Anahtar kelimeler: Gözümüzden Sayısız Talepdavacı Unsurlu Israrla Reddettirilmiş Tarafımızdan Tarafımızca Kaçması Sinai

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait ----- nezdinde tescil edilmiş olan ---- tescil numaralı ------ numaralı ------ markalarının müvekkile ---esas unsurlu ---- tescil numaralı ---------- markalarına aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, davalı tarafınızdan ilgili marka tescil edilmeden önce sayısız defa kurum nezdinde ----- esas unsurlu markanın başvurusunun ısrarla yapılmış olması , tarafımızdan yapılan itirazlarla bu başvuruların reddettirilmiş olması, son aşamada tarafımızca gözümüzden kaçması üzerine kurum nezdinde davalının ---------- markasının başvurusunu yapmış olması ve itiraz etmekten imtina etmiş ve kurumun da hatalı işlemi sonucunda ilgili markanın tescil edilmiş olması , bunun yanında müvekkilin----yılların başından beri kurulmuş olması ve davalının da bunu bilerek ------ tescil numaralı ------- markasını tescil etmiş olması, tescil edilen markanın hem SMK 6/1 kapsamında müvekkil markalarıyla KAVRAMSAL , GÖRSEL , İŞİTSEL ve BÜTÜNSEL olarak benzer olması , hem eylemin MARKA TECAVÜZÜ teşkil etmesi , hem de tarafların mal ve hizmetleri ile hedeflenen halk kitlesinin birebir aynı olması ve davalının ihlallerinin kasıtlı eylem teşkil etmesi, müvekkilinin SMK 6/3 kapsamında-------- unsuruyla davalıdan önceye dayalı kullanımı bulunması, davalı tarafından ısrarla aynı esas unsurlu marka ile başvuruda bulunarak söz konusu markanın müvekkile ait olduğunu bilmesine rağmen ilgili markalar hakkında SMK 6/9 kapsamında kötü niyetle tescil başvurusu yapması ve markayı tescil etmesi nedeniyle şimdilik fazla ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalıya ait tescil edilen ---- tescil numaralı ----markasının tescil olduğu ----sınıfın tescil edilen tüm emtialarında , ---- tescil numaralı ----- markasının tescil olduğu --------------sınıfta HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, teminatsız olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilerek davalıya ait markanın dava süresince üçüncü kişiye devrinin engellenmesi yönünde karar verilmesini, müvekkili firmanın şahıs unvanı ile ----- firma unvanı ile ---- tarihi itibariyle kurulmuş eski bir işletme olup ----------------alanında faaliyet göstererek ----- kaydını başlatmış ve ---- yılında alınan ruhsat ile --------alanında da faaliyetini devam ettirdiğini, bu hususta müvekkili işletmenin kurulduğu tarihten itibaren marka tesciline önem vermiş olup, faaliyet gösterdiği mal ve hizmet sınıflarına ilişkin marka başvuruları yapmış ve faaliyet gösterdiği mal ve hizmet sınıflarına ilişkin markalarını tescil ettirdiğini, bu hususta ekte uzun yıllardır---- faaliyet gösteren müvekkil birçok marka tescilinin ve yatırımın yanı sıra ------- markalarını aktif olarak kullanmakta ve çok uzun senelerdir büyük yatırımlar yaparak ve şube de açarak markasını ve işletmesini neredeyse tanınmış denilebilecek bir statüde korumayı başardığını, bu hususta müvekkilinin ekte sunulan belgelerde görüldüğü üzere ---- unsurunu çok uzun yıllardır ve davalıdan önce kullandığını ispatlayan belgeler mevcut olup, ilgili belgeleri ekte mahkemenize sunuyoruz. Bilirkişi aşamasında başkaca iddiayı ispatlayan belgeler incelemeye konu edileceğini, bu hususta müvekkil tarafından kurum nezdinde davalıdan önce -------- esas unsurlu ---------sınıflarda müvekkil markası tescil edilmiş ve müvekkil aktif olarak faaliyetlerine bu markalar üzerinden devam ettiğini, taraflarınca tespit edildiği üzere davalı tarafından kurum nezdinde----- tescil numaralı ------- tescil numaralı --------- ilgili markanın müvekkile ait tescilli markalarıyla aynı mal ve hizmet sınıfında ve aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu tespit edildiğini, davalı tarafından kurum nezdinde ısrarla önceden --------- esas unsuruyla birçok marka başvurusu yapılmış olup, tarafımızdan yapılan itirazlarla bu başvurular kurum nezdinde reddettirilmesine rağmen davalı tarafından kötü niyetli olarak esas unsuru --------- olan bir çok yan marka çıkarılarak başvuru konusu edilmeye devam edilmiştir. Ancak tarafımızın