Anahtar kelimeler: Hücresinde Çimento Sahasında Ölçü Fabrika Yazim Gösterdiğini Üretiminde İzmir Şirketlerinin

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI
: ████████ Esas-████████ Karar
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2024
DAVANIN KONUSU
: Tespit
DAİRE KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasından verilen █████/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, şirketlerinin ...’de çimento üretiminde faaliyet gösterdiğini, █████/2022 tarihinde fabrika sahasında bulunan 34,5 kv ölçü hücresinde davalı şirket personeli tarafından yapılan kontrol sırasında 24700099 numaralı tesisatın elektrik sayacına gerilim bilgisi sağlamakta olan 3 adet gerilim trafosundan 1. faza ait olan gerilim trafosunun ölçüm değerinin % 8,70 oranında fazla olduğu hususunun belirlendiğini ve bunun sonucu olarak elektrik sayacının % 2,874 oranında fazla tüketim ölçümü yaptığının anlaşıldığını, █████/2022 tarihli 7030 seri numaralı tespit protokolünde de bu hususun tutanak altına alındığını, ardından █████/2022 tarihinde şirketleri tarafından iki saatlik enerji kesintisinin yapıldığını, davalı şirket personeli denetiminde ölçü hücresinin açıldığını ve birinci faza ait hatalı ölçüm yapan gerilim trafosunun yenisi ile değiştirildiğini, ardından akım ve gerilim trafolarının testlerinin tekrar yapılarak birinci faza ait sayaca gelen gerilim değerinin düzeldiğinin belirlendiğini ve █████/2022 tarihli 257053 seri numaralı ölçü devresi elemanları değiştirme protokolü ile 7405 seri numaralı periyodik kontrol raporunda da bu hususun belirtildiğini, hatalı ölçüm sebebiyle şirketleri tarafından fazladan ödemeler yapıldığını, buna dayalı olarak davalı şirkete yapılan başvuru sonucunda █████/2021- █████/2022 dönemi için oluşan farkın ilgili perakende şirketleri tarafından hesaplanarak 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte şirketleri tarafından düzenlenen iade faturaları sonucunda ödendiğini, bir diğer anlatımla şirketlerinin davalıdan abonelik sözleşmesi gereğince aldığı elektrik dağıtım hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle uzun yıllar boyunca olması gerekenden fazla miktarda elektrik faturası bedelini ödediğini, bunula birlikte kendilerince fabrika sahasında yapılan ölçüm ve geriye dönük araştırma sonucunda ilgili sorunun şimdilik █████/2019 tarihinden beri devam ettiğinin belirlendiğini, bu kapsamda davalıya █████/2023 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik █████/2019-█████/2021 dönemine ait tüketimlerin güncellenmesini ve oluşan fark tutarlarının hesaplamalarının yaptırılmasını ve 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme faiziyle birlikte ödenmesini istediğini ancak davalı tarafın bu isteği reddettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını; şirketlerine ait 24700099 tesisat numaralı elektrik sayacının fazla tüketim kaydettiği hususunun davalı şirketin de kabulünde olduğunu, söz konusu sayacın kontrol yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunu, bu tespitin istenmesinde şirketin hukuki yararının bulunduğunu, davalı ile aralarında sözleşmesel ilişkinin bulunduğunu, davalının itiraz sürelerinin aşıldığı yönündeki iddiasına itibar edilmemesi gerektiğini, borca aykırı davranıştan kaynaklı bir alacak isteği bulunduğu için bu alacağın 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte itiraz süreleri geçse dahi fazla ödenen tutarların dava yoluyla istenmesinde herhangi bir engelin bulunmadığını belirterek şirkete ait ... fabrika sahasında bulunan 24700099 tesisat numaralı elektrik sayacının █████/2019- █████/2021 tarihleri arasında gerçeğe aykırı/hatalı tüketim/ ölçüm kaydetmesi sebebiyle fazladan ödenen bedellerin tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla açılan davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 36/1-2 ve ayrıca Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 133/5 maddeleri dikkate alındığında söz konusu itirazın ilgili itiraz dönemlerini kapsayan tedarikçi şirkete yapılmasının gerektiğini, ayrıca itiraz sürelerinin aşıldığını, daha önce yapılan GDDK haricinde geriye düzeltme yapılmasının mümkün olmadığını, davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, ayrıca bir tespit davasının açılması durumunda mahkemenin kendiliğinden hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmesinin gerektiğini, davacının asıl ulaşmak istediği durumun fazla ödendiğini iddia ettiği paranın iadesini yani edasını içerdiğini, davada hukuki yararın bulunmadığını, ölçümün yanlış olduğu iddia edilen cihazın davacının mülkiyetinde olduğunu ve davacı tarafça kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin uhdesinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın iddia ettiği alacak hakkında vazgeçtiğini, davacının tüzel kişi olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, █████/2021-█████/2022 tarihleri aralığı dışında herhangi bir alacak veya tazminat isteme hakkının bulunmadığını, davacı tarafın ölçü sisteminin tüm bilgilerin sahip olduğunu, ölçümde bir hata varsa zararın artmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, belirterek davanın reddine, vekalet ücretiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince, davacı vekili davalının █████/2019- █████/2021 tarihleri arasında gerçeğe aykırı hatalı tüketim-ölçüm kaydettiğini ileri sürerek bu döneme ilişkin fazladan ödenen bedellerin tespitine karar verilmesini istediği, davanın tarafları arasında sözleşme ilişkisinin varlığı konusunda bir uyuşmazlığın olmadığı, davacı tarafın fazla ödeme yaptıkları yönündeki iddiası yönünden belirsiz alacak davası şeklinde eda davası açmasının olanaklı olduğu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin █████/2019 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, davacının eda davası açma olanağı bulunmakla tespit isteğinde bulunmasında hukuki yararı olmadığından, davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın haksız olduğu, davacı şirketin fazladan ödediği bedellerin tespiti için mevcut davanın açıldığı elektrik ölçümünü yapan sayacın bakım ve onarımından sadece davacı şirketin sorumlu olduğu davacının fazladan ödediği bedel tespit edilmeden elektrik tedarik edilen şirkete eda davası açılamayacağı davalı dağıtım şirketi aleyhine tespit davası açılmasında davacı şirketin hukuki yararının bulunduğu elektriğin dava dışı bir başka şirketten tedarik edildiği sayacın hatalı tüketim kaydettiği sayacın hatalı tüketim kaydetmesi sebebi ile ölçülen tüketime fatura kesilmesinin birbirinden ayrı olgular olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, tespit davasıdır.
".... Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere, dava (yargılama) şartları denir. 6100 sayılı Kanun'un 114/1-h maddesi gereği davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartıdır. Dava açmakta hukuki yarar için; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca, açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). Uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesinde yarar vardır.
2. Bilindiği üzere, mahkemeden istedikleri hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında; bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir, Diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır.
3. Bir hukuki ilişkinin varlığı, tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, o hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde, davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir (6100 sayılı Kanun m. 106/II ). Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.
4. Tespit davası eda davasının öncüsüdür. Eda davası açılması mümkün olan hallerde, tespit davası açılmasında (kural olarak) hukuki yarar yoktur. Çünkü eda davası sonunda verilen hüküm ile aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir. Bundan başka, eda davası açılması mümkün olan hallerde, tespit davası açılmasına da izin verilirse, dava sayısının iki misline çıkması tehlikesi vardır. Bu ise, yalnız mahkemelerin işlerini çoğaltmakla kalmayıp, aynı zamanda hak arayanlar için de zaman ve para kaybına sebep olur ve bu nedenle usul ekonomisi ilkesine aykırı düşer (Kuru, Baki, Medeni Usul Hukuku Cilt I, Yetkin Yayıncılık, Ankara: 2020, s.403-405)..." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ E ███████ K sayılı içtihadı)
Somut olayda; davacı vekili, şirketlerinin ...’de çimento üretiminde faaliyet gösterdiğini, █████/2022 tarihinde fabrika sahasında bulunan 34,5 kv ölçü hücresinde davalı şirket personeli tarafından yapılan kontrol sırasında 24700099 numaralı tesisatın elektrik sayacına gerilim bilgisi sağlamakta olan 3 adet gerilim trafosundan 1. faza ait olan gerilim trafosunun ölçüm değerinin % 8,70 oranında fazla olduğu hususunun belirlendiğini ve bunun sonucu olarak elektrik sayacının % 2,874 oranında fazla tüketim ölçümü yaptığının anlaşıldığını, █████/2022 tarihli 7030 seri numaralı tespit protokolünde de bu hususun tutanak altına alındığını, ardından █████/2022 tarihinde şirketleri tarafından iki saatlik enerji kesintisinin yapıldığını, davalı şirket personeli denetiminde ölçü hücresinin açıldığını ve birinci faza ait hatalı ölçüm yapan gerilim trafosunun yenisi ile değiştirildiğini, ardından akım ve gerilim trafolarının testlerinin tekrar yapılarak birinci faza ait sayaca gelen gerilim değerinin düzeldiğinin belirlendiğini ve █████/2022 tarihli 257053 seri numaralı ölçü devresi elemanları değiştirme protokolü ile 7405 seri numaralı periyodik kontrol raporunda da bu hususun belirtildiğini, hatalı ölçüm sebebiyle şirketleri tarafından fazladan ödemeler yapıldığını, buna dayalı olarak davalı şirkete yapılan başvuru sonucunda █████/2021- █████/2022 dönemi için oluşan farkın ilgili perakende şirketleri tarafından hesaplanarak 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte şirketleri tarafından düzenlenen iade faturaları sonucunda ödendiğini, bir diğer anlatımla şirketlerinin davalıdan abonelik sözleşmesi gereğince aldığı elektrik dağıtım hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle uzun yıllar boyunca olması gerekenden fazla miktarda elektrik faturası bedelini ödediğini, bunula birlikte kendilerince fabrika sahasında yapılan ölçüm ve geriye dönük araştırma sonucunda ilgili sorunun şimdilik █████/2019 tarihinden beri devam ettiğinin belirlendiğini, bu kapsamda