Anahtar kelimeler: Avmde Wwwcom Mantığından Satıcılar Mağaza Mesafeli Sitesi Pazar Üyelik Siparişler

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA VE TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile Davalı arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesinin” akdedildiği sözleşme gereği müvekkili tarafından, davalıya AVM'de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle www...com internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık edilerek www...com alan adlı internet sitesi üzerinden satışların gerçekleştirildiğini, Müşterilerin www...com internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo ile gönderildikleri ve müşterilerden gelen ödemelerin de ilgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığıyla ödendikleri, Bu satış ilişkisi kapsamında davalı satıcıya pazar yeri hizmeti verildiği ve karşılığında da davalının sattığı ürün bedelleri ile orantılı olarak komisyon bedeline hak kazamnıldığını, Müvekkili Şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki gereği Müvekkilinin zaman zaman davalı yerine bedel tahsil etmekte, zaman zaman da davalı yerine ödeme yaptığını, Müşterilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında ayıplı ürünün ayıpsız misli ile değişimi, ayıplı ürünün bedelinin iade edilmesi gibi sebeplerden kaynaklanan iade taleplerine ve müşterilerin lehine sonuçlanan tüketici hakem heyeti kararlarına istinaden Müvekkili Şirket müşterilere bedel iadesi yaptığını ve hem mevzuat hem de taraflar arasındaki sözleşme gereği Müvekkili Şirket'in bu bedeller bakımından satıcı firmalara rücu hakkı saklı olduğu ve Müşterilere yapılan iade miktarlarının, ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere her bir satıcının cari hesabına tahsilat iade virman kaydı olarak işlendiğini, bu kapsamda davalı tarafından 6.720,95 TL ödenmediğinden, Aleyhine ... 6. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının süresinde itiraz etmesi ile takibin durduğunu ifade ederek, İtirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının ... isimli e-ticaret platformunun işletmecisi olduğunu, taraflar arasında klasik anlamda bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davacının platform sağlayıcı ve aracı hizmet sunan konumda olduğunu, müvekkilinin ise platform üzerinden satış yapan tedarikçi olduğunu, ilişkinin üyelik sözleşmesine dayandığını Davacı tarafın alacağını “cari hesap alacağı” olarak nitelendirmesine karşılık, Türk Ticaret Kanunu m.89 uyarınca cari hesap sözleşmesinin yazılı yapılmasının zorunlu olduğu, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi ve hesap mutabakatı bulunmadığı, bu nedenle TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı, ilişkinin ancak açık hesap olarak değerlendirilebileceği, Bu kapsamda alacağın kalem kalem ve takibe konu faturalarla sınırlı olarak ispat edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili ayrıca Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.48 kapsamında mesafeli satış hükümlerine dayanılarak yapılan iadelerde davacının herhangi bir ayıp incelemesi yapmaksızın, hatta uzun süre kullanılmış ürünler bakımından dahi doğrudan müvekkiline iade faturası düzenlediğini, ürünlerin ftilen müvekkiline teslim edilmediğini, usulüne uygun ayıp muayenesi yapılmadığını, bu nedenle düzenlenen iade faturalarının hukuki dayanağının bulunmadığını, İcra takibine konu edilen alacak ile düzenlenen faturalar arasında illiyet bağı kurulamadığı, fiili teslim ve teknik inceleme yapılmadan bedelin müvekkile yükletilemeyeceği, Bunun yanında davacı tarafın aynı döneme ilişkin cari hesap alacağını farklı icra dosyalarında da talep ettiği, bu kapsamda ... 7. İcra Dairesi ... E. sayılı dosya ile ... 26. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyada da benzer taleplerde bulunduğu belirtilerek mükerrerlik itirazında bulunulmuş, aynı alacak kalemlerinin birden fazla takibe konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ifade ederek, Öncelikle yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlikten reddine, Ayrıca taraflar arasında yazılı bir cari hesap ilişkisi, usule uygun ayıp ihbarı ile muayenesi, iade faturası, ürün teslimi ve mutabakat metni olmaması ve icra takiplerinin mükerrer olması sebebiyle borca itiraz edilmiş olup, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olması sebebiyle davanın esastan reddine, yine davacının yasal koşulları bulunmayan icra inkar tazminatının reddi ile kötüniyetli davacının &20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata mahkumiyetine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
... 6. İcra Dairesi... Esas sayılı dosyası, BA / BS formları, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının ...6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır.
... 6. İcra Dairesi... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesaptan kaynaklanan 6.720,95 TL cari hesap alacağı, 1.350,00 TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 8.070,95 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir.
