Anahtar kelimeler: İlerlerken Otoyolda Davaitirazın Video Yangına Asfalt Fiziksel Geçmek Başta İşlettiği

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
:█████/2025KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 08.10.2023 tarihinde kendisine ait ... plakalı aracın müvekkilinin işlettiği 3.körpü ve bağlantılı otoyolda ... istikametinde ilerlerken kusurlu şekilde geçmek suretiyle yangına sebep olması nedeniyle başta asfalt olmak üzere sair unsurlara ağır bir fiziksel bir hasar verdiğini, bu durumun fotoğraflar, video ve kaza tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, işbu eylem neticesinde haksız fiil sorumluluğu doğduğunu, davalı aracının yangına sebep olması nedeniyle doğan zarara istinaden takip sonrası davalının sigortasından 124.737,62-TL tahsil edildiğini, bu husus davalının işbu haksız fiilden sorumlu olduğunu ve bunu kabul ettiklerinin ispatı niteliğinde olduğunu, kalan bakiye alacak için başlatılan .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra takibinde asıl alacağın ödendiğini ancak dosyanın ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'de aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştırTüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacının işletmekte olduğu otoyolda davalının aracının vermiş olduğu hasardan kaynaklı onarım bedelinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ve alacak istemine ilişkindir.Somut olayda; Davalı ... ... ... Limited Şirketine ait olan ... plakalı aracın 08.10.2023 tarihinde davacının işlettiği otoyolun ... istikametinde yangına sebep olması nedeniyle başta asfalt olmak üzere sair unsurların hasara uğradığından bahisle davacının yapmış olduğu hasar onarım bedelinin davalıdan tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyasının asıl borcunun ödenmesi akabinde dosyanın ferileri olan 26.995,16-TL icra vekalet ücreti, 36.929,17-TL kaza tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faizi, 4.951,91-TL takip başlangıcından ödeme tarihine kadar işlemiş avans faizi, ve 1.438-TL dosya masrafının toplamı olan 70.314,24-TL'ye davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi; ayrıca takibe konu edilmeyen 7.241,34-TL bitüm zararının da alacak davası olarak görülerek karara bağlanması ve bu alacağa 08.10.2023 kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun █████/2004 tarih, ███████-... esas, 2004/... karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İlâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun ikametgahındaki icra dairesidir. Diğer yandan ihlalli geçişin yapıldığı para cezasına konu eylemin gerçekleştirildiği yerdeki icra dairesi de özel olarak yetkilidir.İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik
: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. HMK'nın 16. Maddesinin "(1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olayda davalının aracının davacıya ait otoyola seyir halinde iken zarar vermiş olması sebebiyle alacağın dayanağının haksız fiilden kaynaklanmakta olduğu, davacının yerleşim yeri adresinin İstanbul İcra Dairelerinin yetkisi içerisinde kaldığı görülmekle davalını yetkiye yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.Yargılama esnasında dosyanın ulaştırma alanında uzman inşaat mühendisi bilirkişisi ve 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişiler tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle;08.10.2023 tarihinde 04
:31 sıralarında trafikte ... ... Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ... çekici, ... plakalı yarı römork ... Otoyolunda ... istikametine seyir esnasında ... Köprüsüne gelmeden önce seyir halinde iken taşıtta meydana gelen yangın olayı sonrasında çekici ve yarı römork ile yarı römorkta taşınan yük yanarak hasar görmüştür.İtfaiye ekibinin söndürme sonrası olay yerinde yaptığı incelemede; ... plakalı tırın sol orta tekerleğin olduğu yerdeki balatalarının aşın ısınması sonucunda oluşan alevin, tırın dorsesine kaplı brandayı tutuşturması ile yangının başladığı akabinde dorse içerisinde yüklü muhtelif kumaş malzemelerine sirayet ederek aracın tamamına yayıldığı kanaatine varılmıştır.Olayın seyir esnasında meydana gelen bir trafik kazası sonucu olmadığı, sürücünün yoldaki sevk ve idare hatası kaynaklı olduğu yönünde bir veri olmadığı anlaşılmakla, meydana gelen yangının yarı römorkta araç kaynaklı olarak başladığı ve sirayetle yüke ve çekiciye sıçradığı, yangının meydana gelmesinde ve büyümesinde sürücü Nafi Aslan'ın atfı kabil kusuru olmadığı, yangının aracın bakım eksikliği kaynaklı başladığı ve yüke sirayetle ancak itfaiye müdahalesi ile söndürülebilecek boyuta ulaştığı değerlendirilmiştir.2918 sayılı KTK Madde 85 ve takip eden maddelerinde araçları işletenlerinin aracın verdiği zarardan sorumlu olduğu belirtilmektedir. İşletenin Hukuki Sorumluluğu İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu: Madde 85: "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." Bu durumda, nihai takdir yüce mahkemenin olmak üzere, davalı araç sahibi(işleten) şirketin davacının bakım ve işletmesinde olan yolda yangın kaynaklı olarak meydana gelen hasardan sorumluluğunu söz konusu olabileceği görüşüne varılmıştır.Dava dilekçesi ekinde verilen hasar föyünde, dava konusu kaza sebebiyle otoyol tamir işlerine ait bedeller verilmiş olup kazaya ait görüntüler de incelendiğinde, tamir işleri için 34,10 ton aşınma (tip 1) bedelinin 95.173,10 TL, 11,94 m? trimer kazı bedelinin 15.134,91 TL, 170 kg emülsiyon bedelinin 3.089,87 TL olduğu; bitüm fiyat farkıyla hesaplandığında ise aşınmanın 101.756,11 TL olduğu görülmektedir. Buna göre toplam hasar bedelinin 119.980,88 TL + KDV olduğu; hesaplanan tevkifat ile birlikte toplam bedelin ise 131.978,97 TL olduğu anlaşılmıştır.Dosya münderecatındaki bilgi-belge ve görüntüler ile birlikte değerlendirildiğinde, hesaplanan toplam hasar bedelinin 131.978,97 TL olduğu ve bu bedelin kadri maruf olduğukanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.Alınan rapor kapsamında davacının toplam 131.978,97 TL zararının 124.737,63 TL'lik kısmını .