Anahtar kelimeler: Gününün Kredilerin Davetiye Günde Dinlenerek Gaziantep Sözlü Dinlenildikten Kesinlik Şartı

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekillerince temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen davacı ...Ş. vekili Av. ... , davalı ... vekili Av. ... ve davalı ... vekilleri Av. ... , Av. ... 'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı borçlu ... arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, kredilerin geri ödenmesinde temerrüde düşülmesi sebebiyle, borçlunun banka nezdindeki kredi hesaplarının kat edildiğini, daha sonra alacakların tahsili ve takibi için 20.000.000,00 TL miktarlı 16.03.2021 tanzim, 13.04.2021 vade tarihli bonoya dayalı olarak ... . İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyaları ile kambiyo takibi başlatıldığını, borçlunun haczi kabil malının bulunamadığını, ancak davacı bankaya olan borçlarının doğumundan sonra, söz konusu alacağın tahsilini teminen başlatılan takiplerden önce dava konusu 4 adet taşınmazını muvazaalı bir şekilde davalı üçüncü kişi ...'e devrettiğini belirterek bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'in, diğer davalı ... ’un mali durumunu ve zarar verme kastını bilen, bilebilecek durumda olan kişilerden olmadığını, ayrıca müvekkili ile ... arasında İİK 280/II’de gösterildiği üzere üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğine dair bir karine teşkil eden herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmadığı gibi müvekkilinin ikamet adresinin İstanbul, ...’ın ikamet adresinin ... olması dolayısıyla aralarında herhangi bir komşuluk ilişkisi de bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aciz halinin gerçekleşmediğini, davalı ile davacı banka arasında yapılandırma anlaşması yapıldığını, yapılan anlaşma çerçevesinde ilk taksitin Eylül 2021'de ödenmesi gerekmekte olup yapılandırmanın, davacı banka tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bozulduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesinin dışında yine anılan borcun doğumundan takip tarihine kadar olan sürede müvekkili ile davacı banka arasında başkaca kredi sözleşmeleriimzalandığını ve davalının bu kredileri vadesinde ödeyip borcu kapattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazların gerçek değeri ile resmi satış senetlerindeki değerleri arasında açık fark bulunduğu, davalı ...'in ... ilinde dava konusu taşınmazlar dışında bir taşınmazının bulunmadığı, davalı ...'in aynı gün devraldığı dava konusu taşınmazların bedelinin ödenmesine ilişkin herhangi bir belge de ibraz etmediği, davalı ...'in ve ...'ın kuyumculuk işiyle iştigal ettikleri ve İstanbul'da ikamet ettikleri, davalılar birbirlerini tanıdıklarından ve ticari ilişki içerisinde olduklarından davalı ...'in davalı-borçlunun davacı bankaya borcu olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; ... İli, ... İlçesi, ... Mah, 36 80... Parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın, ... İli, ... İlçesi, ... Mah, 36 80... Parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın, ... İli, ... İlçesi, ... Mah, 36 80... Parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın, ... Tapu Müdürlüğünün 15.10.2018 tarih ve 6721 yevmiye numarası ile, ... İli, ... İlçesi, ... Mah., 2448 Parsel Zemin Kat 1 nolu bağımsız bölüm dükkan niteliğindeki taşınmazın ... Tapu Müdürlüğünün 15.10.2018 tarih ve 7574 yevmiye numarası ile, borçlu davalı ...'ın hissesinin diğer davalı ...'e satışına ilişkin tasarrufların ayrı ayrı iptali ile, ... 2. İcra Müdürlüğü █████████ Esas sayılı dosyasında davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davacı tarafa cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; münferiden imzalanmış olan ve teminat olarak davalıya 16.03.2021 tarihinde 20.000.000,00 TL bono imzalatılan kredi sözleşmesinin tarihinin 22.09.2019 olup, bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede 22.09.2019 tarihli kredi sözleşmesi haricinde münferit bir kredi sözleşmesi tespitinin yapılamadığı, bu durumda münferit kredi sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinde öngörülen limitlerin sözleşmenin akdedildiği tarihteki koşullara uyarlanarak belirlenmesi ile 22.09.2019 tarihinde imzalandığı, buna göre borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu, öte yandan, davacının davalı borçluya ait başka taşınmazlar üzerinde ipoteği olduğu, davalı borçlu ... tarafından yapılan ödemeler, davacı banka lehine verilen ipotekler ve davacı banka tarafından haciz konulan taşınmazlar göz önüne alındığında davacı bankanın eldeki davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2. bendi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2024 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.1.İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277. md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.Tasarrufun iptali davalarında kural olarak, tasarrufun iptal edilebilmesi için borcun doğum tarihinin iptali istenilen tasarruf tarihinden önce olması gerekir. Bu husus, dava şartı olup mahkemece res'en araştırılmalıdır.Bölge Adliye Mahkemesince; kredi sözleşmesinin tarihinin 22.09.2019 olup, bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede 22.09.2019 tarihli kredi sözleşmesi haricinde münferit bir kredi sözleşmesi tespitinin yapılamadığı, bu durumda münferit kredi sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinde öngörülen limitlerin sözleşmenin akdedildiği tarihteki koşullara uyarlanarak belirlenmesi ile 22.09.2019 tarihinde imzalandığı, buna göre borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.Somut olayda takibe dayanak bononun ve 22.09.2019 tarihli kredi sözleşmesinin iptali istenen tasarruftan sonra düzenlendiği anlaşılmakta ise de, davacı vekili; davacı banka ile davalı borçlu arasında ilk olarak 2014 yılında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer kredilerin ise bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını belirtmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; davacı ...Ş. ile davalı ... arasında ilk olarak 09.01.2014 tarihinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin akdedildiği, ikinci genel kredi sözleşmesinin 02.06.2014 tarihinde düzenlendiği, 22.02.2019 tarihinde ise 02.06.2014 tarihli sözleşmeye limit artırımı yapılarak 20.000.000,00 TL'sına yükseltildiği, Ocak 2014 döneminden itibaren davalı tarafından kullanılan kredilerin bu sözleşmeler kapsamında kullanıldığı belirtilmiş olup, düzenlenen ilk genel kredi sözleşmesinin 09.01.2014 tarihli olduğu, davalı borçlunun ilk borçlandığı tarihin bu olduğu dikkate alındığında, tasarruf tarihi olan 15.10.2018 tarihinden önce borcun doğduğu anlaşılmış olup, davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekir.2.Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalı borçluya ait başka taşınmazlar üzerinde ipoteği olduğu, davalı borçlu ... tarafından yapılan ödemeler, davacı banka lehine verilen ipotekler ve davacı banka tarafından haciz konulan taşınmazlar göz önüne alındığında davacı bankanın eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilmişse de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafından kredi borcuna istinaden yatırıldığı beyan edilen 384.000,00 USD ve 16.000,00 USD tutarındaki ödemeler toplamı 400.000,00 USD ve satış yapılarak 3.006.000,00 TL karşılığının ve 30.06.2021 tarihinde ipotek fekki için ödenen 1.750.000,00 TL'sının, 16.03.20 21... .06.2021 tarihlerinde kredi borcuna mahsup edilerek kredi bakiyesinden düşürüldüğünün tespit edildiği, yapılan bu ödemelerden sonra borcun ve dava konusu icra takibinin devam ettiği anlaşılmış olup, Bölge Adliye Mahkemesinin bu gerekçesine de katılma imkanı bulunmadığından buna dair dava şartının da gerçekleştiğinin kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, HMK 373/2. maddesi uyarınca dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.