dikkatinden kaçmış olan dava konusu markaya müvekkil itiraz etmekten imtina etmiş olup , kurumun da hatalı ve yeterli inceleme yapmayan işlemi sonucunda davalıya ait dava konusu marka tescil edildiğini, dava konusu markanın hem SMK 6/1 kapsamında müvekkili markalarıyla benzer olması, hem SMK 6/3 Kapsamında ---------- esas unsuruyla müvekkilinin davalıdan önceye dayalı kullanımı bulunması hem de davalı tarafından ısrarla aynı esas unsurlu marka ile başvuruda bulunarak söz konusu markanın müvekkiline ait olduğunu bilmesine rağmen ilgili markayı tescil ettirmesinin SMK'nın 6/9 kötü niyetli olduğunu gösterdiğinden ilgili markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, SMK 6/3 açıkça “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” şeklinde hüküm getirdiğini, SMK 25/1 açıkça “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” şeklinde hüküm getirdiğini, ------------ kararda özetle “Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı şirketin ------- yılında kurulduğu, kurulduğu tarihten beri ibareyi ticaret unvanı olarak kullandığı, estetik ve güzellik alanında faaliyette bulunduğu, ibarenin ticaret unvanı olarak kullanılmasının aynı zamanda markasal kullanım niteliği taşıdığı, ibareyi ticaret unvanı olarak estetik ve güzellik alanında --------- yılından beri kullananın, yani, gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu, davacı şirketin ortağı ile ortak işletme işleten davalının bu durumu bildiği, buna rağmen dava konusu markayı kendi adına tescil ettirdiği anlaşılmış olup yukarıda anılan Kanun hükümleri çerçevesinde davanın kabulüne ( tüm talepler yönünden ) karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle hüküm kurulması isabetli olmamıştır.” şeklinde hüküm getirdiğini, -------------- sayılı ilamında --------- şeklinde karar verdiğini, ekte sunulan müvekkilin önceye dayalı kullanımını ispatlayan belgeler incelendiğinde davalıdan önce müvekkilin ----- unsuruyla faaliyette bulunduğu ispatlanmış olup , davalıya ait dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği açıkça ortada olduğunu, SMK 6/1 açıkça “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” şeklinde hüküm getirmiştir. Her 2 marka karşılaştırıldığında ortak unsurun sadece -----olduğu , diğer kısımların tamamının ise tamamlayıcı unsur oldukları , markaların ayırt edici olmadığı , tek ortak unsur olan -------- esas unsuruna ilişkin ise yukarıda belirttiğimiz üzere SMK 6/3 kapsamında müvekkilin önceye dayalı kullanımı bulunduğu açıkça belirtildiğini, SMK 6/9 açıkça “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde hüküm getirmiştir. Davalı tarafından marka ayrıca kötü niyetli olarak tescil edilmiştir. Marka hukukunda genel kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, başkalarına ait markaları kopyalayarak doğrudan ya da başka unsurlarla beraber tescil ettirmeye çalışarak bile bile iltibas yaratmak, sistematik başvurular ile başkasına ait markayı ısrarla tescil ettirmeye çalışmak, birden fazla olacak şekilde başka başka kişilere ait markaları tescil ettirmeye çalışmak gibi eylemler kötü niyetli olarak kabul edildiğini, davalı yanın bu açık kötü niyetinin korunarak marka tescil korumasının devam etmesi ise, müvekkilin kurulduğu yıllardan bu yana onca emek ve çaba harcayarak, yatırım yaparak oluşturduğu ve dünya genelinde tanıttığı markalarının ve müvekkilin itibarının zarar görmesine sebep olacak ve müvekkilin mağduriyeti doğacaktır. Zira, bir yanda markalarına bugüne kadar yoğun emek, çaba ve sermaye harcamış ve tüketici nezdinde kalite ve güven sembolü haline gelmiş olan müvekkilimiz, diğer yanda ise müvekkilin bunca emeği ve yatırımı sonucu elde edilen itibar ve tanınmışlıktan çok cüzi bir tescil masrafı yaparak yararlanacak olan marka sahibi vardır. Dolayısıyla, aradaki dengesizlik ve haksızlık dahi düşünüldüğünde, marka sahibinin kötü niyeti hukuken himaye edilmemesi gerektiğini, davalı tarafından müvekkilinin faaliyeti bilinmekte ve müvekkil şirketin kendi sektöründe uzun yıllardır faaliyette olduğu bilinmesi nedeniyle bundan davalı faydalanmaya çalışmış ve kendisi adına marka tescil ettiğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında davamızın kabulü gerektiği açıkça ortada olup , davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini beyanla davalıya ait tescil edilen ----nezdinde tescilli ---- tescil numaralı---- markasının tescil olduğu --------sınıfın tescil edilen tüm emtialarında , ---- tescil numaralı -----markasının tescil olduğu --------sınıfta HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, b.