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına konu edilmiş olduğu, bakiye kalan 7.241,34 TL'lik kısmının ise alacak davası olarak talep edilmiş olduğu görülmekle davacının alacak davasının kabulüne karar vermek gerekmiş; itirazın iptali talebi bakımından ise ayrıca aşağıda detaylı olarak değerlendirme yapılmıştır.Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/(19)11-... Esas, 2022/... Karar Sayılı, 29.06.2022 Tarihli "... Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve ███████-... E., 2011/... K., 23.05.2018 tarihli ve ███████-... E., 2018/... K., 22.11.2018 tarihli ve ███████-... E., 2018/... K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.... Dava dilekçesi incelendiğinde, icra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın haricen ödendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen asıl alacak miktarının haricen ödendiği ihtilafsız olduğu hâlde, ödenen asıl alacak miktarı da harca esas değer olarak gösterilerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.Az yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır.... Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davalı borçlu tarafından asıl alacak dava tarihinden önce ödenmiş olup, davacı alacaklının asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır. Alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı hâlde davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca somut olay bakımından yapılan incelemede taraflar arasında asıl alacak miktarının icra takibinden sonra haricen davacıya ödenmiş olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık konusu olmayıp uyuşmazlık, ödemesi yapılan asıl alacak tutarı olan 124.737,63 TL bakımından davacının takip öncesi faiz talep edip edemeyeceği, takipten sonra yapılan ödeme akabinde takibin ferileri bakımından itirazın iptaline karar verilip verilemeyeceğine yöneliktir.Davacının davalıdan talep edebileceği 124.737,63 TL onarım bedelinden kaynaklı alacağın kaynağının haksız fiil olması sebebiyle davacının davalıdan haksız fiil tarihinden takip tarihine kadar tarafların tacir olmaları sebebiyle avans faizi isteminde bulunabileceği kabul edilmekle yapılan hesaplama uyarınca takip öncesi 48.061,58 TL faiz isteminde bulunabileceği, ancak davacının dava dilekçesi ile birlikte takip öncesi işlemiş faiz talebini 36.929,17-TL olarak belirtilmiş olması sebebiyle taleple bağlı kalındığında davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 124.737,63 TL asıl alacak ve 36.929,17-TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceği kabul edilmekle davalının bu doğrultudaki itirazının iptaline; davalının takipten sonra işbu davadan önce yapmış olduğu asıl alacak ödemesinin icra müdürlüğünce kapak hesabında değerlendirilmesine karar vermek gerekmiş olup takipten sonra işleyecek faiz, icra harç ve vekalet ücreti, dava değerinde dikkate alınmayacağından dava değeri olarak takip öncesi talep edilen 36.929,17-TL işlemiş faiz tutarı esas alınmış, bu doğrultuda yargılama gideri, harç, vekalet ücreti hesaplaması yapılmıştır.Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda yukarıda anılan HGK kararında da belirtilmiş olduğu üzere asıl alacağın takip tarihinden sonra işbu davadan önce haricen ödenmiş olduğu, bu davanın konusunun takibin ferilerine ilişkin olduğu, alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı olmadığından davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı, nitekim alacağın kaynağının haksız fiil olması sebebiyle likit olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;1-Davacının alacak davasının kabulü ile; 08.10.2023 tarihinde meydana gelen haksız fiilden kaynaklı 7.241,34 TL alacağın 08.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacının kısmi itirazın iptali davasının kabulü ile ; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu 36.929,17-TL'lik takip öncesi işlemiş faize ve takibin ferilerine yönelik itirazın iptali ile takibin bu koşullar altında kaldığı yerden devamına,-Davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 124.737,63 TL asıl alacak ve 36.929,17-TL takip öncesi işlemiş faiz toplamı olan 161.666,80 TL miktarınca alacaklı olduğunun tespiti ile kapak hesabının bu doğrultuda oluşturulmasına, asıl alacağa takip tarihinden ödeme tarihi olan █████/2024 tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, davalının █████/2024 tarihli 124.737,63 TL'lik ödemesinin asıl alacaktan mahsup edilmek kaydıyla icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesine,3-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine,4-Alınması gerekli olan 3.017,29-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.401,89-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.318,30 -TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 85,00-TL, bilirkişi ücreti: 13.000,00-TL olmak üzere toplam: 14.403,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 44.170,51-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır