Anahtar kelimeler: Etdiğini Şirketden Nalburiye Alımının Minibüs Faktöring Finansman Katalogtan Finansal Taksit

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARARIN YAZILMA TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkillerinin davalı şirketden minibüs alımı yapmak için finansman başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket ile müvekkilleri firma arasında sözleşme imzalandığını, davalı şirkete organizasyon ücreti ödemesi yapıldığını, finansman tutarının beş taksit tutarının ödemesini süresinde gerçekleştirdiğini, müvekkillerinin katalogtan minibüs tercih etdiğini, ... İnşaat Nalburiye Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden minibüs araç alımının yapılacağına ilişkin davalı şirkete dönüş sağlandığını, davalı şirket tarafından ... isimli şirketle iletişime geçildiğini, ... isimli şirketin davalı şirkette çalışan Portföy Yöneticisine araç otoparktadır şeklinde mail gönderdiğini, müvekillerince mülkiyet geçmediğinden yatırmanın doğru olmadığı belirtilmesine rağmen davalı ısrarları ile davalıya rehin ücreti ve sigorta ücreti gönderildiğini, müvekillerinin onayı olmadan araç mülkiyeti müvekkilerine geçmeden davalı şirket tarafından finansman tutarının ... firmasına aktarıldığını, daha sonra müvekkilleri firma tarafından .... Genel Müdürlüğü ile iletişime geçildiğinde kendilerine verileceği bildirilen şase numarasında bir aracın bulunmadığı müvekkillerine bildirildiğini, müvekkillerince davalı şirkete aracın mülkiyetinin geçmemesi sebebiyle taksitleri ödemeyi durdurduğunu bildirdiğini, davalı şirketin müvekillerini oyaladığını belirterek davalıya ödenen rehin sigorta bedelleri ile oluşan zararlarının tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerinin araç konut finansmanı için iştirakçiler arasında yardımlaşma ağı kurduğunu, alınan araç ve konutların satış vaadini sunmadığını ,davacı iddialarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında mevcut finansman sözleşmesi kapsamında davacı tarafından belirlenen aracın satın alınması için davalı tarafından taksitler halinde ücret ödenip ödenmediği, işbu aracın mülkiyetinin davacıya geçip geçmediği, davacının sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle organizasyon bedeli, kasko sigorta bedelleri, kazanç kaybı, değer kaybı ve rehin bedellerini talep edip edemeyeceğine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasında akdedilmiş █████/2024 tarihli 6361 sayılı kanuna tabi tasarruf finansman sözleşmesinin bulunduğu, 59.500,00 TL tutarında organizasyon ücretinin ödeneceği hususunda anlaşmanın gerçekleştiği, aylık taksit tutarının 70.833,00 TL olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafın dilekçesi ekinde de sunmuş olduğu birtakım bilgi ve belgeler kapsamında aracın belirlendiği düşünülerek araca ilişkin sigorta ve kasko sözleşmelerini gerçekleştirdiği, araç üzerinde teminat sağlanabilmesi amacıyla davalı şirket adına rehin bedeli olarak bedelin ödendiğinin ancak davalı tarafça bahse konu aracın tescilinin gerçekleştirilmediği, davacı tarafından ihtarname ile işbu tescilin gerçekleştirilmesinin talep edildiği ve davalıya beş günlük süre verildiği, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiği, verilen süre zarfında araç tesliminin yahut talep edilen bedellerin davalı tarafından ödenememesi üzerine dava yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Davacı taleplerinin sözleşmenin feshedilmesi neticesinde doğmuş ve doğcağını ileri sürdüğü zararlar olması nedeniyle öncelikle menfi ve müspet zarar kavramlarını açıklamakta fayda bulunmaktadır. Menfi zarar, sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmeyi feshedenin kâr kaybı isteyebilmesi için sözleşmede buna dair düzenleme bulunması gerekir (Y. 15. HD’nin █████████-█████████ sy.k.)Somut olayda davacı tarafından sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle menfi zararlarını talep edebileceği mahkememizce değerlendirilmiştir.