- teminatsız olarak ihtiyati tedbir talebimizin kabul edilerek davalıya ait markalarının dava süresince 3.kişiye devrinin engellenmesi yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkiline ait --------- markalarının kendisine ait markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu iddia ederek dava açıldığını, ancak müvekkilinin yasal ikamet adresi ----------- olup, genel ve özel yetkili mahkeme müvekkilin ikametgah mahkemesi olan ---------- Mahkemeleri olduğunu, öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, hak düşürücü süre/zamanaşımı ve/veya sessiz kalma nedeniyle hak kaybı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça müvekkiline ait olan ------- markasının hükümsüzlüğünü her ne kadar talep etmiş ise de bahse konu marka için ------ tarihinde başvurulmuş ve marka ------------- tarihinde tescil edildiğini, 556 sayılı KHK md.42/1-a fıkrası ile 6769 sayılı SMK md. 25/6 hükmü doğrultusunda ve---------- de net bir şekilde ortaya konulduğu üzere tescilli bir marka aleyhinde hükümsüzlük davası açılabilmesi için öngörülen 5 yıllık süre hak düşürücü süre/zamanaşımı olarak kabul edildiğini, müvekkilinin------------- yılından bu yana usulüne uygun şekilde tescil edilmiş------- markasını -------------- bulunan iki ayrı şubesinde lokanta ismi olarak kesintisiz şekilde kullandığını, marka tescil ve ilanı, üçüncü kişilerin bilgisine ve erişimine açıktır. Nitekim müvekkilin yaptığı diğer başvurulara muttali olan davacı taraf yasal haklarını kullanarak itiraz ettiğini, 6769 sayılı SMK md. 25/6 ile "Marka sahibi sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü getirilmiş olup, müvekkilin ----- tarihli -------- marka başvurularından haberdar olup bunlara itiraz eden davacı tarafın, müvekkilin ------ tarihinde başvurusunu yaptığı ------- markasından haberdar olmaması imkansız olduğunu, müvekkilinin büyük dedeleri ----- asıllı olup, müvekkilimin akrabalarının ------------------lokantalarından esinlenerek bir marka oluşturma yoluna giden müvekkilim, marka patent firmasının da yönlendirmesiyle ilk iki markaya itiraz edilmesi üzerine markayı farklılaştırarak ------------- ibaresiyle yeniden başvuru yaptığını, müvekkilinin iş bu başvuruyu yaparken kesinlikle bir kötü niyeti yoktur. Nitekim davacı taraf o dönemde bu markaya itiraz etmemiş ve müvekkilimin --------- yaptığı başvuruya zımni onay vermiştir. Müvekkilimde markaya itiraz edilmemesi ve neticede markasının tescil edilmesi üzerine--- yılından bu yana YAKLAŞIK 9 YILDIR kesintisiz olarak markayı kullanmaya devam ettiğini, Yargıtay bu konuda istikrarlı bir şekilde verdiği kararlarda ""ticaret unvanları veya markalar gibi tescile tabi hakların ihlali iddialarında dava makul süre içinde açılmak zorundadır" denildiğini, bu süre geçirildiği takdirde uzun süre sessiz kalan tarafın hak talebi kayba uğrayacağı izahtan varestedir. Zira hak sahibinin uzun süre sessiz kalması karşı tarafı mevcut kullanımını sürdürme konusunda hukuki olarak güvence altına aldığını, aleyhe açılan davada davacı taraf marka başvurusundan itibaren yaklaşık 9 yıl boyunca sessiz kalmış olup herhangi bir ihtar göndermemiş veyahut hukuki veya fiili girişimde bulunmadığını, bahse konu sürenin --- kararları ile makul süre olarak kabul edilen sınırların oldukça üzerinde olduğunu, ----- kararında Yerel Mahkemece "6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25/6. maddesinin; "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." hükmünü içerdiği, hak sahibinin, markayı sonradan iyi niyetli bir şekilde tescil ettiren kişiye karşı, dava hakkını dürüstlük kuralı gereğince kabul edilebilir bir süre içinde kullanmaması halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olacağı, hükümsüzlüğü talep edilen -------- numaralı "..." ibareli