Anahtar kelimeler: Çektikten Müdafisinin Müdafi Değerden Hasren Vasfına Düşme Değişen Görüşü Ret

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
:Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgede sahtecilik, (değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma)HÜKÜMLER
: Düşme, mahkûmiyet, retTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama, düşmeYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Mahkemenin dosyadan el çektikten sonra verdiği 14.04.2023 tarihli ve aynı sayılı vekalet ücreti ile ilgili ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek; sanık ... müdafisinin düşme kararı nedeniyle aleyhe vekalet ücreti hükmedilemeyeceği gerektiğine hasren, katılan vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi, sanık ..., sanık ... müdafi, sanık ...'in ise işin esasına yönelik temyizlerinin incelenmesinde;Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından takdiren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanıklar ... ve ... Hakkında, ... ve ... Hakkında ise Görevi Kötüye Kullanma Suçuna İlişkin Kurulan Hükümlere Yönelik Düşme Hükümleri Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde;Sanıklar ... ve ...'ya yüklenen “resmi belgede sahtecilik”, ... ve ...'e yüklenen görevi kötüye kullanma suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği Mahkemece gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olmakla; katılan vekili ve sanık ... müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,II. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümlere İlişkin Yapılan Temyiz İncelemesinde;Kamu görevlisi olan failin 5237 sayılı TCK'nin 204/2. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 40/2. maddesine göre de kamu görevlisi olmayan failin kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği durumda kamu görevlisi olmayan failin, bu suçta yalnızca azmettiren veya yardım eden olarak cezalandırılabileceği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK) 22.04.2014 tarihli, ███████-397 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un "Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği karşısında; somut olayda eczane sahibi ... ile yanında kalfa olarak çalışan ... ve ...'un gönderdiği ya da hasta yakınlarının bizzat getirdikleri sağlık karnelerini hastaları görmeden, büyük bölümü konulan hastalık tanısı ile uyumlu ilaç yazma şeklindeki eyleminin, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarınca ödenen katkı payının doğması, bu şekilde eczane sahiplerine menfaat sağlanması ve kamu zararınada neden olunması hususları nazara alındığında Toplum Sağlığı Merkezinde doktor olan sanık ... ile ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doktor sanık ...'nun eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağından bahisle doktor olan sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 66/1-e ve 67/4 maddeleri uyarınca düşme kararı verildiği, bunun yanında memur sıfatını taşımayan eczacı olan sanık ... ile yanında kalfa olarak çalışan ... ve ... hakkında ise 5237 sayılı TCK’nin 37 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma şartları oluşmadığı, bu haliyle eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun temel şeklini oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 204. maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısı, katılan vekili, sanık ... müdafi, sanık ..., sanık ... müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,15.01.2026 tarihinde karar verildi.