Anahtar kelimeler: Yanıtsız Davaticari Şifahen İkaz Zina Münferit Çağrıları Seçiminin Sürdürdüğünü Atandığını

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ----- iki pay sahibinden birisi olduğunu, diğer pay sahibi eşi ---------süre ile şirketi münferit imzası ile her hususta temsil etmek üzere yetki ile şirket müdürlüğüne atandığını, görev süresinin --- tarihinde sona erdiğini, ancak yeni müdür seçiminin halen yapılamadığını, fakat ------- müdürlük görevini hukuken değil fiilen sürdürdüğünü, şirketin yeni müdürünün bir an önce seçilmesi gerektiği hususunda hem şifahen hem de ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yazılı olarak ikaz edilen ---- çağrıları yanıtsız bıraktığını, davacı ---- eşi ve aynı zamanda şirket müdürü -----------sayılı dosyası üzerinden zina sebebiyle boşanma davası ikame ettiğini ve davanın halen derdest olduğunu, tarafların beşeri ilişkisinde meydana gelen ayrılıklar zamanla ticari ortaklıklarına da sirayet ettiğini, şirket müdürü -----------, ticaret hayatının genel kabul görmüş kurallarına aykırı, iyi niyet ile bağdaşmayan bir yönetim anlayışı sergilediğini, Türk Ticaret Kanunu m.573/3 uyarınca, Limited Şirketlerin amacı ve konusu ve esas sözleşmenin "Karın Dağılımı" üst başlıklı 11. maddesinde, maddede sayılan bir grup ekonomik şartın gerçekleşmesi halinde, ortaklara hisseleri oranında kar dağıtılacağı öngörülmesine rağmen şirket kurulduğu günden bugüne kar payı dağıtılmadığını, şirketin özellikle ------ yılı ve sonrasında oldukça büyüdüğünü pandemi sürecinde------ yapılan alışveriş yapma kültürünün ülkemizde de gözle görülür şekilde yayılmasıyla yüksek cirolar elde ettiğini, şirketin bilinen 8 (sekiz) çalışanı bulunduğunu, şirketin, halihazırda ülkemizin en büyük satış platformlarından biri olan ----- yakın takipçiye; ------- parça civarında geniş bir ürün yelpazesine sahip olup, şirketin ----isimli bir alt markası da bulunduğunu, davacı----------- tarafı olduğu boşanma davası kapsamında ---- tarafından bir Sosyal İnceleme Raporu hazırlandığını, -------- tarihli raporda---- firması olduğu, aylık ---- arasında kazancı olduğunu, sabah 10'dan akşam 10'a kadar çalıştığını..." belirttiğini, davacı ---- ise geçtiğimiz yıl ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin mali tablolarını talep ettiğini, gelen ihtarname cevabında yer alan,----- ayında aile konutunu habersizce terk edene kadar ----- elde ettiğimiz gelir ile muhtelif arabalar aldık ve şu anda oturduğumuz konutun kredi borcunu ödedik, beraber tatile çıktık, ev masraflarını beraber karşıladık. Dolayısıyla benim başka bir yerden gelirim de olmadığı da düşünülürse ---- ayına kadar ----------hesaplarını bildiği ve istediği zaman da ulaştığı çok açıktır." şeklindeki açıklamadan da anlaşılacağı üzere,---- şirketin gelirleri dışında bir geliri olmadığını ikrar ettiği ve ------ adeta şahsına ait bir "ticari işletme" olarak gördüğünün açıkça görüldüğünü, şirketin oldukça yüksek bir vergi borcu olduğunu, -----bu borçları düzenli olarak ödemekten imtina ettiğini, kar eden şirketin vergi borçlarının neden düzenli ödenmediği hususu anlaşılamadığını, şirketin vergilerinden 6183 s. Kanun gereğince ortakların şahsi sorumlu olduğu düşünüldüğünde, -----bu konuda da davacının menfaatine aykırı bir yönetim anlayışı benimsediğini tüm bu nedenlerle açmış oldukları davanın kabulüne Davalı------ cümle uyarınca haklı sebeple feshini, davacı pay sahibi ------- tasfiye payının ödenmesini, yargılama boyunca ortaklık faaliyetlerinin devamı için şirket müdürü olarak tarafsız bir kayyım atanmasını, haklı sebeple fesih taleplerininin Mahkeme tarafından kabul görmemesi halinde, Davacı -----uyarınca payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketten çıkarılmasını, ihtarname