Anahtar kelimeler: Davatalepdavacı Çarpıştığı Göründüğü Fiilden Hasarlı Tarafsız İkame Sağlanamaması Öncesinde Arabuluculuk

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından, ------ tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, HMK 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası ikame edildiği, dava öncesinde zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamaması üzerine davanın açılmasının zorunlu hale geldiği belirtildiği, kaza sonucunda, davacıya ait araç ile davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait aracın çarpıştığı, -----kayıtlarında davacı aracın %100 kusurlu göründüğü, ancak bağımsız adli trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen uzman mütalaasında davacının %75 oranında asli, davalı tarafın ise %25 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği ifade edildiğini, söz konusu bilirkişi raporunun delil niteliğinde olduğu ve kusur oranının bu doğrultuda belirlenmesi gerektiği ileri sürüldüğünü, kusur oranının tespiti amacıyla davacı tarafından ekspertiz hizmeti alındığı ve bu kapsamda 590 TL tutarında gider yapıldığı, bu giderin 5684 sayılı Kanun ve TTK 1426. madde uyarınca sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, ayrıca kazanın oluş şekli itibarıyla davalı sigortalı araç sürücüsünün gerekli dikkat ve özeni göstermediği, kusurlu davranışı ile kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, TBK 49 kapsamında haksız fiil sorumluluğuna, KTK hükümlerine ve ------- dayanılarak, davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında zarardan sorumlu olduğu, ayrıca işleten ile birlikte müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, araçta meydana gelen hasar onarım bedeli ile değer kaybı zararının da sigorta teminatı kapsamında olduğu ------ desteklendiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10 TL hasar bedeli, 10 TL değer kaybı ve 590 TL ekspertiz giderinin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi (aksi halde yasal faizi) ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebini belirsiz alacak davası olarak ileri sürmesinin mümkün olmadığı, alacağın belirlenebilir nitelikte olduğu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca dava açılmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığı, bu durumun dava şartı eksikliği oluşturduğu belirtildiğini, bunun yanında, davacı tarafından dayanılan delillerin davalı tarafa tebliğ edilmediği, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığı ifade edilerek, delillerin tebliğine kadar cevap haklarının saklı tutulduğunu, dava konusu aracın davalı şirket nezdinde geçerli bir trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, ancak sigorta şirketinin sorumluluğunun yalnızca gerçek zarar ile ve poliçe teminat limiti ile sınırlı bulunduğu, ekspertiz ücreti, çekici gideri, araç mahrumiyeti gibi kalemlerin teminat kapsamında olmadığı ileri sürüldüğü, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davacı tarafından sunulan bilirkişi raporunun taraflı olduğu ve kabul edilmediğini, kusur durumunun kesin olarak tespiti için dosyanın ----- gönderilmesini, zarar ve tazminat hesabı bakımından; hesaplamaların yürürlükteki -------çerçevesinde yapılması gerektiği, onarımda eşdeğer parça esasının geçerli olduğu, aracın ekonomik tamirinin mümkün olmaması halinde pert-total esasına göre değerlendirme yapılması gerektiğini, ayrıca değer kaybı hesabında aracın yaşı, kullanım şekli, önceki hasarları ve onarım niteliği gibi kriterlerin dikkate alınması gerektiğini, aracın ağır hasarlı (pert) olması, daha önce aynı bölgeden hasar görmüş olması veya teminat dışı hallerin bulunması durumunda değer kaybı talebinin reddedilmesi gerektiğini, bu hususların araştırılması talep ettiğini, değer kaybı taleplerine ilişkin 7327 sayılı Kanun değişikliklerinin de somut olaya uygulanması gerektiğini, ekspertiz ücreti yönünden ise; sigorta şirketine önceden bildirim yapılmadan alınan ekspertiz raporunun bağlayıcı olmadığı, bu giderin makul gider kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunmadığını, usul yönünden dava şartı eksiklikleri nedeniyle davanın reddi, esasa girilmesi halinde ise kusur bulunmadığı, teminat kapsamı ve gerçek zarar ilkesi gereği taleplerin reddi gerektiği savunularak davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER
:Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Kaydı, -----Trafik Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Kazası Tespit Tutanağı, ---- Kayıtları, Hasar Dosyası ve ------- Poliçesi, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Ekspertiz Raporu, Uzman Raporu, ----- Kusur Raporu, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu araçta meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan hasar onarım gideri ve değer kaybı bedelinden oluşan zararlarının ; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen motorlu araç için düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve sigorta yönünden ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen taraflara uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de ihtiyari arabuluculuk sürecinin tamamlandığı ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve Yargıtay uygulamalarına kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Hasar onarım bedeli yönünden de; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir. Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. ------------Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; --- tarihinde ------kavşağında davacının malik/işleteni olduğu dava dışı---- sevk ve idaresindeki--- plakalı hususi nitelikteki kamyonet ile dava dışı ---- malik-işleteni yine dava dışı --- sevk ve idaresindeki ------plaka sayılı kamyonetin karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği tespit edilmiştir. Zira 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa, kaza fotoğraflanına ve sürücü beyanlarına göre vaki kazada kusurun KTK'nin 84/h maddesinde asli kusur olarak düzenlenen "kavşaklarda geçiş önceliğine uymama " nedeniyle tamamen davacının araç sürücüsünde olduğu değerlendirilmekle birlikte; davacı vekilinin kusur durum ve oranına yönelik itiraz ve iddiası ile bu davanın açıldığı görülmüştür. Haksız fiil niteliğindeki trafik kazasında % 25 kusurlu eylemiyle kazaya neden olduğu öne sürülen ---- plakalı kamyonetin dosyada mukim trafik poliçesine göre kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi nezdinde ---- başlanğıç - bitiş tarihli araç başına maddi ------- limitli zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın, 2918 Sayılı KTK'nin 97.maddesi gereğince ZMMS sigortacısı olan davalı şirkete başvuru yaptığı anlaşılmış olup, davalı şirket tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de getirtilmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketinin hasara ilişkin olarak hiçbir ödeme yapmadığı anlaşılmıştır. Bütün bunlara göre somut olayda uyuşmazlığın temelinin haksız fiil niteliğindeki maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve hasara bağlı olarak oluşan hasar onarım ve değer kaybı zararı üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile varsa hasar ve değer kaybı bedelinden oluşan zararların belirlenmesi suretiyle çözüleceği aşikardır. Bu kapsamda taraf vekillerinin iddia ve savunması kapsamında gösterdikleri deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen toplanması gereken bilgi , belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizce bu kapsamda HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden kusur oranları ve davaya konu zararların varlığı ve miktarlarının tespiti yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ------ resen seçilen Makine Mühendisi bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi -------tarafından düzenlenen ------- tarihli raporda özetle; kazanın oluşumunda KTK'nin 84/c maddesi gereğince kavşaklarda geçiş önceliğine uymama asli kuralını ihlal eden davacı araç sürücüsünde olduğu bildirilmişi ve zarar hesabı yapılmamıştır. Davacı vekilinin işbu kusur raporuna itirazı üzerine --------- tarihli raporda ise sigortalı sürücünün % 25 davacı araç sürücüsünün % 75 kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce anılan kusur raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; bir kısım beyan ve itirazlar öne sürülmüştür. (HMK,281,282) Ne var ki -------- raporunun kazaya, kaza raporuna ve kusura ilişkin uzman raporuna uygun, gerekçeli ve yeterli olduğu, sonuçta belirlenen kusur dağılımının hükme esas alınabileceği kabul ve takdir edilmiştir. Buna göre davalı varsa doğan zarardan % 25 oranında poliçe limitiyle sorumlu tutulabilecektir. ------Bu kabulden ve hukuki durumdan hareketle Makine Mühendisi bilirkişi -----dosya tekrar verilerek ek rapor düzenlemesi istenmiş, bilirkişi tarafından davacının aracında toplam---- hasar onarım ve -------- değer kaybı zararı oluşacağı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından işbu dava 6100 Sayılı HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından bilirkişi ek raporu doğrultusunda hasar onarım ve değer kaybı taleplerinin resen arttırıldığına ve harcın tamamlandığına da muttali olunmuştur. (HMK,107/2) Davalı vekili tarafından ise ek rapora itiraz edildiği görülmüştür. (HMK,281/1) Mahkememizce bu kapsamda deliller, bilirkişi raporları ve özellikle ek rapora bakıldığında raporda belirlenen hasar ve değer kaybı bedellerinin yukarıda açıklanan ilkeler nazarında olayla ve dosya kapsamında bulunan delillerle örtüştüğü, davacının aracının marka, model, km, önceki ve vaki kazaya bağlı hasar durumları nazarında raporda belirlenen söz konusu zararın kaza tarihindeki piyasa rayiçlerine göre kadri maruf olduğu gibi değer kaybına ilişkin olarak aracın kaza öncesi değeri ile kaza sonrası piyasa değeri arasındaki fark olarak belirlenen miktarın da gerçek zarara uygun ve günün piyasa koşullarına göre yerinde ve yeterli olduğu anlaşılmıştır. Binaenaleyh, davacının davasını yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TBK, 49, 50/1, 51, KTK, 91/1, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre benimsenen ve ----- kusur raporu ve hasara ilişkin ek bilirkişi raporu da gözetildiğinde esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle, vaki talep artırım işlemi, ------- uygulaması gereğince davalıya sigortalı aracın ticari nitelikte olması nedeniyle avans faizi uygulanmasının gerekmesi, başvuruya bağlı olarak sekiz iş günü sonrası oluşan temerrüt tarihi gibi hususların da denetlenmesi ve değerlendirilmesi suretiyle davanın artırılan bedel üzerinden tam olarak kabulü ile, 13.457,93 TL hasar onarım tazminatı ve 2.500,00 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 15.957,93 TL tazminatın 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddeleri gereğince temerrüt tarihi olarak belirlenen --- tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin faiz ve feriler hariç hükmedilen miktar yönünden araç başına maddi ----- poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. --------
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin tamamından 326/1 maddesi gereğince poliçe limitinin aşılmadığı da gözetilerek davalı sigorta şirketi sorumlu tutulmuştur. Ancak Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince; işbu davada davalı sigorta şirketi yönünden 2918 sayılı KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında 'özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz' düzenlemesi bulunmaktadır) halde davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması nedeniyle davalı şirketin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. ------Bu kapsamda somut olayda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden ise davacının sorumlu tutulması suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile, 13.457,93 TL hasar onarım tazminatı ve 2.500,00 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 15.957,93 TL tazminatın 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddeleri gereğince temerrüt tarihi olarak belirlenen ------- tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin faiz ve feriler hariç hükmedilen miktar yönünden araç başına maddi 120.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.090,09 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harcının ve tamamlama harcı olarak yatırılan 272,18 TL harcın mahsubuyla bakiye 390,310 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca---- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 427,60 TL peşin harç, 272,18 TL tamamlama harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 266,50 TL posta masrafı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 590,00 TL uzman raporu ücreti, 3.900,00 TL ------ fatura ücreti olmak üzere toplam 15.944,68 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 15.957,93 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) ve Ek Madde 1 (2) fıkrası gereğince dava tarihi itibarıyla kararın miktar yönünden (15.957,93 TL< 40.000,00 TL.) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!