Anahtar kelimeler: Sakarya Bölgesi Kişiliği Ret Şartı Eksiklikleri Tüzel Sayisi Esastan Dayanan

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ███████ KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. Mahallesi 13 06... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın tarla vasfı taşıdığı belirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, taşınmazın tüm objektif özellikleri ile gerekli tüm bilimsel veriler sayın mahkemece kanun ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda toplanacağını, dava konusu taşınmazın ... Belediyesi sınırları içerisinde yer aldığını, şehrin gelişme istikametinde olduğunu, kadastral parselin içerisinde olduğunu, meskun mahale yakın olduğunu, çevresinin iskana açık olduğunu, belediye hizmetlerinden yararlandığını, taşınmazın belediye ve alt yapı faaliyetlerinden yararlanma kabiliyeti bulunduğunu, emsal satış bilgilerinin tapu müdürlüğünden istenilmesini beyan ederek gerçek ekonomik koşulları karşılayan ve hakkaniyete uygun alanında uzman bilirkişilerce bir bedel tespit edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdir komisyonlarının belirlediği bedel ile bilirkişilerce belirlenen bedel arasında ciddi farklar olduğunu, taşınmazın tarla vasfında olduğunu, etrafının meskun olmadığını, belediyenin alandaki tüm taşınmazların vasfına yönelik aynı cevabı verdiğini bu sebeple taşınmazın arsa vasfında kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal olarak bildirilen taşınmazlar dikkate alınmadan bilirkişi raporu tanzim edildiğini, bildirilen emsal taşınmazların tamamı yönünden somut herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, hükme esas alınan raporda belirlenen emsal taşınmazın gerekli kriterlere haiz olmadığını, emsal taşınmaz olarak kabulünün mümkün olmadığını, denetime elverişli olmadığını, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında olduğunu, hatalı özel satış değerlendirilmesi yapıldığını, dava tarihine daha yakın sunmuş olunulan emsallerin değerlendirme dışı bırakılması suretiyle hak kaybına sebep olunmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, emsal olarak tarla vasfındaki taşınmazların dikkate alınarak rapor tanzim edilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, paylı satışa esas emsal taşınmaz dikkate alınarak yapılan değer tespitinin eksik ve hatalı olduğunu, emsal taşınmazdaki irtifak değer düşüklüğü oranının kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi raporundaki değer tespitine esas karşılaştırma tablosu somut değerlendirmeler içermediğini, bilirkişi ek raporunda, karşılaştırma tablosundaki oranların müvekkilin aleyhine değiştirilmesinin hakkaniyete, usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından emsal olarak belirlenen taşınmazın 13.12.2021 tarihinde, .. Büyükşehir Belediyesi'nin 1/25.000 ölçekli ... Planı değişikliğinden önceki bir dönemde satıldığı dikkate alınmadan ek raporda bu hususa yönelik bedel düşürüldüğünü, imar uygulamasına tabidir şerhinin ... Belediyesince sehven konulduğu hususu ile ek raporda değer düşüklüğüne gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zaten kök raporda da imar uygulamasına tabi olmadığı bilinci ile değerlendirmiş ve puanlama yapıldığını, ek raporda yapılan değişikliğin herhangi bir gerekçe ortaya koymadan, taraflı ve yanlı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu, ek raporda karşılaştırma tablosunda davaya konu taşınmazın imar durumu puanının düşürülüp emsal taşınmazın imar durumunun arttırılmasının son derece hatalı bir değerlendirme olduğunu, emsal taşınmaz üzerindeki imar planı şerhinin kaldırılmış olması durumunun, davaya konu taşınmaz ile yapılan karşılaştırma tablosunda müvekkillere ait taşınmazın daha üstün bir taşınmaz haline getirmesi gerekirken aksi değerlendirilme yapılmasının hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, tapu kayıtlarındaki bir şerhin sehven konulması sebebiyle gerçeği yansıtmadığı belediyeden gelen cevabi bir yazıyla kanıtlanabilecek bir durum olmadığını, hükme esas alınan raporlarda emsal taşınmazın karşılaştırma tablosundaki katsayının belirli bir sayıya sabitlenmemesi tüm dosyalar açısından eşitliğin sağlanması açısından hakkaniyetsizlik oluşturduğunu, kat sayının sabitlenmemesi açısından bozmayı gerektirdiğini, objektif değer artışına sebep olacak hususlar dikkate alınmadan eksik değerlendirme yapılmıştır bozmayı gerektirdiğini, bilirkişi raporunda ağaç bedeli hatalı eksik hesaplandığını, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faizin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz değil en yüksek mevduat faizi işletilmesi gerektiğini, kamulaştırma bedeli tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun göz ardı edilmesinin müvekkilin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 16.12.2025