markanın, ------------ tarihinde tescil edildiği, davanın ise ------ tarihinde açıldığı, tescil ve dava tarihinin arasında 6 yıl 4 ay 23 gün sürenin olduğu, tarafların aynı sektörde, aynı markayla faaliyet gösterdikleri, bu nedenle birbirlerinden haberdar olmamalarının mümkün bulunmadığı, davalının ------------ yılından itibaren "..." markasını fasılasız şekilde ve ticari teamüllere uygun kullanması sebebi ile kötü niyetle veya şantaj amaçlı markayı tescil ettirdiğinden söz edilemeyeceği, davalının hukuki haklarını kullanmasında kötü niyetli olmadığı, davacının "..." ibareli markasının tanınmış olduğunun kanıtlanamadığı, sonuç olarak markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiş, İstinaf Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve yapılan temyiz üzerine HMK md. 370/1 hükmü uyarınca kararın ONANMASINA karar verildiğini, ---------- yılından bu yana istikrarlı bir şekilde yaptığı değerlendirmeler neticesinde hükümsüzlük davasının 5 yıllık Hak düşürücü süreye/zamanaşımına tabi olduğuna karar vermiştir. Nitekim müvekkilim markayı uzun yıllar boyunca mevcut haliyle kullanmış ve yatırım yapıp emek harcamış olup davacının sessiz kalması sonucunda hukuken korunmalıdır. Müvekkilim markayı hukuka uygun şekilde kullanmış ve tüketiciler nezdinde bir güven oluşturmuş olduğu hususları da göz önüne alınarak iş bu davanın müvekkilin ----------- numaralı markası yönünden hak düşürücü süre/zamanaşımı ve/veya sessiz kalma hâlinin makûl süreyi aşması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın "gözden kaçırılmıştır" vb. iddiaları basiretli tacir ilkesi karşısında geçersiz olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ------ firma unvanı ile ----------kayıtlı bir ticari işletme kurduğunu iddia ettiğini, bu durumun davacı tarafın tacir sıfatına sahip olduğunu ve ticari faaliyetler yürüttüğünü gösterdiğini, tacirlerin yürüttükleri ticari faaliyetlerde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek zorunda olduğunu, her tacirin tüm ticarî faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorunda olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince, tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir". denilmekle ----------- içtihatlarına göre tacirlerin piyasayı, sektördeki markaları, tescilli ve aleni hakları takip etmekle yükümlü oldukları, bahse konu bu yükümlülüklerin tacirlerin hukuki ve ticari sorumluluklarının temelini oluşturduğu belirtildiğini, marka ilanlarının inceleme safhası ve tescil süreçleri resmi sicillere kayıtlı ve üçüncü kişilerin bilgisine açık bir şekilde sunulmaktadır. Dolayısıyla davacı tarafın ilana itiraz etmemesi ve akabindeki 5 yıllık sürede dava açmayarak makul süreyi sessiz kalarak geçirme safhasını "tarafımızca yaptığımız incelemede gözden kaçırdığımız, vb." iddialarıyla bertaraf etmek istemişse de bu husus hem TMK m.2'deki dürüstlük kurallarına hem de basiretli tacir ilkesine aykırılık teşkil etmekle, söz konusu savunma hukuken geçersiz olup dikkate alınmaması gerektiğini, davacının müvekkiline ait markaların "aynı veya benzer" olduğunu her ne kadar iddia etse bile karşılaştırmayı yalnızca ----- ibaresi üzerinden yapmakta bütüne bakmamaktadır. Oysa -------yerleşmiş içtihatlarına göre marka karşılaştırması "markanın bütünü itibariyle bırakacağı izlenim" esas alınarak yapıldığını, müvekkilinin ------ tescil numaralı -------- markası, ------- kelimesinin birleşiminden oluşan ve tamamen özgün bir ifade olup, tüketici nezdinde ----- doğrudan bağ kurmaktadır. Davacı markalarıyla kıyaslandığında farklı dizilim ve çağrışım taşımaktadır. Bu durumda ------------ ortak olması tek başına karıştırılma ihtimalinin olması anlamına gelmemektedir. Yine müvekkil markası ---- Sınıflarda tescil edilmiş olup sadece ----Sınıfta tescil edilen davacı markası ile sınıfsal farklılık taşıyan müvekkil markasının tüm sınıflar yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin diğer itiraza konu markası olan -------- birlikte tanımlayıcı ve hizmetin niteliğini belirten bir yapıdadır. Markanın genel izlenimi davacı markaları ile aynı kategoride olmadığını, --------- gibi tanımlayıcı ibareler zaten markanın ayırt ediciliğini artırmakta