Anahtar kelimeler: Eğrek Sulak Öteden Harman Köylünün İğdır Yöreyi Bilen Tarafsız Sorulup
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 8. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza
    SAYISI
    : 511-240
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanıkların, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine ilişkin Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.03.2014 tarihli ve 19-78 sayılı hükümlerin, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.05.2016 tarih ve 13120-6688 sayı ile; "Belediye sınırları içerisinde bulunan dava konusu yere ilişkin olarak, mahallinde yeniden keşif yapılarak, öteden beri köylünün ortak kullanımına bırakılmış mera, harman yeri, eğrek yeri, yol ve sulak gibi yerlerden olup olmadığı, yöreyi iyi bilen tarafsız yerel bilirkişi ve tanıklardan da sorulup kesin biçimde saptandıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 13.02.2019 tarih ve 511-240 sayı ile; hakkı olmayan yere tecavüz suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 154/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 154/1, 62/1, 52/2, 51/1 ve 51/3. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve ertelemeye ilişkin verilen hükümlerin, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 16.11.2021 tarih ve 14158-21036 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.12.2021 tarih ve 32346 sayı ile; "...Yüksek Dairenizin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, belediye sınırlarında bulunan meraya/yaylaya tecavüz eylemleri 5841 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 5237 sayılı TCK'nın 154/1. madde ve fıkrası uyarınca suç olmaktan çıkarılmıştır. Belediye sınırları içerisinde kalan bu mahiyetteki yerler bakımından suça ilişkin belirleyici husus, dava konusu meranın herhangi bir köye tahsisinin olup olmadığıdır. Suça konu yerin bulunduğu ... beldesinin 26.12.1998'de belde olduğu belirlenmiş olup aynı zamanda herhangi bir köye tahsis edildiğine dair dosya içerisinde başkaca bir kayıtta bulunmamaktadır.
    Açıklanan yasal dayanak ve nedenler karşısında, belediye sınırları içerisinde kalan dava konusu yere ilişkin olarak atılı suç unsurlarının oluşmadığı, tanık beyanlarına konu belde olmadan önceki suç teşkil eden eylemlerin ise zamanaşımı nedeniyle suça ve davaya konu edilemeyeceği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.03.2022 tarih ve 18984-5067 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2021 tarihli itirazından sonra Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan nüfus kayıt örneklerine göre 30.05.2025 tarihinde sanık ...'in, 15.06.2022 tarihinde ise sanık ...'nın öldüğünün anlaşılması karşısında bu sanıklara yönelik itiraz bakımından Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılıp yapılamayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    İhbarda bulunan ... 21.10.2010 tarihli dilekçesinde; ... beldesi, Yeni Mahalle muhtarı olduğunu, 2009 yılında göreve geldiklerinde iki mahalle muhtarı, belediye başkanı ve çifçi koruma başkanı ile birlikte toplanıp o tarihten sonra meralara kim tecavüz ederse hakkında suç duyurusunda bulunacaklarına dair karar aldıklarını, buna karşın belde halkından olan sanıkların beldelerine tahsisli meralara ev yapmak suretiyle tecavüzde bulunduklarını belirttiği,
    Kolluk tarafından düzenlenen 04.11.2010 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağından; ... beldesi, Yeni Mahalle, Çarıkçı mevkiinde sanık ... ile sanık ...'un avlu içinde tek katlı betonarme evlerinin bulunduğu, ... beldesi, Faruktoka Mahallesi, Mezarlık(Su deposu) mevkiinde ise sanık ...'in ev yapmak için temel attığı,
    Iğdır İl Tarım Müdürlüğünün 18.05.2011 tarihli ve 2259 sayılı yazısından; ... beldesinde mera tespit çalışması yapılmadığı,
    Iğdır Valiliği Tapu Müdürlüğünün 03.01.2012 tarihli ve 50 sayılı yazısından; mera kütüğü kaydında yapılan araştırmada Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... beldesine ait mera kaydına rastlanılmadığı,
