Anahtar kelimeler: İlliyet Bağı Fahiş Geçirdiği Göremezliğe Bakırköy Uğradığını Kazası Hiçbir Kesinlik
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 23. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 08.09.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kaza ile yapılan iş arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, davacının hiçbir maddi zararının bulunmadığı, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının 08.09.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen rapora göre %77 oranında maluliyete uğradığı, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %50 oranında kusurlu olduğu, %50 oranında kaçınılmazlık olduğu, davacı işçiye atfedilebilecek bir kusurun mevcut olmadığı, toplam maddi zararı olan 2.209.994,44 TL'nin yarısından davalı sorumlu olmakla kaçınılmazlık unsuru nedeniyle kalan yarısının %60'ı olan 662.998,332 TL'den de davalının sorumlu olduğu, davacının 1.767.995,55 TL maddi tazminat alacağının hüküm altına alındığı gerekçesiyle, "davanın kısmen kabulüne, 1.767.995,55 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, zamanaşımına itirazlarının dikkate alınmadığını, dava ve ıslah tarihi itibariyle alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ücretinin hatalı şekilde tespit edildiğini, kaza ile yapılan iş arasında illiyet bağı olmadığını, olayın mesai saatleri dışında gerçekleştiğini, şirkete atfedilecek bir kusur olmadığını, iş yeri hekimince çalışmaya uygun olduğuna dair rapor verildiğini,araç kullanma sürelerinin aşılmadığını, genetik nedenlerin etkili olduğunu, hesaplamada esas alınan iş göremezlik oranı ve kusur oranının hatalı olduğunu zira en son kusur raporunda davalının %50 kusurlu olduğu belirlenmişken, aktüerya hesabında %100 kusur üzerinden hesaplama yapıldığını, Adli Tıp Kurumu tarafından %48 olarak oran belirlenmişken Kurumun %90 işgöremezlik derecesi üzerinden yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, meydana gelen olay ile yapılan iş arasında illiyet bağı olup olmadığı yönünde rapor alınması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya kapsamından, davalıya ait işyerinde tır şoförü olarak çalışan davacının Türkiye’den İspanya’ya yük götürdüğü, İspanya’da yükünü boşalttıktan sonra kamyon park alanında tır içinde baygın bulunarak hastaneye kaldırıldığı, beyin damarlarında meydana gelen tıkanma sonucu felç geçirdiğinin anlaşıldığı, 22.10.2022 tarihli SGK denetim raporunda; davalı işverenin, yardımcı şoför veya personel temin etmemesi, periyodik muayenelerinin doğru değerlendirilmemesi nedeniyle %75 , sigortalının %25 kusurlu olduğunun değerlendirildiği, dava konusu iş kazasına ilişkin SGK tarafından açılan rücuan tazminat davasında Bakırköy 45 İş Mahkemesi ████████ Esas sayılı kararı ile meydana gelen olayda davalı işverenin %40 oranında kusurlu olduğu, dava dışı kazazedenin ise %10 oranında kusurlu olduğunun ve bünyesel faktörlerin olayda %50 oranında etkili olduğunun kabul edildiği,kararın kesinleşmediği; eldeki dosyada mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda ise davalı işveren ...ve .... A.Ş.'nin %50 oranında kusurlu olduğu, bünyesel faktörlerin %50 oranında etkili olduğu, davacı işçi ...'e herhangi bir kusur atfedilmediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan 1.5.2023 tarihli hesap raporunda davacının maddi zararının 1.610.579.44 TL olarak hesaplandığı, davacı vekiline anılan bilirkişi raporunun 09.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmediği, 25.05.2023 tarihli dilekçesi ile rapora itirazının bulunmadığını beyan ettiği, takip eden 28.09.2023 tarihli celsede rapora karşı bir diyeceği olmadığını belirterek ıslah için süre talep ettiği, davalının itirazı üzerine alınan 04.03.2024 tarihli hesap raporu ile işlemiş devre sonu ileri çekilerek davalının %100 kusurlu olduğu ihtimaline göre davacının maddi zararının 2.209.994,44 TL olarak hesaplandığı , mahkemece davacının hesap raporuna itiraz etmemesi nedeniyle davalı lehine oluşan usuli hak göz ardı edilerek ve kusur raporunda belirlenen bünyesel faktör oranı kaçınılmazlık gibi değerlendirilerek %60'ı davalı kusuruna eklenmek suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun açık buyruğudur. İşverenin, çalışanlarının işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede işçisinin yasal sınırları aşar süratte araç kullanmasını önlemek için gerekli tedbirleri alması, risklerden kaçınması, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmesi, risk değerlendirmesi yapması ve/veya yaptırması, teknik gelişmelere uyum göstermesi, tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmesi, mesleki riskleri önlemesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbiri alması, gerekli araç ve gereçleri sağlaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmesi ve mevcut iş yerinin iyileştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur.
Beyin kanaması /kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde beyin kanaması/felç riskine yol açacak rahatsızlıklarına ilişkin bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, olaydan önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmalı, nöroloji uzmanı bir hekimin de yer alacağı üçlü bilirkişi heyetinden meydana gelen iş kazası olayında davacı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, müteveffanın felç geçirmesinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra , bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını dikkate alarak ve 01.05.2023 tarihli hesap raporuna davacının itirazı bulunmaması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış gereği, bilinen dönem sonu dahil bu raporda esas alınan verileri değiştirmeksizin - taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek- oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!