için ödenen -----dahil olmak üzere, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkememizce ----- tarihli ara karar ile; davalı şirkette organ boşluğu bulunduğu hususu dikkate alınarak, davalı şirkete dava sonuçlanıncaya kadar mali müşavir ---- yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiş, daha sonra ----- tarihinde davalı şirketin olağanüstü genel kurulunun yapıldığı ve ----- seçildiği ve genel kurul kararının ---- ilan edildiği, dolayısıyla şirketin organsızlık halinin sona erdiği anlaşıldığından bu kez ----- tarihli ara karar ile yönetim kayyımının görevinin sonlandırılmasına karar verilmiştir.Davalı şirket kayyımı davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce; ---- Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, ---- davalı şirketin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları, ----- olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tescil ve ilanının yapılıp yapılmadığı, ----- ortaklığı bulunan davalı şirket dışında ticari şirket bulunup bulunmadığı, bulunması halinde ilgili şirketlere ait tüm ticari sicil kayıtları sorulmuş, ------ davalı şirketin tüm vergi kayıtları, ----- çalışan işçi listesi ile işe giriş ve çıkış tarihleri, dava dışı -------- davalı şirketin bu platformlardan yaptığı satışlara ilişkin alınan ödemeler, sipariş ve iade bilgileri ile varsa sözleşme cezaları ile davalı şirkete uygulanan yaptırım olmak üzere tüm bilgi ve belgeler istenilmiş,------- davalı şirketin yaptığı ön muhasebe işlemlerine dair bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiş, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde Mahkememizce resen seçilen, bir mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, davacı tarafın itirazları doğrultusunda da bilirkişi listesinden resen seçilecek 1 Mali Müşavir, 1 tekstil bilirkişisi ve 1 Makine Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava, 6102 sayılı TTK 636/3. maddesine dayalı açılmış haklı nedenle şirketin feshine, olmadığı takdirde çıkma payı ödenerek davacının şirketten çıkarılmasına ilişkindir.Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketin sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçlarını düzenleyen 636. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Kanunda haklı sebeplerin ne olduğu düzenlenmemiş, bu konuda takdir hakkı somut olayın özelliği nazara alınarak Mahkemeye bırakılmıştır. Buna göre Mahkeme dayanılan vakıaların gerçekliğini, haklı sebep teşkil edip etmeyeceğini, ileri sürülen fesih sebeplerinin tarafın kendisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını, şirketin feshinin son çare olup olmadığını, dava açan pay sahibinin gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle paydaşlıktan çıkarılmasının daha adil bir sonuç yaratıp yaratmayacağını ve somut olaya göre şirketin ayakta tutulması daha hakkaniyetli ve adil bir sonuç doğuracak ise alternatif bir çözüm yolunun bulunup bulunmadığını değerlendirerek karar verecektir. Bir sebebin hukuki ilişkinin sonlandırılmasında haklı sebep olarak kabul edilebilmesi için, o hukuki ilişkiyi tarafları açısından çekilmez hale getirmesi, hukuki ilişkinin devamında bir faydanın kalmaması gerekir.Haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini takdir yetkisi hâkime aittir. Şüphesiz hâkim söz konusu sebebin haklı olup olmadığını takdir ederken ilgili limited şirketin yapısını da göz önünde bulunduracaktır. Şöyle ki limited şirketler TTK m. 124 hükmünde açıkça sermaye şirketleri arasında sayılmış olmakla birlikte, anonim şirketlere kıyasla şahıs ortaklığı özellikleri gösteren nitelikleri de mevcuttur. Pay devrinin imzaları noter onaylı sözleşme mecburiyetiyle zorlaştırılmış olması, yan edim yükümlülükleri getirme imkânı, çıkma ve çıkarılma kurumlarının