    18.06.2013 düzenlenme tarihli tapu kaydından; Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... beldesi, Faruktoka Mahallesi sınırları içinde yer alan "Otlakiye" niteliğindeki 1 05... numaralı parselin Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu,
    Fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 07.02.2014 tarihli raporundan; Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... beldesi, 105 ada, 1 nolu parselin "Otlakiye" sıfatıyla Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, bu parsel üzerinde sanık ...'in 4.500 m²'lik avlusu içinde 102 m²'lik bir adet evinin, sanık ...'un 2.500 m²'lik avlusu içinde 160 m²'lik bir adet evinin, sanık ...'in ise 159 m²'lik bir adet evinin bulunduğu,
    Zirai bilirkişi tarafından düzenlenen 24.02.2014 tarihli bilirkişi raporundan; toprak yapısı, meyil durumu ve üzerindeki bitki örtüsü itibarıyla suça konu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera olduğu,
    Zirai bilirkişi tarafından düzenlenen 03.07.2018 tarihli rapordan; söz konusu taşınmazın mera komisyonu tarafından 2017 yılında ... beldesine tespit, tahdit ve tahsisi yapılan bir alan olduğu,
    Açık kaynaklardan yapılan araştırmada 26.12.1998 tarihinde Iğdır ili, Merkez ilçesine bağlı ... köyünde "..." ismiyle belediye kurulduğu,
    Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan nüfus kayıt örneklerine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2021 tarihli itirazından sonra 30.05.2025 tarihinde sanık ...'in, 15.06.2022 tarihinde ise sanık ...'nın öldüğü,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... Belediyesini temsilen ...; ... Belediye Başkanı olduğunu, aynı beldede ikamet eden sanıkların meraya ev yapmak suretiyle tecavüzde bulunduklarını, söz konusu meranın ... beldesine ait olduğunu,
    Mahalli bilirkişiler ..., ... ve ... benzer şekilde; ... beldesinde ikamet ettiklerini, keşif sırasında gezmiş oldukları yerin eskiden beri ortaklaşa kullandıkları ve hayvan otlattıkları mera vasfında taşınmaz olduğunu,
    İfade etmişlerdir.
    Sanıklar ... ve ... aşamalarda benzer şekilde; ... beldesi, Yeni Mahalle, Çarıkçı mevkiine tek katlı birer ev yaptıklarını, evlerini yaptıkları yerin hazineye ait olduğunu, mera arazisi olduğunu bilmediklerini,
    Sanık ...; ... beldesi su deposu mevkiine ev yapmak için temel attığını, temel attığı yerin mera arazisi olduğunu bilmediğini,
    Savunmuşlardır.
    V. GEREKÇE
    A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2021 tarihli itirazından sonra Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan nüfus kayıt örneklerine göre 30.05.2025 tarihinde sanık ...'in, 15.06.2022 tarihinde ise sanık ...'nın öldüğünün anlaşılması karşısında bu sanıklara yönelik itiraz bakımından Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılıp yapılamayacağı;
    1. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.03.2025 tarihli ve 200-140 sayılı kararında açıklandığı üzere,
    CMK’nın olağanüstü kanun yolları bölümünde yer alıp 308. maddesinde düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazının, Özel Ceza Daire kararlarındaki hukuka aykırılıkların, Ceza Genel Kurulu tarafından giderilmesini isteme ve bu yolla içtihat birliğini sağlama işlevi de bulunmaktadır. Kanun yollarının ortak amacı, kararların hukuka ve maddi gerçeğe uygunluğunun denetlenmesi olup Yargıtay Ceza Dairelerinin temyiz incelemesi sonucunda verdikleri kararların da temyiz incelemesinin kapsamı gözetilerek gerek maddi gerekse muhakeme hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinde bir tereddüt bulunmamaktadır.
    Bununla birlikte, kanun yolu davası açabilmek için korunan hukuki yararın ihlâl edilmiş olması gerekir. Kanun yolu başvurusunun temel şartlarından biri karardan zarar görme şartıdır (Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, Ankara, 2021, s. 894-899). Olağanüstü kanun yollarının genel amacı, kesin hükmün otoritesinin ancak çok ciddi boyutta hukuka aykırılıkların bulunması hâlinde hukuk düzenince kabul görmeyerek ortadan kaldırılmasıdır. Yargısal kararın güvenirliği ve hukuki kesinlik ilkeleri de dikkate alındığında, ancak hukuki yararın bulunması kaydıyla olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği kabul edilmelidir.