ve bu yüzden davacı tarafın iddiasının temelini oluşturan ----- iddiası daha da zayıfladığını, yine bütünsel izlenimde görüleceği ve ortalama düzeyde tüketiciler nezdinde bir değerlendirme yapılması halinde ------------ markası ile karıştırılmayacağı ve ayrı şekilde değerlendirileceğı ve iltibas riski oluşturmayacağını, SMK m.6/9 kötü niyet iddası somut delillerle desteklenmediğinden hükme esas alınmaması gerektiğini, müvekkilinin davaya konu markayı seçmesinin nedeni akrabalarının ------ faaliyette bulunan lokantalarının isminden kaynaklanmaktadır. Ekte sunduğum görsellerden de anlaşılacağı üzere ------- isimli bir lokanta yıllardır müvekkilimin akrabaları tarafından işletilmekte ve işletme kendi çapında tanındığını, nitekim müvekkilinin davacı tarafı tanımadığı gibi ---- anlamında davacı tarafa ait marka sektörde tanınmış bir marka değildir. Dosyaya giren kayıtlardan da zaten davacının ------yapmak üzere bir işletme kurduğu sonrasında da gümüş ve ------olarak tescil yaptırdığı anlaşıldığını, davacı tarafa ait markanın kullanıldığı işletme bir şahıs işletmesi olup, -------- bir adet şubeden ibaret olup, kurumsal manada tanınan bilinen bir marka olmadığını, müvekkilinin önceki yaptığı marka başvurularına itiraz edilmesi üzerine markasını olabildiğince farklılaştırarak ---- yeniden başvurmuştur. Yine --------yılındaki başvurusunda da tamamen markayı farklılaştırmış ve marka ayırt edici bir karaktere bürünmüş olup, müvekkilimin kesinlikle kötüniyeti bulunmadığı gibi karşı tarafın markasından ya da itibarından yararlanma gibi bir durum da asla söz konusu olmadığını, aleyhe olan iddiaların sadece ------ibaresinin benzerliği üzerinden kurulmuş olması bahse konu benzerliğin kötü niyetle oluştuğu anlamına gelmediğini, kötü niyetten söz edebilmek için davacı markasına açıkça saldırı amacı taşıyan somut delillerin dosyaya sunulması gerektiğini, davacı tarafından kötü niyete ilişkin somut delillerin dosyaya sunulmamış olmasından hareketle SMK m.6/9'a dayanarak hükümsüzlük talep etmesi hukuken geçersiz olduğunu, izah edilen nedenlerle davacı tarafın kötü niyet iddialarının ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı adına tescilli ----- tescil numaralı markanın hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
:
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Dosyaya ---- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- markasının ---- tarihinde davacı ----- tescil numaralı------- tarihinde davacı--- adına tescil edildiği anlaşıldı.Dosyaya ----getirtilmiş olup,incelendiğinde; ------- sınıfta ----- tarihinde davalı adına,---- tarihinde davalı adına, ---- tescil numaralı ----markasının ---- tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşıldı.
GEREKÇE
:Dava, markanın hükümsüzlüğü davasıdır. Davacı taraf, davalı adına tescilli -------- tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda davacı tarafça davacı adına tescilli davalı adına tescilli -------- tescil numaralı patentlerin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı vekili süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunduğu, dosya incelendiğinde; davalının yerleşim yerinin ----------- olduğunun tespit edildiği, davalıya karşı açılan markanın hükümsüzlüğü ve sicil kaydından terkini davasına bakma yetkisinin, davalının yerleşim yerinin yargı alanı içinde bulunduğu ------- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu kabul edilerek davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın YETKİSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
Karar istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiği takdirde, kararın kesinleştiği tarihinden itibaren, İstinaf kanun yoluna başvurulduktan sonra kesinleşmesi halinde İstinaf başvurusunun reddine dair kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin Mahkememize müracaatı halinde dosyanın yetkili ve görevli --------- FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına,
2-Harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yetkili ve görevli Mahkemede nazara alınmasına,
3-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararından tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!