düzenlenmiş olması gibi hükümler limited şirketin bu yönünü göstermektedir. Dolayısıyla çok ortaklı, tüm ortakların şirket işleriyle bizzat ilgilenmeyip daha ziyade anonim şirketlerde olduğu gibi kişiliklerinin ön plana çıkmadığı, yaptığı yatırımın değerlenmesine önem verdiği “kapitalist karakterli” limited şirketlerde, ortakların şahıslarında meydana gelen sebepler her zaman haklı sebep sayılamayabilir. Bu hâlde ortaklar, ortaklık ilişkilerinden kaynaklanan, yani objektif nedenlerden dolayı haklı sebebe dayanarak çıkma haklarını kullanabileceklerdir. Ortaklığın sürekli zarar etmesi, uzun yıllar boyunca kâr dağıtılmaması, şirketin atıl durumda olması, ortakların birbirlerine duydukları güven ortamının kaybolması, amacın gerçekleşmesinde hukuki veya ekonomik imkânsızlıkların doğması şeklinde doktrinde birçok husus örnek olarak sayılmıştır. ---------------Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde genel olarak denilebilir ki, ortaklığın devam etmesi, doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan beklenemiyorsa, haklı sebep gerçekleşmiştir. Elbette bu değerlendirmede davacı ortağın ortaklık ilişkisinin ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi hususundaki menfaatiyle ortaklık ilişkisinin aynen devam ettirilmesinde çıkarı olan kimselerin menfaatleri karşılaştırılmalı ve somut olayda hangi menfaat daha üstün geliyorsa ona göre karar verilmelidir.-------------Bu genel açıklamalardan sonra somut olayda haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek gerekecektir.----sicil numaralı --- kuruluşunun ------ yayımlandığı ve iki ortaklı davalı şirket ortaklarının davacı ile dava dışı---- olduğu anlaşılmıştır.Davalı şirketin iki ortaklı olup, karı koca olan şirket ortakları arasında ----------Esas sayılı dosyası ile çekişmeli boşanma davasının devam etmekte olduğu, bu halde; davalı şirketin bir aile şirketi olduğu, ancak şirket ortakları arasında görülen çekişmeli boşanma davasından ötürü doğal olarak bir çekişmenin olacağı, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı açıktır. ---- şirket ortakları arasındaki sorunlar, özellikle ortaklar arasındaki çekişmenin bu tür şirketler bakımından haklı sebep oluşturacağının kabulü gerekir. -----------Bu bağlamda ortaklar arası gruplaşma, bir bütün olarak fesih için haklı sebep oluşturmaktadır. Ancak şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup feshin son çare olduğu gözetilerek, TTK'nın 636 maddesi uyarınca fesih davası açan ortağın ortaklıktan çıkması en yaygın kullanılan çözüm yöntemi olduğundan haklı sebeple feshin koşulları oluştuğu ancak her ne kadar mali bilirkişi incelemesine göre şirketin dönemsel olarak zarar ettiği da anlaşılmaktaysa da davalı şirketin faaliyetine devam etmekte olduğu anlaşılmakla şirketin fesihinin uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda da sermaye payına göre davacının çıkma payının hesaplanarak ödenmesi gerekmekte olup;Ayrılma payı, ayrılmayla ortaklık ilişkisinin kesilmesi ve ortağın ortaklıktaki katılımının sona ermesi sebebiyle, payının karşılığı olarak ortaklık mal varlığından payına düşen kısma ilişkin alacak hakkını ifade eder. Ayrılma payı hesaplanırken payın gerçek değeri esas alınır.