davalıya █████/2023 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik █████/2019- █████/2021 dönemine ait tüketimlerin güncellenmesini ve oluşan fark tutarlarının hesaplamalarının yaptırılmasını ve 6183 sayılı kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme faiziyle birlikte ödenmesini istediğini ancak davalı tarafın bu isteği reddettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını; şirketlerine ait 24700099 tesisat numaralı elektrik sayacının fazla tüketim kaydettiği hususunun davalı şirketin de kabulünde olduğunu, söz konusu sayacın kontrol yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunu, bu tespitin istenmesinde şirketin hukuki yararının bulunduğunu, davalı ile aralarında sözleşmesel ilişkinin bulunduğunu, davalının itiraz sürelerinin aşıldığı yönündeki iddiasına itibar edilmemesi gerektiğini, borca aykırı davranıştan kaynaklı bir alacak isteği bulunduğu için bu alacağın 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte itiraz süreleri geçse dahi fazla ödenen tutarların dava yoluyla istenmesinde herhangi bir engelin bulunmadığını belirterek şirkete ait ....fabrika sahasında bulunan 24700099 tesisat numaralı elektrik sayacının █████/2019- █████/2021 tarihleri arasında gerçeğe aykırı/hatalı tüketim/ ölçüm kaydetmesi sebebiyle fazladan ödenen bedellerin tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla açılan davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 36/1-2 ve ayrıca Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 133/5 maddeleri dikkate alındığında söz konusu itirazın ilgili itiraz dönemlerini kapsayan tedarikçi şirkete yapılmasının gerektiğini, ayrıca itiraz sürelerinin aşıldığını, daha önce yapılan GDDK haricinde geriye düzeltme yapılmasının mümkün olmadığını, davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, ayrıca bir tespit davasının açılması durumunda mahkemenin kendiliğinden hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmesinin gerektiğini, davacının asıl ulaşmak istediği durumun fazla ödendiğini iddia ettiği paranın iadesini yani edasını içerdiğini, davada hukuki yararın bulunmadığını, ölçümün yanlış olduğu iddia edilen cihazın davacının mülkiyetinde olduğunu ve davacı tarafça kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin uhdesinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın iddia ettiği alacak hakkında vazgeçtiğini, davacının tüzel kişi olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, █████/2021- █████/2022 tarihleri aralığı dışında herhangi bir alacak veya tazminat isteme hakkının bulunmadığını, davacı tarafın ölçü sisteminin tüm bilgilerin sahip olduğunu, ölçümde bir hata varsa zararın artmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemsi istinafa konu █████/2024 tarihli kararı ile hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-h maddesi gereğince davanın usulden reddine karar vermiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından kararın haksız olduğu davacı şirketin fazladan ödediği bedellerin tespiti için mevcut davanın açıldığı elektrik ölçümünü yapan sayacın bakım ve onarımından sadece davacı şirketin sorumlu olduğu davacının fazladan ödediği bedel tespit edilmeden elektrik tedarik edilen şirkete eda davası açılamayacağı davalı dağıtım şirketi aleyhine tespit davası açılmasında davacı şirketin hukuki yararının bulunduğu elektriğin dava dışı bir başka şirketten tedarik edildiği sayacın hatalı tüketim kaydettiği sayacın hatalı tüketim kaydetmesi sebebi ile ölçülen tüketime fatura kesilmesinin birbirinden ayrı olgular olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava değişik iş yoluyla yapılan tespit değil esastan açılan bir davadır. Davaya konu dönem █████/2019 ve █████/2021 tarihleri arasındaki gerçeğe aykırı hatalı tüketim ve ölçümden kaynaklanan fazladan ödenen bedellerin tespitine ilişkindir. Davacı vekili faturaların iptalini yada fazla ödediği bedellerin davalı şirketten tahsilini talep etmemiştir. Dava tespit davası olarak açılmıştır. Eda davası açılması mümkün hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden (eda ve inşai dava ) biriyle sağlana biliyorsa o zaman davacının dava açmakta hukuki yararı olmaz. HMK 106/1 maddesi gereğince mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının yada yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespit davası açılası yoluyla istenmesi olanaklıdır. Davanın tarafları arasında sözleşmenin varlığı hususunda ihtilaf yoktur. Davacı tarafın fazla ödeme yaptıkları yönündeki iddiası yönünden belirsiz alacak davası şeklinde eda davası açma imkanı mevcuttur. Yine sayacın bakım ve onarımının hatalı yapıldığı sayacın yanlış ölçüm yaptığı hususundaki iddiaların değişik iş yoluyla tespit istemine konu edilmesi mümkündür. Ancak davacı taraf değişik iş yoluyla tespit istememiş ve tespit davası açmıştır. İlk derece mahkemesinin verdiği hukuki yarar yokluğu sebebi ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun nitelikte görülmekle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında verilen █████/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar harcından, davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!