Anahtar kelimeler: Reisdere Alaçatı Otoban Gişeler Tampon Seyrettiği Köşe Çeşme Aracıyla Motorsiklette

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.07.2024 günü, sürücü...sevk ve idaresindeki... plakalı aracıyla Çeşme istikametinden Reisdere bağlantı yolu üzerinden Alaçatı otoban gişeler istikametine seyrettiği sırada aracının ön tampon sol ön köşe kısımlarıyla, Reisdere bağlantı yolu üzerinden Alaçatı otoban gişeler istikametine önünde seyir halinde olan sürücü ... idaresindeki elektrikli motosikletin arka kısımlarına çarpması ve 65 metre sürüklemesi neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, elektrikli motorsiklette sürücü konumunda olan müvekkilin ...r ağır olarak yaralandığını, sigortalı sürücünün yasal limitin üzerinde alkol kullandığını, KTK m.48/5 ve m.56/1-c kuralını ihlal ettiği sabit olup; ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsü tam ve asli kusurlu olduğunu, husumetin davalı ... A.Ş.'ye, davaya konu trafik kazasında asli ve tam kusurlu olan ...plakalı aracın kaza tarihinde yürürlükte olan ZMMS poliçesi nedeniyle yöneltildiğini, dava açılmadan arabuluculuk yoluna gidildiğini, dava şartı yerine getirildiğini, fakat anlaşma sağlanamadığını, İzmir Arabuluculuk Bürosu ...sayılı arabuluculuk,...lı dosyada; davalı ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamadığını ve hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı son tutanağında tarafların “görüşme sonucunda anlaşamadıkları” kayıt altına alındığını, 6325 sayılı HUMK madde 3/2 uyarınca “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.” İşbu sebeple anlaşamama tutanağının e-imzalı aslı dava dilekçemiz ekinde sunulduğunu, açıklandığı üzere, müvekkilinin zararının giderilmesi amacıyla dava yoluna başvuru zorunluluğu doğmuş olup bu hususta dava şartı da yerine getirildiğini, kaza sebebiyle ağır yaralanan ...r'in sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketince ödenmesi gerektiğini, kaza sebebiyle ağır yaralanan ...r , kazanın ardından Çeşme Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış ise de omurunun pek çok yerinde kırık bulunması sebebiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildiğini, T12, L2, L3, L4 vertebralar sağ transvers proceslerinde deplase fraktür hatları ile toraksa ait sağ 11. Ve 12. Kosta posteriorunda deplase, 10. Kosta postewriorunda lineer fraktür hatt izlendiğini, omurunun pek çok yerinde kırık bulunan müvekkilinin L1-L4 vertebralarına poliaksiyel pedikül vidalar yerleştirildiğini, sol bacak kısmında ve kaburgalarında kırık meydana geldiğini, muhtelif yerlerinde yaralanmalar gerçekleştiğini, yine kazadan önce hiçbir rahatsızlığı olmayan müvekkilinin, sakatlığı sebebiyle sürekli iş göremez hale geldiğini, Müvekkilinin, hayatı boyunca bu kazanın etkilerini taşıyacağını, müvekkilinin engelliliği sürekli bedensel hareket kısıtlılığı gerektirdiğini, halen müvekkilinin sürekli iş göremezliği devam etmekte olup emekliye ayrıldıktan sonra da hayatının devamında sakatlığı oranında zorluk çekecek olmaları nedeniyle zarara uğradığının aşikar olduğunu, davalı sigorta şirketi temerrüde düştüğünü, Karayolları Trafik Kanununa göre sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması hâlinde zarar gören dava açabileceğini taraflarınca yapılan başvuru davalı sigorta şirketleri tarafından 15 gün içinde cevaplanmadığını, zarar gören üçüncü kişinin sigorta şirketine karşı yapacağı yazılı bildirim karşısında sigorta şirketi zorunlu mali mesuliyet sigortasında 8 iş günü içinde tazminatı ödemek zorunda olduğunu, kanuni sürede sigorta teminatını özürsüz olarak ödemeyen sigorta şirketleri temerrüde düşeceğini, müvekkili adına davalı sigorta şirketlerine KEP üzerinden yapılan hasar ihbarı ... A.Ş.'ye 20.08.2024 tarihinde teslim edildiğini, kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar gereğince teslimden itibaren ertesi iş günü tebliğ edilmiş sayıldığını, buna göre hasar ihbarının davalı ... A.Ş.'ye 21.07.2024 tarihinde yapıldığının kabulünün gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesinin “Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.’’ hükmü uyarınca, davalı ... A.Ş. aleyhine, ödemekle yükümlü olduğu zarar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu olan 03.09.2024 tarihinden itibaren temerrüt (avans) faizine hükmolunması gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları ve zararın tespit edilmesine mukabil müddeabihi artırmak hakları baki kalması kaydıyla; (HMK m.107) haklı davamızın kabulüne, Geçici talep sonuçlarının 100,00-TL'den az olmamak üzere sürekli iş göremezlik tazminatının, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 03.