Dosyada mübrez bilgi ve belgeler kapsamında bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanan rapor incelenmiş olup kısmen hükme esas alınmamıştır. Zira dava konusu benzer uyuşmazlığa ilişkin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin █████████ E █████████ K sayılı ilamında "Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli daire kurul toplantısında alınan ilke kararında "07.03.2021 tarihli ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7292 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un; 1. maddesi ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendi; “j) Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı," ;
7.maddesi ile aynı Kanun’a eklenen 39/A maddesinin birinci fıkrası; "Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir.";
7. maddesi ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansal Şirketler Kanuna eklenen 39/A maddesinin 4. fıkrası "Müşteri, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmede fesih hakkına sahiptir. Şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışında kalan toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür.";
07.04.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Tasarruf Finansman Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliği'nin 17/8 madde hükmünde; "Müşterinin, Kanunun 39/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan sözleşmeden cayma hakkını kullanması durumunda organizasyon ücreti de dâhil hiçbir kesinti yapılmaksızın yaptığı tüm ödemeler cayma kararının şirkete bildirilmesinden itibaren on dört gün içinde müşteriye iade edilir. Müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması durumunda tasarrufunun ve varsa tahakkuk etmiş getirisinin iadesi, iade talep tarihinden itibaren azami altı ay içerisinde müşterinin göstereceği kendi adına açılmış banka hesabına defaten yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. 07.03.2021 tarihli ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7292 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un; "1 inci maddesi ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendi; j) Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı, ; 7 nci maddesi ile aynı Kanun’a eklenen 39/A maddesinin birinci fıkrası; Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir." hükmünü içermektedir. Açıklanan bu kanun hükümleri yürürlüğe girmeden önce, tüketici ile şirket arasında akdedilen tasarruf finansman sözleşmesinin feshedilmiş olması (veya feshi için mahkemeye başvurulmuş olması) koşuluyla, tüketici tarafından açılan (alacak veya itirazın iptali istemli) davalarda, tüketici tarafından şirkete ödenmiş olan organizasyon ücretinin iade edilmesi gerektiğine karar verilmiştir (Emsal; Dairemizin █████████ E. █████████ K. sayılı onama kararı).
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve dairemizin yerleşik içtihatlarına göre 7292 sayılı yasayla 6361 sayılı yasaya eklenen 39/A maddesi yürürlüğe girmeden önce, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen tasarruf finansman sözleşmesinin feshi için mahkemeye başvurulduğundan, davacı tüketici tarafından şirkete ödenmiş olan organizasyon ücretinin iade edilmesi gerektiğinin sabit olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm temyiz itirazları reddi gerekmiştir.(Yargıtay 3.Hukuk Dairesi, █████/2024 tarih, █████████ Esas-█████████ Karar) şeklinde karar verilmiş ise de davacı tarafından dayanılan talep ve ilamların 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu madde 39/A yürürlüğe girmeden önce gerçekleşen fesih taleplerinde uygulanması gerektiği, somut olayımızda sözleşme fesih tarihinin işbu maddenin yürürlük tarihinde sonra gerçekleştiği, her ne kadar aracın teslim edilememesinden kaynaklı olarak haklı fesih nedeniyle organizasyon bedelinin iadesine ilişkin talepte bulunulmuş ise de kanuni düzenlemede açıkça organizasyon bedeli harici tutarların iade edileceğinin belirtildiği, kanun koyucu tarafından haklı ya da haksız fesih gibi durumların tartışılmadığı, haklı feshe ilişkin başkaca bir düzenlemenin de mevcut olmadığı gibi pandemi ve daha ağır koşullarda dahi organizasyon bedelinin iade edilemeyeceğine yönelik emsal ilamların bulunması da göz önüne alınarak işbu talebin reddine yönelik mahkememizde kanaat oluşmuştur. (Emsal ilamlar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin ████████ E █████████ K sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin █████████ E █████████ K sayılı ilamı. Davacının bir diğer "Ödenen kasko bedeli 20.938,13-TL ve sigorta bedeli 23.072,25-TL tutarın fesih tarihi olan 31.05.2025 tarihinden işleyecek en yüksek ticari faizle birlikte davalıdan ayrı ayrı tahsili" talebine ilişkin yapılan incelemede davacının davalı ile arasındaki sözleşmeden kaynaklı araç alımına ilişkin talebinin bulunduğu, sözleşme kapsamında aylık taksitler halinde bir kısım ödemelerini gerçekleştirdiği, trafik ve kasko bedeli olarak kredi kartından ödemelerini yaptığı ancak aracın kendisine teslim edilememesi nedeniyle haklı olarak kasko ve sigorta bedellerinin iptalini talep ettiği, davalı şirket ile yapılan görüşmeler neticesinde iadenin talep edildiği, sözleşme neticesinde gerekleşen zararlar olduğu, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle menfi zararlar kapsamında kalan işbu bedellerin davalıdan talep edilmesinde aykırı bir beisin bulunmadığı değerlendirilmekle tarafların tacir sıfatları da göz önüne alınmış ve işbu talep yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının bir diğer "Ödenen 1.250,00-TL rehin ücretinin fesih tarihi olan 31.05.2025 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizle birlikte davalıdan tahsiline," talebine ilişkin yapılan incelemede; Davacının araç edinimi için katıldığı el birliği sistemi ile katlanmak zorunda olduğu araç rehin ücreti, ancak aracın mülkiyetinin kendi üzerine geçmesi ile finansman sağlayanın güvence olarak araç üzerine koyacağı rehnin bedeline ilişkin olduğu, davacıya teslim edilmeyen araçtan kaynaklı rehin bedelinin talep edilmesinin makul olmadığı zira bahse konu aracın davacı mülkiyetine geçmediğinin anlaşılması nedeniyle davacının işbu talebinin menfi zarar kapsamında kaldığı anlaşılmakla tarafların tacir sıfatları da göz önüne alınmış ve işbu talep yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının Davacının bir diğer "Tahsisatın yapılamaması nedeniyle davacı firmanın uğramış olduğu zarara karşılık şimdilik 100,00-TL araç farkı bedelinin fesih tarihi olan 31.05.2025 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizle birlikte davalıdan tahsiline," ve "Tahsisatın yapılamaması nedeniyle davacı firmanın uğramış olduğu zarara karşılık şimdilik 100,00-TL araç farkı bedelinin fesih tarihi olan 31.05.2025 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizle birlikte davalıdan tahsiline," taleplerine ilişkin yapılan incelemede; davacı tarafından talepler aynı ise de dava dilekçesi içeriğinden davacının bir talebinin sözleşme kurulması nedeniyle kaçırılan fırsat olarak tabir edilebilecek alınmayan araçların sözleşme fesih tarihi itibariyle artışları yönünde uğranılan zarar ve sözleşme konusu aracın kullanılması planlanan servis taşımacılığından kaynaklı gerçekleşen zarar olduğu, davacının sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüdüne bazı özel sonuçlar bağlanmıştır. Burada alacaklıya tanınmış iki seçimlik hak vardır. Gerçekten, sözü geçen madde karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğü takdirde, alacaklının seçimlik bir hakka sahip olduğunu ve buna göre ya gecikme tazminatıyla birlikte aynen ifayı talep ya da aynen ifadan vazgeçme yetkisine haiz bulunduğunu hükme bağlamaktadır. Aynı madde alacaklıya ikinci bir seçimlik hakkı daha tanımakta ve buna göre de alacaklı aynen ifa isteminden vazgeçtiği takdirde ya müspet zararın tazmini ya da sözleşmeden dönerek menfi zararın giderilmesini isteme hakkına sahip bulunmaktadır. Bunlara ek olarak doktrinde alacaklının üçüncü bir seçim hakkından daha söz edilmektedir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının seçim hakkını kullanabilmesi için borçlunun temerrüde düşmesi gerekir. (Borçlar Hukuku Prof. Dr. Fikret Eren Ankara-2017 sy1137). Somut olayda davacı tarafından talep edilen işbu iki zarar kaleminin müspet zarar kalemleri olmaları nedeniyle işbu talepler yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve dava konusu talepler yönünden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile,
-Kasko ve sigorta bedeli olarak ödenen 44.010,38 TL nin ve 1.250,00 TL rehin bedelinin █████/2025 fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.091,74.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.792,47-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 1.299,27.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40.-TL başvurma harcı ile 1.792,47.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti 332,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 10.332,50-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.455,52.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.026,70.-TL'sının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!