Deliller toplandıktan sonra; Tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, davacının ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor hazırlanması hususunda dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "...Davacı şirketin ticari defterlerinin, TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulduğu ve delil niteliğini haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının elektronik sistemine kayıtlı faturaları e-fatura sistemi üzerinden “Temel Fatura Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiği, Temel fatura senaryosu ile düzenlenen faturaların alıcısına kesin olarak tebliğ edilmiş sayıldığı ve bu faturalara itirazın, Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinde belirtilen yöntemlerle (noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile) yapılmasının mümkün olduğu anlaşılmıştır. Ancak; Somut olayda davacı tarafından davalıya kesilen tüm faturaların elektronik ortamda Temel Fatura olarak düzenlenip tebliğ edilmiş olmasına rağmen, eldeki davada talep edilen alacak kalemlerinin üç adet alacak makbuzundan kaynaklandığı görülmektedir. Davacının söz konusu alacaklarını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. maddesine dayandırdığı anlaşılmaktadır. Anılan maddede; alıcının cayma hakkı, caymaya bağlı iade, ayıp ve ayıba bağlı iade süreç ve şartlarının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine tabi olduğu, satıcının söz konusu mevzuat hükümlerine uymayı kabul, beyan ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Ayrıca sözleşmede; alıcının cayma hakkını kullandığını ...'ya bildirmesi halinde, ...'nın ayrıca bir inceleme yapma veya satıcıdan konuya ilişkin açıklama ya da savunma alma yükümlülüğü bulunmaksızın satılan ürün bedelini ve varsa ek zarar bedellerini alıcıya ödeyeceği, yapılan bu ödemenin ise satıcıya rücu edileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda davacı tarafından dava dışı alıcılara; 11.07.2023 tarihinde 1.659,72 TL - Burak Karabulut isimli alıcıya, 19.07.2023 tarihinde 1.724,02 TL - ... isimli alıcıya, 21.07.2023 tarihinde 3.337,22 TL - ...isimli alıcıya olmak üzere toplam 6.720,95 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu ödemelerin davacının muhasebe kayıtlarında yevmiye defterine numara verilmek suretiyle “... Nolu Tahsilat İade Virmanı” açıklamasıyla kaydedildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, iade şartlarının oluşması halinde ürün bedelinin alıcıya ödeneceği ve ödenen bedelin satıcıya rücu edileceği açıkça düzenlendiğinden, davacının davalıya rücu hakkının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacının davalıdan 19.09.2023 takip tarihi itibarıyla; 6.720,95 TL asıl alacak, 1.350,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.070,95 TL talep ettiği, Yapılan inceleme ve yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda, davacının davalıdan cari hesap alacağı nedeniyle 6.720,95 TL asıl alacak talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Ancak davacının, davalıyı takip öncesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir delil bulunmadığından, 1.350,00 TL işlemiş faiz talep edemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan 6.720,95 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun gereğince yıllık 9626,75 oranından başlayacak ve değişen oranlarda uygulanacak avans faizi işletilmesinin uygun olacağı..." görüş ve kanaate varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ...Esas, ...Karar Sayılı Kararı )
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, davalı mahkememize sunduğu beyan dilekçesi ile, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının bir kısmı bir başka dava sebebiyle ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin...E. sayılı dosyasına teslim edildiğini, müvekkilinin 2022- 2023 yılına ait defter kayıtlarının siber saldırıya uğradığını,... Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu soruşturma dosyasında KYOK kararı verildiğini beyan etmiştir. Mahkememizce ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına müzekkere yazılmış ve hangi yıllara ait defterlerin dosyalarında olduğu sorulmuş, verilen yazı cevabında 2015-2016 yıllarına ait defter kayıtları olduğu bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile, alacağın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, iade şartlarının oluşması halinde ürün bedelinin alıcıya ödeneceği ve ödenen bedelin satıcıya rücu edileceği açıkça düzenlendiğinden, davacının davalıya rücu hakkının bulunduğu, davalı tarafça borçlu olunmadığına yönelik bir bilgi ve belge de sunulmadığı, yapılan incelemeler sonucu davacının davalıdan cari hesap alacağı nedeniyle 6.720,95 TL asıl alacak talep edebileceği anlaşıldığından Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 6.720,95 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 6.720,95 TL alacağın %20'si olan 1.344,19 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 10. Maddesine göre "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." Davacı tarafça davalıya takip öncesi herhangi bir ihtarname çekilmediği, temerrüt oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda takip öncesi faiz istenemeyeceğinden davacının takip öncesi faiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 6.720,95 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 6.720,95 TL alacağın %20'si olan 1.344,19 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Harçlar Kanununca alınması gerekli 732,00 TL ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 3.901,00 TL'sinin davalıdan, bakiye 799,00 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 6.720,95 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 1.350,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 115,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 8.730,40 TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 7.246,23 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair KESİN olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!