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, avukatlık vekâlet ücretinin yargılama giderleri ile birlikte davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava şartı yerine getirilmemiş olup, eksik evrakla başvuru yapıldığını, davacının talebinin konusunun, trafik kazasından kaynaklanan TBK md.54 gereğince çalışma gücünün kaybı nedeniyle (KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesine istinaden) maddi tazminat istemine ilişkin olduğunu, TBK’nın 50. maddesi hükmü uyarınca, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesinin zorunlu olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesinde ise; “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." Hükmünün düzenlendiğini, sözü edilen düzenlemelere göre; zarar gören kişilerin sigorta kuruluşuna eksik belge ile başvurmaları halinde, sigorta kuruluşu aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme hakları bulunmadığını, yukarıda yasal mevzuata göre başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için; gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve ödeme süresi dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olmasının gerektiğini, somut olayda davacının, huzurdaki davadan önce ve sonra Trafik Sigortası Genel Şartlarında belirtilen belge ve bilgileri ibraz etmemiş olması nedeniyle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, Kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacının talebi; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, engellilik raporu olmadan başvuru yapılması veya yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilmeyen engellilik raporuyla başvuru yapılması halinde başvuru şartının yerine getirilmemiş olduğu ve bu durumun tamamlanamaz dava şartı olduğuna hükmettiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi gereğince iş bu davanın yukarıda işaret edilen düzenlemelerindeki yükümlülüklerini yerine getirmeden, doğrudan dava ikame etmesi nedeniyle HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, davacının maluliyet oranının adli tıp kurumu marifetiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesinin gerektiğini, huzurdaki dava konusu somut olayda davacının maluliyet oranını gösterir dosyada mübrez adli kurul raporu bulunmadığını ve taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle maluliyete ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla savunma haklarına halel gelmemesi adına, dosyada mübrez davacının maluliyet oranını gösterir adli rapor var ise işbu raporun tarafımıza tebliğini, böyle bir rapor yok ise huzurdaki dosyanın atk’ya gönderilerek davacının maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre kesin ve net olarak tespit ettirilmesini, müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, bilindiği üzere KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışı bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, Maddi giderler için geçerli olan teminat her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu, haksız fiil sonucu kusur konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için kazanın meydana geldiği yer, kaza şekli ve nedeni hususlarının bilinmesi gerektiğini, uyuşmazlığa konu kazada davacının müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, Dava konusu kaza nedeniyle davacının yaralandığı bölgeler dikkate alındığından kaza esnasında koruyucu tertibat –kask, koruyucu mont, dizlik vb.- kullanmadığı, koruyucu tertibat kullanması halinde bahsi geçen yaralanmaların meydana gelmeyeceği ve koruyucu tertibat kullanılmaması ile maluliyetin meydana gelmesi arasında nedensellik bağının bulunduğu ve davacının kendi kusurlu eylemiyle zararını arttığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca ehliyeti olmayan sürücülerin araç kullanmasının yasak olduğunu, zira ehliyeti olmayan kimsenin gerekli eğitimleri almaması sebebiyle tehlikeli bir şekilde araç kullanma ve hata yapma riskinin yüksek olduğunu, Dosyada mübrez kaza tespit tutanağında belirtildiği üzere davacı sevk ve idaresindeki aracı ehliyetsiz bir şekilde kullandığını, davacının sevk ve idaresindeki aracı ehliyetsiz bir şekilde kullanarak zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vereceği izahtan vareste olduğunu, davacının ehliyetsiz bir şekilde trafiğe çıkması nedeniyle aracın sevk ve idaresini sağlayamayarak seyrine