Anahtar kelimeler: Evraktan Kıymetli Yazim Dan Menfi İzmir Aldığını Borç Özetle Aldığı

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████KARAR TARİHİ
: █████/2023DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAİRE KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.İSTEM
:Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; ...'nın, 13.03.2017 tarihinde davalı ...'dan 50.000,00-TL borç para aldığını, davalıdan aldığı para karşılığında İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı dosyasına konu 17.01.2019 tarihli, 6958851 seri numaralı 59.500,00 TL tutarlı çeki verdiğini, davalı ile davacı olay tarihinden 1 ay içinde söz konusu çek bedelinin ödenerek çekin iadesi konusunda anlaştığını, taraflar arasında belirlenen 1 ay geçtikten sonra davacının henüz borcunu ödeyemeyeceğini söylemesi üzerine davalı 50.000,00.-TL'lik alacağı için yeni bir çek istediğini, davacı da eski tanıdığı olan davalıya aynı borç karşılığı olarak, vade tarihini uzatma amacı ile İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı dosyasına konu 30.01.2019 günlü, 6958852 seri numaralı, 59.500,00.-TL tutarlı çeki keşide ettiğini, tekrar belirlenen 1 ay geçtiğinde içinde bulunduğu maddi zorluk ve asıl alınan borç tutarından fazla olarak belirlenen meblağı da ödeyememesi sebepleriyle ve davalının talebi üzerine bu kez aynı borç karşılığı olarak █████/2019 keşide tarihli 6958853 çek nolu çek ile 59.500,00.-TL çek ile 30.02.2019 tarihli 6958854 çek nolu çek ile 59.500,00-TL çek ile borçlandırıldığını, 15.02.2019 tarihli çek İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. nolu dosyası ile 30.02.2019 tarihli çek ise İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. nolu dosyası ile davalı yanca takibe konulduğunu, davalı 2018 yılının eylül ayında davacının babasına giderek "Oğlunun bana 100.000,00.-TL borcu var, elimde de 4 adet çeki var, parayı ödemezsen sıkıntı olur" dediğini, çekleri geri verme şartı ile davalının 50.000,00.-TL'ye faiz işleterek 100.000,00.-TL'ye ulaştığını iddia ettiği alacağına karşılık ekte sunulu 100.000,00.-TL bedelli, 30.03.2019 vade tarihli bononun, bu kez davacı ve babası tarafından tanzim edilerek davalıya verildiğini, davacı ve babası, ilgili bononun vadesi gelmeden davalı ile iddia ettiği 100.000,00-TL borcun karşılığı olarak kendisine araba verilmesi hususunda anlaştıklarını, davacının davalıya olan borcuna karşılık davalının eşi olan dava dışı ... adına kayıtlı ....plakalı araç satımı gerçekleştirildiğini, aracın davalıya teslim edildiğini, ilgili aracın davacı adına kayıtlı iken 08.02.2018 tarihinde ....Şti.'ye satıldığını, sonrasında davacıya geri satılacak iken davacının talebi ile ... adına devredilen araç olduğunu,...Şti. firmasının yetkilisi ....'un tüm bu yaşananlara bizzat şahit olduğunu, araç satışını gerçekleştirdikten sonra davalıdan evraklarını talep ettiğini, davalı tarafça evrakların verilmeyerek, davacının oyalandığını, sonrasında arka arkaya hakkında açılan icra takipleri ile büyük bir mağduriyet yaşamaya başladığını, davalı en son olarak 100.000,00.-TL'lik bonoyu da İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. nolu icra dosyası ile takibe koyduğunu, gelinen son durumda asıl borç tutarının 50.000,00-TL iken, borçlandırılan meblağın 300.000,00.-TL'yi aşmış bulunduğunu, ayrıca bir de davalıya .... model ... marka otomobil satıldığını, dilekçe ekinde sundukları dekont örneği ile davalının davacıya ait .... isimli şirkete “mal bedeli” başlığıyla yalnızca 50.000,00-TL ödeme yaptığının açık olduğunu, davacıya ait şirket defterleri incelendiğinde davalının davacıya teslim ettiği herhangi bir mal bulunmadığının anlaşılacağını, kesilen fatura olmadığı gibi davalının, şirketten mal alabileceği bir ticari işin de mevcut olmadığını, davalının borçlu sıfatına haiz olduğu pek çok icra dosyası olduğunu şifahen bildiklerini ayrıca davalı hakkında tefecilik suçlaması ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ Sor. Numaralı dosyası ile şikâyette bulunulduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini, taraflarınca dava açılmadan önce ticari arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.YANIT
:Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; davacı yanın iddialarının kabulü mümkün olmadığı gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacının şirket sahibi olup tacir olduğunu, dolayısı ile vade yenilemek ve uzatmak için bu çekleri verdiğini iddia ettiğine göre, bu durumda vadesi geçen diğer çeklerini alması yahut bu çekleri alamayacak durumda ise en azından da bir ibraname alması gerektiğini, davacının bu iddiasına göre dahi eylemin tefecilik olmadığının açıkça ortada olduğunu, zira davacının beyanına göre, █████/2017 tarihinde 50.000,00-TL borç para verildiğinde, █████/2019 tarihli 59.500,00-TL lik çek verildiğini, 2 yıl sonrasına ödenecek bir para için yasal faizin dahi altında bir rakam üstüne konularak tek çek alınması eyleminin tefecilik olmadığını da gösterdiğini, davacının iddiası vade uzatmak amacı ile çek ve senetlerin verildiğini, ancak önceki çeklerin geri alınmadığı, önceki çeklerin bedelsiz kaldığına yönelik bedelsizlik iddiası olduğunu, davacı yan senede karşı olan bu bedelsizlik iddiasını ancak ve ancak yazılı delil ile kanıtlayabileceğini, bunun dışında ispat çabalarına muvafakatlerinin olmadığını, davacı yanın, kendisinin davalıya olan borcuna karşılık █████/2018 tarihinde İzmir 1.Noterliğinin 14555 nolu sözleşmesi ile davalının eşi .... adına satışının yapıldığını, satıcı firma yetkilisinin duruma şahit olduğunu iddia etmiş ise de bu iddiayı da kabul etmediklerini, davacının müvekkilden █████/2017 tarihinde aldığını iddia ettiği borç paraya karşılık █████/2019 tarihli 59.500,00 TL bedelli çeki verdiğini iddia etmiş iken çekin vadesinden önce çek bedelinden yüksek fiyatlı bir aracı borcuna karşılık verdiği iddiasının da hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğini, satım sözleşmesinde de belirtildiği gibi araç bedelinin nakden ödenerek alındığını, davacının bir yandan müvekkilin borcuna karşılık █████/2019 tarihli 59.500,00 TL lik çeki verdiğini, bu çekin ödenmemesi üzerine vade uzatmak amacı ile diğer senet ve çekleri verdiğini iddia etmiş iken diğer yandan iddiası üzerine çekin ödeme gününden önce bu borcuna karşılık iddia ettiği aracı 2018 yılının 10.ayında vermiş olsa idi o zaman neden ilk çek ödenmeyince vade uzatmak için akabinde bu çeki ödeyemediğinden diğer çek ve senetleri verdiğini, davacının bu iddiası da hem kendi içinde çelişkili hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiası bedelsizlik iddiası olup bu iddianın yazılı delil dışında kanıtlanabilmesinin mümkün olmadığını, davalının, davacıya muhtelif tarih ve miktarlarda borç paralar verdiğini, davacının sadece 50.000,00 TL aldığına yönelik iddiasının da banka kayıtları ile çürütülmüş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesi █████/2023 Tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında özetle; TTK'nın 18/2 maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde, basiretli bir adamı gibi hareket etmesi gerektiği, bu kapsamda ifa maksadıyla verilen kambiyo senetlerinin bedellerinin ödenmesi halinde, bedeli ödenen kambiyo senedini geri almaması ve bu suretle, birden fazla kambiyo senedi düzenlemesi ve davalıya vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, davalı tarafın sunduğu fatura ve banka dekontları içeriğine göre, dava konusu kambiyo senetlerinin, taraflar arasındaki borç ilişkilerine dayalı olarak düzenlendiği, suç ürünü mahiyetinde olmadıkları, kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz kambiyo senedi bedellerinin ödendiğinin davacı tarafça da yazılı belge ile kanıtlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
:Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
:Davacı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;-davacının ekonomik olarak zor durumda kaldığı bir dönemde davalının baskıları sonucu davaya konu çek ve senedi kendisine vermek zorunda kaldığını, olaya konu çeklerin ticari çek olup, davalı taraf ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını,-davalı tarafından çeklerin ve senetlerin davacıya teslim edilmediğini,-davalının ceza yargılamasının farklı aşamalarında vermiş olduğu beyanları ve vekilince sunulan dilekçelerde bu ve buna benzer bir çok çelişkinin mevcut olduğunu,-gerek banka dekontları, gerek çekler ve senet davalının davacıya yüksek faiz karşılığı borç para verdiğini açıkça gösterdiğini beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava; kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından keşide edilerek, davalıya verilen çek ve bonoların bedelsiz kalıp kalmadığı, bu kapsamda davacının, kambiyo senetlerinden dolayı davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmıştır.Davacı, davalıdan 50.000,00-TL borç para aldığını, buna karşılık çek verdiğini, ancak çekin karşılığını vadesinde ödenememesi nedeniyle müteakiben, dava konusu kambiyo senetlerinin aşamalı olarak düzenlenerek, davalıya verildiğini, bilahare, davacı borcunun, davacı adına kayıtlı olan ve davalının eşine teslim edilen ....plaka sayılı aracın, davacı tarafından, dava dışı ....Şti. Ne noter satışı ile satışı yapılmak sureti ile ödendiğini, ancak davalı tarafın, davacı tarafça aşamalı olarak davalıya teslim edilen dava konusu kambiyo senetlerini iade etmediği, davalının tefeci olduğunu, kambiyo senetlerinden dolayı davalıya borçlu olmadığını iddia etmiştir.Davalı ise; takibe konu senetlerin davacının kendisinden aldığı borca karşılık alındığını, bedelsizlik iddiasının davacının ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; Davacının düzenlediği ve imzası inkar edilmeyen kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz kambiyo senedi bedellerinin ödendiğini yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği halde, davacının soyut iddiaları dışında dava konusu kambiyo senedi bedellerinin ödendiğine dair herhangi bir belge sunamadığı, davalının tefeci olduğuna dair yapılan şikayet sonucu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca müsnet suçtan Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bedelsiz kalan kambiyo senedini kullanma suçundan dolayı açılan kamu davasında ise davalının beraatine karar verildiği, davalının davaya ve takibe konu kambiyo senetlerinin aynı zamanda tacir olan davacıya verdiği siparişler karşılığı ve banka ile elden verdiği borç para karşılığı düzenlendiği ve kambiyo senedine bağlı borçların ödenmemesi nedeniyle kambiyo senetlerinin takibe konu edildiğine dair beyan ve iddialarının ispatına dair sunduğu banka dekontları ve fatura içeriklerine göre, aynı zamanda tacir olan davacının, TTK'nın 18/2 maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde, basiretli bir adamı gibi hareket etmesi gerektiği, bu kapsamda ifa maksadıyla verilen kambiyo senetlerinin bedellerinin ödenmesi halinde, bedeli ödenen kambiyo senedini geri almaması ve bu suretle, birden fazla kambiyo senedi düzenlemesi ve davalıya vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davalı tarafın sunduğu fatura ve banka dekontları içeriğine göre, dava konusu kambiyo senetlerinin, taraflar arasındaki borç ilişkilerine dayalı olarak düzenlendiği, suç ürünü mahiyetinde olmadıkları, kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz kambiyo senedi bedellerinin ödendiğinin davacı tarafça da yazılı belge ile kanıtlanamadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla, ispat yükü kendisinde olan davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine ve yasal şartları oluşmadığından davalı yararına kötü niyet tazminat talebinin reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla, davacının tüm istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK 353-1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.