    2. Hukuki Değerlendirme
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının, sanıklara isnat edilen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve bu yolla içtihat birliğinin sağlanması amacını taşıdığı, ancak sanıkların itiraz tarihinden sonra ölmeleri nedeniyle ceza mahkûmiyeti ve mahkûmiyete bağlı tüm sonuçlar ortadan kalkacağı için yalnızca sanıklar açısından sonuç doğuracak olan hükümlerin, maddi ceza hukuku veya muhakeme hukukuna uygun olup olmadığının denetlenmesinde hukuki bir yarardan söz edilemeyeceği, müsadereye ilişkin herhangi bir yargılama veya hükmün de bulunmaması sebebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının konusunun kalmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının sanıklar ... ve ... bakımından ön sorun yönünden reddine karar verilmelidir.
    B. Sanıklar ..., ... ve ...'a isnat edilen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı;
    1. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    TCK’nın "Hakkı olmayan yere tecavüz" başlıklı 154. maddesi;
    "Bir hakka dayanmaksızın kamuya veya özel kişilere ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.
    Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapteden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fikrada yazılı cezalar uygulanır.
    Kamuya ait veya özel suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fikrada yazılı cezalar uygulanır." şeklinde hüküm altına alınmış iken anılan maddenin birinci fıkrası 14.03.2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmakla yürürlüğe giren 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un birinci maddesi ile; "Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir." şeklinde yeniden düzenlenerek kamuya ait taşınmaz mal veya eklentileri bu fıkra kapsamından çıkartılıp anılan fıkrada düzenlenen suçun takibi şikâyete bağlı hâle getirilmiştir. Yapılan değişikliğin gerekçesi ise; "...kamuya ait olan veya kamunun hüküm ve tasarrufu altında bulunan malların korunması, idare tarafından, kamu gücünün kullanımı ile her zaman mümkün bulunmaktadır. Öte yandan, kamuya ait taşınmazların ceza hukuku kapsamında korunmasına yönelik hükümler, ilgili kanunlarında yer almaktadır. Şöyle ki; ormanlar bakımından 6831 sayılı Orman Kanununda, kıyılar bakımından 3621 sayılı Kıyı Kanununda, köylünün ortak yararlanmasına ayrılmış, mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallar bakımından Türk Ceza Kanununun 154 üncü maddesinin iki ve üçüncü fıkralarında özel düzenlemeler yer almaktadır. Bu düzenlemeler karşısında kamuya ait taşınmazlar bakımından genel bir ceza hükmünün getirilmiş olması, uygulamada tereddüt ve farklılıklara sebep olduğu gibi yukarıda değinilen idarenin sahip olduğu, aldığı karar ve tedbirleri kolluk gücüyle doğrudan uygulama imkanı karşısında gereksiz bulunmaktadır." şeklinde açıklanmıştır.
    Anılan maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketler; köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt etme veya bunlar üzerinde tasarrufta bulunma ya da sürüp ekmektir. Zapt etme; taşınmazdan başkalarının kısmen veya tamamen yararlanmasını engellemek, taşınmazı fiilen el altında tutmaktır. Tasarruf etmek ise, taşınmazın devamlı bir biçimde kullanılması olup kısa süreli tasarruflar, kanunun aradığı anlamda tasarruf değildir. Öte yandan sürüp ekmek de, taşınmaz üzerinde tasarruf etme şekillerinden biridir.
    Kesintisiz (mütemadi) niteliğe haiz olan bu suçun konusunu köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi köy halkı tarafından ortaklaşa kullanılan taşınmaz mallar oluşturmaktadır. Maddede söz konusu yerler tahdidi olarak sayılmamış "gibi" ibaresi kullanılarak benzer özelliklere sahip yerlerin de suçun konusu olabileceği belirtilmiştir. Köylünün ortak kullanımında olmayan tarla veya arsa vasfındaki taşınmazlar ise bu suçun konusunu oluşturmazlar.
    Sanıklara isnat edilen eylem göz önüne alındığında bu aşamada "Mera" kavramına ilişkin mevzuat hükümlerine değinilmesi gerekmektedir.