devam ettiği açık olduğundan davacının müterafik kusuru olduğu izahtan vareste olduğunu, davacının faize ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, açıklanan sebepler uyarınca müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini beyan eder, her halükarda davacının faiz taleplerinin reddini, sigortacının tazminat sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 maddesi yollamasıyla 85/1 maddesinde düzenlendiğini, ayrıca söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, müvekkili şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceği izahtan vareste olup Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, açıklanan ve mahkemeniz tarafından re'sen dikkate alınacak sebeplerle; davacı tarafından Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları düzenlemelerindeki yükümlülükler yerine getirilmeden, müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuruda bulunularak; doğrudan dava yoluna başvurmuş olması nedeniyle, HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi adına dosyanın ATK’ya gönderilmesini, davacının müterafik kusuru dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, Muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak müvekkil şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/1. maddesi gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davaya konu █████/2024 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan...plakalı araç ile davacının sevk ve idaresinde bulunan elektrikli bisikletin karıştığı şekilde trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı Vildan'ın vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, davacının yaralanması sebebiyle davacının kalıcı işgöremezlik oranı ve varsa sürekli iş göremezlik oranı çerçevesinde mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin ne olduğu, bu kazadan kaynaklı tespit edilecek tazminattan davalı sigorta şirketinin sorumlu olup olmayacakları sorumlu iseler ne şekilde sorumlu olacağının değerlendirilmesine yönelik sürekli iş göremezlik tazminatı alacağına yönelik maddi tazminat davası olduğu tespit edildi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Davacı vekilinin, █████/2025 tarihli dilekçesi ile Müvekkilinin zararı davalı sigorta şirketi nezdinde poliçe teminat limiti tutarınca karşılanmış olduğundan ve müvekkilinin zararı poliçe teminat limitini aşar nitelikte olduğundan, sigortalı aracın ruhsat sahibi ve sürücüye başvuruya dair fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davanın feragat nedeniyle reddine; davalı sigorta şirketinden yargılama gideri yahut vekalet ücreti talepleri olmamakla birlikte; taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmesini beyan etmiştir.
Davalı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi ile dava konusu talepler bakımından davacı ile ihtiyari arabuluculuk yolu ile anlaşma sağlanmıştır, sulh kapsamında huzurdaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
Vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat etmeye yönelik olarak özel yetkisi bulunan davacı vekili tarihli dilekçesinde, tarafların sulh olmaları nedeniyle davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Feragat, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; ''Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır, hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı vekilinin █████/2025 tarihli feragat dilekçesi, davalı sigorta şirket vekilinin █████/2025 tarihli sulh olunduğuna dair beyan dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin █████/2025 havale tarihli feragat dilekçesindeki beyanı ile davadan feragat ettiğini beyan ettiği, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını beyan ettiği, vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, açılan davanın feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş, taraf vekilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş, arabuluculuk ücretinin davalı sigorta tarafından ödeme olması nedeni ile arabulucuk ücreti davalıya yükletilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesi gereğince 2/3 oranında alınması gereken 410,26 TL harcın, davanın açıldığı sırada peşin olarak alınan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 17,34 ‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmedikleri anlaşıldığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmedikleri anlaşıldığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
7-Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!