Anahtar kelimeler: Vasfına Mağdura Düşme Edenin Görüşü Aleyhe Teşebbüs Kasten Öldürmeye Suçlar
1. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
SUÇLAR
: Kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama
HÜKÜMLER
: Mahkumiyet, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma
Sanık ... hakkında mağdura yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında mağdura karşı kasten yaralama suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, ███████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere suç vasfına yönelik Cumhuriyet savcısınca aleyhe temyiz edildiğinden temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk hakkında mağdura karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. ve 286/2-(a) maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile;
A.Suça sürüklenen çocuk hakkında mağdura karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)81/1, 35/2, 29, 31/3, 62. maddeleri gereğince 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
B. Sanık hakkında mağdura karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 29/1, 62/1, 53... . maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına;
karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafilerinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile;
A. Suça sürüklenen çocuk hakkında mağdura karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
B. Sanık hakkında mağdura karşı kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/8 maddesi uyarınca şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olduğundan bahisle suç vasfına;
B.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, suça sürüklenen çocuğun eyleminin kasten yaralama olduğundan bahisle suç vasfına;
İlişkindir.
III. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından öldürme kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçta kullanılan aletin elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri gözetildiğinde suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Tüm dosya kapsamına göre; olay günü, mağdur ile arkadaşları olan inceleme dışı ... ve tanık ... ile, suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ...'in aralarında daha önce meydana gelen kavgalardan dolayı buluşmak istedikleri, sanık ve suça sürüklenen çocuğun olay yerine gelmesiyle iki grup arasında bir konuşma başladığı, bu konuşma esnasında sanık ...'in, mağdura saldırarak tokat attığı ve yumruk ile vurduğu, bu durumdan faydalanan suça sürüklenen çocuğun, sustalı çakı ile mağdurun göğüs boşluklarına nafiz olacak 2 bıçak darbesiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı, mağdurun kaçarak kurtulduğu olayda; sanığın olayın başından beri suça sürüklenen çocuk ile birlikte hareket ederek olaya dahil olduğu, bu nedenlerle sanığın suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak suçun işlenmesine katıldığı, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi delaleti ile 81/1, 35/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu kasten yaralama suçundan sanık hakkında şikayet yokluğundan düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdura yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Sanık ... hakkında mağdura yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden;
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi "suç vasfı" yönünden yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır.
Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir.
Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir.
Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir.
Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.
Suça iştirak ile ilgili bu ilkeler ışığında;
sanık ...'in üzerine atılı müşteki ...'a yönelik eylemi yönünden yapılan değerlendirme de ;
İlk derece mahkemesinin katıldığım gerekçesinde belirtildiği üzere sanığın olay günü SSÇ ...'nın kendisini telefonla arayarak müşteki ... ile sanık ...'ın kendisini dövdüğünü söylediğini, olay yerinde buluştuklarında müşteki ... ve sanık ...'ın alkol ya da uyuşturucu maddenin etkisi altında olduklarını, tarafların hepsini tanıdığını ve barıştırma amacıyla bir araya geldiklerini, müşteki ...'in kendisine sinkaflı küfür etmesi üzerine sinirlenerek müştekiye tokat attığını, bunun üzerine arkasında bulunan sanık ...'ın kafasına ve sırtına şişeyle vurup kaçmaya başladığını, bu nedenle sanık ...'ı yakalamak için peşinden koştuğunu, yakalayamayınca da geri döndüğünü, geri dönünce müşteki ... ile yüz yüze geldiklerini, müşteki ...'in yüzüne vurup kaçtığını, bıçaklanma olayını görmediğini savunduğu,
Her ne kadar mağdur sanık ... hakkında müştekiye yönelik eylemi dolayısıyla SSÇ ile iştirak iradesi içinde hareket ettiğinden bahisle TCK'nın 37/1'inci maddesi delaletiyle cezalandırılması talep edilmiş ise de, mağdur sanığın olay yerine tarafları buluşturmak için gittiğini beyan ettiği, dosyada mevcut olay yerine ilişkin kamera görüntüleri incelendiğinde de tarafların buluştuğunda müşteki ile mağdur sanık ...'in tokalaşarak selamlaştıkları göz önüne alındığında olay anında mağdur sanık ... ile müşteki arasında bir husumet bulunmadığı, yine mağdur sanık ...'in müştekinin kendisine küfretmesi üzerine sinirlenerek müştekiye vurduğunu beyan ettiği, müşteki ...'ın beyanlarında da bu hususu kabul ettiği için mağdur sanık ...'in kendisine küfür etmesinden dolayı bir anlık sinirle müştekiye vurduğunun kabulü gerektiği, bu arbede sırasında SSÇ'nin ani bir kararla cebinden bıçak çıkararak müştekiyi bıçakladığı, SSÇ'nin olay yerine giderken bıçağın elinde olmadığını beyan etmesi de göz önüne alındığında tartışma esnasında SSÇ'nin müştekiyi bıçaklayacağından haberdar olduğunun kesin ve açık bir şekilde ispatlanamadığından şüphe aşamasında kaldığı anlaşıldığından, mağdur sanığın yalnızca kendi eylemlerinden dolayı cezalandırılması gerektiği değerlendirilerek; güvenlik kamerasına ait kamera görüntüleri, mağdur sanığın müştekiye vurduğunu ikrar etmesi ve müştekinin de bu doğrultuda beyanda bulunduğu, bu itibarla mağdur sanık ...'in eliyle vurmak suretiyle müştekiyi yaraladığı ve üzerine atılı kasten yaralama suçundan Bölge Adliye mahkemesinin isabetli kararına göre sanığın müştekiye karşı eyleminin TCK 86/2 maddesindeki basit yaralama suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiği, Ancak bu suçun takibi şikayete bağlı olup, müşteki şikayetinden vazgeçtiğinden bu konudaki davanın CMK 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerektiği
Ayrıca sanık ile mağdur ... arasında geçmişte öldürmeyi gerektirecek hiç bir husumetinde bulunmaması ve sanık ... ile SSÇ ...'in olay yerine gelir gelmez mağdura saldırmamaları ve mağdur sanık ...'in müştekinin kendisine küfretmesi üzerine sinirlenerek müştekiye vurması sonrasında SSÇ ...'in ani bir suç işleme kararı ile sanık ...'in göremediği bir anda aniden mağduru çok kısa bir sürede bıçaklaması ve sırada sanık ...'inde SSÇ nin mağduru bıçaklaması için tutması veya mağdurun SSÇnin ani saldırısından korunmak amacıyla savunmasını zorlaştrması veya başka bir anlatımla sanık ...'in SSÇ öldürmeye teşebbüs suçunu işlerken herhangi bir maddi veya manevi yardımının sözkonusu olmadığının da dikkate alınması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!