    28.02.1998 tarihli ve 23272 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmakla yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 1. maddesine göre anılan Kanun'un amacı; "Daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır." şeklinde açıklanmıştır.
    "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde "Mera" ibaresinin hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri, (k) bendinde "Komisyon" ibaresinin mera komisyonunu, (m) bendinde "Otlak" ibaresinin mera ile aynı niteliklere sahip yeri ifade ettiği belirtilmiştir. 6. maddesinin suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan birinci fıkrasında ise mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılacağı, bu amaçla valinin görevlendireceği bir vali yardımcısı başkanlığında bir komisyon kurulacağı, komisyonların valilik onayı ile oluşturulacağı hüküm altına alınmıştır.
    "Mera, Yaylak ve Kışlakların Hukuki Durumu" başlıklı 4. maddesinde; mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğu belirtildikten sonra Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bu yerlerin özel mülkiyete geçirilemeyecekleri, amaçları dışında kullanılamayacakları, zamanaşımı hükümlerine tabi olmadıkları ve sınırlarının daraltılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
    "Mera, Yaylak ve Kışlak Olarak Tahsis Edilecek Yerler" başlıklı 5. maddesinde ise mera komisyonunca tespit edilecek ihtiyaca göre kadimden beri mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılan ve aynı amaçla kullanılmak üzere köy veya belediyelere tahsis ya da terk edilen; Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği anlaşılan; mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak olan; tapu kayıtlarında mera, yaylak ve kışlak olarak görülen ve hâlen işgal edilen yerlerin mera, yaylak ve kışlak olarak, köylere veya belediyelere tahsis edileceği belirtilmiştir.
    Anılan mevzuat hükümleri de göz önünde bulundurulduğunda tahsisli mera, Devlete ait olup hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için kullanım hakkı idari bir işlemle bir veya birkaç köy veya belediyeye bırakılan, kadim mera ise, böyle bir tahsis işlemi bulunmamasına karşın köy veya kasaba halkı tarafından başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için kullanılan taşınmazlardır. Mera olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mera olarak kullanılagelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez.
    2. Hukuki Değerlendirme
    Iğdır ili, Merkez ilçesi, ... beldesi, Faruktoka Mahallesi sınırları içinde yer alıp Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan "Otlakiye" niteliğindeki 1 05... numaralı parselde bulunan meraya sanıklar ... ve ...'un ev yapmak, sanık ...'in ise bu amaçla temel atmak suretiyle tecavüz ettikleri iddia edilen olayda;
    TCK'nın 154. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun konusunu madde metninden de anlaşılacağı üzere köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi köy halkı tarafından ortaklaşa kullanılan taşınmaz mallar oluşturabilir. Oysa, suçun işlendiği 13.12.2010 tarihi itibarıyla söz konusu mera niteliğindeki taşınmazın kullanım hakkının idari işlemle herhangi bir köye tahsis edildiğine ilişkin kayda dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Mahalli bilirkişi beyanlarından da bahse konu taşınmazın öteden beri köy halkı tarafından değil ... beldesi halkı tarafından ortaklaşa kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki zirai bilirkişi tarafından düzenlenen 03.07.2018 tarihli rapora göre bu taşınmaz suç tarihinden sonra, 2017 yılında mera komisyonu tarafından ... beldesine mera olarak tahsis edilmiştir. Bununla birlikte suç tarihinden önce 14.03.2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmakla yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun’un birinci maddesi ile TCK'nın 154. maddesinin birinci fıkrasının yeniden düzenlenmesi sonucunda kamuya ait taşınmaz mal veya eklentileri bu fıkra kapsamı dışında bırakılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanıklara isnat edilen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının;
    a. Sanıklar ... ve ...'ya ilişkin ön sorun yönünden REDDİNE,
    b. Sanıklar ..., ... ve ...'a ilişkin asıl uyuşmazlık konusu bakımından KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16.11.2021 tarihli ve 14158-21036 sayılı onama kararının sanıklar ..., ... ve ... bakımından KALDIRILMASINA,
    3- Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli ve 511-240 sayılı kararının, sanıklar ..., ... ve ...'a isnat edilen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun yönünden oy birliğiyle, asıl uyuşmazlık konusu bakımından ise oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!