Anahtar kelimeler: Arkaya Numaradan Havalenin Gideceği Girildiğini Tanıttığını Saatinde Tanımadığı Şubesi Arka

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Bireysel Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Bireysel Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., ...Şubesi müşterisi olduğunu, █████/2024 günü 18.35 saatinde müvekkilin telefonuna...nolu numaradan arama gerçekleştirildiğini, müvekkili telefonu açtığında ise karşı taraf kendisini ... olarak tanıttığını ve ... Genel Merkezinden aradığını müvekkiline bildirdiğini, müvekkili hesabından ...'a arka arkaya 45 adet havale talebinde bulunulduğunu, havalenin gideceği kişilerin ise ... ve ... olarak girildiğini belirttiğini, müvekkilinin hesabına para aktarılan kişiyi tanımadığı gibi bu kişi ile müvekkilinin herhangi bir ticari alışverişinin de bulunmadığını, müvekkilinin talebi olmadan onun adına kredi başvurusunda da bulunulduğunu, ... tarafından yapılan yaklaşık 1.000.000,00TL üzerinde aktarıma ilişkin hiçbir mesaj gönderilmediğini ve şüpheli işlem denilerek aktarım durdurulmadığını, müvekkilinin talebi olmadan onun adına kredi başvurusunda da bulunulduğunu, ... tarafından yapılan yaklaşık 1.000.000,00 TL üzerinde aktarıma ilişkin hiçbir mesaj gönderilmediğini ve şüpheli işlem denilerek aktarım durdurulmadığını, müvekkili bilgisi ve rızası dışında davalı banka tarafından gerçekleştirilen para transferleri sonucu uğradığı zararlara ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaları mesnetsiz olduğunu, dava konusu işlemlerin gerçekleştirilmesi sırasında müvekkili bankanın kusuru bulunmamakta olduğunu, dava konusu işlemlerin tamamı ... Şubesi üzerinden gerçekleşmiş olup sisteme giriş sırasında davacının sistemde kayıtlı .... ID numaralı cihazı üzerinden PUSH onayı yapıldığını ve yine her bir para transferi sırasında davacının sistemde kayıtlı ... ID numaralı cihazı üzerinden PUSH onayı yapıldığını, davacı taraf, telefonda görüşütüğü kimselerin kendisini yönlendirmesi ile sözkonusu para transferlerinin gerçekleştirildiğini iddia etmekte ise işbu talebini kendisini dolandırdığını iddia eden kişilere yöneltmesi gerekmekte olduğunu, iki faktörlü doğrulamayı başarılı bir şekilde işleten müvekkili bankanın iş ve işlemleri hukuka uygun olduğundan huzurdaki davanın müvekkili banka yönünden reddi gerekmekte olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, Mahkemenin görevli olmaması sebebi ile davanın görevsizlik sebebi ile reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse haksız, usul ve yasaya aykırı olan davanın esastan reddine, davanın Eft/Havale alıcıları ... ve ...'e ihbarına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Davacı ile davalı banka arasında dijital olarak imzalanmış olan Bireysel Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında davacı adına açılan hesaba ilişkin hesap hareketleri celp edilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde;
Dava; davacının bireysel banka hesabından bilgisi ve rızası dışında yapılan para transferlerinden doğan zararın faizi ile birlikten davalıdan tazminine ilişkindir.
Öncelikli olarak, dava şartları yönünden değerlendirme yapılmıştır.
6100 sayılı HMK nun 1. maddesinde "(1)Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır.
Dava şartları, 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinde düzenlenmiş, 114/1-c maddesinde de mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır.
Aynı kanunun 115/2 maddesinde de, dava şartı noksanlığı tespit edildiği takdirde davanın usulden rededileceği düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK nun 4. maddesinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumu düzenlenmiştir. TTK nun 4. maddesine göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Yine tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; TTK ndan, TMK nun 962–969. maddelerinden, TBK nun 202, 203, 444, 447, 487–501, 515–519, 532–545, 547–554, 555–560 ve 561–580. maddelerinden, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
TTK nun 5. maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. TTK nun 5. maddesine göre; Asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakmakla görevlidir.
TTK'nın 4. maddesi incelendiğinde, üç grup ticarî davanın bulunduğu, ayrımın 1- Mutlak Ticari Davalar, 2- Havale, Vedia ve Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Haklardan Doğan ve Bir Ticarî İşletmeyi İlgilendiren Davalar 3- Nispi Ticari Davalar olarak yapılabileceği, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davaların (mutlak ticarî davalar); ticarî sayılması için en azından bir ticarî işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar (nispî ticarî davalar) olarak nitelendirilebileceği, Mutlak Ticarî Davaların, 6102 Sayılı TTK' nın 4/1.a bendinden f' bendine kadar sayılan hususlardan doğan davalar ile özel kanun hükümleri gereği (Mutlak) ticarî sayılan davalar olarak ikiye ayrılabileceği, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtildiği gibi bu tür davaların mutlak ticarî dava sayılacağı ve Ticaret Mahkemelerinin görevine gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için, uyuşmazlığın, taraflardan birinin ticarî işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1, son cümle), nispi ticari davalar ile ilgili olarak ise; TTK 4/1 Maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafın da ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticarî dava sayılacağı, taraflardan yalnız birinin ticarî işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticarî davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticarî işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf için de ticarî iş sayılırsa da, bu durumun, davanın TTK 4/l'e göre (nispî) ticarî dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3/1-k Maddesinde, Tüketicinin " Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlandığı,
Aynı yasanın 3/1- ı- bendinde Tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır.
Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 Maddesinde, Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 83/2 Maddesinde " Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği, Geçici 1/1 Maddesinde " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler somut olayla birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, bireysel banka hesabından bilgisi ve rızası dışında yapılan para transferlerinden doğan zararın faizi ile birlikten davalı bankadan tazmininin talep edildiği, davacının tacir olmadığı, davacı ile davalı banka arasında dijital olarak imzalanmış olan sözleşmenin Bireysel Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi ve dava konusu paranın çekildiği hesabın bireysel hesap olduğu, davacının ticari veya mesleki bir amaçla hareket etmemesi nedeni ile tüketici konumunda olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3/1-ı maddesine göre tüketici ile ticari amaçla hareket eden kamu-özel gerçek veya tüzel kişileri arasında kurulan sözleşmesinin tüketici işlemi olarak tanımlandığı, aynı kanunun 73/1 Maddesinde tüketici işlemine ilişkin davaralara Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılacağının hüküm altına alındığı, göreve ilişkin kuralı daha da tartışmasız hale getiren aynı kanunun 83/2 Maddesi hükmü ile de "diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi" 6502 Sayılı Yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağının açıkça belirtildiği anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, açılan davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu nedenler ile, Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸
Hakim
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!