-------- Ayrılma payının gerçek değer üzerinden belirlenmesi limited ortaklıklarda geçerli eşit işlem ilkesinin özel bir uygulaması niteliğindedir. Gerçek değer, iki aşamalı bir hesaplama yöntemiyle belirlenir. İlk olarak, işletmenin değerinin hesaplanması gerekir. Bu ilk aşama geçildikten sonra, ayrılan ortağın ortaklıktaki payının nominal değeri esas alınarak ayrılma payı hesaplanır. Ayrılma payının gerçek değeri hesaplanmadan önce işletmenin gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. İşletmenin gerçek değeri; şirketin tüm aktif ve pasifleri, gelecek dönemde elde edeceği kazançlar ve karşılaşabileceği riskler, açık ve gizli yedekleri, depo malları ve müşteri çevresi, bulunduğu bölge sahip olduğu şöhret gibi ----- dikkate alınarak hesaplanacaktır. Yani işletmenin tümüyle satılması halinde şirketi almak için ödenecek değer, yaşayan şirket değeri olarak şirketin gerçek değerini yansıtacaktır. Ayrıca ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacaktır.Mahkememizce bilirkişi listesinden resen seçilecen 1 Mali Müşavir, 1 tekstil bilirkişisi ve 1 Makine Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine HMK'nın 278/4 maddesi uyarınca yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle, bilirkişilerden şirketin tüm makine, stok ve teçhizatlarının bulunduğu yerde mahkememizce verilen yerinde inceleme yetkisine istinaden inceleme yapmak, mümkün ise şirket stoklarının sayımını yapmak, mümkün değil ise kaydi stokların fiili stoklarla uyumlu olup olmadığının tespiti için örnekleme yöntemi ile stokları denetlemek, bilançoda bulunan----- borç senetleri hesaplarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını yukarıda anlatılan yöntem ile denetlemek suretiyle şirket rayiç değerinin ve davacı payına düşen ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarih esas alınarak belirlenmesi hususunda rapor istenilmiş, bilirkişi heyeti raporunu dosyaya ibraz etmiş, davacı tarafın itirazları üzerine de bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınmıştır.Mahkememizin ------ tarihli celsesinde, hukuki nitelendirme ve değerlendirme yetkisi mahkememiz heyetine ait olmakla davacı vekilinin ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınmasına yönelik talepleri reddedilerek, davacı vekiline davasını belirli hale getirmesi için 2 haftalık kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde sunulan dilekçelerde ise talebin belirli hale getirilmediği, davacı tarafça ısrarla yeniden bilirkişi incelemesi talebinde bulunulduğu görülmüştür.6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinde,“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.-------Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmü yer almaktadır.Ayrıca 7251 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 107/2 nci maddesine göre "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü ihdas edilmiştir." -----------Somut olayda, davacı vekiline davasını belirli hale getirmesi için verilen süre içerisinde davacının talebini belirli hale getirmediği ve getirmeyeceğinin de anlaşıldığı görülmekle, yukadıra açıklanan nedenlerle; ortaklar arasında ki ailevi sorunlar nedeniyle şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu, davacının diğer ortaktan daha fazla kusurlu olduğuna ilişkin somut tespit yapılamadığı, duruma uygun düşen çözüm kapsamında aslolan şirketin devamı olup, şirketin feshini isteyen davacının çıkmasına izin verilerek, ayrılma akçesi talebi belirli hale getirilmediğinden, ayrılma akçesi yönünden hüküm kurulmaksızın aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle)
:1-)Davanın kabulü ile davalı şirketin haklı sebeple fesih koşulları oluştuğundan TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca davacının ---- numarasında kayıtlı davalı -------- çıkmasına izin verilmesine,2-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin yatırılan toplam 80,70 TL hacın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-)Davacı tarafça yapılan 172,90 TL dava açılış masrafı ve 72.596,25 TL yargılama masrafından ibaret toplam 72.769,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair; davacı vekili ile feri müdahil vekilinin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde----------------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026