Anahtar kelimeler: İçinsayılı Davatalepdavacı Emrini Satımdan İtirazda Borcuna Tarafsız İçerir Almış Emri

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan olan--- fatura alacağı için----sayılı dosyasından ---- asıl alacak, ---- takip öncesi işlemiş faiz ile birlikte takip sonrası avukatlık ücreti ile takip harç ve masraflarını içerir ödeme emri gönderdiğini, davalı iş bu ödeme emrini tebliğ almış ve itirazda bulunduğunu, davalı taraf icra borcuna itirazda bulunduktan sonra davacı şirket hesabına ----- tarihinde yine davacı şirket hesabına --- tarihinde de davacı şirket hesabına ---- olmak üzere toplam ----- olarak sadece takibe konu asıl alacağı ödediğini, taraflarca yapılan arabulucluk görüşmesi anlaşmazlıkla sonuçlanmış olup buna ilişkin olarak---- başvuru dosya numarası ve ----- dosya numaralı dosyası ile anlaşmazlık tutanağı düzenlendiğini, davalının yapmış olduğu hukuka aykırı itirazın kaldırılarak itirazın iptali ile hukuka aykırı ve haksız itiraz sebebiyle davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi için mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalının ---------Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile davalının banka ödemelerinin tarihlerinin hesaplanarak bakiye dosya borcu yönünden takibin devamına, davalının yapmış olduğu itiraz haksız ve hukuka aykırı olduğu için dosya borcunun %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İcra takibinde itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce TTK’nun 5/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmasının dava şartı olup olmadığı hususu, ---- Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasında uyuşmazlık konusu olduğunu, ancak bu hususta yaşanan uyuşmazlık ----- Sayılı kararı ile giderildiğini, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde dava şartı olan arabuluculuk aşamasının tamamlandığını iddia ederek arabuluculuk son tutanağı adı altında tarafların asla imzası hatta bilgisi dahi bulunmayan bir tutanak sunmuşsa da dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi asla gerçekleşmediğini, davacı tarafça sunulan ve gerçekleştiği iddia edilen arabuluculuk tutanağı incelendiğinde görülecektir ki başlangıç tarihi ile bitiş tarihi arasında neredeyse 5 ay bulunduğunu, bu husus da başlı başına işbu arabuluculuk sürecinin hukukiliği konusunda şüphe uyandırdığını, dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi hiçbir şekilde gerçekleştirilmemiş olup davacı tarafça eklenen arabuluculuk son tutanağında tarafımızın elektronik imzası bulunmamaktadır. hatta whatsapp görüşmesi olarak gerçekleştiği söylenen görüşmeden dahi tarafımızın hiçbir bilgisi ve dahili bulunmadığını, işbu hayali işlem ve tutanağa istinaden davacı taraf vekili ve ilgili arabulucu hakkında re'sen soruşturulma başlatılması hususunu Mahkemenin değerlendirmesini talep ettiklerini, davalı fatura alacağının tamamını karşı tarafın da dava dilekçesinde belirttiği üzere ödeyerek kapattığını, lakin icra takibine konu edilen işlemiş faiz ve vekalet ücreti kabul edilebilir olmadığını, salt fatura tebliği borçlu temerrüdü oluşturmamakta, -------- kesin vade içermeyen faturaların tebliğinin borçlu temerrüdü sonucunu doğurmadığını, alacaklının bilfiil borçluyu kesin bir ödeme vadesi ile temerrüde düşürmesi gerektiğine hükmettiğini, dolayısıyla huzurdaki davaya konu ------ Esas sayılı icra takibi dosyasının açılma tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmeli ve ancak işbu tarihten başlayarak faiz işletilebilmesi gerektiğini, açıklanan ve Mahkemece re'sen nazara alınacak sebepler neticesinde; huzurdaki itirazın iptali davasının öncelikle dava şartı eksikliğinden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, nihayetinde ise yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
:-----Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,------Müzekkere Cevabı, Tarafların------- Formları, Faturalar ,--- Dekontları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
:Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davalarda dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak duruşmaya katılan taraf vekillerinin dava şartlarına ilişkin beyanları dinlenmiş; 6100 sayılı HMK'nin 114, 115.137 ve 138. maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında dava şartlarına yönelik (arabuluculuk dava şartı) yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda ön inceleme duruşması tamamlanmadan aşağıdaki hüküm sonuca ulaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesine göre 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri mevcuttur. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde aynen; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin MADDE 5/A ------- Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar -------------para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna göre işbu menfi tespit davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle TTK'nin 5/A-1 ve HMK'nin 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır. Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan hukuki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkin olup zorunlu arabuluculuğa tabidir. Dava konusu olayda dosyaya davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının sunulduğu sabittir. Ne var ki davalı vekili tarafından mezkur tutanağın arabuluculuk çağrı ve toplantısı yapılmadan hazırlandığı ileri sürülmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 17/2 maddesinde 'Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır.' hükmüne yer verilmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 20/2 maddesinde ise 'Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı son tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu tutanak; arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Tutanak; taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır.' düzenlemesi bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemelere göre dosyaya ibraz edilen arabuluculuk tutanağına bakıldığında tutanak başlığında taraf vekillerinin ismine yer verildiği ve içeriğinde taraf vekilleri ile müzakere yürütüldüğü ve anlaşma sağlanamadığına yönelik ifadeler yer verilmesine ve özellikle son cümlede tutanağın hep birlikte imza altına alındığı yazılmasına karşın, tutanakta taraf vekillerinin imzalarına rastlanmamıştır. Bununla birlikte yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü gereği arabulucunun her ne kadar mevcut tutanak içeriği ile çelişecek de olsa , tutanak kanuni temsilciler veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanacağına yönelik bir açıklama getirmeden de tutanağı tek başına imzaladığı söylenmelidir. Bu durumda dosyaya sunulan arabuluculuk tutanağının yasının aradığı usul ve prosedüre uygun olarak düzenlenmediğinden geçerli sayılamayacağı değerlendirilmiştir. Kuşkusuz arabuluculuk dava şartının yerine geldiğinin kabul edilebilmesi için yalnızca başvuru yeterli olmayıp yasal düzenlemelere uygun olarak tamamlanmış olması da gerekir. Yasanın sözü ve özü birlikte değerlendirildiğinde varılacak sonuç budur. (TMK, 1/1) Arabuluculuk tutanağı sözleşme niteliği kazanmadığına göre bunun resen gözetilmesi gerekmiştir. Bu minvalde bu sürecin usul ve yasaya uygun olarak tamamlanmasında arabulucu kadar tarafların da sorumluluğu bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır. Zira arabuluculuk kurumu tamamen iradeyi, iyi niyeti ve sorunun temelden çözümünü esas alan alternatif bir yöntemdir. Böylece eldeki olayda 6325 sayılı HUAK'nin 18/A ve 18/A(2) hükümleri gereğince arabulucuya arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusundaki emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alınarak herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh; 6102 sayılı TTK'nin 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Bendinin son cümlesi ve HMK'nin 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Burada dürüstlük kuralı da gözetildiğinde hükmün içeriği ve sebebine göre usulünü uygun olarak tamamlanmadığını bildiği ya da bilmesi gereken arabuluculuk tutanağını esas alarak dava açan tarafın tüm giderlerden sorumlu tutulmasının kaçınılmaz olduğu vurgulanmalıdır. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. Öte yandan arabuluculuk kurumunun geliştirilmesi ve sorunların çözümüne katkı sağlaması amacıyla kararın bir örneğinin ------ gönderilmesine de karar verildiği ifade edilmelidir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, TTK'nin 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca 'arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle' 6100 sayılı HMK'nin 114/(2) ve 115. maddelerine göre DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin olarak alınan 1.085,62 TL harçtan mahsubuyla bakiye 353,62 TL harcın karar kesinleştiğinden talep halinde davacıya iadesine,
4-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2,13/1 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
5-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK.323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
7-)Karar kesinleştiğinde bir örneğinin dosyada bulunan arabuluculuk son tutanağı da eklenmek suretiyle --------- gönderilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!