası için fesih hakkı tanıdığından yüklenicinin sözleşmenin feshedilmediği bu süre için cezai şart isteme hakkı mevcut olduğundan 15 günlük süreye isabet edecek cezai şart tutarının hesaplanması hususunda gerekçeli ve denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru usul ve yasaya aykırı olduğundan asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının KABULÜ ile,2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.10.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,5-Asıl davada davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl davada davacıya iadesine,6-Asıl davada davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,7-Asıl davada davalı-karşı davada davacı tarafından yatırılan toplam (427,60 TL + 427,60 TL) 855,20 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl davada davalı-karşı davada davacıya iadesine,8-Asıl davada davalı-karşı davada davacı tarafından yatırılan toplam (1.169,40 TL + 1.169,40 TL) 2.338,80 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,9-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.