Anahtar kelimeler: Süpervizörü Termal Devreye Yılda Santrali İnşaatında Düşük Usd Alma Net
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
DAVA TARİHİ
: 21.07.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.11.2015-19.01.2018 tarihleri arasında davalı Şirketin ... ... Termal Elektrik Santrali İnşaatında elektrik süpervizörü, devreye alma görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin bildirim yapılmaksızın haksız feshedildiğini, aylık net 3.000,00 USD ücret aldığını, ücretinin kayıtlarda düşük gösterildiğini, yılda 2 net ücret tutarında sadakat primi ödendiğini, davacının genelde 07.00-18.00 saatleri arasında, iş durumuna göre de günde 13-14 saat süre ile çalıştırıldığını, 2 haftada 1 gün hafta tatili izni kullandığını, dinî bayramların ilk günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ileri sürerek ihbar tazminatı, sadakat primi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, ücretin aralarındaki iş sözleşmesinde belirtilen miktarda olduğunu, barınma ve yemek imkânlarının da sağlanmadığını, işyerinde sadakat primi uygulamasının olmadığını, varlığı kabul edilse dahi devamlılık arz etmediğini, bu tür uygulamanın bir defa gerçekleştiğini, sürelerine riayet edilmekle ihbar tazminatına hak kazanılamayacağını, ayrıca ibraname ve feragatnameden görüleceği üzere davacının alacak iddialarının dinlenmemesi gerektiğini, dinî ve resmî bayram günlerinde çalışma yapılmadığını, hafta tatillerinden yararlandırılarak hafta tatili yaptırıldığını, fazla çalışma yaptırılmadığını, çok zorunlu hâllerde çalıştırılması durumunda bordrolarda gösterilerek bedelinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin davalı Şirket nezdinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 13.11.2015-18.01.2018 tarihleri arasında çalıştığının anlaşıldığı, hizmet süresinin tespitinde hata bulunmadığı, dosyaya sunulan kayıt ve belgelere göre ücret bordrolarında bordro hilesinin mevcut olduğu, işyeri kayıtlarında geçen anlaşma ücreti olan 3.000,00 USD’nin ödenmesi yönünde her ay değişen tutarlarda avans ödemelerinin mevcut olduğu, her ay avans ödemelerinin net ödenen tutar ile toplanması sonucunda anlaşma ücreti miktarına ulaşıldığı, davacının talebi, yapılan işin niteliği ve vasfı, işyeri kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davacının aylık ücret miktarına yönelik iddiasını kanıtladığı, giydirilmiş ücret tespitinde hata bulunmadığı, ücret bordrolarına ilişkin değerlendirmelerin dosya içeriği ile örtüştüğünün anlaşıldığı, dosya kapsamına göre tanıkların ancak kendi çalışma dönemlerindeki çalışma şekli ile ilgili bilgi sahibi olabilecekleri nazara alındığında, beyanlarına itibar edilen tanık anlatımlarına davacı işçi ile birlikte çalışma süreleriyle sınırlı olarak değer verilebileceği değerlendirilerek bu çerçevede tüm dosya içeriğine göre davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili çalışmalarının tanık beyanları ile ispatlandığının görüldüğü, dosya kapsamındaki sadakat primi hak ediş çizelgeleri ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı işyerinde sadakat primi uygulamasının mevcut olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını,
2. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu,
3. Tespit edilen çalışma süresinin gerçeği yansıtmadığını,
4. Hükme esas alınan davacının aylık ücretinin gerçek dışı olduğunu,
5. Müvekkili Şirket bünyesinde sadakat primi adında bir uygulama bulunmadığını,
6. Soyut tanık anlatımlarına değer verilemeyeceğini,
7. Davacının ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını,
8. Davacının fazla çalışma ücreti alacağı, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin alacağı bulunmadığını,
9. Uygulanacak hukuk noktasında gerekli araştırmanın yapılmadığını,
10. Sunulan ibraname ve feragatnamenin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanması gereken hukuk ile davacının hizmet süresi ve ücretinin miktarına, talep ettiği alacakların ispatı ile hesaplanmasına ve alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!